ALLAH YARINI VE GELECEĞİ BİLİR

ALLAH YARINI VE GELECEĞİ BİLİR
“Allahın bir kimsenin kiminle evleneceğini ,gaybı bilmeyeceğini iddia ederek,Allah senin cehenneme gideceğini bile bile seni yarattıysa seni niye sorumlu tutuyor?
-Bu konuda-Mezheb imamlarının Kur’an-la alakaları yoktur,zaten.”
Allahın yarını ve geleceği bilmeyeceğini iddia ederek,bunun tamamen kadercilik olduğunu iddia eden Abdulaziz Bayındır,bunu dayandırdığı aşağıdaki ayetlerin kesinlikle ve kesinlikle iddiasıyla hiçbir alakası yoktur.
Ve de güvenip –her ne kadar güvenilmese de- kaynak gösterdiği Süleyman Ateş-in mealinde de kendisini destekleyecek bir ibare bulunmamaktadır.
İddiasına delil getirdği aşağıdaki âyetlerde ise uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur.Açık bir hezeyandır.
Al-i İmran-140-142:” Eğer siz (Uhud’da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir’de de düşmanınız olan) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.
Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister.
Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?”
Tevbe-16:” Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Elbette zırva tevil götürmez ,bu noktada muhatab bile almaya değmez ancak işin hakikatını anlatmak,kendisini gurura sevketmemek,tarihe not düşmek adına yazmayı zaruri görmekteyim.
Zira iftiranın boyutları ta Allah-a kadar uzanmıştır.
Âyette:” Kim bundan sonra Allah’a karşı yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.”
“Allah’a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler.”
“Allah’a karşı yalan uyduran yahut âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir?”
Evvela bu iddiada;menhus bir zeka,şeytani bir kibir ve nefsani bir lezzet vardır.
Öyle bir iddia içerisindeki,kendisinin bildiğini,inandığı ilahı bile bilmiyor.Kendisi ne olduğunu bilir,sezer,hüküm verirken,ilahı geleceği bilmemektedir.!!!
Kaderi yazıp,her şeyi takdir eden,nasıl oluyor da,gelecekten habersiz oluyor.
-Allah-ı yaratmış olduğu zamanla sınırlamak,onu zamanın dar alanı içerisinde harekete mecbur kılmak,her şeyden önce Allah-ı tanımamaktır.
Bu şahıs gerçek Allah-ı değil,zihnindeki dar kalıplara sıkışmış olan ilahını tasvir etmektedir.
Aynı zamanda imanın şartlarından olan kadere iman inkâr edilmekte,batıl mezheb olan bir yandan mutezilenin görüşü olan;
silahı sıkıp adamı öldüren için;
Eğer sıkmasaydı,ölmeyecekti,iddiasında bulunurken,diğer yandan da cebriye mezhebinin;
-Sıkmasaydı da ölecekti,batıl iddiasını delil getirerek;
-Eğer Allah geleceği veya evlenecek iki kişinin evleneceklerini bilmiş olsaydı, zorlama olurdu,sapık düşüncesine gidilmektedir.
İnsanın iradesi tamamen devre dışı bırakılıp,göz ardı edilmektedir.
Ehli sünnet vel cemaata göre ise;
Tabancayı çekip öldüren kişi,tetiği çekmeseydi,ölmesi bizce meçhuldür.Çünkü ortada bir fiil yoktur.
Olmayan bir fiile de hüküm bina edilemez.
*Allah gaybı,ileride olacakları bildiğini,yine kendisi bildirmektedir.İşte o âyetler:
-“(Bunun üzerine:) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Âdem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.”
-(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kur’a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.”
-“Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder.”
-“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”
-“Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.”
Bu ayetler gibi 50-nin üzerinde gayb ile,Allah-ın geleceği bildiği ile ilgili ayet mevcuttur.
*Ayrıca Bakara suresinin başında anlatılan Hz.Âdemin halife olacağı ile ilgili anlatılan ayetlerde,meleklerin taraftar olmaması karşısında Allah,-Onların bilmediklerini de bildiğini ifade ederek,Hz.Âdem-in yaratılması yönünde hükmetmiştir.
*Ebu Leheb ve karısı Ümmü Cemil daha hayatta iken akibetlerinin ne olacağı Tebbet suresinde anlatılmış ve kötülenmişlerdir.
*Rum suresinde Ehli kitabın ateş-perestlere karşı galib ve üstün geleceği daha önceden haber verilmiş ve öyle de sonuçlanmıştır.
Lokman suresinin son ayetinde,kıyametin ilminin onun yanında olduğunu ifade etmesi,O’nun her şeyden haberdar olduğunu beyan etmektedir.
“Kıyamet saatini bilmek ancak Allah’a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.”
*Hadislerde haber verilen âhirzaman ve ahirzaman alametleri ve de kıyametle ilgili haberler,hep gelecekle,bilinmeyenler ile ilgili beyanlar olup,bunlarında zaman içerisinde gerçekleştiğini görmekteyiz.
Bu mesele kaderin iyi anlaşılmamasının ve de Allah-ın varlığının yeterli derecede bilinmemesinin bir göstergesidir.
A.Bayındır-ın bu ilk tutarsızlığı değildir. Ve bu ilk kişi de değildir.
MEHMET ÖZÇELİK
11-02-2013

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .