AŞK-I HAKİKİ VE AŞK-I MECAZİ

AŞK-I HAKİKİ VE AŞK-I MECAZİ
*Aşk; kişinin herhangi bir şey hakkında kalbinde ona karşı oluşan bir bağ,bir bağlantı,bir mıknatıs,bir cazibe ve cazibe merkezi oluşturmasıdır.
İnsanın kapsam alanında olan her şey bir derece aşkın çerçevesindedir.
*Hakiki aşk Bir’e aid ve Bir ile bağlantılı olan şeylere karşı kişinin teveccühü,bağlanması ve bağlanılmasıdır.
Her şey gibi en çok kirletilen şeylerden birisi de aşk olmuştur.Onu gerçek yerinden farklı basit,bayağı,ayağa düşürülerek,geçici şeylere hasredilmiştir.
Bulunduğu ulvi makamdan indirilerek,cennet olan yüksek ve yüce makamdan indirilen insan yani Adem gibi,o da gerçek makamından indirilmiş aşağıda ve aşağı şeylerde değerlendirilmiştir.
*Kâinatın yaratılışının ana maddesi ve mayasıdır aşk.
*Habbe-hub-muhabbet-habib-mahbub hepsi aynı köktendir.
Tohum ve meyvenin neslinin devamında işte bu muhabbet vardır.
Toprakla sarmaş dolaş olan tohum,ana kucağındaki anne bağrına ve ana cidarına yapışan çocuk gibi bir bütünlük arz etmiştir.
Adeta ben mi senim yoksa sen mi ben-sin,der gibi,iki cesed bir ruh olmuştur.
*Allah ismi mabud anlamına olmakla beraber,sevgi anlamına da gelmektedir.
Böylece aşk ve sevginin kaynağı Allahtır.
Allah önce Habibi olan mahbubu Habibullahı sevdi ve sonra o sevgiden kâinatı oluşturdu,alem ve alemler oldu.
Nasıl bir sevgi ve aşk ki,o oluş ve olma hâla olmaya ve oldurmaya devam etmektedir!
İlk inen âyet olan alâka suresinde insanın bir alâka yani kan pıhtısından biyolojik olarak yaratılmasıyla beraber,bir alaka ve ilgi anlamına da gelmektedir.
Aynı zamanda talik etmek,asmak anlamına olup,spermin annenin rahim cidarında bir alaka ve ilgi ile asılmış olmasından çocuk dünyaya gelmektedir.
Böylece çocuk da bir muhabbet ve aşkın eseridir.
Kur’an-da:” Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.”
“Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.”
Aşk kalb gözünün açılmasıdır.Akıl gözü açık olup kalb gözü kapalı olan aşkın mu’tezilesidir.
*Mevlana Mu’tezile hakkında:”Mezheb-i i’tizal his gözünün mezhebidir.Akıl gözü visalde olan (gerçek) sünnidir.Mutezileler hislerinin maskarası olmuşlardır.Dışı Sünni görünse de (gerçekte) sapıklıktadır.Kim ki,histe kalmıştır,(gerçekte)o,mutezilidir. Her ne kadar sünniyim dese de,cahildir.(farkında değildir.”
Mecazi aşk,hissi aşktır.
*Hafız-ı Şirazi,sevgilinin yüzündeki ben için Buhara ve Semerkandı veririm,der.
Timur onu huzuruna çağırıp,daha vergisini bile vermeyen Şirazi-ye;Sen bu memleketleri kolay mı elde ediliyor, zannediyorsun?deyince;
40 yamalı bir elbise giyen Şirazi korkuyla karışık cevaben;
Efendim,zaten hep vere vere bu hale geldik ya!
*Aşk hakikatte sevdiğinin dışındakileri terk etmekle beraber,sevdiğini ve sevdiği için her şeyi terk etmesi daha da ötesinde ona feda etmesidir.
*”Buda (Budistlerin buda putu) sizin kalbinizdeyse,bu gibi şeyleri yapmanız (mesela et yemeniz,köpek eti yemeniz,günah işlemeniz) tesir etmez,zarar vermez.”
Buradan çıkarılması gereken ölçü şu olmalıdır;
Gerçek sevgilinin gerçek muhabbetini bir kişilik koltuk olan kalbe oturttuktan sonra,diğer şeylere sahip olmanın kişiye zarar vermeyeceğidir.
Gerçek manada bir kalpte iki mahbub olmaz,iki sevgili bulunmaz.Birisi bulunursa,diğeri çıkar gider.
*Atomlar arasındaki hareketler bir aşkın ürünü,ilahi emrin onlara verdiği aşk ve şevkin ölümüne,ölümcül bir sonucudur.
Bu durumda atomlar için yapamama ve hele hele yapmama gibi bir durum söz konusu değildir.
*Aşk;Allah korkusundan parçalanıp,dağdan yuvarlanarak toprağa dönüşen taşın aşkıdır.
“Taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor…”
Aşk;Kıtmirin Dakyanusun zulmüne,kurtların sürüye saldırısına aldırmadan, Allah aşıklarının peşine düştüğü aşktır.
Aşk;sönmemek,sürekli yanmak için,yanıcı ve yakıcı kumun alevlerinde yanarak, rasule kadar gelerek,ateşini daha da ateşlendirmek için görmeden dönülen aşktır.
*Aşk;hiç durmadan çekirdeğin etrafında dönmektir.Öyle ki durmak,yok olmak demek,patlamak demektir.
Olmak ve yanmak için dönmektir aşk.
Aşk;güneşin etrafındaki gezegenlerin aşkıdır.
Aşk;maşuku tarafından yanmak,maşukunu ateşlendirmektir aşk.
Aşk;hem yanmak ve hem de yakmaktır.Yanmayan ve yakmayan aşık değildir,onunki de aşk değildir.
* “Koca hünkâr ağlamış” ve Türkmen kızına yaptırdığı mezarın mermer taşına, şu dörtlüğü kazdırarak, dünyaya aşkın gücünün karşısındaki çaresizliğini en güçlü orduları yenen Padişah Yavuz şöyle haykırmış:
*Türkmen kızının Yavuz-un otağına yazdığı:
Türkmen kızı :derdi olan neylesin.
Yavuz:Hemen derdin söylesin.
Türkmen kızı ::Ya korkarsa neylesin.
Yavuz :Hiç korkmasın söylesin.
Yavuzun huzuruna bu cesaretle çıkar ancak bir bakışta kalbi durur,vefat eder.
Ve Yavuz bunun üzerine O Türkmen kız için yazar;
“Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kıldı hûn eşkimi füzûn etti felek
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek”
*Aslında aşkta korku değil sevgi vardır.Korkunun ağır bastığı sevgide ölmek vardır.
*Aşk; lafza değil manaya,cesede değil ruha,aza değil çoğa,aynaya değil aynada görülenin kendisine ve aslına,mecaza değil hakikisine bağlanması ve sevmesidir.
Şiirde ve manada ısrar etmek,bülbülü eti için kesmeye benzer.Ötmesi gider eti kalır.
Mevlana:” Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
Bülbüle sırf eti için aşık olan bir kere doyar,açlığı bir öğünlük gidermiş olur. Ancak ondan sürekli ayrılmış,ayrılık ateşine düşmüş olur.Buda zaten aşk değildir. Hayvani bir istektir.Hayvani doyumluktur.
*Divan şiirinde hiçbir kelime asıl manasında,lugat karşılığında kullanılmaz, arkasında başka mazmun bir manası vardır.
Mesela Mevlana;”Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç. “
Sarhoşluk manevi sarhoşluğu,kendinden geçmeyi ifade ederken,Leyla Mevlayı ifade etmektedir.
*İnsan soğana benzermiş.ateş görür tatlanır.
Aşk da bir ateş olup,kişiyi olgunlaştırır.Bu aşkında aşk olması gerek.
Gerçek aşk,Allah ve rasulüne olan aşktır.
Mevlana;Hamdım-Yandım-Piştim,der.
Mevlanayı pişiren,Vedud ismine mazhar olduğu aşktır.
Ve;”Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.”
“İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana. “der.
*Samimi aşıklar vuslattan korkarlar çünkü kavuşmanın sonu yokluktur.
Kavuşmadıkça veya kavuşamadıkça maşuklarının ateşi ve aşkıyla sürekli yanar,yanmanın lezzetini tadarlar.
*Aşkta kavuşmak caiz değildir.Kavuşunca yanması söner.artık yanmaz,yakmaz, aydınlanmaz,aydınlatmaz.
*Aşk yanmaktır.aşk yakmaktır.
*Daha aşkı anlamadım,anlayamadım.Dost ve dostluk aşktan önce geliyor.Yıllar sonra ilk defa bir-iki kişinin dostluğuyla tanıştım.Dostun ve dostluğun tadına vardım. Arkadaşım çok,tanıdığım çok,meğer dostumun farkına bir-iki kişilik dost ve dostlukla vardım.daha var mı pek kavrayamadım.
Dostlukların üst basamağı aşk olsa gerek.Daha aşka çıkamadım,aşka varamadım.
*Nabi sevgiliye mektub yazacağını fakat üç sebepten dolayı yazamadığını söyler:
1-Kalem eğri çünkü kamıştan,Ona güvenemiyorum.
2-Mürekkep kara yüzlü.
3-Kağıt ise iki yüzlü…
*Kadında o teslimiyet ve fedakârlık ve aşkın kırpıntısı,kırıntısı olmamış olsaydı,insan oğlu ve bu gün insanlık diye bir şey olmazdı.
İşte aşıkla maşuk arasında ilk meyve yavrudur.
Aşk nice ürünlere ve yavrulara gebedir!
*Bir sarhoş Mevlânâ’nın dergâhına girip patavatsızlık etmesi üzerine, müridler sarhoşu tartaklar. Mevlânâ ise müridlere çıkışır: “Şarabı o içmiş ama siz sarhoş olmuşsunuz.”
Aşkı bilmeden aşık olanlar ve aşktan dem vuranlar!
* Mevlana-dan; İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.”
Aşk,gözün görmesi ve çakmağı çakmasıyla yanmaya başlar.
*” Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.” İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
*” Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de. “
*” İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.”
“Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?”
Aşk bir tohumdur,şüphe ve samimiyetsizlik onu öldürür.
*” Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır. “
*”Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı’dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.”
Aşık avladığı maşuk kıymetindedir.
*” Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.”
*” Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.”
*” Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.”
26-11-2011
MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .