BERZAH ŞAHSİYETLER

                            BERZAH           ŞAHSİYETLER

         Bitişler başlangıçların habercisidirler. Son’lar ilk’lerin habercisidirler. Gündüzün bitişi geceden,gecenin bitişi sabahtan haber vermektedir. Her zevalin bir kemali,her kemalin bir zevali vardır.

            Bir asırdır müslümanlar bitmişti. Son idiler,bitirilmiş,bitirilmeye çalışılmıştı. fakat görünen o ki;tükettik,bitirdik diyenler;olmayan değerlerini tüketmiş,kaybettikleri sermayelerini bitirmiş idiler ve bu olayda devam etmektedir.

            Bu durumlar,ızdıraplar,birer dönüm noktalarıdır. Çok şeyler olur,çok şeyler de kaybolabilir. Bu bazılar için –köşe dönme –diye nitelendirilirken,bazıları içinde hakka dönmedir.

            Berzahlar da insanların dönüm noktalarıdır. O dönüm noktasında menfi yönden ara veya berzah şahsiyetler çıktığı gibi,(Nemrut,Fir’avun,Deccal,Kezzab,Zalim olarak diğerlerinin mümessilliğini yaparlar.) Müsbet manada da berzah şahsiyetler,işte bu dönüm noktasında kendilerini gösterirler,bir can kurtaran gibi…Nitekim;Peygamberler,sahabi,İmam-ı Gazali,İmam-ı Rabbani,Bediüzzaman gibi şahsiyetler bu kabildendir.

            Berzah şahsiyetler farklı ve mümtaz şahsiyetlerdir. Bir imtiyaz noktaları ve tarafları vardır. Nitekim Rasulullahın döneminde yaşayıp,onu görmeye geldiği halde görmeden,ömür boyu o aşk ateşini söndürmeden yakan Veysel Karânî tam bir berzah şahsiyettir. Manevi mertebeler arasında mesafe katedip,büyük bir boşluğu doldurmuştur. O asır ile ondan sonraki asır arasında bir köprü kurmuştur. Rasulullah onun için hırkasının verilmesini söylemiş,arada özel bir hat tesis edilmiştir. Allah’ın ümmi olan peygamberimizle irtibatı nevinden,peygamberimizde Veysel Karani ile o Üveysi tarzdaki hattı kurmuştur. Müstakil bir hat. Özel hat. Aşk ve muhabbet hattı. Kalbi bağlantı.

            Saltanatını ve malını Allah yoluna feda eden,bunun mukabilinde ebedleri elde eden İbrahim Edhem bunlardandır. Ayağına bağ olan maddeyi çözüp,manaya ulaşan maneviyat adamıdır. O’na bunlarsız gidilebileceğinin isbatıdır o. Maveraya,Metafizik aleme ışınlanma yöntemi… Dünya sultanlığından,gönüller sultanlığına ışınlanma…

            İslamın yükseliş döneminde felsefe akımının ve aklının İslâmı boğmaya çalışmasına karşı,İslâmın bürhanı olan Hüccet-ül İslam İmam-ı Gazali,İslâmın alemi olan minare gibi yüksek ve ulvi şahsiyyet.. O da mümtaz ve berzahtaki kurtarıcı şahsiyyettir.

            Üveysi tarzda Hz. Ali’den dersini almış ve vermiştir.

            İmam-ı Rabbani bin yılın başında dönemeçte köşe taşı gibi olup,yeni dönülecek ve gidilecek yolda olacakları doğru olarak haber veren hikmet ehli büyük veli.

            Buda velayet yolunun sahibi Hz. Ali’den icazetini almış ve ders vermiştir. Üveysi tarzda..

            İslâmın,tüm değerlerinin silinmeye ve sindirilmeye çalışılıp,kökten imha hareketlerinin bütün cephelerde faaliyete başladığı dönemde,İslam kalesine bayrak olup dalgalanan Bediüzzaman hedefi göğüsleyerek,son karanlık dönemlerin İlk aydınlık adamıdır. Bediüzzaman; İmam-ı Gazali’nin fenni ve mantıki tarzını,İmam-ı Rabbani’nin kalbi tarzını üveysi olarak kendisinde cem etmiştir.

            Dönemeçteyiz,kavşaktayız. Kavşaklarda çok yavşaklar kafası karışıkları beklemekte,sırf yavaşlatmak için..köpeklerine aş yapmak için..sırp canavarı gibi kapmak için..için için yakmak için…başka ne için? evet,ne için? Buyurun,seçeneklerden birini seçin,hangisini seçerseniz seçin,aklınızda varsa onu seçin..hepsi zulmetmek için…

            Kavşaklar tehlikelidir. 40 kişinin,80 kişinin sorumluluğunu sırtlarına yüklenenler hep bu kavşaklardaki hadiselerle karşılaşmışlardır. Takla atmışlar. Çünkü pusuya elverişli,çünkü levhadaki okun yönü çevrilmeye müsaid.. istikametten çıkabilir,uçuruma uçabilir,uçurulabilir.

            İşte derecesine göre;Rabbimiz bu dönem ve dönüm noktalarında,rasulünün önderliğinde kavşaklarda nöbet tutan şahsiyetleri göndermiş,onları önemli bir görevle tavzif etmiştir.

            Kaynağın başında Peygamber Efendimiz durmakta,komutayı elde tutmakta,ikinci kavşağı İmam-ı Rabbani,Üçüncü kavşağı ise Bediüzzaman Hazretleri tutarak,böylece oralarda meydana gelebilecek külli tehlikeleri,aza indirmekte,akim bırakmaktadır. Bu noktalar insanlığın dönüm ve ölüm noktalarıdır.

            Bu dönüm noktalarında yetişen ve yetiştirilen talebeler etrafı aleme salınır. Bulunulan noktadan yeni bir atak ile yükselişe geçilir. Bu noktalar berzah noktalardır,geçiş dönemleridir. Tıpkı hayata gözünü açmak,hayata geçmek için anne karnında üç berzah,üç devre geçiren çocuğun yaratılışı gibi. Her geçirilen devre,bir sonraki devreden daha hafif kalmada.Şöyle ki;çocuk anne karnında birinci devre olan sulu araziden,sulak bir yerden,ikincide;sık ormanlarla çevrili ağaçların arasından geçmek mecburiyetindedir. Üçüncüde;zifiri karanlık bir tünelden geçme ile karşı karşıyadır. Geçmese,hayata geçemiyecek,geçse;geçemiyecek kadar zor durumlarla,tehlike ve badirelerle karşı karşıyadır. Her iki durumda da ölüm var. Tıpkı 20. asırdaki müslümanların maruz kaldıkları durumlar gibi…

            “İki denizi salıverdi,birbirine kavuşuyorlar. Aralarında bir engel vardır,birbirlerine geçip karışmıyorlar. Şimdi rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz. İkisinden de inci mercan çıkar.”[1]

            “O,iki denizi birbirine salmıştır. Bu,tatlı ve susuzluğu giderici;şu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur.”[2]

            Tatlılığı temsil eden iman ve iman ehli ile,acılığı temsil eden küfür ve küfür ehli arasında bir perde ve berzah vardır. İşte bu dönemde çıkan üstün şahsiyetler;tatlı olanların acı olanlara,ehli imanın ehli küfre katılımını engellerler. Bununla kalmayıp cehenneme ehil ve odun olabilecek insanların içlerinde bulunan inci ve mercan özellik ve sıfatındaki kişileri de çıkarırlar. Bu iki sınıf insanlar,Hz.Âdem’den beri büyük bir deniz gibi salınmış,aralarına perde çekilmiş,hile yapmayı engelleyecek şekilde,engeller ve berzahlar koyularak yarış pistine salınmıştır. Ve yarış hala sürmektedir. Sonuçta ip göğüslenecektir. Bayrak kapılacaktır. Sancak dikilecektir. Allah ise bunu ehli imanın başaracağına yemin etmiş,ahdetmiş,parmak basmış,iddia değil,davasında bulunmuştur.

            Şeytan ise elbet kendi elemanlarının başaracağı üzerine her şeyini ortaya koymuştur. Olmayan değerlerinin kendisinin,olmayan canın sahibi olmayıp,sahiblenmeye çalıştığı tüm insanları ortaya atarak,onlar üzerine yemin edip kumar oynamaktadır,yüz de yüz,yüzde trilyon kaybedeceğine rağmen…

            “Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım” Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise,yeniden dirilecek güne kadar (süren) bir berzah vardır.”[3] Artık geriye dönme istekleri yersiz kabul edilip,dönüşsüz bir yola girilmiştir.

            Ehli iman ise müjdelidirler.[4] Öyle ki Hadisin hükmünce:”Peygamberler kabirlerinde diri olup,namaz kılarlar.”,”Nebiler,kabirlerinde namaz kılarlar,oruç tutarlar,(mecburi olmaksızın,nafile nevinden) Kur’an okurlar,hatta izdivaç ederler.”

            Zorluklar zorlu insanları yetiştirir. Zorlu insanlar zorluklarda,zorlu zor dönemlerde çıkarlar. Bu aynı zamanda rakibinin de zorluğundan kaynaklanır. Allah’ın adaletindendir ki,sıklete göre rakib çıkarır.

            Ulül azim peygamberler diğer peygamberlerden farklı özelliğe sahib kimselerdir. Suhuf gönderilmiştir,kitab gönderilmiştir,insanlığın dönüm noktasında dünyaya gelmişlerdir. Karşısındaki kişiler zulüm ve küfürde doruk noktada olan kişilerdir.

            Hz. İbrahimin karşısında nemrud,Hz. Musa’nın karşısında fir’avn,Hz. Muhammed (ASM) ‘in karşısında Ebu Cehil,Ebu leheb ve tüm müşrikler…

            Bazen bu küfür, sefâhet ve inad olarak simgelenmiştir. Lut kavmi livatasıyla,Yunus kavmi inadıyla,Eyyub peygamber belalarla,şeytanla,Yusuf Aleyhisselam kardeşleriyle,Züleyha ile,zindan ile. Yakub peygamber evlatlarıyla,gözüyle. İsa peygamber müfterilerle. Ve hakeza. Zamanımızda ise hepsi ve hepsiyle…Her seferinde kaldırılan halterler artmakta,ağırlaşmakta.. Çünkü son raunda doğru gidilmektedir.

            Şu anda millet olarak,İslam alemi çapında zorlu bir geçit dönemindeyiz. Bu geçitleri imanla,azimle,ibadetle,şuurla,basiretle,tarihe ve geçmişe bağlılıkla,mukaddes değerlere sarılmakla,imanda olduğu gibi her durumda tevhid ile yani birlik ve beraberlik ile aşılır ve de aşılabilir. İstesek de istemesek de bu gemi kısa duraklamalar ve demir atmalarla da olsa yürüyecektir,gidecektir. Ancak bizimde bunda bir hissemiz olsun. En azından içten gedik ve delikler açılmasın,açılmasına müsaade edilmesin…

            “Ümitvâr olunuz. Şu istikbal inkilâbatı içinde en yüksek gür sadâ İslâmın sadâsı olacaktır.”

 

                                                                                                          26-7-1994

                                                                                              MEHMET   ÖZÇELİK

[1] Rahman.19-22.

[2] Furkan.53.

[3] Mü’minun.100.

[4] Al-i İmran.169-170.

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .