DÜNYA BİR MEKTEB

DÜNYA BİR MEKTEB

Kur’an-ı Kerimin bir çok ayetinde insanın çeşitli şeylerle imtihan edildiği ifade edilmektedir. Mesela bunlar:

-Hayır ve Şer ile.[1]

-Korku,açlık,mal ve Nefislerde eksilme ile.[2]

-Allah yolunda Cihad ve Sabırla.[3]

-Yeryüzünün süsüne kapılmayıp,güzel amel işlemede.[4]

-İnsanların bazısının diğer bazısıyla denenmesi.[5]

-İndirdikleriyle deneme.[6]

Bütün bu ayetlerde ortak noktanın,insanın bu dünyaya imtihan ve denenmek için geldiğidir. Yani elmas mı,altın mı,yoksa kömür mü olduğunun bilinip,görülmesi içindir. Elmas ruhlu Hz. Ebu Bekirle,kömür ruhlu Ebu Cehilin birbirinden tefrik edilip,ayrılması içindir.

Böylece çeşitli kabiliyetlere sahib olan insanların kabiliyetlerinin açılması ile,mahiyetlerinin ortaya çıkmasına vesile olmak içindir.

İnsanın imtihanı “Gizlice ne gibi akidelerimiz olduğunu aşikar olarak bize göstermek içindir.”[7]

İnsanlar cennet de kalsaydı makamları sabit kalacaktı. Bir müsabaka,bir yarış olmadığından –melekler gibi- iniş olmayacak,ancak tamamen hayır demek olan çıkış ve yükseliş de olmayacaktı. İnsanlar rütbesiz asker gibi er mesabesinde kalıp,mareşallığa kadar çıkan terfilerden mahrum kalacaktı. Hatta denilebilir ki;hizmet edilen değil,hizmet eden olacaktı.

İnsanın yaratılmasındaki hikmet;Hz. Âdem’in cennet de yasak olan meyveden yemesiyle başlamıştır.[8] Ancak şeytana aldanmanın da büyük zarar ve kayıp olduğunu da bildirmiş olmaktadır. İlk sınanma tecrübi uygulamayla görülmüş ve gösterilmiş olmaktadır.

Ebul Haseni Şazeli yasak ağaçtan yeme günahı hususunda şöyle der:”Ne şerefli bir günah ki,sahibini halifelik makamına eriştirmiş ve kıyamete kadar gelecek insanlara tevbenin meşru kılınmasına sebeb olmuştur.[9]

Cennetten çıkarılması teklif içindir. İnsanların bir çoğunun cehenneme girmesi,az bir kısmının da cennete girmesi ise,hikmet ve adalete tam muvafık gelmektedir. Çünkü önemli olan kemiyet yani sayı çokluğu değil,keyfiyet yani kıymet ve kalitedir. Bir kilo altın değer bakımından yüzlerce ton kömürden daha kıymetlidir. Bir okulda okuyan bin öğrenciden elli tane hayatta başarılı olanının çıkması,neticenin de başarılı olduğunu gösterir. Veya tavuğun altına konulan on yumurtadan yedisinin bozulup,üçünün piliç olması halinde zarar edilmiş olmaz. Zira fiat olarak üç piliç, yedi yumurtadan kıymetlidir. Piliçlerin tavuk olması halinde de bu kıymet daha da artacaktır.

Bir de şu açıdan değerlendirecek olursak;bir işçiyi general veya amir ve neticede başbakan koltuğuna çıkartıp oturtmak,ona iyilik değil kötülük olacaktır. Layık olduğu yere götürülmesini isteyecektir. Doktorluktan anlamayan bir insanı doktor yapmak gibi…

Bir kömürü evin en seçkin yerine koymak ona iyilik değil kötülük olacaktır. Ancak o sobada yanmakla memnun ve mesrur olacak,değerli şeye de haksızlık ve zulüm edilmemiş olacaktır.

Bir kâfiri de cennete koymak;hem ona,hem de cennet ehline haksızlık olacaktır ki,bu da gübre ile beslenen böceğe baklava vermek gibi abes bir şeydir. Bu ise yapı,istidat ve kabiliyete aykırıdır.

Bundan hareketle;Okula başlayıp bitiren öğrencilerden bir kısmı sevinirken,bir kısmı da üzülmektedir. Bir kısmı da ummadığını bulmanın sevinç ve üzüntüsü içerisinde. İyi beklerken kötü,beklemezken iyi. Böylece karne onların bir sene çalışma veya çalışmamanın verdiği yıllık mahsulatıdır. Arzu edilen başarıyla bitirilmesidir. Sınıfta kalsa da bir dereceye kadar önemi yoktur. Çünkü aynı sınıfı bir daha tekrar etme imkanı vardır.

Ancak bu dünyaya imtihan için gelen insanları,hayat boyu olan imtihanlarında müsbet veya menfi notların yazıldığı karnelerini aldıktan sonra,geçmek veya kalmanın dışında üçüncü bir alternatif olan tekrar devam etme olayı yoktur. Ya geçmiştir veya kalmış.. ya ebedi sevinç veya ebedi hüzün…

O halde geriye;dünya okulunda talebe olan insanların karnelerini iyi notlarla doldurmak kalıyor. Hakiki başarı işte budur. Ancak, Ya Rab! Beni tekrar dünyaya gönder,iyi ve başarılı olacağım sözü ise nafiledir…

Bizden de başarılar dilemek kalıyor…

14-09-1991

MEHMET ÖZÇELİK

[1] Enbiya.35.

[2] Bakara.155,Al-i İmran.186.

[3] Muhammed.31.

[4] Mülk.2,Kehf.7,Hud.7.

[5] Muhammed.4.

[6] Maide.48,En’am.165,Bak. Mu’cemül Müfehres. M. F. Abdulbaki.135.

[7] Şerh-i Mesnevi. Tahir-ul Mevlevi. 12 / 91.

[8] Bakara.35.

[9] Hüseyin-i Cisri.611.

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .