DÜNYASINI BATIRAN ÂHİRETİNİ BİTİRENLER

DÜNYASINI BATIRAN ÂHİRETİNİ BİTİRENLER


            İnsanların farklı olması için,farklı ve muhalif görüşler sergilemesi gerekmez.

            Hele hele meşhur olmak için cami duvarına da bevletmek gerekmez.

            Türkiye-de dini yıkıp kaldıramayanlar,dinin saflığını ve safiliğini bozmaya çalışmaktadırlar.

            -Kur’an bize yeter- deyip de,en sahih hadisleri ve kaynaklarını mevzu deyip bir çırpıda reddedenler,kendi görüşlerini çok kuvvetli göstermekte,hiçbir kuvvetli delil de gösterememektedirler.

            -Kur’an bana yeter- diyen adeta anayasa maddelerinin dışındaki tüm kurumların yönetmeliklerini tanımamakta ve kabul etmemektedir.

            Anayasa maddesi mücmeldir.Tafsilatı ise onun uygulanabilirliliğidir.

            Yüzlerce sahih ve kuvvetli delili reddedip,bir iki zayıf delili -aklımıza uyuyor -diyerek kabul etmemektedirler.

            Oysa o aklın akıl olması gerektir.

            -Neden Kur’an dışındaki kaynakları inkâr ettikleri de artık belli olmuştur;

            Kendi sönük ve silik görüşlerine yer açmak için…

           

*Efendimiz, – Hz.Ömer-den korkmuş- diyerek iftira atanlar,onu tanımayan seviye ve şahsiyetten mahrum kimselerdir.          

            -Kahramanlık timsali Hz.Ali;Harbin dehşetlendiği anda,biz Peygamberin arkasına sığınırdık,der.

            Bir gün Medine-de gece vakti bir gürültü duyulur.Dışarıya çıkanlar uzaktan gelmekte olan bir atlıyı görürler.

            Yaklaşan kişi ise Efendimizdir.

            Halka cevaben;Ben teftiş ettim,bir şey yoktur,der.Halkı teskin eder.

            Bütün Mekkelileri,bütün dünyayı karşısına alarak mücadele edip,mücadelesinde de başarıya ulaşan bir kimse,nasıl korkak olabilir?

            Bu ifadeler tamamen hissi durumun ötesinde,ne seviye,ne şahsiyet ne de insaniyetle bağdaşmayacak bir herzedir.

            Bu durum tamamen (PİS KOKU VE KİBRİN YANSIMASIDIR).

 

            *“İslamoğlu Tefsir-Mealinde Efendimiz ile ilgili bir hususu,tefsirlerde kabul görmeyen bir yorumla,şaibeli olabilecek bir surette –o da büyük puntolarla- (KİBİRLİ ADAM) [1] diye bir yorum yapmış,bununla peygamberimizin kasdedildiğini söylemese de,güven zafiyeti sebebiyle bir şaibeye daha kapı açmış oldu.Ve de peygamberin hata edebileceğini dile getirmiştir.

 

 

*********************

 

            Üstad Bediüzzamanla ilgili olarak sitayiş-kârane ifadelerde bulunan M. İslâmoğlu,bu günlerde Mevlana ve Bediüzzamanı boyuna bakmadan tenkide kalkışmaktadır.

            Bu iki ifade arasında tam bir tezad görülmektedir.

            İstikrarsız ve isabetsizliğini göstermektedir.

            Sinekler ne zamandan beridir kartalları taklid etmeye başladılar?

            İkisi de uçar ancak biri serada diğeri süreyyada.

            -Bediüzzaman ifadesi kendisine Mısır ulemasından olan Şeyh Bahid tarafından verilmiştir.

            İlk olarak bu ismi kullanan da o değildir.Bediüzzaman-ı Hemedani de bunlardandır.

            -İslamoğlu kelimelerde boğulup,manaya nüfuz edememektedir.

            İslamoğlunu Bediüzzaman ve Mevlana çarptı!!!

 

*İsterseniz bir de babasının dilinden İslamoğlu-nu tanıyalım:

“Mustafa’yı şeytanım kadar sevmiyorum, dünyaya fesat dağıtıyor. Humeyni’nin birinci adamı! Dua edelim de Cenab-ı Hak hidayet eylesin. Yaşı 55 oldu, torun sahibi oldu ama İran kafalı, Humeyni kafalı, evinin her tarafı İranlıların kitabıyla dolu, o yüzden babasıyla da görüşemez.”[2]

 

            Kötü bir çığır açıp kayba sebeb olmak,münferid bir tükeniş değildir.Fitne uyandırılmakta,hakkın aranmasından çok,hak ve hakikat yaralanmaktadır.

           

*Geçmişte çöpe atılıp itibar görmeyen görüşleri,çöplükten çıkarıp yeni bir versiyonla,yeniymiş gibi gösterilmekte,insanlar kandırılmaktadır.

Hayatında da mematında da hayırla yadedilmeyecektir.

 

*Daha önce kendisini –faydalanılabilir mayınlı tarlaya- benzettiğim bu zat, faydayı da yitirmiştir.Geriye mayınlı tarla bırakmış,zarardan başka bir faydası söz konusu değildir.

Sadece gündemi bulandırmakta,durultma faaliyetlerini tahrik etmektedir.

 

*Kendisiyle proğram yapan Sayın Sena-i Demirci-ye gelince,bir iki kelam etmeyi düşünüyorum;

Elbette faydalı olacağını düşünüyordur.

Ancak kendisine hüsnü zan besleyenler,muhatabına olan adem-i itimadı kaybetmektedirler.

Dolayısıyla menfiliklerin ve yanlış düşüncelerin yayılmasına sebeb olunmaktadır.

-Bu vesileyle kendilerine bir hatıramı anlatayım belki faydalı olur.

-1984 yılında Kayseride rahmetli Ali Mutlu abi ikindi derslerine iştirak eder, herkes gittikten sonra bizimle sohbet etmek amacıyla beklerdi.

Bir gün herkes gittikten sonra az kalıp merakımı gidermek amacıyla;

Mehmet kardeş,erkenden gideyim de yolda İslamoğluna uğrayayım,belki bir şeyler anlatırım.

Demek ki anlaşılamamış.

 

*Önceki –Muhammedsiz İslamiyet- [3] yazımda da tehlikeye dikkat ettiğim gibi,iki bin yıl sonra yeni bir Pavlus dönemi başlatılmaktadır.

 

*1970-lerde siyasi alanda etkide bulunan İran,şimdilerde fikri ve dini yönden etki ve tahrib yapmakta ve de fitne ile münakaşa kapısını açmaktadır.

 

İslamoğlu iran furyasını estirirken,ondan geri kalmamaya çalışan Abdulaziz Bayındır da bozulan selefi,vehhabi akımını sürdürmeye çalışmaktadır.

İkisi de ortak noktalarda birleşmektedirler.

Hedef suyu ve zihinleri bulandırmaktır.

-Maalesef şeytanı taşlamaktan,Rahmanı zikretmeye,rasulüne salavat getirmeye vakit bulamamaktayız.

Kirleri temizlemeye çalışmaktan,normal temizlik işlemine geçilememektedir.

 

*Tenkid edilen birkaç noktaya gelince;

            -Ebced-Cifir meselesi:

            -Bu konuda daha önceleri yazmıştım [4]

            Eskiden camilerde elif-ba öğrenirken şöyle okurduk;

‘ebced’, ‘havvez’, ‘huttî, ‘kelemen’, ‘sa’fes’, ‘karaşet’, ‘sehhaz’, ‘dazığ’

*” Sekizinci Sehiv: Raporun ikinci sahifesinde “İlm‑i huruf ile, Ebced hesabıyla hüküm çıkarmak, okunması haram olan ilimlerdendir” diye Reddül Muhtar şârihi demiş” diye yazmışlar?

Elcevab: Kur’ân’ın haddü hesaba gelmez manaları, işaretleri, tefsirleri Hazret‑i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’dan sarihan görünmüyor.. Fakat bütün o manalar o kudsî menba’ın tereşşuhatıdır. ılm‑i huruf değil, belki pek zâhir ve hesabî olan hesab‑ı ebced ve gözle görünen tevafuklarla Kur’ân’daki işaret ve nüktelerin fehmi için bir vesile yaptığım Hazret‑i Peygamber Aleyhisselâtü Vesselâm’ın sünnetine ittiba’ımıza elbette hiç bir vecih ile münâfâtı olamaz.”[5]

*”Bir hadîs-i şerîfte, “Ebced’i ve tefsirini öğreniniz! Elif, Allah ve İllallah’tır. Yahud, Allah isminden bir harftir. ‘Be’ Allah’ın icâdıdır. ‘Cim’ Allah’ın behçetidir. ‘Dal’ ise, Allah’ın dinidir.” [6]

Timur Anadolu’ya geldiğinde Sivas’ı 803 hicrî yılında yakıp yıkmış; buna tarih olarak harâb kelimesi şürülmüş ki hı: 600 + re: 200 + elif: 1 + be: 2 = 803 etmektedir.

Meşhur mutasavvıf ve şair Şeyh Galib’in doğum tarihine eser-i ışk terkibi düşürülmüş; gerçekten de elif: 1 + peltek se: 500 + re: 200 + ayn: 70 + şın: 300 + kaf: 100 = 1171 hicrî yılıdır.

Bir başka tarihçi de yine Şeyh Galib’in doğumu için cezbetu’llah terkibini bulmuştur ki o da: Cim: 3 + zel: 700 + be: 2 + te: 400 + elif: 1 + lâm: 30 + lâm: 30 + he: 5 = 1171 etmektedir.

İstanbul’un Türkler tarafından fethi olarak beldetün tayyibetün terkibi meşhurdur ki hicrî 857 eder: Be: 2 + lâm: 30 + dal: 4 + te: 400 + tı: 9 + ye: 10 + be: 2 + te: 400 = 857.

Rivâyete göre; Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’ye yaşını sormuşlar,

“—Hüdâ’dan bir küçüğüm, varın siz hesaplayıp bulun!” diye cevap vermiş.

Hüdâ: Hı: 600 + dal: 4 + elif: 1 = 605 eder. Bu rivayete göre Mevlânâ 604 hicrî yılında doğmuş oluyor. Mevlânâ Hazretleri’nin ölümü ise: İbret’tir: Ayn: 70 + be: 2 + re: 200 + te: 400 = 672.

Muhammed kelimesi ebcedle 92 eder. Mim: 40 + hâ: 8 + mim: 40 + dal: 4 = 92. Aman sözü de aynıdır: Elif: 1 + mim: 40 + elif: 1 + nun: 50 = 92. Bu eşitliği göz önünde tutan bir şair, Peygamber SAS Efendimiz’e yazdığı na’tında şöyle diyor:

Aman lafzı senin ism-i şerifinle müsavidir;
Anınçün âşıkın zikri  amandır yâ Rasûlallah.

*” Keşfu’z-Zünûn’da, cifir ve ebced ilminin, konunun uzmanları olan mânevî ilimlerde derinleşen simalar için bir çok esrarın anahtarı hükmünde bulunduğu ve Hz. Ali tarikiyle özellikle Ehl-i Beyte tevârüs eden bir ilim olduğu belirtilmiştir. Bu ilmin eski peygamberlerin kitaplarında da yer aldığına dair rivâyetlere işaret eden Çelebi, “Bu ilme, ancak âhirzamanda gelecek olan Hz. Mehdî, hakkıyle vâkıf olur” diyen bazı âlimlerin görüşlerine de yer vermiştir.”[7]

*” İzz b. Abdusselam’ın bildirdiğine göre: Hz. Ali, Şura Suresinin başında yer alan “Hâ-Mim-Ayın-Sin-Kaf” şifreli harflerden, Muaviye ile kendisi arasında vuku bulan hadiseleri çıkarmıştır.” [8]

*”Evet, şeddesiz beş yüz (500) eder; doksandır (90). İstikbale bakan çok âyetler, hem bu asrımıza, hem o asırlara işaret etmeleri cihetinde istikbalden haber veren İmam-ı Ali (r.a.) ve Gavs-ı âzam (k.s.) dahi, aynen hem bu asrımıza, hem o asra bakıp haber vermişler. Kelimeleri bu zamana değil, belki bin yüz altmış bir (1161) ve sekiz yüz on (810) ederek, o zamanlarda ehemmiyetli maddî mânevî şerlere işaret eder. Eğer beraber olsa, Milâdi bin dokuz yüz yetmiş bir (1971) olur. O tarihte dehşetli bir şerden haber verir. Yirmi sene sonra, şimdiki tohumların mahsulü ıslah olmazsa, elbette tokatları dehşetli olacak.” [9]

-Üstad 1944-de telif ettiği meyve risalesinin 11.meselesinde felak suresinin tefsirinde 27 yıl sonra vuku bulacak 1971 terör,anarşi ve ihtilalinin şerrinden bahsetmektedir.

MEHMET ÖZÇELİK

25-11-2014

[1] 1.Baskı.Ağustos.2009,sh.94.

[2]https://www.google.com.tr/search?q=Mustafa%E2%80%99y%C4%B1+%C5%9Feytan%C4%B1m+kadar+sevmiyorum&ie=utf-8&oe=utf-8&aq=t&rls=org.mozilla:tr:official&client=firefox-a&channel=nts&gfe_rd=cr&ei=H9Z0VJXMJsGo8wf4ooLgDA#q=Mustafa%E2%80%99y%C4%B1+%C5%9Feytan%C4%B1m+kadar+sevmiyorum&rls=org.mozilla:tr:official&channel=nts&tbm=vid

http://www.ihvanlar.net/tag/mustafa-islamoglu/

[3] http://www.tesbitler.com/index.php/makaleler/64-oen-sayfa-makaleler/2602-muhammedsz-slamyet

[4]http://www.tesbitler.com/index.php/component/search/?searchword=Ebced&ordering=&searchphrase=all

[5] Mufassal Tarihçe-I Hayat.Abdulkadir Badıllı.c/2.sh.461.

[6] Müsned-ül Firdevs, 2, 43,bak.Yeni Asya.20-5-2003.A.Ferşadoğlu.

[7] bk. Kâtib Çelebi, Keşfuz-Zünûn, I/592., http://www.sorularlaislamiyet.com/article/556/ebced-cifir.html

[8] bk.es-Suyutî, el-İtkan, II/14.; el-Âlûsî, I/102. http://www.sorularlaislamiyet.com/article/556/ebced-cifir.html

[9] Asa-yı Musa, Sayfa 78

 

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .