İSLÂM DÜNYASINDA DİNİ AKIMLAR

İSLÂM DÜNYASINDA DİNİ AKIMLAR

 *İlahiyat camiasında farklı olma hastalığı mevcut.Bu uğurda yanlışlıklar,farklı olduğu için kabul edilmekte ve kabul ettirilmektedir.

Dini camiada farklılıklar,farklı merkezlerden beslenmelerden kaynaklanmaktadır.

Sadece Kur’an var,o bize yeter diyerek,ğayrını inkâr ve reddedenler,aslında Kuranı ve Kurandan esasları değil,kendi yorumlarını insanlara kabul ettirmeye çalışmaktadırlar.

Bazen Mu’tezile gibi aklını ön plana çıkararak,-aklım almıyor-,-aklıma sığmıyorum-der.

Oysa o aklın,akıl olması gerekir.

Zaten senin aklın yetecek olmuş olsa bu kadar tahşidata,eserler vermeye gerek kalmazdı.

            Hadiste;”Şunu iyi biliniz ki bana Kur’an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun koltuğuna kurulan tok bir adamın size: ‘Sadece şu Kur’an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter.’ diyeceği günler yakındır…”[1]

 

*Rabbimizde;”Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak «Bu helâldir, şu da haramdır» demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.”[2]

Tıpkı ben demiyorum,Allah böyle diyor,diyerek,Allah-a yalan isnadda bulunanlar gibi.

 

*Mevlana Mu’tezile hakkında:”Mezheb-i i’tizal his gözünün mezhebidir.Akıl gözü visalde olan (gerçek) sünnidir.Mutezileler hislerinin maskarası olmuşlardır.Dışı Sünni görünse de (gerçekte) sapıklıktadır.Kim ki,histe kalmıştır, (gerçekte)o, mutezilidir. Her ne kadar sünniyim dese de,cahildir.(farkında değildir.)”[3]

*”Ehli olmayana ilim öğretmek eşkiyanın eline silah vermek gibidir.”(Mehmet Feyzi Efendi.)

Bu gün ilâhiyat camiasını bekleyen bir tehlikede,yeterli bir birikime sahip olmama veya bir kazanım olan imam hatiplerle beraber,liselerden de ilahiyatlara geçen insanların durumudur.

Şahsi gayretler içerisinde ve istikametini koruyan için mesele olmaz ancak bu kişilerin hızla kendilerini telafi etmeleri,fetva makamında bulundukları için fetvalarında dikkatli ve hassas davranmalıdırlar.

 

*Yök ilk defa denilecek şekilde ilahiyatlardan felsefeyi kaldırarak isabetli kararda bulundu ancak baskılar neticesinde geri adım attı.

İlahiyatlardaki felsefenin yerine konulacak olan hikmet dersleri veya meslek derslerinin ağırlaştırılması ve yoğunlaşması gerekirken,hala batıdan akan kanalizasyonlara ışık tutulmaktadır.

 

*Bu zamanda bazı ilahiyatçıların ifrat çıkışlarının en önemli sebebi;H.3.asırda islama giren gayrı Müslimlerin eski birikintileri ile beraber girmeleri sebebiyle,İslam alimlerinin bu tehlikeyi sezerek,adeta yangın ve selden bir şeyleri kurtarmak amacıyla gösterdikleri çaba neticesinde İslami ilimlerin temeli atılır.

Şimdi de yıllardır yıpranmış olan bu binayı yıkarak veya diğer adıyla reform düşüncesiyle yeniden inşa etme düşüncesi oluşturulmaktadır.

Tüm çalışmaları devre dışı bırakarak yeniden sadece Kur’an-ı Kerim-i referans alıp tekrar baştan başlama düşüncesinin tezahürüdür.

 

*Dünyada on bin kadar din bulunmaktadır.

Bu durum insanın doğuştan getirdiği inancının bir gereğidir.

Zira din hayatın hayatı,hem nuru hem esasıdır.

Hayatın temelinde din vardır.

Problem ise hayatın devamında dinin sürdürülememesindendir.

Mesela;Moon tarikatı CIA tarafından desteklenmektedir.[4]

Bu bazen insanları İslâmiyetten uzaklaştırmak için ihdas edilip, yaygınlaştırılmaya çalışılırken,bir kısmı korku ve sevgiden,ondan görmüş olduğu faydadan dolayı sürdürülmektedir.

*Mısır,Suriye gibi diğer İslam ülkelerindeki yerlerde de farklı inanç ve yaşantılar sürdürülmektedir.

Bu ülkelerin durumları bizlerin geçmişteki durumlarımıza benzemektedir.

Bizde de bir asırdır kapatılan dinin musluğu ile toplum adeta susuz bırakılmış, sağlıksız sularla beslenilmiş,toplumun kalbi insanlık tarihinde görülmeyen bir vahşet ve cehalet içerisinde bırakılmıştır.

Dini amaçla iki-üç kişinin bir araya gelmesi suç sayılmış,dini kitaplar yakılmış, satılmış, atılmış,bin dört yüz yıllık inanç akamete uğratılmıştır.

Mısırdan gelen dil bölümü öğretim görevlisine Mısırı sorduğumuzda; Kıptilerin,cemaatların çatışması,bizdeki çatışmalarla benzerlik arzettiğini gördük.

Dinde bozulmaya giden dünyanın,diğer cephesinde de mezhepler ve ırklar yoluyla ayrıştırılmaya tabi tutulmaktadır.

 

*Ortadoğu da bu bozulmanın unsuru Alevilik olarak projelendirilmektedir.

Alevilerin bir fıkıh,kelam gibi kitap ve çalışmaları var mı?

Hayatlarında ibadetlerin yeri nedir?

Yoksa siyasetle gerçek mecrasından saptırılmış mıdır?

Bir televizyon Programında ” Diyanet Alevi köylerimize cami yapmasın biz Köyümüze cami istemiyoruz,namaz kılmıyoruz çünkü biz Müslüman DEĞİLİZ ! “

Diğer ifadesinde ise; “Sünni kesim, Sünni kardeşlerimiz Tanrı ile buluşmalarını ‘cami’ dediğimiz bir mekanda daha rahat sağlayabiliyorlarsa ona fevkalade saygı duymak gerekirdi. Alevi kesim eğer cemevlerinde müzik eşliğinde, saz eşliğinde kadın-erkek bir arada Kur’an-ı Kerim ayetlerini terenmüm etmeyi, icra etmeyi benimsiyorlarsa o şekilde Tanrı’nın huzuruna çıkmayı yeğ tutuyorlarsa onlara da aynı saygının gösterilmesi gerekir. Bunun Türkiye’de mutlaka sosyal barışın sağlanması, dış müdahalenin önlenmesi açısından vazgeçilmez bir hareket, eylem olarak gerçekleştirilmesi gerektiğine inandık.”

*Alevi Bektaşi Fedarasyonu Genel Başkanı Ali Balkız. “Aleviler Mustafa Kemal Atatürk’ü büyük kurtarıcı olarak görürler. Alevilik inancında reankarnasyon vardır. İnsan ölmez, başka bir canlının bedeninde yeniden dünyaya gelir.
Aleviler, ‘Hazreti Ali, Mustafa Kemal Atatürk olarak zuhur etti, geldi’ diye inanırlar. ‘Bizi ancak böyle biri zulümden kurtarabilir’ derler. Aleviler Atatürk’ü mitleştirmişlerdir.

            Reenkarnasyon Hindularda ve bir kısım Yahudilerde bulunmaktadır.

           Acaba aleviler Yahudilere mi katılmak isteniyor?

Ahiret inancı inkâr ediliyor.

*Ve yine özellikle kasıtlı olarak Alevilik Hz.Ali-ye değil,ondan öncesine bağlandırılmaya çalışılarak,Hz.Ali-nin manevi hakimiyet ve nüfuzunu da ortadan kaldırmak amaçlanıyor.

Bir yandan alevi kesimin islamiyetten istifadesi engellenirken,diğer yandan da yanlış inançlara yönlendirilmektedirler.

 

*Bu gün darbeden yargılanan bir komutan gibi,askeriyede de yıllarca dine baskı yapıldı.

*Darbeden yargılanan komutanlardan biri;inanca ve namaza baskı yaptığı her yönüyle bilinip tescil edilmişken bunu inkâr edip,eli sopalı olanların tehdit olduğunu söylemektedir.

            O halde onlarla uğraşsana!Neden ordudaki ve bulunduğun yerdeki insanları rencide edip ve onları namaz kıldığı için hapse attırıyor,yasaklayarak tüm Türkiye’ye darbe plânı neyin bahanesi yapıyorsun?

*Ecdat hafızlara bile abdestsiz dokunmamış.Ayağını kıbleye ve Medineye uzatmamış.

Dini taşa kazımış,sanata ruh katmış.Dini ihya etmiş,ihya olmuş.

 

*Bu asırda kuruyan bahçedeki çiçeklere Bediüzzaman ve Süleyman Efendi gibi şahsiyetler damıtmalı sistemle su vererek yaşatmıştır.

 

*Fir’avn Kur’an-ı Kerim-de müsriflerden olarak bahsedilir.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.”

 

İçinde bulunduğumuz bu asır Müsrif ve müsriflerin olduğu bir asırdır.

 Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim,

Her türlü amelde çok ahesteyim,

Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim,

Uyandır artık ya Rab! Belki son nefesteyim…!Mevlana…

MEHMET ÖZÇELİK

23-02-2014

[1] Ebu Davud, Sünnet, 6, İmare 33; Tirmizi, İlim 10.

[2] Nahl.116.

[3] Feyizler. Musa Özdağ.II/194.

[4] Bak.Memleket benim değil.Necmi Naz..sh.123-150.Dönme olan Muhammed Yahya ABD-li olup,Y.Nuri Öztürk-ün yüksek lisans öğrencisi olup,bu öğrencininde -moon olup-,özellikle Öztürkle ilgilenmesi ibretâmizdir.(Age.137-138.

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .