KEÇİLERİN HIŞMINA UĞRAYAN KOYUNLAR ÜLKESİ

– KEÇİLERİN HIŞMINA UĞRAYAN KOYUNLAR ÜLKESİ –

Yıllarca hatta asırlarca birbirleriyle arkadaş olup,beraber yaşıyorlardı. Cins olarak aynı idiler. Veya öyle yaşamaya mecbur idiler. Bir gün beraber gezerken dereyi geçipte karşıya atlamak gerekti. Bu durumda keçi direterek,illa önce koyunun atlamasını amirane emretti. İlk önce sen atlayacaksın,ben öyle istiyorum, diye ısrar etti. Keçi yaa! Gariban koyun mecbur kaldı,atladı. Ancak arkasını iyice örtmüş olan kuyruğu bir anlık havaya kalktı. Keçi ise bu fırsatı kaçırır mı? Mal bulmuş mağribi gibi, dört elle bu işe sarılıp,alay konusu yapmaya başladı. Her gittiği yerde bu durumdan pay çıkarmak üzere dem vurup,demlenmeye çalıştı. Oysa hatırlamaz,belki de bilmez ki, kendisinin ki devamlı açıktır. Sürekli görülmektedir. Ayıbını örtecek bir örtüde mevcut değildir.

Bu misal ne kadar da benzerlik arz etmektedir memleketimizdeki laik ve irtica havarilerine.. Anarşinin içerisinde yıllardır yüzmekte,karşısındakini ise devleti yıkmakla,ele geçirmekle itham etmektedir. Ele geçirecek dediği kimsenin yapıcılığını,kendi yıkıcılığından tefrik edip ayıramamakta,iltibas etmektedir. Adeta aynaya tükürmektedir.

“ Her kesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez.”[1] Ayeti mucibince bir gemide 99 cani bir masum bulunsa adalet gereği o gemi batırılamaz. Bir cani 99 masum olduğunda ise hiçbir suretle batırılamayacaktır.

Türkiye de yüzde bir Hristiyan veya sair dinlere mensup birinin hakkı korunmaya çalışılırken, yüzde doksan dokuzu bir-e feda etmek amacıyla örtünenin örtüsünü açması veya bir dini mükellefiyetini feda ettirip tahkir etmek hangi insafa,hangi vicdana sığar. Birin hukukunu korumak,99-un kini göz ardı etmek en büyük hukuksuzluktur. Bu konuda bir eksikliğin bulunduğu kesindir. Şöyle ki; Buna karşı çıkanlar ya bunu bilmiyor. Veya bilenlerden Diyanet ve İlâhiyatçılar bunu hakkıyla anlatamıyor,seslerini udyuramıyorlar. Yada üçüncü bir el bunu karıştırıyor. Veya her üçü..

3-5-1999-da Meclisteki DSP-lilerin yemin törenindeki hırçınlık ve kışkırtıcılıkları,liderleri olan B. Ecevitin “Atın bu kızı dışarı” diye Merve Kavakçıya gösterdiği kin dolu hareket ve bu konuda önceden hazırlanmış olmak bu kabildendir. Hedef problem i çözmek değil,problem üretmek oluyor.

Her şeye şu iki açıdan bakmak gerek. Beşer ve Kader. Olaylara kader açısından bakınca hep güzellikler ve iyilikler,hayırlar görülmekte. Beşer açısından ise;acılar ve şerler.. Alttaki gelişme ve büyüme üstü yitiyor. Nitekim kız çocuklarının okutulmaması tenkit edildi. Okudular. Örtündüler diye geri gönderildiler. İslamiyet ferdi alandan içtima-i alana yansıdı. Fertte kalmadı. Buda bazılarında rahatsızlığa neden oldu.Belki de bu durum umulmadı. Beklenilmedi. İstenilmedi

Şeytanın ayıplarından ve şeytani ayıplardan biride,çirkin yerlerinin görünmesi ve açılması;haramın ve günahın göstergesidir. Zira yasak meyveden yiyen Hz. Âdem ve Havva-nın avret mahalleri açılmıştı. Günahın kerih olan sonucu görülmüştü.[2] Günahın ilk tezahürü ve görüntüsü açılmakla başlamıştır. Ve sonu da onunla sürüp,kapanacak gibi… İşte sefâhet..

İnsanlar vitrinde gördüklerine aşık oluyorlar. Vücuduna olup-olmadığına bakmıyor. Genç kızın fizikine aldanıyor. Vücuduna bol veya dar olmasına pek bakmıyor.Bu durum ise huzursuzluklara neden oluyor. Fiziki uyumluluktan önce metafizik uyumluluk esas olmalıdır.

İç aleminde zelzele olan bir insanın,dış alemi ne derece ve nereye kadar var olabilir,varlığını muhafaza edebilir? Genç hissine göre hareket etmekte, büyük ise aklına ve tecrübesine…

————————-

İki farklı nokta ve kutupta yaşayan insanların arasında bulunan ara bir noktanın adıdır A’raf. Yani; sevapla günahları eşit olanların bulundukları bir dağ ve yerin adıdır A’raf. Belli bir zamana kadar burada kalıp, ancak Allah’ın affıyla cennete gireceklerdir.[3] Arada kalmak tıpkı derede kalmak gibi. Meçhule giden stresli meçhuldeki yol. Kazanmakla kaybetmek arası. Düşmekle kalkmak..Olmakla ölmek. Yanmakla sönmek. Mükafat ve ceza arası bir girdap. Handikap. Şaşkınlık ve serap. Darp ve harp. Sakinleri olan mesken,sekine ve sükuna muhtaç mekan.İlahi mekan. Adaletin mekanizması…

26-06-1999

MEHMET ÖZÇELİK

[1] En’am.164, İsra.15, Fatır.18, Zümer.7, Necm.38.

[2] A’raf.22,26-27.

[3] Bkn.A’raf. 46.

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .