KUR’AN-DA ADI GEÇEN HAYVANLAR VE ÖZELLİKLERİ

       KUR’AN-DA   ADI   GEÇEN   HAYVANLAR   VE   ÖZELLİKLERİ

            Kur’an-ı Kerim-de hayvanlar belirtilirken bunlar şöyle adlandırılır=

            “Yer yüzünde her çeşit canlıyı yaymasın da..”[1]

            “İhramlı iken avlanmayı helal saymamak üzere (aşağıda) size okunacaklar dışında kalan hayvanlar,sizin için helal kılındı.”[2]

“ Yer yüzünde yürüyen hayvanlar ve (gök yüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardır.”[3]

“Şüphesiz Allah katında hayvanların en kötüsü,düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.”[4]

Ve “ Kafir olanlardır. Çünkü onlar iman etmezler.”[5]

“ Yer yüzünde yürüyen her canlının rızkı,yalnızca Allah’ın üzerinedir. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir. (Bunların) hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuzda) vardır.”[6]

Ve “ Yürüyen hiçbir varlık yoktur ki,O,onun perçeminden tutmuş olmasın.”[7]

“ Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı (şeyler) ve bir çok faydalar vardır. Onlardan bir kısmını da yersiniz.”[8]

“… hayvanlar ve insanların bir çoğu Allah’a secde ediyor.”[9]

“Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için bir çok faydalar daha vardır;etlerinden de yersiniz.

Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.”[10]

“ O siz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman,onlara yerden bir Dabbe (mahluk,yerde sürünen canlı,Mikroskobik canlı,Aids mikrobu) çıkarırız da,bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.”[11]

“ Süleymanın ölümüne hükmettiğimiz zaman,onun öldüğünü,ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi..”[12]

“ İnsanlardan,hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var.”[13]

“…Size kendinizden eşler,hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır.”[14]

Ve bunların yaratılışı hususunda:

“Hayvanlardan yük taşıyanı ve tüyünden döşek yapılanları yaratan O’dur.”[15]

“Allah,her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür,kimi iki ayağı üstünde yürür.. Allah dilediğini yaratır;şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”[16]

“Sizin için hayvanlardan sekiz eş meydana getirdi.”[17]

(Bu sekiz eş:erkeği ve dişisiyle;sığır,koyun,deve,keçi.)

Bu ayeti açıklayan Bediüzzaman; Ayette”Yaratma” ifadesi yerine “Enzele” indirdi,ifadesinin kullanılışını şöyle izah eder:

“Sekiz nevi hayvanatı mübareke-i size hazine-i rahmetinden güya cennet-den nimet olarak indirilmiş,gönderilmiş. Çünkü o mübarek hayvanlar bütün cihetleriyle bütün beşere nimet olduğundan saçından bedevilere seyyarhaneler,elbiseler,etinden güzel yemekler,sütünden güzel leziz taamlar ve derilerinden pabuçlar ve saire hatta gübreleri mezruatın erzakı ve insanların mahrukatı (yakacakları) hükmünde olup,güya o mübarek hayvanlar tecessüm etmiş aynı nimet ve rahmettirler. Onun içindir ki;yağmura rahmet namı verildiği gibi bu mübarek hayvanlara da –En’am- namı verilmiş. Güya rahmet tecessüm etmiş yağmur olmuş,nimet de tecessüm etmiş;keçi,koyun,öküz ile manda ve deve şekillerini almış. Çendan cismani maddeleri yerde halk oluyor fakat nimetiyet sıfatı ve Rahimiyet manası maddesine tamamıyla ğalebe ettiğinden –Enzelnâ- tabiriyle doğrudan doğruya bu mübarek hayvanlar hazine-i rahmetin birer hediyyesi olarak halık-ı rahim yüksek mertebe-i rahmetinden ve manevi ali cennetinden yer yüzüne indirilmiş.”[18]

“… Ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde,gerekse de konaklama gününüzde,kolayca taşıyacağınız evler;yünlerinden,yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (faydalanacağınız) bir ev eşyası ve bir ticaret malı meydana getirdi.”[19]

Ahiret gününde Cenâb-ı Hakkın adaletinin tecellisi bakımından Kısas için:”

“ Vahşi hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde…”[20]

Hayvanlar ile ilgili olarak Bediüzzaman hazretleri:

“Hayvanların ruhları baki kalacağını…ve Hüdhüd-ü Süleymani (AS)[21] ve Neml-i (karınca); ve Nakâ-i Salih (AS) (Salih Peygamberin devesi);ve Kelb-i Ashab-ı Kehf gibi (Ashab-ı Kehf-in,mağara sahiblerinin köpeği,Kıtmir-i) bazı efrad-ı mahsusa;hem ruhu,hem cesediyle baki aleme gideceği… ve her bir nev’in,ara sıra istimal için bir tek cesedi bulunacağı…rivayeti sahihadan anlaşılmakla beraber;hikmet ve hakikat;hem rahmet ve rububiyet öyle iktiza ederler.”[22]

Hayvanlara merhamet edilmesi ve bu vesile ile onlarında hukuklarının korunmasını söyleyen Efendimiz (SAM),onlara yapılan iyilik hususunda da:

“Evet. Her “Yaş ciğer” (sahibi) için bir ücret vardır.”buyurur.[23]

Susuz bir köpeğe iyilik eden bir adamın affedildiğini,bir fahişenin de mağfirete mazhar olduğunu buyurmaktadırlar.

Bir kadının da yiyecek bulamayan eve hapsettiği bir kediden dolayı da cehenneme gittiğini buyurmaktadırlar.

Ve Hadis-de:”Eğer süt emen çocuklar,beli bükük yaşlılar,ağzıyla otlayan hayvanlar olmasaydı,üzerinize azab sel gibi gelirdi.”[24]

 

A   D   I     G   E   Ç   E   N     H   A   Y   V   A   N   L   A   R   D   A   N   ;

                                               D   E   V   E

            “Deveden de iki,sığırdan da iki (yarattı.)”[25]

            İnanmayanların cennete giremeyeceklerinin imkansızlığı anlatılırken;

            “Deve iğne deliğine girinceye kadar..”[26]teşbihiyle dile getirilir.

            Semud kavmi Salih peygamberden mu’cize eseri olarak taştan dişi bir deve çıkmasını istemeleri üzerine istedikleri deve çıkıverince buna binaen ayet-de:

            “ Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. O da size bir mu’cize olarak Allah’ın şu devesidir. Onu bırakın, Allah’ın arzında yesin. (içsin),ona kötülük etmeyin;sonra sizi elem verici bir azap yakalar.”[27]

            “Derken o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir,dediler.”[28]

            Ölçü olarak:”Deve yükü”nün kullanılması..”[29]

            “Allah’ın,onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler (Beni Nadir arazisi ele geçirilerek) için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Alla,peygamberini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.”[30]

            “ Her bir kıvılcım,sanki birer sarı deve gibidir.”[31]

            Kıyamet günü:“Gebe develer salıverildiğinde,”[32]

            “(İnsanlar) Devenin nasıl yaratıldığına,…bir bakmazlar mı?”[33]

            Deve konusunda Kütüb-ü Sitte-de geniş yer verilmektedir.[34]

            Çölün tek inek ve taşıma aracı devedir. Çölün mersedesi. Çölün son model binitidir. Kendisinde ibretler olan bir hayvandır. Hörgücünde depoladığı su ile,çölün susuzluğuna bir buçuk ay kadar dayanabilmektedir.

 

                                               Ç E   K   İ   R   G   E

            “Biz de ayrı ayrı mu’cizeler olarak onların (Musa-ya inanmayan Mısırlıların) üzerine tufan,çekirge,haşere,kurbağalar ve kan gönderdik;yine de büyüklük tasladılar ve günahkar bir kavim oldular.”[35]

            “ Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde ve davetçiye koşarak kabirlerinden çıkarlar. O esnada kafirler=Bu,çok çetin bir gündür! derler.”[36]

            Hz. Enes-den:” Rasulullah (SAM) ın zevceleri,çekirgeleri tabaklar üstünde birbirlerine hediye ederlerdi.”[37]

            Kim tarafından tutulursa tutulsun,kendi kendine ölsün veya öldürülsün fark etmez. İcma ile,yenmesi helaldir.

Çekirgeler;Cenâb-ı Hakkın cezalandıracağı kavme karşı hazır bir ordusu gibidir. Allah onları çekirge sürüleri ile cezalandırırdı.

 

                                             K   Ö   P   E   K                  

“ Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar;deki:Bütün iyi ve temiz şeyler size helal kılınmıştır. Allah’ın size öğrettiğinden öğreti avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah’ın adını anın (Besmele çekin). Allah-dan korkun Allah’ın hesabı pek çabuktur.”[38]

“ Dileseydik elbette onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o,dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer=Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur,bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat;belki düşünürler.”[39]

“Kendileri uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Onları sağa sola çevirdik. Köpekleri de (Kıtmir) mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi. Eğer

onların durumuna muttali’ olsa idin dönüp onlardan kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.”[40]

            Rasulullah:”Köpeğin parasını,fahişenin ücretini ve kahinin ücretini yasaklamıştır”[41]

            Hadis-de:” Köpek besleyen bir aile yoktur ki,her gün rızıklarından iki kırat eksilmemiş olsun. Bundan av veya bekçi veya koyun köpeği hariç.”[42]

            “Esbab ve vesaiti insan kucağına alıp yapışırsa,zillet ve hakarete sebeb olur. Mesela:Kelp,bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfatı hasene ile muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hatta sadakat ve vefadarlığı darb- ı mesel olmuştur. Bu güzel ahlakına binaen,insanlar arasında kendisine mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmağa layık iken,maalesef,insanlar arasında mübarekiyet değil necis-ül ayn addedilmiştir.”[43]

            Bediüzzaman hazretleri bunun sebebini şöyle açıklar:

“Kelp-de hırs marazı ziyade olduğundan esbab-ı zahiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki,mün’imi hakikiden bütün bütün gafletine sebeb olur. Binaenaleyh,vasıtayı müsebbib bilerek müessiri hakikiden yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tahir olsun. Çünkü hükümler,hadler günahları affeder. Ve beynen-nas tahkir darbesini,gaflete keffaret olarak yemiştir.

Öteki hayvanlar ise,vesaiti bilmiyorlar. Ve esbaba o kadar kıymet vermiyorlar.”[44]

Ömürleri ise,28 yıl olduğu ifade edilir.

 

                                               B   I   L   D   I   R   C   I   N

“ Ve sizi bulutla gölgeledik,size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik ve verdiğimiz güzel nimetlerden yeyiniz. (dedik) Hakikat da onlar bize değil sadece kendilerine kötülük ediyorlardı.”[45]

Cenâb-ı Hak yahudileri Tih çölünde bu güzel kuş etiyle,onları nimetlendiriyordu. Muhtelif bir çok yiyecekler içinde sofrada kudret helvası ve bıldırcın eti bulunuyordu.

İbni Baytar bunun fazla yenilmemesini söylerken,faydaları hususunda da şunları anlatır: Böbrek taşlarını erittiğini,idrarı söktürdüğü,kanının kulağa damlatılmasıyla kulak ağrısını dindirdiği,ödünün uçuğa faydalı olduğu,yüreği devamlı yenildiğinde iç sıkıntısına iyi geldiği belirtilirken;

Tabiatnâmede de bıldırcın etinin meniyi ve şehveti arttırdığı da ifade edilir.[46]

 

                                 K   O   Y   U   N     –     K   E   Ç   İ

“( Dişi ve erkek olarak) sekiz eş yarattı:Koyundan iki,keçiden iki… De ki:o,bunların erkeklerini mi,dişilerini mi,yoksa bu iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram etti? Eğer doğru iseniz bana ilimle söyleyin.”[47]

“Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu,zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleyeniz.”[48]

Allah emreder hasen olur,nehyeder kabih ve çirkin olur. Hüküm emir ve nehye göredir. Haram ve helallıkta da durum böyledir.

“O,benim asamdır,dedi,ona dayanırım,onunla davarlarıma yaprak silkelerim;benim ona başka ihtiyaçlarım da vardır.”[49]

“Davud ve Süleymanı da (an). Bir zaman,bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı:bir grup insanın koyun sürüsü,geceleyin başı boş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.”[50]

“(Onlardan biri şöyle dedi) Bu,kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken –onu da bana ver-dedi ve tartışmada beni yendi.

Davud:Andolsun ki,senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık da bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu,birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud,kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı,tevbe edip Allah’a yöneldi.”[51]

Hadis-de:”Sahibi için koyun berekettir,deve de izzettir. Ata gelince,hayır onun alnına bağlanmıştır.”[52]

İnsanlar yiyecek-içecek,giyecek gibi bir çok konu da bu hayvanlardan istifade etmektedirler.

 

                                            K   U   R   B   A   Ğ   A

“ Biz de ayrı ayrı mu’cizeler olarak onların üzerine tufan,çekirge,haşere,kurbağalar ve kan gönderdik;yine de büyüklük tasladılar ve günahkar bir kavim oldular.”[53]

Rasulullahın öldürmesini yasakladığı hayvanlardan biri de kurbağadır.”[54]

Bu konu da:”Şarihler,kurbağa hakkında gelen yasağın,onun necisliği veya tiksinti verici olmasından ileri geldiğini,ilk akla gelen ihtimalin de onun haram ve dolayısıyla kesiminin ve yenmesinin gayrı caiz olduğunu belirtir.”[55]

İbni Sina Kanun adlı kitabında:”Kim kurbağa yada kanını yerse,bedeni şişer ve rengi değişir. Meniyi atar,hatta onu öldürür. Bu yüzden doktorlar,onun zararını bildiklerinden ilaç olarak kurbağayı kullanmazlar. Su kurbağası ve kara kurbağası olmak üzere iki nevidir. Kara kurbağası yenildiğinde öldürür.”[56]

 

                                               K   U   R   T

“(Babaları) dedi ki:Onu götürmeniz beni mutlaka üzer. Siz ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkarım.

Dediler ki:Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk olduğumuz halde,eğer onu kurt yerse,o zaman biz gerçekten aciz kimseler sayılırız.”[57]

“Ey babamız! dediler,biz yarışmak üzere uzaklaştık;Yusuf’u eşyamızın yanında bırakmıştır. (Ne yazık ki) onu kurt yemiş. Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsın.”[58]

Kurt hakkında Peygamberimize sorulması üzerine:”Kendisinde hayır bulunan bir kimse kurdu yer mi?”buyurarak,yenilmesinin haram olduğunu belirtmişlerdir. Çünkü azı dişi bulunup yırtıcı hayvanlara girmektedir.[59]

Yırtıcı olan bu hayvanların rızıkları,ölmüş hayvanlar ve leşlerdir. Bunlar tabiatın birer temizlikçileridirler.

 

                                               Ö   R   Ü   M   C   E   K

Aşağıda vereceğimiz ayetten dolayı bu sureye adını vermiştir:

“Allah dan başka dostlar edinenlerin durumu,örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir;halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi.”[60]

Yuvasını ustalıkla ve maharetle ören bu hayvan bunu uzun zamanda yapar,ancak bir çöp ile yuvası kısa bir zaman içinde yok edilebilir.

Cenâb-ı Hak kafirlerin mesleklerinin ve yollarının da zor olduğunu ancak kolay bir şekilde yok edilebilecek bir basitliğe ve çürüklüğe sahib olduğunu bildirir.

Ve bu hayvan,Allah’ın izniyle örmüş olduğu ağıyla da Peygamberimizi müşriklerden korumuştur.

Ömürleri itibariyle 28 yıl yaşadıkları belirtilir.

 

                                               S   I   Ğ   I   R

“Musa,kavmine;Allah bir sığır kesmenizi emrediyor,demişti de:Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım,demişti.

“Bizim adımıza Rabbine dua et,bize onun ne olduğunu açıklasın”dediler. Musa;Allah diyor ki:”O,ne yaşlı,ne de körpe;ikisi arasında bir inek.”size emredileni hemen yapın,dedi.

“Bu defa:Bizim için Rabbine dua et,bize onun rengini açıklasın,dediler.”O diyor ki;Sarı renkli,parlak tüylü,bakanların içini açan bir inektir”dedi.

“(Ey Musa!) Bizim için,Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın,nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz,inşaallah emredileni yapma yolunu buluruz”dediler.

“(Musa) dedi ki:Allah şöyle buyuruyor:O,henüz boyunduruk altına alınmayan,yer sürmeyen,ekin sulamayan,serbest dolaşan(salma),renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.” İşte şimdi gerçeğini anlattın”dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler,ama az kalsın kesmeyeceklerdi.”[61]

“Deveden de iki,sığırdan da iki (yarattı)”[62]

“Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu,zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleyeniz.”[63]

“Kral dedi ki:Ben (rüyada) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek gördüm. Ayrıca,yedi yeşil başak ve diğerlerini de kuru gördüm. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız,benim rüyamı da bana yorumlayınız.”[64]

“(Yusuf’un yanına gelerek dedi ki : Ey Yusuf,ey doğru sözlü kişi! (Rüya da görülen) Yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi yeşil başak ve diğerleri de kuru olan (başaklar) hakkında bize yorum yap. Ümit ederim ki,insanlara (isabetli yorumunla) dönerim de belki onlar da doğruyu öğrenirler.”[65]

Dünya yaratılalı beri tarihi seyir içerisinde,insanların toprağı ekmek için sürmelerinde bu hayvandan büyük çapta yararlanılmış ve hala da yararlanılmaktadır.

Bu hikmete binaendir ki Hadis-de:”Dünya öküz (sığır) ve balığın üzerindedir.” Yani karada yaşayanlar hayatlarını sığır ve öküzün sırtından yani toprağı sürmesinden elde ederken,sahillerde yaşayanlarda balık ile hayatlarını devam ettirmektedirler.

Bu ikisini kaldırdığımızda hayat otomatikman durur. Ancak şimdi onun yerini traktör almış olmasına rağmen yine de yamaç yerler de bu hayvanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Hz. Musa döneminde bu hayvan kutsal bilinip,kendisine tapıldığı gibi,bugün de hala kutsal bilinerek kendisine hürmet edilmekte,tapılmakta ve korunması hususunda kanunun birinci maddesine kadar girmiştir. Öyle ki ona yapılan hakaret,cumhurbaşkanına yapılan hakaretle aynı durumda belki daha da şedit olarak değerlendirilmektedir.

 

                                   Y   I   L   A   N

“ Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi.”[66]

İbni Ömer-den:Peygamberimizin minberde şöyle söylediğini,dinlediğini söyler:”Yılanları öldürün. İki çizgili ve ebteri (engerek) de öldürün. Çünkü,bunlar,gözleri kapar, (kör eder.) ve hamileler de düşük yaparlar.”[67]

Ancak daha sonra ev yılanlarının bunlardan istisna edildiği de rivayet edilmektedir.

Yılan ve akreb sokmasına karşı Peygamberimiz şu duanın okunulmasını tavsiye etmektedirler:

“Eûzü bi kelimatillâhit-tâmmati min şerri ma halaka” Yani:”Yarattığının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım.” Bununla onların zararlarından korunulmaktadır.”[68]

“Arı su içer bal akıtır,yılan su içer zehir akıtır.”hakikatınca yapısı ve tineti itibariyle zehir üreten,korkutucu bir varlıktır.

Ömürleri ise 29 yıldır.

 

                                               M   A   Y   M   U   N

“ İçinizden Cumartesi günü azgınlık edip de bu yüzden kendilerine: Aşağılık maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz.”[69]

“De ki:Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği ve gazab ettiği,aralarında maymunlar,domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimseler,işte bunlar,yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır.”[70]

Maymun;taklitçi bir hayvandır. Aynı zamanda gülünç bir özelliğe sahiptir.

Ayet-de;aşağılık ve sefil varlıklar olarak,aynı zamanda rezil ve düşük insanlar bunlara teşbih edilmektedir.

Maymun tüm gülünçlüğüyle beraber,bazen önemli bir hizmete vesile olmasıyla hem kendini hem de nevini kurtarmış oluyor.

Bu konuda Bediüzzaman hazretleri Yunanlıların üzerimize oynadıkları oyunlarını ve planlarını boşa çıkaracak bir şekilde,bir maymunun buradaki tarihin seyrini değiştiren rolünü şöyle dile getirir:

“Mücahid bir hayvan mersiyesi:Ayet-de:Rabbinin askerlerini ancak o bilir.”[71]

“İşte o cünuddan (askerlerden) bir gazi şehid nev-i hayvanda ki meymun (mübarek) said.(mesud)

Ey maymûnu meymun! Mü’minleri memnun,kafirleri mahzun,yunanı da mecnun eyledin. Öyle bir tokat vurdun ki,siyaset çarhını bozdun. Loyd Corc’u kudurttun,Venizelos’u geberttin. Mizanı siyasette pek ağır oturdun ki;küfrün ordularını,zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın. Başlarındaki maskelerini düşürüp maskara ederek bütün dünyayı güldürdün. Cennette mübeşşer olan hayvanların isrine (izine,yoluna) gittin. Cennet de saidsin çünkü gazi hem şehidsin.”[72]

 

                                               A     R     I

“ Rabbin bal arısına :Dağlardan,ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir,diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki,onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.”[73]

Bu ayette aldan bahsedildiğinden bu sureye Nahl yani Bal adı verilmiştir.

Zühri’den:”Bala devam et. Çünkü hafızaya kuvvet verir.”der.

Arının yayıldığı yere göre bal farklılık kazanır.”[74]

Özellikle bal peteğinin bir çok şekiller içerisinde altıgen olması;bu durumda hava almayarak bozulmasını engelleyici geometrik yapının ona yaptırılışı tam bir vahiy ürünüdür.”[75]

Koca bir surenin kendi adıyla isimlendirilen arı;geçmiş büyük kitaplardan İncilde de 38 defa bahsedilmekte,önemi belirtilmektedir. Arı ve balı her devirde önemini korumaktadır.

-Arı;saniyede 200 defa kanat çırpmaktadır.

-Peygamberimizin (SAM) bir çok hadislerinde de övülmüştür.

-Balın içerisine 6000 ayrı ayrı vitamin konulmuş,her bir hastalık için devayı ihtiva etmektedir.

-Tabiatı bir eczahane gibi yaratan Allah,onlar aracılığıyla binlerce bitkinin terkibiyle yan etkisi olmayan bal gibi bir lezzet,gıda ve şifa kaynağını yaratmaktadır.

-Hiç şaşırmadan ve karışmadan bu iş onlara mu’cize-vari bir şekilde yaptırılmakta,kendi güç ve büyüklüklerinin üzerinde iş gördürülmektedir. Yerlerini kokuyla tesbit ederler.

-Balla beraber bir yandan da tozlaşmayı temin eder,iğneleriyle romatizmaya fayda sağlarlar.

-Ömründe bir defa çiftleşip,kendi ağırlığının iki katı yumurtlayarak,iki yüz bin kadar tohum alan kraliçe arı emsallerine nisbetle ortalama beş yıl kadar uzun bir ömür yaşar.

Alman Dr. Zaiss:”Yer yüzünde mikropların yaşamadığı tek vasat (yer ve ortam),baldır.”der.

Erkek arılar ise sadece görevleri neslin devamını sağlamak için çiftleşmek olup,hemen akabinde ölürler.

“Arı milleti cumhuriyetçidirler”der Bediüzzaman. Yani toplu olarak çalışırlar. Münferit hareket etmezler.

En şifalı bal,koyu olan çam balıdır.

 

                                 K   A   R   I   N   C   A

“Nihayet karınca vadisine geldikleri zaman,bir karınca: Ey karıncalar!Yuvalarınıza girin;Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.”[76]    

Bu âyetden dolayı bu sureye –Karınca- manasına –Neml- adı verilmiştir.

Hadis-de:”Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın yuvasının yakılmasını emretti ve yakıldı. Allah taala hazretleri ona şöyle vahyetti:” Seni bir karınca ısırmışken,sen tesbih eden bir ümmeti yaktın.”[77]

-Yine hadis-de:”Bir peygamber ümmetiyle yağmur duasına çıkmıştı,bu esnada bazı ayaklarını havaya kaldırmış vaziyette bir karınca görmüştü ki,ümmetine:”Dönün artık,karıncanın durumu sebebiyle duanız kabul edilmiştir.”demiştir.”[78]

Peygamberimiz dört hayvanın öldürülmesini yasaklamıştır. Bunlar:Karınca,arı,hüdhüd,surad (sarı ve renkli ağaç kakan kuşu)”[79]

Hattabi-ye göre:”bir hayvanın öldürülmesi yasaklandı ise,bu ona hürmet için veya onda bulunan bir zarar sebebiyle değilse,etinin haram kılınması sebebiyledir. Nitekim aleyhis-salatu vesselam eti yenilmeyen hayvanın öldürülmesini yasaklamıştır.”der.[80]

“Tevhid yolunda her şey kadir-i zülcelâle intisab ve istinad ettiğinden,bir karınca bir fir’avunu,bir sinek bir nemrudu,bir mikrop bir cebbarı mağlub ettikleri gibi…

… Eğer şirk yolunda esbaba havale edilse;karıncanın eseri,karınca gibi ehemmiyetsiz….”olurdu.[81]

Bu hayvanın hayatını devam ettirmesinde bir-iki tane yetmiş olmasına rağmen onunla yetinmeyip,daha çok yiyecek yuvasına taşımaya çalışıp hayata karşı hırslı olmasından ve öyle de hareket ettiğinden ayaklar altında ezilmeye kendini müstehak eder.

 

                                               K     U     Ş

“Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allahdan başkası tutamaz. Kuşkusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.”[82]

“Üstlerinde kanatlarını aça kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi?Onları (havada) Rahman olan Allahdan başkası tutmuyor. Şüphesiz O her şeyi görmektedir.”[83]

Cenâb-ı Hak cennetten bahsederken:”Canlarının çektiği kuş eti ile (etraflarında dolanırlar)”[84]

Hadis-de ise:”Şüphesiz ki sen cennet de bir kuşa bakar ve onu arzu edersin. Derhal o,kızartılmış olarak önüne düşer.”(Bezzar-Müsned)

 

                                               A     T

“Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın,onunla Allah’ın düşmanını,sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz,Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir,siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.”[85]

“Atları,katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yarattı.) Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları)yaratır!”[86]

“ Akşama doğru kendisine,üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağının üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.

Süleyman;gerçekten hem mal sevgisini,Rabbimi anmak için istedim,dedi. Nihayet güneş battı. (o zaman: ) Onları (atları) tekrara bana getirin,dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.”[87]

Hadiste:”Atın alnına hayır bağlanmıştır(bu hayır) Sevab ve ğanimettir. Bu hal kıyamete kadar bakidir.”[88]

 

                                               B   A   L   I   K

“Onlara,deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü Cumartesi tatili yaptıkları gün,balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi,Cumartesi tatili yapmadıkları günde gelmezlerdi. İşte böylece biz,yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk.”[89]

“ İçinizden taze et (balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O’dur. Gemilerin denizde (suları) yara yara gittiklerini de görüyorsun. (bütün bunlar) Onun lütfunu aramanız ve nimetine şükretmeniz içindir.”[90]

“Her ikisi,iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık,denizde bir yol tutup gitmişti.”[91]

“Yunus kendini kıvranıp dururken onu bir balık yuttu.”[92]

Hadiste:”Bize iki hayvanın ölüsünün yenmesi helal kılındı.:”Balık ve çekirge.”[93]

“Yaşaması için en uygun yer suyu kaliteli olan nehirlerdir. Daha çok kayalık yerleri,sonra da kumlu,pislik ve siyah balçık bulunmayan çok hareketli ve dalgalı,güneş ve rüzgara açık,tatlı akar suları barınmak için tercih eder.”

“Deniz balığı üstündür,güzeldir,hoştur. Taze balık soğuk ve rutubetli,hazmı zordur,pek çok balğam doğurur. Ancak deniz ve deniz gibi olan sularda yaşayan balıklar öyle değildir. Bunlar güzel bir karışım oluşturur. bedeni geliştirir,meniyi artırır,sıcak mizaçları ıslah eder.”

Yahudiler onu yemezler.

Faydası gayet çoktur. Bedenin derinliklerine varıncaya kadar tüm artıkları çıkarır,temizler.

Sesi güzelleştirir. Karnı yumuşatır.

Siyatiği iyileştirir.[94]

 

                                   E B A B İ L     K U Ş L A R I

“Rabbin fil sahiplerine neler etti,görmedin mi? Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?

Onların üstüne ebabil kuşlarını gönderdi. O kuşlar,onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu. Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.”[95]

Fil suresinin tefsirinde bu hayvanların mahiyeti hakkında değişik ifadeler bulunmaktadır:

Peygamber Efendimizin doğumundan elli gün kadar önce Kabeyi yıkmaya gelen Ebrehe ordularını gaga ve ayaklarında tuttukları pişkin tuğlaları fırlatarak,bombarduman uçakları gibi onların lime lime olmalarını sağlamış,ardından gelen yağmur ve rüzgarla denize savrulmuşlardır.

 

                                   S   İ   N   E   K

“Ey insanlar! (size) bir misal verildi;şimdi onu dinleyin:Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız(taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa,bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de aciz,kendinden istenen de.”[96]

Ebu Hureyreden rivayet edilen bir hadis de Peygamberimiz şöyle buyururlar:”Birinizin kasesinde sinek vaki olduğunda küllisini kasenin içine batırsın. Sonra sineği atsın. Zira onun kanadının birisin de şifa,diğerinde dert vardır.”

Ve arı;ağzı bal,kuyruğu zehir.

Yılan;ağzı zehir,eti zehire tiryak.[97]

Sinek;saniyede 300 defa kanat çırpmaktadır.

Ve üremesi konusunda ise;”Uzmanlardan alınan bilgiye göre,ergin dişi sinekler,haftada 300 ile 600 arasında yumurta bırakıyor. Yumurtadan çıkan dişi sinek de,bir hafta içinde üremeye başlıyor. Bu durum da,hava sıcaklığının da uygun olduğu (30 derece) şartlarda,bir ergin dişi sinekten beş hafta içinde 76 milyar sinek üreyebiliyor. Sinekle mücadelede ilaçlamanın larva döneminde yapılması gerektiğini ifade eden uzmanlar,”Sineklerin larva dönemi mart ayında olur.”diyorlar.”[98]

“… Sinekler kabilelerinin haşirleri ve bilhassa daima yüzünü,gözünü ,kanadını temizlemekle bize abdesti v e nezafeti ihtar eden ve yüzümüzü okşayan gözümüz önündeki kabilenin bir senede neşr olan efradı,beni ademin adem zamanından beri gelen umum efradından fazla olduğu…”[99]

“… Kavak ve karaağaç gibi meyvesizlerin bir kısım yapraklarından her bir yaprağı,bir tabur sineklere yani,havada zikreden zihayatlara hem beşik,hem rahm-ı mâder,hem erzaklarının mahzeni yaptığı…”[100]

-Bediüzzaman:”Zübab risalesi”adıyla sinekler hakkında yazdığı yazısında şöyle hikmetli ifadede bulunmaktadır:

“Güz mevsiminde sineklerin terhisat zamanına yakın bir vakitte ve hodgâm insanlar cüz-i tacizleri için sinekleri itlaf (telef) etmek üzere hapishanemizdeki odamızda bir ilaç istimal ettiler. Benim fazla rikkatime (şefkatime) dokunmuştu. Odamda çamaşır ipim vardı. Bilahare insanların inadına sinekler daha ziyade çoğaldılar. Akşam vaktinde o küçücük kuşlar o ip üstünde gayet muntazam diziliyorlardı. Çamaşırları sermek için Rüşdiye dedim:

-Bu küçücük kuşlara ilişme,başka yere ser. O da kemali ciddiyyetle bu ip bize lazımdır. Sinekler başka yerde kendilerine yer bulsunlar. Her ne ise… Bu latife münasebetiyle seher vaktinde sinek ve karınca gibi kesretli küçük hayvanlardan bahis açıldı. Ona dedim ki;

-Böyle nüshaları çoğalan nevilerin ehemmiyetli vazifeleri ve kıymetleri vardır. Evet bir kitap kıymeti nisbetinde nüshaları teksir edilir. Demek sinek cinside ehemmiyetli vazifesi ve büyük kıymeti var ki;Fatır-ı Hakim o küçücük kaderi mektubları ve kudret kelimelerinin nüshalarını çok teksir etmiş.

Evet Kur’an-ı Hakimin:”Ey insanlar! Size bir misal verildi;şimdi onu dinleyin:Allah-ı bırakıb da yalvardıklarınız,o maksatla bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa,onu da geri alamazlar. İsteyen de aciz,kendinden istenen de.!”[101]

Yani;Cenâb-ı Haktan başka bütün esbab,ve uluhiyetleri ehli dalalet tarafından dava edilen aliheler içtima’ etse bir sineği halk edemezler.

Yani;sineğin hılkati (yaratılışı) öyle bir mu’cize-i Rabbaniyedir ve bir ayet-i tekviniyedir ki;bütün esbab toplansa onun mislini yapamazlar. O ayet-i Rabbaniyeye muaraza edemezler,taklidini de yapamazlar. Mealindeki ayete ehemmiyetli bir mevzu teşkil eden ve nemrudu mağlub eden ve Hz. Musa (AS) onların tacizlerine karşı müştekiyane:

“Ya rabbi! Bu muacciz mahlukları ne için bu kadar çoğaltmışsın?” deyince,ilhâmen cevab gelmiş ki;sen bir defa sineklere itiraz ettin. Bu sinekler çok defa sual ediyorlar ki;

“Ya rab! Bu koca kafalı beşer seni yalınız bir lisan ile zikir ediyor. Bazı da gaflet ediyor. Eğer yalınız kafasından bizleri halk etse idin,binler lisan ile sana zikir edecek bizim gibi mahluklar olurlardı.”diye Hz. Musa’nın şekvasına bin itiraz kuvvetinde hikmeti hılkatini müdafaa eden sineğin hem gayet nezafet-perver,her vakit abdest alır gibi yüzünü ,gözünü,kanadlarını temizleyen bu taifenin elbette mühim bir vazifesi vardır. Hikmeti beşeriyenin nazarı kasırdır,daha o vazifeyi ihata edememiş.

Evet,Cenâb-ı Hak nasıl ki deniz yüzünü temizlemek ve her günde milyarlarla vefiyyat bulunan hayvanatı bahriyye cenazelerini toplamak ve deniz yüzünü cenazelerle alude müstekreh manzaradan kurtarmak için sıhhiyye memurları nevinden gayet akil-ül lahm (et yiyici) bir kısım hayvanatı halk etmiş. Eğer o bahriyye,sıhhiyye memurları gayet muntazam vazifelerini ifa etmese idiler,deniz yüzü ayine gibi parlamayacaktı.

(Evet bir balık binler yumurta,binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdat-ı semekiyyeye (balıkların doğumuna) nisbeten vefiyatları bulunacak ta ki muvazene-i bahriyye muhafaza edilebilsin. Rahimiyyeti ilâhiyyenin latif cilvelerindendir ki valide balıkların yavrularıyla nisbetsiz bir tefavütü cismi de bulunduklarından yavrulara valideleri kumandanlık edemiyorlar. Sokuldukları yere giremedikleri için Hakim ve Rahim,yavrular için de onlara küçük bir kumandan çıkarıp validelik vazifesini o küçük kumandancıklara gördürür.)

Belki hazin ve elim bir bulanıklık gösterecekti. Hem her günde milyarlarla yabani hayvanlar ve kuşların cenazelerini toplamakla rûy-i zemini o taaffünattan (kokuşmadan) temizlemek ve zihayatları o elim ve hazin manzaralardan kurtarmak için nezafet ve sıhhiyye memurları hükmünde olan kartallar misullu kerametkârâne gizli ve uzak beş-altı saat mesafeden bir sevki rabbani ile o cenazenin yerini,giden ve kaldıran âkil-ul lahma kuşları ve vahşi hayvanları halk etmiş. Eğer bu berriyye (karaların) sıhhiyyeleri gayet mükemmel,intizam-perver,vazifedâr olmasa idiler zemin yüzü ağlanacak bir şekil alacaktı.

Evet âkil-ül lahm hayvanların helal rızıkları vefat eden hayvanların etleridir. Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler ceza görürler.

“Hatta Yaktassul Cemmâ-u minel Karnâ-i” Yani;”Boynuzsuz olan hayvanın kısası kıyamette boynuzludan alınır.”diye ifade-i hadisiyye gösteriyor ki;gerçi cesedleri fena bulan,fakat ervahları baki kalan hayvanat mabeyninde dahi onlara münasib bir tarzda dar-ı bekada mücazat ve mükafatları vardır. Ona binaen canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır,denilebilir. Ve küçücük hayvanların cenazelerini ve nimetin küçücük parçalarını tanelerini toplamak vazifesiyle karıncaları nezafet memurları olarak hem niâm-ı ilâhiyye (ilahi nimetler) nin küçücük parçalarını teleften ve çiğnemekten ve hakaretten ve abesiyetten sıyanet (korumak) etmekle ve küçücük hayvanatın cenazelerini toplamakla sıhhiyye memurları gibi tavzif olunmuşlar. Aynen onlardan daha mühim sinekleri dahi insanın gözüne görünmeyen hastalıkların mikroplarını ve madde-i semmiyeyi (zehirli maddeyi) temizlemekle sinekler muvazzaftırlar. Değil mikropların nâkileleri bilakis muzır mikropları mass yani emmek ve yemek ile o mikropları imha,o madde-i semmiyyeyi istihaleye uğratırlar. Çok sari hastalıkların önünü alırlar. Hem sıhhiyye ve neferleri,hem tanzifat memurları,hem kimyager olduklarına ve geniş bir hikmete mazhar bulunduklarına delil ise onların gayet kesreti (çokluğu) dir. Çünki kıymettar,menfaattar şeyler teksir edilir.

(Bir sineğin kanadı ve vücudu ne kadar harika bir sanatı rabbaniye olduğuna lâtifane bir işaret olarak meşhur Yunus Emre’nin bu fıkrası ne güzel bildirir:

Bir sineğin kanadını kırk kağnıya yüklettim.

Kırkı da çekemedi kaldı şöyle yazılı.

Ey hodgâm insan! Sineklerin binler hikmeti hayatiyyesinden başka sana aid bu küçücük faidesine bak. Sinek düşmanlığını bırak. Çünkü,gurbette kimsesiz,yalnızlık da sana ünsiyet verdiği gibi,gaflete dalıp fikrini dağıtmaktan seni ikaz eder. Ve latif vaziyeti ve abdest alması yüzünü,gözünü temizlemesiyle sana abdest ve namaz ve hareket ve nezafet gibi vazife-i insaniyeti ihtar eden ve ders veren sineği görüyorsun. Hem sineğin bir sınıfı olan arılar nimetlerin en tatlısı,en latifi olan balı sana yedirdikleri gibi Kur’an-ı mu’cizül beyanda vahyi rabbaniye mazhariyetle serfiraz olduğundan onları sevmek lazım gelirken sinek düşmanlığı belki insana daima muavenete dostane koşan ve her belasını çeken hayvanata düşmanlığı ğadrdir,haksızlıktır. Muzırların yalınız zararlarını def için mücadele olabilir. Mesela koyunları kurtların tecavüzünden korumak için onlara mukabele edilebilir. Acaba hararet zamanında vücudun idaresinden fazla olan kanın çoğalması ve bulaşık bazı mevaddı muzırrayı (zararlı maddeleri) hamil evride de cereyan eden mülevves kana musallat belki memur olan sivrisinek ve pireler fıtri haccamlar olmasınlar mı? Muhtemel;”Sübhane men tahayyere fi sun’ihil ukul”

“Akılların yapılışında hayrete kaldığı zatı takdis ederim.”

Nefsimle mücadele ettiğim bir zamanda nefsim kendinde gördüğü nimeti ilâhiyyeyi kendi malı tevehhüm ederek gurura,iftihara,temeddühe başladı. Ben ona dedim ki;”Bu mülk senin değil,emanettir. O vakit nefis gurur ve iftiharı bıraktı. Fakat tenbelliğe başladı.

Benim malım olmayana ne bakayım,zayi’ olsun,bana ne? dedi. Birden gördüm. Bir sinek elime kondu,emanetullah olan gözünü yüzünü,kanadlarını güzelce temizlemeğe başladı. Bir neferin miri silahını,elbisesini güzelce temizlediği gibi,sinek de temizliyordu. Nefsime dedim,bak. Baktı,tam ders aldı. O sinek ise mağrur ve tenbel nefsime hoca ve muallim oldu.

Sinek pisliği tıb cihetiyle zararı yok bir maddedir ki;bazen tatlı bir şurubtur. Fakat sinek yediği binler muhtelif muzır maddelerin ve mikropların ve semm-‘zehir’lerin menşe-i olmakla sinekler küçücük istihale ve tasfiye makinaları hükmüne geçmeleri hikmeti rabbaniyeden uzak değildir. Belki şe’nindendir.

Evet arıdan başka sineklerin bazı taifeleri muhtelif,müteaffin maddeleri yerler. Mütemadiyen pislik yerine katre katre şurub damlatırlar.O semli müteaffin maddeleri ağaçların yapraklarına yağan kudret helvası gibi tatlı,şifalı bir şuruba tebdil ederek bir istihale makinası olduklarını isbat ederler. Bu küçücük ferdlerin ne kadar büyük bir milleti,bir taifesi olduğunu göze gösterirler. Küçüklüğümüze bakma. Taifemizin azametine bak. “Sübhanallah” diye lisanı hal ile söylerler.

(Evet sineğin küçücük bir taifesi baharın ahirinde badem ve zerdali ağaçlarının dallarında siyah bir kütle halinde halk olunup,dala yapışık olup kalırlar. Mütemadiyen pislik yerine damlacıklar onlardan akıyor. O katreler bal gibi sair sinekler etrafına toplanır,emerler. Diğer bir başka taifesi de nebatatın çiçeklerinin ve incir gibi bir kısım ağaçların telkihinde (tozlaşmasında) istihdam olunuyorlar. Sinek taifelerinden yıldızlı,mumlu,ışıklı olan yıldız böceği şayanı temaşa olduğu gibi sinek taifelerinden yaldızlı altun gibi parlak kısmı da şayanı dikkattir. Mızraklı sinek eşkiyaları hükmünde olan yabani arıları da unutmamalıyız. Eğer halıkı rahman onların dizginini çekmese idi,bu mızraklı taifeler pireler gibi insanlara hücum etse idiler,nemrudu öldürdükleri gibi nev-i insanı da hırpalayacaktılar.

“Sinek onlardan bir şey kapsa,onu da geri alamazlar.”[102] ayetinin manayı işarisini tefsir ederdi. İşte bunlar gibi yüz namdar hasiyetli taifeleri bulunan sinek cinsinin büyük bir ehemmiyeti vardır ki,mezkur azim ayet onu mevzu yapmış.”Ey insanlar! Size bir misal verildi…”[103]ila ahire..demiş.”[104]

Karasinekler 17 gün yaşarlar.

 

                                            S   İ   V   R   İ   S   İ   N   E   K

“Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince,onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafir olanlara gelince:Allah böyle misal vermekle ne murad eder?derler. Allah onunla bir çok kimseyi saptırır,bir çoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fasıkları saptırır.(Çünkü bunlar birer imtihandır.)”[105]

Her bir varlık başlı başına bir memuru ilahidir. Kendilerine verilen görevleri hakkıyla ifa ederler. Bu hayvanı belki çoğumuz sevmeyiz. Özellikle uykumuzu kaçırdığı için kızarız.

Oysa bu hayvan bir hemşire maharetiyle vücuttaki pis kanı emerek,kanı temizler.

Hacametlerini yara açmadan ustalıkla yaparlar. Daha doğrusu onlara yaptırılır,ilham edilir.

 

                                               A   R   S   L   A   N

“Böyle iken (yani şefaatçıların şefaatı onlara fayda vermezken) onlara ne oluyor ki,adeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hala) öğütten yüz çeviriyorlar.”[106]

Kalblere haşmetli duruşlarıyla korku salmaktadırlar. Kendilerine güvendiklerinden teker teker gezib,sürü oluşturmazlar.

Cesur ve kahraman insanlar da arslana benzetilirler.

Ömürlere ortalama 24 yıldır.

 

                                   E   Ş   E   K   ( M E R K E B – İ Ş L E K )

Binek için yaratılmış,[107] Allah mu’cize eseri olarak Üzeyir aleyhis-selama öldükten sonra dirilmeyi,harab olmuş bir kasabada yüz yıl uyutur,bir gün gibi zanneder. Yiyecek içecek bozulmamış. Yalnız iskelet olmuş bir merkebi yüz sene sonra tekrar dirilterek temsil getirir.”[108]

“Yürüyüşünde tabii ol,sesini alçalt. Unutma ki,seslerin en çirkini merkeblerin sesidir.”[109]

“Tevratla yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu,ciltlerle kitab taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah,zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”[110]

“Öğüt dinlemeyenleri arslandan ürküp kaçan “Yaban eşekleri”[111] gibi tavsif etmektedir.

Rasulullahın ümmetine,eşek anırmasını işittiklerinde,hakkın rahmetinden kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınmalarını;horozların ötüşünü işittiklerinde de Allah’ın lutfunu istemelerini emretmiştir.[112]

“Ve” bir meclisten Allah’ı zikretmeksizin kalkan bir topluluk ancak eşek leşi gibi kalkmış olur.”buyurur.[113]

 

                                                                                              24-05-1996

                                                                                  MEHMET   ÖZÇELİK

[1] Bakara.164,Lokman.10,Şura.29.

[2] Maide.1-2,Hac.30.

[3] En’am.38.

[4] Enfal.22.

[5] Enfal.55.

[6] Hud.6,Ankebut.60.

[7] Hud.56.

[8] Nahl.5,10,Hac.28,34.

[9] Hac.18.

[10] Mü’minun.21-22,Mü’min.79-80,Casiye.4,Nahl.5-8,66,Yasin.71-73.

[11] Neml.82.

[12] Sebe’.14.

[13] Fatır.28.

[14] Şura.11,Zuhruf.12-13.

[15] En’am.142.

[16] Nur.45.

[17] Zümer.6.

[18] Osmanlıca Lem’alar. B. Said Nursi.909-910.

[19] Nahl.80,Hac.33.

[20] Tekvir.5.

[21] Neml.1-20.

[22] Lem’alar. 350.

[23] Kütüb-ü Sitte. Prof. İ. Canan. 7 / 269-291.

[24] Age. 7 / 287,Lem’alar.age.222.

[25] En’am.144.

[26] A’raf.40.

[27] A’raf.73,Hud.64,İsra.59,Şuara.155,Kamer.27,Şems.13.

[28] A’raf.77.

[29] Yusuf.65,72.

[30] Haşr.6.

[31] Mürselat.33.

[32] Tekvir.4.

[33] Ğaşiye.17.

[34] age. 7 / 333,352-354,146, 8 / 52,140,536, 10 / 478 –vd, 12 / 195, 16 / 598-599, 17 / 182.

[35] A’Raf.133.

[36] Kamer.7-8.

[37] Kütüb-ü Sitte.age. 17 / 404.

[38] Maide.4.

[39] A’raf.176.

[40] Kehf.18,22.

[41] Zad-ul Mead. İbni Kayyım el-Cevzi. (Heyet) 6 / 339.

[42] Kütüb-ü Sitte.age. 14 / 160.

[43] Mesnevi-i Nuriye. B. Said Nursi.sh.64.

[44] Age.65.

[45] Bakara.57,A’raf.160,Ta-Ha.80.

[46] Bak. Zaman gaz.11-5-1993.

[47] En’am.143.

[48] En’am.146.

[49] Ta-Ha.18.

[50]   Enbiya.78.

[51] Sad.23-24.

[52] Kütüb-ü Sitte. age. 7 / 289, 8 / 536.

[53] A’raf.133.

[54] Kütüb-ü Sitte.age. 14 / 163, 11 / 313.

[55] Age. 11 / 314.

[56] Zad-ul Mead.age. 5 / 60.

[57] Yusuf.13-14.

[58] Yusuf.17.

[59] Bak. Kütüb-ü Sitte.age. 17 / 405-406.

[60] Ankebut.41.

[61] Bakara.67-71.

[62] En’am.144.

[63] En’am.146.

[64] Yusuf.43.

[65] Yusuf.46.

[66] A’raf.107,Ta-Ha.20,Şuara.32,Neml,10,Kasas.31.

[67] Kütüb-ü Sitte. age. 14 / 151-157.

[68] Age. 17 / 451.

[69] Bakara.65,A’raf.166.

[70] Maide.60.

[71] Müddessir.31.

[72] Asar-ı Bediiyye. Said Nursi. (osmanlıca) sh.86.

[73] Nahl.68-69.

[74] Zad-ul Mead. age. 5 / 63.

[75] Allah ve Modern İlim. 2 / 191, Sızıntı derg.Ağustos. 1988 (279),Köprü derg. Mart.1981.(11),Zafer derg.Ekim.1988.(38),Mesnevi-i Nuriye.age.165.

[76] Neml.18.

[77] Kütüb-ü Sitte. age. 7 / 277.

[78] Age. 7 / 283.

[79] Age. 14 / 161, 7 / 274-278.

[80] Age. 14 / 162.

[81] Şualar. age. 21-22.

[82] Nahl.79.

[83] Mülk.19.

[84] Vakı-a.21.

[85] Enfal.60,Adiyat.1-5.

[86] Nahl.8.

[87] Sad.31-33,Al-i İmran.14,Haşr.6.

[88] Kütüb-ü Sitte. age. 8 / 71,68-76,49, 5 / 38-39, 7 / 288, 11 / 156.

[89] A’raf. 163.

[90] Nahl.14,Fatır.12.

[91] Kehf.61.

[92] Saffat.142,Enbiya.87,Kalem.48.

[93] Kütüb-ü Sitte. age. 17 / 403.

[94] Bak.Zad-ul Mead. age. 5 / 51-52.

[95] Fil.1-5.

[96] Hac.73.

[97] Tac Tercümesi. B. Sadak.3 / 353, Sahih-i Buhari. M. Vehbi. 4 / 191,Alkol ve Sigara. K. Durdu.82, Zad-ul Mead. 5 / 37.

[98] Türkiye gazt. 7-5-1996.

[99] Şualar. age. 32.

[100] Age.33.

[101] Hac.73

[102] Hac.73.

[103] Hac.73.

[104] Osmanlıca Lem’alar. B. Said Nursi.884-891.

[105] Bakara.26,Bak. İşarat-ül İ’caz. B. Said Nursi.176-200.

[106] Müddessir.49-51.

[107] Nahl.8.

[108] Bakara.259.

[109] Lokman.19.

[110] Cum’a.5.

[111] Müddessir.50.

[112] Zad-ul Mead.age. 2 / 476.

[113] Age. 2 / 477.

 

 

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .