KUR’AN-DA ADI GEÇEN MEYVELER VE ÖZELLİKLERİ

         KUR’AN-DA ADI GEÇEN MEYVELER VE ÖZELLİKLERİ

            Âyette:”O,gökten su indirendir. İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik. O itkiden de kendisinde üst üste binmiş taneler bitireceğimiz bir yeşillik;hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar;üzüm bağları;bir kısmı birbirine benzeyen,bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken o olgunlaştığı zaman her birinin meyvesine bakın! Kuşkusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.”[1]

            “İnsan,yediğine bir baksın! Şöyle ki:Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler,üzüm bağları,sebzeler,zeytin ve hurma ağaçları,iri ve sık ağaçlı bahçeler,meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.”[2]

            Bütün bu muhtelif meyvelerin yaratılması elbette Allah’a mahsustur.

            “Yeri döşeyen,onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine o örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”[3]

            Kudretin diğer bir nişanesi de;Bir şeyden her şeyin,her şeyden de bir şeyin yaratılmasıdır. Yani toprak gibi tek bir maddeden tat,koku,renk gibi özelliklerin yaratılması ve bir çok element ve proteinlerden de bir tek insan vücudu,kan veya bir mevcudun vücud bulması…

            “Yer yüzünde birbirine komşu kıt’alar,üzüm bağları,bir kökten ve çeşitli köklerden dallanmış hurma ağaçları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır.(Böyle iken) yemişlerin de onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır.”[4]

            İşte insanlar için,Allah tarafından farklı farklı olarak yaratılan meyvelerden bir kısmı:

                                              

                                               HURMA   VE  HURMA AĞACI

            “Biz,yer yüzünde nice nice hurma bahçeleri,üzüm bağları yarattık ve oralarda bir çok pınarlar fışkırttık.”[5]

            “Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.”[6]

            “Hurma ağaçlarından,her hangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah’ın izniyledir ve onun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir.”[7]

            Hurmada huzur ve saadetin vesilesi bulunduğu belirtilirken,onun kaybında rezillik ve rüsvaylık olduğuna işaret edilmektedir.

            Peygamberimiz(SAM):”Kuru hurmayı tereyağıyla yerdi;bunu severdi.”[8]

            Hurma ve hurma ağacının özelliklerine gelince:

            Peygamberimiz(SAM):”Hurma ile iftar etmeyi,bulunmazsa su ile açmayı teşvik ederlerdi.[9]

            Sebebi ise;”Mide boş iken tabiata tatlı şeyi vermek,o şeyi tabiatın kabul etmesine ve güçlerin,özellikle de görme gücünün,ondan yararlanmasına daha iyi sebeb olur. Güçler ( yahut görme gücü) tatlı şey ile kuvvet kazanır. Medinenin tatlısı ve reçeli hurmadır. Medineliler yanında hurma gıdadır,katıktır;yaş hurma meyvedir.

            Suya gelince;Oruç tutunca ciğerde bir tür kuruluk meydana gelir. Su ile ıslatıldığında bundan sonra gıdadan yararlanması doruk noktada olur. Bu yüzden susamış aç kimsenin yemekten önce biraz su içip sonra yemek yemesi daha uygundur. Mamafih hurma ve suda kalbin iyileşmesine tesir eden bir özellik vardır ki,bunu ancak kalb doktorları bilirler.”[10]

            Peygamberimiz (SAM) kalbinden rahatsız olan Sa’d-a doktora gitmesini ve bununla beraber;”İyi Medine hurmasından (Acve) yedi adet al ve onları çekirdekleriyle birlikte öğüterek bulamaç yap. Daha sonra da onları ağızdan alırsın.”[11]

            Ve:”Kim her gün sabahları (aç karnına) Âliye’de (Arap yarım adasının yüksek kısımları. Necid’in üzerinden Tihame-ye,Mekke’nin gerisine kadar olan kısımdır.) yetişen hurmadan yedi tane yerse,o gün içinde o kimseye zehir ve sihir zarar vermez.”(Sahihayn)

            “Hurma;sıcaklığı ikinci derece de olan,sıcak ve soğuk bölgelerde yaşayanlar için gıdaların en kıymetlisidir. Soğuk bölgelerde oturanların iç yapıları (batın),sıcak ve sıcak bölgelerde oturanların iç yapıları soğuk olması sebebiyle hurma,sıcak bölge insanına daha faydalı ve etkilidir.

            … Hurma;hem gıdalar,hem ilaçlar,hem de meyveler cinsine dahildir. Tüm bedenlere muvafık bir özelliğe sahiptir. Vücut sıcaklığını güçlendirir. Zararlı ve fuzuli maddeleri ihtiva eden diğer gıdalar ve meyveler gibi lüzumsuz fazlalıklar meydana getirmez.”[12]

            Hurma;ciğeri güçlendirir,tabiatı yumuşatır. Özellikle de çam tohumu ile birlikte şehveti arttırır. Boğazın hainliğini giderir.

            .. Aç karnına yenilmeye devam edildiğinde kurtları zayıflatır,azaltır veya öldürür.”[13]

            “Sahihayn-da Abdullah bin Ömer anlatır;Rasulullahın (SAM) yanında otururken,bir de baktık hurma özü (Cümmar) getirildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber(SAM):”Ağaçlar içerisinde bir tanesi vardır ki,müslüman adama benzer,yaprakları düşmez.”buyurdu.

            Cümmar,birinci derece de soğuktur ve kurudur. Yaraların ağzını kapatır. Kanamalara,karın gitmesine,acı safranın galebesine,kanın galeyanına karşı iyi gelir. Sindirimi zor değildir,kolay gıda verir,yavaş yavaş hazmolunur. Ağacının her şeyi faydalıdır. Fayda ve menfaatı çok olduğundan Hz. Peygamber tarafından,müslüman adama benzetilmiştir. “[14]

            “.. Meryem validemiz Hz. İsa-yı doğuracağı zaman onun altına (hurma ağacının) inmiştir.”[15]

            Bediüzzaman hazretleri Eserlerinde Hurmadan Teşbihlerle,[16] çölde yaşayanların en önemli geçim kaynakları olduğundan[17],kalbe hem lezzet,hem zevk,hem de rızık olmasıyla beraber[18],Tevhide de büyük bir ayet ve hüccet olduğunu ifade eder.[19]

            Ayrıca Peygamberimizin dayanıb da sohbet ettiği,daha sonra oradan ayrılmasıyla artık ona dayanmaması üzerine kalabalık cemaat içerisinde deve gibi ağlayıp enin eden kuru direk,”Hanin-ul Ciz’” hadisesindeki direk,Hurmadan idi.[20]

 

                                                        Ü   Z   Ü   M

            Kur’an-ı Kerim-de hurma ile beraber zikredilen üzüm;[21][22]cennet de,Takva sahiblerine verilecek bir nimet olarak zikredilir.

            “Şüphesiz takva sahibleri için umulanı buldukları yer,bahçeler,üzüm bağları…(vardır)”[23]       

            Üzüm;”Hem bir meyve,hem bir temel gıda maddesi;hem katık,hem deva,hem de içecektir.

            Tabiatı yumuşatır,şişmanlatır. Meyvelerin kralı olan üç şeyden biridir. Diğer ikisi de yaş olgun hurma ile incirdir.”[24]

            Bediüzzaman kendisinden teşbihlerle bahsettiği üzümün,[25]latif,leziz ve tatlı birer nimet olarak[26],Tevhide delil teşkil ettiğini[27]

 

                                                           Z   E   Y   T   İ   N

            Cenâb-ı Hak ehemmiyetine binaen zeytine ,yemin etmektedir.[28] Ve bunu;”Bir kısmı birbirine benzeyen”derken zeytini de:”Bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik.”buyurmaktadır.[29]

            Bu kasemle de;”azamet-i kudretini ve kemal-i rahmetini ve büyük nimetlerini ihtar ederek…”hem faydalı ve hem de yaratılışlarında;”medar-ı dikkat ve nimet çok şeyler bulunması..”[30]onun varlığının delillerindendir.

            “Tûr-i sina da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki,bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.”[31]

            “Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili,içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir;o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki,doğuya da batıya da nisbet edilemeyen MÜBAREK bir ağaçtan,yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı,neredeyse,kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.”[32]

            Burada zeytin mübarek ve bereketli bir meyve olarak zikredilmektedir.

            Zeytinin özellikleri ise; Hadis-de:”Zeytinyağı yeyiniz ve onunla yağlanınız.”buyurulmuştur. Başka bir rivayette:” Çünki o bereketli (mübarek) bir ağaçtandır.”[33]

            Özellikleri:Zehirlere karşı fayda verir,karnı bırakır,solucanı düşürür. Cildi yumuşatır,saçın ağarmasını yavaşlatır.

            Tuzlu zeytin suyu,ateş yanıklarının kabarmasını önler,diş etlerini güçlendirir. Zeytin yaprağı kızıla,ısırgıya (karıncalanma),kirli yaralara,kızamığa iyi gelir ve teri önler.”[34]

 

                                               N   A   R

“Bir kısmı birbirine benzeyen,bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik.”[35]

Hususiyetleri ise;Hz. Ali:”Narı içindeki zarı ile birlikte yeyiniz. Çünki o mideyi tabaklar.”der.

Mide için iyi olup,onu güçlendirir. Boğaza,göğüse,akciğerlere fayda verir,öksürüğe iyi gelir. Suyu karnı yumuşatır. Bedene kolay bir gıda verir. İnce ve şeffaf olduğu için çabuk çözülür ve mide de hafif bir hararet ve gaz meydana getirir. Bu yüzden şehvete yardımcı olur ve hummalılara iyi gelmez. Tuhaf bir özelliği de ekmekle yenildiğinde onu bozulmaktan engellemesidir.

Ekşisi soğuk ve kuru,tutucu ve latif bir özellik arz eder. Yanan midelere iyi gelir. Diğer narlardan daha iyi şekilde sidiği söktürür,safrayı teskin eder,ishali keser,kusmayı engeller,dışkıyı yumuşatır.

Karaciğer hararetini söndürür,azaları güçlendirir,safradan kaynaklanan hafakanlara,kalbe ve mide ağzına arız olan ağrılara iyi gelir. Mideyi güçlendirir,oradaki artıkları defeder,safrayı ve kanı söndürür.

Nar çekirdeği bal ile birlikte tırnak iltihabına (dolama) ve pis (inatçı) yaralara sürülür. Nar çiçeği cerâhatlı yaralar için kullanılır. Her sene üç nar çiçeği yutan kimse,o sene için göz ağrısından emin olur.”[36]

Risale-i Nurlarda hem teşbih[37],hem de Tevhide delil olarak bahsedilmektedir.[38]

 

                                               İ   N   C   İ   R

Bir sureye adını veren Tin yani incir;önemine binaen kendisiyle kasem edilmektedir.[39]

Özellikleri:Böbrek taşlarını ve mesaneyi temizler,zehirlere karşı koruyucudur. Bütün meyvelerden daha gıdalıdır. Boğaz,göğüs ve ğırtlak sertliğine iyi gelir. Karaciğeri ve dalağı yıkar,mideden balgamı temizler,bedene iyi bir gıda olur. Ancak çok yenildiği zaman bitlenmeye yol açar.

Galinos:”Bir kimse öldürücü zehir almadan önce,ceviz ve sedef otu (Sezab) ile birlikte incir yerse,fayda verir ve onu zarardan korur.”demiştir.

Peygamberimize bir tabak incir hediye edildi.”Yeyiniz.” buyurdu ve kendileri de yiyerek:”Eğer bir meyve cennetten indi deseydim bunu derdim. Ne var ki,cennet meyvesi çekirdeksizdir. Ondan yiyiniz. Çünki o basurları kesen ve Nikris (erkeklerde bulunan ve topuklarla ayak parmakları mafsalların da meydana gelen şişliktir. Gut hastalığı) hastalığına iyi gelir.”buyurdu.

Müzmin öksürüğe iyi gelir. Sidiği söktürür,karaciğer ve dalak tıkanıklıklarını açar,böbrek ve mesanelere iyi gelir. Aç karnına,özellikle de badem ve cevizle yenildiği vakit gıda olan kılcal damarların açılmasında müthiş etkisi vardır. Ağır gıdalarla alınması gerçekten kötüdür.”[40]

Risale-i Nurlarda Teşbihler[41] ve Tevhide delil olarak bahsedilmektedir.[42]

 

                                                                       MEHMET   ÖZÇELİK

[1] En’am.99.

[2] Abese.24-32.

[3] Ra’d.3,İbrahim.32,Nahl.11,Mü’minun.19.

[4] Ra’d.4.

[5] Yasin.34.

[6] Kaf.10-11.

[7] Haşir.5,Ayrıca bak.Bakara.266,En’am.99,141,Ra’d.4,Nahl.11,67,İsra.91,Kehf.32,Meryem.23,25,Ta-Ha.71,Mü’minun.19,Şuara.148,Yasin.39,Kamer.20,Rahman.11,68,Hakka.7,Abese.29.

[8] Zad-ul Mead.İbni Kayyım el-Cevziyye. 1 / 135.

[9]Age. 2 / 66, Bak. Ahmed. 3 / 164,4 / 17-18,213-214, Tirmizi.694,696, Ebu Davud.2355,2386,İbni Huzeyme.2066-2067,Abdurrezzak.7586, İbni Mace.1699, İbni Hibban.893, Hakim. 1 / 431-432

[10] Zad-ul Mead.age. 2 / 66, 5 / 21.

[11] Ebu Davud.3875.

[12] Zad-ul Mead.age. 4 / 329-330.

[13] Age. 5 / 24.

[14] Age. 5 / 27-28,108.

[15] Age. 5 / 109,Meryem suresi.23-26,bak.zaman gaz.20-12-1998.

[16] Sözler.273,396,Mektubat.16,44,97,İşarat-ül İ’caz.164,Mesnevi-i Nuriye.103,182-183,Barla Lahikası.246,256-257,Emirdağ Lahikası. 1 / 72,103,Sikke-i Tasdik-i Ğaybi.24,217.

[17] Sözler.377.

[18] Sözler.382,421,432,Mektubat.113-114,117-118,148.

[19] Şualar.156,619,667,Mesnevi-i Nuriye.190,Barla Lahikası.257,

[20] Bak.Mektubat.129,131.

[21] Bakara.266,En’am.99,141,Ra’d.4,Nahl.11,67,İsra.91,Kehf.32,Mü’minun.19.Yasin.34,Abese.28.

[23] Nebe’.31-32.

[24] Zad-ul Mead.age. 5 / 63.

[25] Sözler.68,150,473,Mektubat.369,Lem’alar.129,İşarat-ül İ’caz.115,Barla Lahikası.141,145,315.

[26] Sözler.421.

[27] Sözler.230,280,302,396,Şualar.156-157,Mesnevi-i Nuriye.181.

[28] Tin.1.

[29] En’am.99,141.

[30] Bak. Mektubat. B. Said Nursi.390.

[31] Mü’minun.20.

[32] Nur.35,Bak.Nahl.11,En’am.141,Abese.29.

[33] Tirmizi. Darimi.İbni Mace.Hakim.Zad-ul Mead.age. 5 / 36-43.

[34] Age. 5 / 44.

[35] En’am.99,141,Rahman.68.

[36] Zad-ul Mead.age. 5 / 42-43.

[37] Sözler.35,287.

[38] Age.305,Lem’alar.124,230,295.

[39] Tin.1.

[40] Zad-ul Mead.age. 5 / 24-25.

[41] Sözler.35,518.

[42] Age.,Lem’alar.124,138,Mesnevi-i Nuriye.94,163.

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .