KÜRTLER SOLUN KISKACINDA

KÜRTLER SOLUN KISKACINDA

Bir asır önce Türk soluyla memleketi frenleyen,kavga kapısını aralayarak toplum içi savaşı başlatan batı,miadı dolan ve geçerli bir akçe olmayan Türk solunun yerine,Kürt solunu oturtturmaya,bir asır daha bu milleti oyalatmaya çalışıyor.

Ancak ne zaman o zamandır,ne de bu günkü insanlar o günkü insanlardır.

            İngiliz gizli belgeleri üzerinde yapılan araştırma, Kurtuluş Savaşı

Günlerinde   İngilizlerin Ermeni ve Kürt azınlıkları kışkırtmak için yoğun çalışmalar yaptıklarını kanıtlamaktadır. Bu belgelerden iki tanesini aktaralım:

           Amiral Sir F. Derobeck’ten Lord Curzon’a gönderilen rapor (Sayfa no:108, belge 103, tarih: 28 Temmuz 1920):

         – Kürt meselesi hakkında sizin fikrinizi bilmiyorum, daha kesin bir karara varmanız için bunu yazıyorum. Damat Ferit bana geldi, sulh anlaşmasına göre Kürtler ayrı bir devlet olacaklar. Kürt liderleri Mustafa Kemal’i sevmezler, çünkü o bolşevikliği getirmek istiyor. Siz Mustafa Kemal’den nefret ediyorsunuz. Çünkü o sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemal’e karşı birlikte kullanalım, dedi… (İngiliz Belgelerinde Türkiye, Erol Ulubelen, Çağdaş Yay. s:264)

           Aynı İngiliz Amiralinden Lord Curzon’a gönderilen bir başka raporda “Kürdistan, Türkiye’den tamamen ayrılıp özerk olmalıdır. Ermenilerle Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbul’daki Kürt Kulübü Başkanı Said Abdülkadir ve Paris’teki Kürt delegesi Şerif Paşa emrimizdedir…” denilmektedir. (Sayfa no:49, belge no:33, tarih 26 Mart 1920)

           Ermeni ve Kürtleri Ankara hükümetine karşı ayaklandırma çabalarının arkasında, o zaman, ABD ve İngiliz hükümetlerinin olduğu bugün artık belgelerle kanıtlamıştır. Bu konuda bugün için hiçbir kuşku yoktur.

           Cumhuriyetin kurulmasından hemen kısa bir süre sonra Doğu’da başlatılan “Kürt İsyanı” da yine İngiliz desteği ile sahneleniyordu. “Şeyh Sait ayaklanması” olarak bilinen bu ayaklanma, 1925 yılının şubat ayında dinsel görüntülerle ortaya çıkmış, daha sonra “Bağımsız Kürt Devleti” kurmaya yönelmişti.

           …..

         Haliç konferansında İngilizler, Musul dışında ayrıca, “Nasturi Hıristiyanları” için Hakkari ilini de istemişlerdi.

(Başaramayınca elde edinceye kadar her türlü entrikaya baş vurdu.)

           ……

        Ortadoğu’daki her olayda olduğu gibi Kürt ayaklanmalarında da gerek Sovyetlerin gerekse Amerikalıların payları vardır. Yakın tarihte böyle olduğu gibi büyük olasılıkla bu gün de böyledir. Çünkü “Kürt öğesi” Ortadoğu olaylarının ve bu bölgede oluşacak yeni dengelerin ayrılmaz bir parçasıdır. İran Irak savaşı, Lübnan ve Filistin sorunu, “terör ihraç eden” Sovyet yanlısı Suriye ve Amerikan yanlısı İsrail bölgedeki kutup başlarıdır.

             (İngiliz Belgeleriyle Türkiye’de “Kürt Sorunu” (1924-1938) Şeyh Sait, Ağrı ve Dersim Ayaklanmaları,Dışişleri Bakanlığı Yay. Evi., s:21, Türk-İngiliz İlişkileri. 1919-1926, Doç. Dr. Ömer Kürkçüoğlu, SBF Yay., s.309)

             İngilizlerin, Kurtuluş Savaşı döneminde Ermenilere nasıl destek oldukları. Prof. Gotthard Jaeschke’nin, Tarih Kurumu tarafından basılan “Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri” adlı kitabında da yeterince anlatılmıştır. (s:40- 47)

           …..

           Koçkiri ve Ağrı ayaklanmalarının liderlerinden N. Nuri Dersimi’nin yeni yayımlanan “Hatıratım” adlı kitabının 43. sayasına bakalım. Ne diyor “Baytar Nuri” adıyla tanınan Nuri Dersimi?

           “– Ben ve hassaten biz Dersimliler ve umum Kürt gençleri,

           Ermeniler’i Türkler’den ve sair milletlerden daha ziyade severdik.

           Çünkü onlar, diğer unsurlardan ziyade bize yakın ve aynı ırkın evladı idiler.”

           Aynı kitabın 199. sayfasına bakarak Baytar Nuri’nin ilişkilerini kendi ağzından öğrenelim:

           “– … Bitlis muhacir Kürtleri’nden Ziya Bey ve diğer Kürt aileleriyle ve Şeyh Sait hadisesinden firari Emin Buruk ile Ermeni Taşnakyanlarından Dr. Soren Etmeyezan, Türkiye’den firari Çerkez Ethem ve biraderi Reşit Beylerle daima temasa devam ederek emel ve gaye uğrunda mütemadiyen gayret ediyordum.” (S. 199-200)

           Bu ilişkileri ortaya koyan bir başka Kürt kaynağı “Zinar Silopi” adıyla tanınan, Şeyh Sait ve Ağrı ayaklanmalarına katılan Kürt liderlerinden Kadri Cemil Paşa’nın “Doza Kürdistan” adlı Türkiye’de yeni yayımlanan kitabıdır.

Bu kitaba da kısaca göz gezdirelim:

           “– İki millet arasında hasıl olan anlaşmazlık sebebiyle uzun zamandan beri Ermeniler’in Kürtler aleyhine yaptıkları propagandaların durdurulması gerekliliğini Ermeni delegesi kabul etti. Ermeniler sahip oldukları yayınlar aracılığı ile hangi memlekette olursa olsun Kürt davasını savunacaklarını, Avrupa’da, Amerika’da yaptıkları aleyhtar propagandanın aksine olarak Kürt lehine propagandada bulunmaya söz veriyorlardı.

           Sonra Ermeniler çeşitli memleketlerde bulunan Kürtler’in birbirleriyle ilişkilerinde Kürt örgütü kuruluncaya kadar aracı olacaklardı. Kürdistan’ın büyük bir kısmını içine alan hayali büyük…( Bak.Dersim.Uğur Mumcu.)

**************

Bu günkü pkk ve Işid o günkü oyunun devamıdır.

               *Avrupa dünya güç pastasında işgal ettiği yeri kaybetmekte.Bundan dolayı da kavga çıkarıyor.

             *Ekonomistleri dinleyerek tahmin yapmak dikiz aynasına bakarak araba kullanmaya benzer; toslarsınız bir tarafa. Sonra bir ekonomist gelir, neden kaza yaptığınızı uzuuuuuuun uzun anlatır…

             *Krizin engellenmesi değil kurumsallaşması süreci nasıl yaşandı?

            *Katil öldürdüğü kişinin malına mirasçı olunca.

             “Krizden önce demokratik Batılı ülkelerde bir hükümetin yeniden seçilme ihtimali %65 idi. Krizden sonra bu ihtimal ikiye bölünerek %30’lara indi. Siyaset ticaret karşısında meşruiyet kaybına uğradı.”

             *Kârları özelleştirmek, zararları kamulaştırmak

             *Demokrasi erdem rejimi değil ateşkes rejimidir, bu ateşkes her an bozulabilir

             *Nevzat Tandoğan,  Osman Yüksel ve arkadaşlarını küçümseyerek, “Ulan öküz Anadolulu!.. Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız.  Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp ürün yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askerlik yapmaktır”  der. 

MEHMET ÖZÇELİK

28-11-2014

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .