MANEVİYATSIZ HAYATTAN

MANEVİYATSIZ HAYATTAN

 *Gerçek dinin kanalını tıkadıktan sonra,her türlü kanal müşterisi,kanalizasyon heveslisi bulunabilir.Yoga-nın ve benzeri şaşkınlık veren oluşumların mutlaka bir müşterisi oluyor, insanlar ilgi duyabiliyor.

O da dünya ve âhiretini verme uğruna.

* Üstâd Bediüzzaman da 1928 yılı için “Tuğyanların zuhuru” diye tavsif ettiği gibi; aynı yıl içinde Nur mücahitlerinin giriştikleri mücahedelerin de Hak, doğru ve istikamette olduğunu beyan eder.

1929 yılı için de: “Dine tağiyane hücûm” diye kaydetmektedir. 1935’den 1945’e kadarki on yıl zaman için de:“Dalâletin savlet tarihleri” diye zikretmiştir.“[1]

*Emin Çölaşan 1999 senesinde Hürriyette yazdığı yazıda,Ben örneğin Türkiye-nin düşmanı bir ülke olsam ve Türkiye-ye saldırma hesapları yapsam,bunun zamanını ramazan ayında ve iftar saatine yakın belirlerim.

…ya da”terörist olsam,eylemimi iftara yakın koyarım.”demiştir.[2]

*CHP’li Taşdelen: Bizim savaşımız İslâm’la…”[3]

*CHP: Peygamber lâikliği bitirdi!…”[4]

*ATV’de yapılan açık oturumlardan birinde bir bayan gazetecinin, “Allah’ı üniversiye sokmayacağız.” demişti.

* “Gazetelerinizin son günlerdeki neşriyatı arasında dinden bahis bazı yazı, mütalaa, ima ve temsillere rastlanmaktadır. Bundan sonra din mevzuu üzerinde gerek tarihi, gerek temsili ve gerek mütalaa kabilinden olan her türlü makale ve fıkra ve tefrikaların neşrinden tevakki edilmesi (sakınılması) ve başlanmış bu gibi tefrikaların en son on gün zarfında nihayetlendirilmesi.”[5]

“Biz her ne şekil ve surette olursa olsun, memleket dâhilinde dini neşriyat yapılarak dini bir atmosfer yaratılmasına ve gençlik için dini bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz.” [6]

* 1971-72 yıllarında Başbakan olarak görev yapan Nihat Erim, Şemsettin Günaltay’ın tercih edildiği o günlerde yaşananlar şöyle anlatıyor: Günaltay’ın din adamı olarak tanınması da bizim için istifadeli oldu. Çünkü, esasında Günaltay inkılâpçılığı benimsemiştir. İçyüzü bu olunca, dıştan dindar gösterilmesi, memleketin dindar ve muhafazakâr zümresi -ki hâlâ kütleyi teşkil ediyor- üzerinde lehimize tesir yaratıyor. Bilhassa muhalefet gazeteleri Günaltay’ı böyle gösteriyorlar, karikatürlerini elinde tespihle yapıyorlar. Laiklik bahsinde hiçbir şey feda etmedik. Bilakis, laiklik mefhumunu tam ölçüsünde tatbike geçtik. Meselâ, bugün aynı zamanda kandil; Diyanet İşleri Başkanı’nın kandil için gazetelerde çıkan tebriğini akşam radyo gazetesinde söyleyeceğim. Ortodoks Patriği Athenagoras’ın yeni yıl tebriğini (…) radyo ajans haberlerinde söylettim. Yavaş yavaş tam ölçüye alışacağız. İngiltere’de, Fransa’da pazar günleri kiliselerden radyolar âyinleri naklediyorlar. Din, her zaman anlatmaya çalışıyorum ki, bugün dahi ihmal edilemeyecek bir sosyal vak’adır. Şahsen dindar değilim. Ama böyle bir sosyal vak’ayı ihmal edemeyiz. Hatta daha ileride halk kitlelerini medeniyette geliştirmek için dinden de faydalanacağız. İnönü’ye bunları anlattım ‘tamamen aynı fikirdeyiz’ dedi.”[7]

*-GİZLİ DİNSİZ KOMİTE-SELAMETİ UMUMİYE KOMİTESİ

BİR ASRA YAKIN SÜREGELEN GERÇEK ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN 35 ELEMANI

“Eski Başbakan Rauf Orbay’ın 1926 tarihli bir mektubunda ve asıl geniş bilgiyi, komitenin kurucularından Dr. Emin Erkul’un 2-3 Mart 1954 tarihli “Vakit” gazetesinde yayınlanan hatıralarında buluyoruz. Erkul, bu gizli komitenin nasıl bir derin devlet gibi çalıştığını içeriden şöyle anlatıyor:

“Birinci Millet Meclisi’nin sonlarına kadar gerek Meclis’e ve gerekse birinci gruba hakim ve nâzım rolünü ifa etmiş olan bu zümreye ancak 35 kişi iştirak etmişti. Bu 35’ler tam bir tesanüt halinde hareket ediyor ve evlerde gizli oturumlar tertip ederek Meclis ruznamesindeki maddeleri müzakereye ve neticeye bağlıyordu. Zümrede verilen kararlar birinci grup müzakerelerinden evvel yakın arkadaşlara telkin ediliyor ve grup içtimalarında müdafaa edilerek grup ekseriyetinin kararına iktiran ettiriliyordu. Bir kere grubun ekseriyeti tarafından kabul edilen herhangi bir mevzu grup toplantılarında muhalif veya müstenkif kalanlar dahi olsa disiplin kavaidi mucibince ekseriyet kararına uyarak Meclis’te ekseriyet temin ediliyordu.”

*-“Mustafa Kemal Paşa 1.Grup içerisinde gizli bir komitenin kurulmasına karar verdi. Selamet-i Umumiye Komitesi denilen bu komitenin görevi önemli meseleleri meclisten geçirmek ve meclis çoğunluğunu denetim altına almaktı. Komitenin kurucularından Dr.Emin Erkul 1954 yılında Vakit gazetesinde yayınlanan Milli Mücadele Hatıraları’nda komitenin kuruluşu ve yapısı ile ilgili olarak şu bilgileri vermektedir:

“Birinci Grup’taki disiplin sayesinde İkinci Grub’a tefevvuk temin edilmiş ve bir sene kadar bu üstünlük muhafaza edilmişken sonradan efkârda bir karışıklık ve bazı şahsî ihtiraslar belirmeye başlamış ve grup sarsılmaya yüz tutmuştu. Bunu önlemek üzere paşa tarafından verilen direktif üzerine Meclis’in ikinci reisi doktor Adnan Adıvar, İktisad vekili Celal(Bayar)–muhterem reis-i cumhurumuz–, İstiklâl Mahkemesi reisi İhsan (Eryavuz), Maliye vekili Hasan Fehmi(Ataç), İzmir mebusu Mahmut Esat(Bozkurt), İzmit mebusu İbrahim Süreyya(Yiğit), Bilecik mebusu doktor Fikret(Onuralp), Gaziayıntap mebusu Kılıç Ali, Van mebusu ve Meclis zabit kâtibi Hakkı(Ungan), Konya valisi ve Van mebusu Haydar(Vaner), Afyon mebusu Ali(Çetinkaya), Kayseri mebusu Atıf(Tüzün), Bursa mebusu Muhiddin Baha(Pars) ve benden müteşekkil 14 kişilik bir grup halinde Hacıbayram mahallesinde Hasan Fehmi Bey’in evinde gizli bir toplantı yaparak Birinci Grup teşkilâtı içinde gizli bir zümre kurduk ve zümreye alınabilecek başka arkadaşlar için behemehal hepimizin müşterek kararıyla alınabileceğini şart olarak kabul ettik. Yani hepimize bir veto hakkı tanımış oluyordu. Zümrenin reisi Mustafa Kemal Paşa olacak, şu kadar ki kendisiyle teması Adnan ve İhsan Beyler yapacaklardı.

Birinci Millet Meclisi’nin sonlarına kadar gerek Meclis’e ve gerekse Birinci Grub’a hâkim ve nâzım rolünü ifa etmiş olan bu zümreye ancak otuz beş kişi iştirak etmişti. Bu otuz beşler tam bir tesânüt halinde hareket ediyor ve evlerde gizli oturumlar tertip ederek Meclis ruznâmesindeki maddeleri müzakereye ve neticeye bağlıyordu. Zümrede verilen kararlar Birinci Grup müzakerelerinden evvel yakın arkadaşlara telkin ediliyor ve grup içtimalarında müdafaa edilerek grup ekseriyetinin kararına iktiran ettiriliyordu. Bir kere grubun ekseriyeti tarafından kabul edilen herhangi bir mevzu grup toplantılarında muhalif veya müstenkif kalanlar dahi olsa disiplin kavâidi mucibince ekseriyet kararına uyarak Meclis’te ekseriyet temin ediliyordu.” [8]

 

Çevremizde boşalacak olan pkk-nın yerini dolduracak bir akım oluşturulmaya çalışılıyor.Işid bunlardandır.

Eğer daha başka akımlarda çıkarsa şaşmayın.

Ancak şimdilik elde bulunan Sünni-alevi kamplaşmaları çerçevesinde kavga sürdürülecektir.

*“Muhakkak doğudan bazı insanlar çıkar ki, Mehdîy-i Ahirzaman’ın hakimiyeti için zemin hazırlarlar.”(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi, 40)

“Horasan tarafından çıkan siyah sancaklıları gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa onlara gidin. Çünkü onların içinde Allah’ın halifesi Mehdî vardır.”(bk. Age)

Işid bunu temsil etmemektedir.

*1400 sene önce Hz. Peygamber’in bugünleri gördüğünü söyleyen Cübbeli Ahmet, Hadis’te devletsiz bir topluluktan bahsedildiğini ve bu insanların taşıdığı siyah sancak görüldüğünde Müslümanlar’ın hareket etmeden, oldukları yerde durmaları ve destek vermemeleri gerektiğinin söylendiğini anlattı.

*”IŞİD lideri Ebu Bekir Bağdadi’nin, 2005-2009 yılları arasında ABD’nin elinde tutsak olduğu ortaya çıktı.”[9]

Dün elinde tutan Abd,bu gün b planını uygulamak üzere sahaya salmaktadır.

*Işid işi İslam dünyasının havasını alma faaliyetidir.

On yıllardır doldurulan İslam dünyasının ve gençliğinin birikmiş havalarını,daha büyük tehlikenin zuhurunu engellemek için havasını alma işlemidir.

İslam dünyası deşarz ediliyor.

*”2 Mart (1924), “yerleştirmek” için nice darbe ve müdahalenin yapıldığı, nice cuntaların kurulduğu, nice mazlumların asıldığı laikliğe geçişin en büyük engeli sayılan hilâfetin kaldırılışının 86. Yıldönümüydü…
Afyon’dan Hasan Sönmez’in oldukça “muzip” sorusu da zaten bu konuda: “Hilafet kaldırıldı, peki nereye gitti?” diye soruyor…
Bir yere gitmedi sevgili Hasan Sönmez, hâlâ buralarda bir yerde… Çünkü hiçbir kanunda “hilafet kaldırılmıştır” denmiyor…
“Hilâfetin ilgasına ve Osmanlı Hanedanı’nın Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına çıkartılmasına dair kanunun” (431 sayılı) birinci maddesine göre: “…Hilafet, hükümet ve cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan, makam-ı hilâfet mülgadır.”
Yani halifeliği TBMM üstlenmiştir!”

* İsmet İnönü ŞAPKA İtirafı…!!!

“Şapka inkılâbından sonra diğer bir arkadaşımızın, Ankara valisi Yahya Galip Beyin bir ziyaretini hatırlarım. Aynı zamanda mebus (milletvekili) olarak bulunan Yahya Galip Bey de çok yakınımızdı. Bir teklifi vardı. Nedir? Dedim.

– Şapkanın orta yerine bir ay-yıldız koyalım. Diğer milletlerden farkımız belli olur? Dedi. Teklifi bu. Yahya Galip Beye:

– Canım biz bunları farkımız olmasın diye yapıyoruz. Sen ne teklif ediyorsun, tarzında çıkıştım..”[10]


****************

*Cennette ağaca yaklaşmama emrine muhalefetten dünyaya gelen Adem ve Havva-yı ağaç imtihanı bırakmadı.

Bu sefer çocukları onunla imtihan edildi.

Hz.Musa-ya vahiy ağacın arkasından geldi.

Zekeriya peygamber girmiş olduğu ağacın içinde biçildi.

Zamanımızda caminin yapılmasına ağaçlar bahane gösteriliyor.

17 ve 25 Aralık darbe girişimi ağaç kesme bahanesiyle yapıldı.

Her memlekette orman yangınları büyük tehdit oluşturuyor.

Bu gidişle durum göstermektedir ki;kıyametin kopması da ağaçtan olacak.

**********************

*”Vatikan’daki Papalık Bilim Akademisi’nde bir konuşma yapan Papa, “Bugün dünyanın kökeninin dayandırıldığı Büyük Patlama (Big Bang) ve evrim teorisi, ilahi bir yaratıcının müdahalesi fikriyle çelişmiyor, aksine bunu gerekli kılıyor” dedi.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Papa “Doğanın evrimi, yaratılış kavramına ters düşmüyor, çünkü evrim teorisi de evrimleşen varlıkların yaratılmış olmaları ön koşulunu gerektiriyor” diye konuştu.

Papa şöyle devam etti:

“Yaradılış hikâyelerini okuduğumuzda Tanrı’yı elinde sihirli değneği olan ve her şeyi yapabilen bir büyücü gibi hayal etme yanılgısına düşebiliyoruz. Ama öyle değil. Tanrı varlıkları yarattı ve onları kendisi tarafından her birine bahşedilen kurallar çerçevesinde gelişmeye açık halde bıraktı, gelişmeleri ve kendi bütünlüklerine erişmeleri için. Yaratılış süreci bu şekilde yüzlerce, binlerce yıl içinde ilerledi ve sonunda bizim bugün bildiğimiz haline ulaştı.” [11]

*Özetle;Bir yandan dinin kanalları tıkanıp kapanırken,diğer yandan da safiyetinin bozulması yoluna gidilmektedir.

*Yerden ot biter gibi dinin içindeki inkârcılar;emeksiz,hiçbir gayret göstermeden, bilinçsizce,görmeden ve anlamadan aklıma yatmıyor,diyerek inkâr etmeleri şeytana yardım eder.Şeytani bir tavırdır.

*Gençlerin önemli bir kısmı kirlendikten sonra temizlenmeye başlıyorlar.

Hakka batıldan gidilmez.Batıl yolla hakka varılmaz.

Kendini yetiştirmemiş olan bir insanın menfilikleri öğrenerek hakka varması çok güç ve büyük kayıptır.Telafisi imkansız derecededir.

Kâr etmeye çalışmayan bir esnafın,iflas etmeyi göze alarak kâr etmeye çalışması gibidir.

*Bu günlere kolay gelmedik.Kayıplarla geldik.

Kazancımız ise bulanmasın,bulandırılmasın…

MEHMET ÖZÇELİK     09-11-2014

[1] Mufassal Tarihçe-I Hayat.Abdulkadir Badıllı.c/2.sh.69.

[2]https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10204196501859804&set=a.2592122289390.2150081.1444640487&type=1

http://www.haberinvakti.com/medya/emin-colasandan-teroriste-ramazan-tuyosu-ben-olsam-turkiyeye-ramazanda-saldiririm-h31124.html

[3] http://www.ulkehaber.com/chpli-tasdelen-bizim-savasimiz-islamla_23568.html

[4] http://www.habername.com/haber-peygamberin-hayat-siyer-dersi-chp-444-egitim-sistmei-laiklik-chp-bildirges-80951.htm

[5] T.C. Başvekâlet – Matbuat Umum Müdürlüğü, İç Matbuat Dairesi, 1945.

[6] T.C. Dâhiliye Vekâleti-Matbuat Umum Müdürlüğü Sayı:658 17.Mayıs.l942 ) (KAYNAK. Eşref EDİP-KARA KİTAP.” http://reddulmuhtar.com/index.php/160-ilahiyat-fakultelerinde-yetisen-belamlar.html , En Son Erişim Târihi: 01.03.2014.

[7] http://www.yeniakit.com.tr/haber/ekmeleddinin-ilk-versiyonu-semsettin-gunaltay-22319.html

[8] Kaynaklar: Ahmet Demirel, Birinci Meclis’te Muhalefet-Ali Fuad Cebesoy. Siyasi Hatıralar Lozan’dan Cumhuriyet’e-Sinan Tavukcu, “Selamet-i Umumiye Komitesi”:Milli İradeye Müdahale İçin Kurulan Gizli Bir Örgüt

[9] http://www.habervaktim.com/haber/377738/abdnin-yanitlayamadigi-isid-sorusu.html

[10] İsmet İnönü hatıralar 2. Kitap Bilgi Yayınları Birinci Basım Kasım 1987 Sayfa 209
Ayrıca:CHP Ulus gazetesi 5 Nisan 1968 tarihli nüsha.

[11] http://www.habervaktim.com/haber/392532/papadan-olay-evrim-teorisi-aciklamasi.html

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .