SABATAYCILIK

SABATAYCILIK

Kaynağından çıkan su,sağlıksız mecralara yitilince bir çok kirlenmelere ve kirletmelere neden olur.Etraftan sızan kanalizasyonun atık sularıda işin cabası.Yosunlar,kurbağalar onun sürekli misafirleridir.Oluşan bataklıkta üreyen,üretilen ve türetilen bocekler onun doğal halidir.Nebati ve hayvani varlıklar onlara hayat kaynağı olurken,insanların hayatlarını tehdit ederler.

Kaynağından çıkan din girdiği mecralara göre yön almaktadır.İşte hristiyanlık ve yahudilikte bunlardan biri.Özellikle yahudilik farklı bir görünüme oturtuldu.Herkesden ve herşeyden farklı ve imtiyazlı bir din ve mensubları olarak görünmeye ve gösterilmeye çalışıldı.İnsan olarak sadece kendilerini görürken,diğer varlıklar sosyal ve hukuki alanda hayvanca bir muameleye tabi tutuldu.Tarih bunun örnekleriyle doludur.Ğayrı meşrular meşrulaştırılarak ve acımasızca uygulamalar içerisine girilerek toplumda farklı düşünce ve yaşayışlar din halini alır oldu.

İşte Sabatay Sevi’de böyle farklı bir mecradan çıkan bir şahıs idi.Baştaki sapmalar,sonlarda büyük sapmaları beraberinde getirdi.

Sabatay Sevi tarihi serüveni içerisinde şöyle bir gelişme içerisine girdi ve şu son şekli elde etmiş oldu;

17.yüz yılda Osmanlıda oluşan karışıklıklar,Mesih ve Mehdi çıkışları bulanık bir ortamın doğmasına sebeb olan önemli faktörlerden oldu.İşte böyle bir ortamda Sabataycılık üredi ve zamanla türemiş oldu Sabatay Sevi.Küçüktü,önemsizdi,önemsenmedi,bir köşesine itilerek susturulmaya çalışılmıştı.Ancak bayraklaştırılacağından ve ileride problemler doğuracağından habersiz olunarak gelişti. O tarihlerde Musul civarında Seyid Abdullahoğlu Muhammed mehdiligini ilan etmişti.

Sabatay Sevi 1626 yılında İzmirde dünyaya gelip,31-Mayıs-1665 yılında kendisini Mesih yani kutsal toprakların kurtarıcısı olarak ilan etmiştir.Ortodoks yahudiler tarafından saraya şikayet edilmiştir.Edirne sarayında, Sadaret Kaymakamı Mustafa Pasa, Şeyhülislam Minkarizade Yahya Efendi ve Padisah’ın imamı meşhur Vani Efendi’den olusan bir divan kurulur, Padişah Sultan IV. Mehmet de divanı ‘Kafes’ten’ izlemektedir. Divanda, Padisah’ın hekimbaşısı Yahudilikten dönme Hayatizade Mustafa Fevzi Efendi tercümanlık yapar. Sabatay Sevi’den Mesihliğinin alameti olarak bir mucize göstermesi istenir. Mucize, atılan okların vücuduna işlememesi şeklinde olacaktır.Bu teklifi duyan Sevi, dehşete düşer ve kendisinin Mesihlik iddiasında bulunmadığını, bunun bazı Yahudiler tarafından çıkarılmış bir şayiadan ibaret olduğunu söyler.

Bu hareketinden dolayı 16-Eylül-1666’da Sadrazam tarafından divana çağrılmış,müslüman olmayla öldürülme arasında bir tercihe mecbur bırakılınca;Sevi, Hayatizade’nin tavsiyesi üzerine Kelime-i Sehadet getirir,müslüman olmayı tercih eder.Aziz Mehmed adını alır ve 150 akçelik bir maaşla Saray kapıcılığı görevine getirilir. maaşa bağlanmıştır.Bu durum Yahudi dünyasında sok etkisi yapar. Yahudi bir din adamı olan bu şahıs kurtarıcı olarak görülmüş ve siyonizmin maşası olarak kullanılmıştır. Şiiliğe atfedilen Takiyye yani imanını gizlemenin âlası gerçekleştirilerek inancını gizlemek temel inanç esası olmuştur.[1]

Prof. Dr. Abdulvahhab el-Mesiri’nin şu itirafıki: “Konu üzerinde 12 yıl çalıstıktan sonra 1984 yılına geldiğimde, akademik kariyerimin ve ilim hayatımın en önemli gerçeklerinden biriyle karşılaştım: Polonya tarihi bilinmeden modern Yahudi tarihi ne bilinebilir, ne de yazılabilir.”

Aynı şekilde Selanik bilinmeden,Sabataycılıkda bilinemez.Ortodoks yahudilikten ayrılan Sabatay Sevi sürgün edilerek ve bu sabataistlerden 200 aile İspanyadan göç ederek Selanik şehrine yerleşmişlerdir.Önemli çapta sabatay yahudilerinin yerleşim merkezidir.

Ve bunlar 1924 yılına kadar farklı olarak Selanikte yaşamışlardır. Bunlara Dönme denir.

Sabataycılar önce Dönme,Mason ve Yahudi üçgeninde sıkışmış iken,Atatürkün açtığı ve rahatlatıcı tarzı ile bunu,Modern-Atatürkçü-Batıcı üçgenine taşımışlardır ki;Atatürkçü düşünce derneklerinin üyeleri arasında bunlara rastlanmaktadır.

Selanikte bunlar gerek mason localarında gerekse de İttihat-Terakki içinde etkilidirler.

Bunlar eğitime önem verip Osmanlı döneminde ilk Fevziye Mekteblerini açmışlardır.Şu anda buna Işık Lisesi ve Işık Üniversitesinide eklemişlerdir.

Balkanlar’da başlayan milliyetçilik akımının öncülügünü üstlenerek,Jön Türk ve İttihad Terakki hareketinin ileri seviyedeki isimleri arasında yer aldılar.

Nitekim 1908’de II. Abdülhamit’n görevden alan, 31 Mart Vakasını gerçekleştiren “Hareket Ordusu” Selanik merkezliydi.Ve II. Abdülhamit sürgüne Selanik’e gönderilmişdi.

Koca bir imparatorluğun yıkılışı ve yeni bir devletin kuruluşu esnasında gelip,o zemini kendilerine hazırlamışlardır.Gerek yıkılış ve gerekse kuruluşda önemli rolleri olmuştur.

Nitekim aynı etkiyi 1960 ihtilalini destekleyerek,1970 solun içinde olarak.1980’den sonra Özal devrinin farklı değişimine ayak uydurarak bu etkiyi gösterecekleri gibi…

1925’te Lozan Antlaşması’yla 25 bin Sabetaycı Selanik’ten İstanbul’a geldi.İstanbul’un Yenikapı, Kasımpaşa,Üsküdar ve Feriköy semtlerine yerleştiler.

Şu anda yaşadıkları çevreler Nişantaşı-Maçka-Osmanbey üçgeni.

Önemli çapta eğitilmiş eleman,iş adamı yetiştirerek içe kapanıklılığı dışa açılarak başarıyla sürdürmüşlerdir.

“İttihat Terakki’nin dayandığı üç grup olan; Mason Locası, Tarikatlar ve Ordu içinde en etkili olanlardan Masonlar arasında Sabetaycılar çoğunluktaydı.Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de Sabetaycıların toplum ve devlet üzerindeki ağırlığı devam etmiştir. Bir çok önemli tarihi olayın içinde bulunmuş olan bu cemaat, 1924 yılında Yunanistan’la yapılan mübadele ile Türkiye’ye gelerek daha çok İstanbul’un Şişli ve Nişantaşı semtlerine yerleşmiştir.”

Atatürkçülüğü kullanarak,çağdaş ve laik perdesine saklanarak müslümanları gemlemeye çalıştılar ve başardılarda.

Kimliklerini gizlemenin verdiği boşluğu Dönme-Mason-Yahudi üçgeni içerisinde doldurmaya,Türkçülük ve Atatürk Milliyetçiliğiyle dillendirmeye çalışmışlardır.

Konu hakkında Prof. Abdurrahman Küçük’ün “Dönmeler ve Dönmelik Tarihi” adlı bir kitabi vardır ve burada Sabetaycıların olumsuz rollerini şöyle anlatmaktadır: “Türk milletinin inanç, örf, adet ve ahlaki değerlerini zayıflatma yolunda bir tavır sergilemeleri, jön-Türkler hareketinde İttihat ve Terakki içinde, 31 Mart vakasında ve Sultan Abdulhamid’in Hal’inde önemli roller üstlenmeleri bu kimselerin kimliklerinin ortaya çıkarılmasını sağlayan amillerdendir. I.Dünya Harbi’nin ve gelişmelerin Türkler’in aleyhine neticelenmesinden sonra bazı insanların Türkler’e pamuk ipliğiyle bağlı bulunduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. O güne kadar, Türkler kendilerinden uzaklaştırmamak üzere azami gayret gösterdikleri dönmeleri yakinen tanıma fırsatı bulmuş ve bu vesileyle onları imtihandan geçirmiştir.”

Sabataycılıklı ilgili bir çok makale ve eser veren Mehmet Şevket Eygi onlar hakkında:” Sabetaycılar hiçbir zaman açıkça İsrail’i desteklemedi. Fakat bazı Sabetaycılar destekledi. Bazı Sabetaycılar İsrail devleti için savaşmaya bile gittiler. İsrail’in Ramle kentinde bugün yahudi olan çok sayıda Sabetaycı yaşamaktadır. -Masonlukla Sabetaycılık arasındaki bağlantı nedir? -Çok fazla sayıda Sabetaycı mason taıdım. Ben şunu gördüm. Masonluk bir anlamda Sabetaycılar için bir din haline gelmiş. Bir dinin seromoni kısmını masonlukta buluyorlar.

Nitekim pekçok Sabetaycının da mason olmasının sebebi bu.

Sabataycılar ilk devrelerde sadece kendi içlerinden bir evliliği gerçekleştirilirlerdi.Zaten yahudilikde de bir başka kimseyle evlenilmesine müsaade edilmez,öyleki anne tarafından yahudi olması aranır.

Sabetaycıların 1917, 1991 ve 1996 da Yahudi dinine geçiş istekleri reddedilmiştir.Özellikle son iki çaba Israil’de politik olarak algılanmıştır.

İnternet sitesinde Sabataycılığa büyük yer veren ve bu uğurda mücadele vererek kendisinin sabataist olması için İsraile dilekçe verip zorlada olsa kabul ettiren Ilgaz Zorlu, Yahudi dinine kabul edilmekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, şunları söyler:‘‘ABD ve başka ülkelerde Yahudiliğe kabul edilen Sabetaycılar var. Ancak Türkiye Hahambaşılığı bunu kabul etmiyordu. Türkiye Hahambaşılığı, Yahudilerin 1492 yılında Padişah 2’nci Beyazıd’a hiçbir Müslümanı Yahudi dinine almayacaklarına dair verdiği tek taraflı akiti uyguluyor.’’

Zorlu, ‘‘Bu karar kendilerini Yahudi kabul eden diğer Sabetaycıların da önünü açacak mı?’’ sorusuna ise ‘‘Hiç zannetmiyorum. Çünkü beni zorlukla kabul ettiler. Kabul edilmemin nedeni İsrail’de dini eğitim almış olmam ve bir Yahudi gibi yaşamamdı’’ yanıtını verdi.

Ilgaz Zorlu’nun kendisi de bir Sabataycıdır. Ve nüfus cüzdanındaki Dini –İslâm- ifadesinin yerine mahkeme kararıyla yahudi yazdırır,bu Avdetî.(Yani dönme)[2]

Böylece Türkiye Hahambaşılığıda Sabataycıları Yahudi olarak kabul etmemektedir.

Sabataycıların kendilerine mahsus ibadet yerleri (sinagogları) vardır.Meselâ İstanbul’da Etiler’de Alkent’te büyük bir binanın altı Sabataycı sinagogu olarak kullanılmaktadır. İstanbul’un başka yerlerinde Türkiye’nin başka şehirlerinde de Sabataycı mâbetler vardır.

Türk Yahudi cemaatinin önde gelen isimlerinden Hario Ocalyo Sabetaycıları açıklamıştır.Bunlar ve konumları şudur;

· Mahir Tokay (Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurucusu)

· Fevziye Hanim (Isık Lisesi’nin kurucusu)

· Karaköy Börekcisi Hasan bey (Meşhur yağma Hasan Böreği)

· Feriha Sanerk (İlk Kadın emniyet müdürü)

· Halide Edip Adıvar (Yazar)

· Ziya Gökalp (Türkçülüğü ilk telaffuz edenlerden,yani Tekin Alp, takma adıyla milliyetçilik, Türkçülük, Atatürkçülük havariliği yapan Moiz Kohen)

· Dr. Şefik Hüsnü (Cumhuriyet tarihinin ilk sosyalistlerinden)

· Fatin Rüştü Zorlu(Menderes Hükümeti’nde Bakan,)

· Fazlı Necip Bey (Yeni Asır’in kurucusu)

· Dinç Bilgin (Sabah,Akşam,Yeni Asır gazetesinin sahibi ve Sabah’ın önemli bazı köşe yazarları Sabetaycı, yani Selanik Dönmesi’dir,der Eygi.)

· Erol ve Sedat Simavi (Hurriyet gazetesi’nin sahipleri)

· Ahmet Emin Yalman (Vatan gazetesinin kurucusu,aynı zamanda Yakubi kolundan.Amerikan mandasının savunucularından)

· Abdi Ipekçi (Milliyet Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni,A.E.Yalmanın yanında yetişip,çizgisini devam ettirenlerden.)

· Rahşan Ecevit (Bülent Ecevit’in karısı)

· Tansu Çiller (Eski Başbakan, DYP Genel Baskanı)

· İsmail Cem (Dışişleri Bakanı,Ilgaz Zorlu, “İsmail Cem İpekçi, köklü bir Sabetaycı aileye mensuptur… Büyük dedesi Haham’dır ve Sabetay Sevi’nin de yakın arkadaşıdır” dedi.ve Zorlu:” Eğer İsmail Cem Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırsa, Türkiye’de yaşayan Sabetaycı bir vatandaş olarak Çankaya Köşkü’nde nasıl cuma namazlarına sayın Demirel gidiyorsa, Cumartesi günleri de Çankaya Köşkü’nde Sabak Defilesi yapılması için ben bizzat Cumhurbaskanlığı’na ve Meclis’e başvuracağım. Bunu çok arzu ediyorum. Hatta Cumhurbaskanı’nın Yahudilerin dini bayramlarının olduğu günlerde, çalısmaması gerektiğini düşünüyorum. Hatta hatta, sayın Cumhurbaşkanı’nın bu takdirde kafasına kipa takarak dolaşması da gerekebilir. Çünkü bu onun dini inancıdır, bunu yapması gerekir. Sabetaycı Cumhurbaşkanı bunu yaparsa Türkiye’de diğer insanlar ne yapar bu da ayrı bir konu olur.”Sabataycıların en güçlü oldukları Dışişleri Bakanlığı’dır. Medyada, üniversitelerde, yüksek finansta ve daha birçok temel müessesede büyük ağırlıkları vardır.”[3]

· Çevik Bir (Emekli General, doğmadan Ölen Eski Genel Kurmay 2. Başkanı Çevik Bir (Cumhurbaşkanlığına niyet edip de işin başında dönüş yapmak zorunda olan şahıs.) 2 Ekim 1999 tarihinde gazeteci İsmet Solak’la NTV’de yaptıkları sohbette şöyle demektedir: “Babam Manastır’lı, annem Selanikli’dir.” [4]

Çevik Bir”Musevi Ulusal Güvenlik Sorunları Enstitüsü” adlı kuruluş tarafından, kendisine ” Türkiye’nin ABD ve İsrail ilişkilerinin gelişmesine yaptığı katkı” sebebiyle bir ödül verilmek üzere ABD’ye davet edildi ve 30 Agustos’ta emekli olan Bir,Ekim ayı içinde ABD’ye gitti.Ve Ekim ayında eğitim-öğretim sezonunu açan “Işık Üniversitesi”nin açılışına katılıp,ilk dersi verdi.Genel Kurmay bünyesinde “Hasan Tahsin Bilgi Merkezi”kuruldu.Gerçek adı Osman Nevres olan Hasan Tahsin Sabetaycıdır ve Yunan’a ilk kurşunu onun atıp atmadığı çok tartışmalıdır.

· Leyla Gencer (Dünyaca ünlü soprano)

· Engin Noyan(Şarkıcı)

· Cemil İpekçi (Ünlü Modacı)

· Dede Cemil İpekçi (Türkiye’de İlk sinemanın kurucusu)

· İzak Ben Zwi (İsrail’in ikinci cumhurbaşkanı)

. Bitlis Milletvekili Kâmuran İnan’ın hanımı.

. Coşkun Kırca.

. Kemal Gürüz. YÖK başkanı.”Dönme olduğunuz doğru mu?”diyen Nuriye Akman’a;”Sosyolojik anlamda müslümanım.”demiştir.KTÜ Rektörlüğünden TUBITAK Başkanlığına atanmış,KTÜ Rektörü iken Yahudilerin İspanya’dan Türkiye’ye göçlerinin 500.yıldönümünün kutlama komitesi üyeliğini yapmıştır.

I.Zorlu Halil Bezmen gibilerin yaptıkları yolsuzlukların kendilerine kan kaybettirdiğini,olayın paraya döndüğünüde itiraf etmektedir.Halil Bezmen cemaatten ve piyasadan topladığı muazzam bir servetle ABD’ye kaçmıştır.Zaten ben inanıyorum,Şişli Terakki Lisesi’nin yöneticisi olan insanlar da uzun vadede aynı şeyi yapacaklar. Bu insanlar, bir çizgi çiziyorlar Türkiye’de. Bu genelde Kemalist bir çizgi. Fakat bunu yaparken, sol partilerde yer alıyorlar. Fakat bunu yaparken cemaatin içerisinde bir takım olayların içerisine giriyorlar.

Yahudilikten ayrı olarak değerlendirilemiyen Sabataycılık ve Sabataycılar bir çok alanda etkili olmuşlardır. Yalçın Küçük “Tekelistan”adlı eserinde;Sabataycıların Türkiye’yi ipotek altına aldıkları ifade edilir.

Fatih Sultan Mehmed’i, büyük bir sefere giderken Gebze’de Yahudilikten dönme Yakup Paşa adlı hekim zehirlemiştir. Bu zatın asıl adı Maestro Iacobo’dur; Fatih’i Venedik hükümetinin tâlimatı üzerine zehirlediğine dair belgeler aradan beş yüz yıla yakın zaman geçtikten sonra ortaya çıkmıştır.

Türkiyenin kontrolünde siyaset, medya,sosyal ve kültürel yapıda büyük tesirleri vardır. Ülkemizde bir asırdır devam etmekte olan din-siyasî rejim kavgası onların eseridir. İrtica tehdit ve tehlikesi efsanesinin mimarları da genellikle onlardır.

MEHMET ÖZÇELİK

[1] Bak.www.yeşil.org,Aksiyon dergisi.

[2] Bak.Yeni Şafak.8-1-2001,Hürriyetim.4-2-2001.

[3] Milli Gazete. (M.Ş.Eygi.)26-haziran.2001,27-1-2002.

[4] bak,internet.2 Ekim 1999 tarihli Hürriyet’te Ertuğrul Özkök,

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .