SEFÂHET VE 20. ASIR

SEFÂHET VE 20. ASIR

Şeytanın en tesirli silahlarından biri de sefâhet ve onun yolları ve vasıtaları olan cazibedar şeylerdir.

İşte küfre giden bir yolda buradan geçer. Mü’min şuursuzca küfre buradan girer. Bu kavram,şümullü bir kavram olup nefsin hoşuna giden,nefsi okşayıcı,çığırdan çıkartıcı,sorumluluğunu idrak edip yerine getirmeye engel olan her şey bu kategoriye girer.

Şeytanın Hz. Havva’ya ilk söylediği cazibeli sözü:”Siz o cennet de ebedi kalacaksınız. Eğer yasak olan şu meyveden yer iseniz.”[1] Böylece şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi.

Haramlar şeytanın tuzaklarıdır. Sefâhette en büyük haramdır.

Hz. Âdem’in iki oğlu nefsani duygularına kapılarak ve kıskançlık yüzünden[2] kardeş kanı dökülmüştür.

İnsanlığın başlangıcındaki sefâhet,sonunda yine sefâhet olarak dönmüştür…

Hz. Âdem’in cennetten çıkışı kadınla,ahirzamanın en büyük fitnesi kadınla, Deccal’ın aldatmacası hep kötü kadınla olmuş ve de olmaya devam edecektir. Bundan dolayı şeytan fitne ve fesatta,sefâhette en büyük ve tesirli rolünü,nefsine mağlup kadınlarla oynar.

İnsanları saptırmada başarılı olamayan şeytan,en son olarak kadını kullanır.

Tefsirlerde de anlatıldığı üzere;Allah’a kırk yıl uzlet içerisinde ibadet eden bir âbidi saptırmak,halkın onun üzerindeki sevgisini kaldırmak için şeytan her yolu dener,ancak yaptığı,abidin ibadetini arttırmaktan başka bir işe yaramaz.

Artık en son çare olarak,fahişe bir kadın aracılığıyla,hem gayrı meşru bir harekete,hem bilinmemesi için doğan çocuğu öldürüp gömmeye ve neticede idam olurken şeytana imanını kaptırmaya kadar gider.

Ve şeytan kötü kadınla hedefine varmış,kırk yıllık birikimi bir anda bitirmiştir.

Gelelim asrımıza;Hz. Âdem’den beri hiçbir asrın görmediği bir sefih hayat yaşanmakta,bütün teknik ve teknoloji sefâhetin hizmetine girmiş olmaktadır. Vahşetlere denk sefâheti tervice,hiçbir insanlık şahit olmamıştır.

Milletin namusu olan kadını ve kadının namusunu pest-pâye insanlara peşkeş çekip,metâ olarak bu denli denice kullanılmamıştır.

Bu uğurda fertlerin,milletlerin namusları bozuk para gibi savrulmakta,nurlu sabahlara çok pahalıya mal olmaktadır.

Kadere iman olmasa yaşanılmaz. Allah Hakimdir. Zira o zulmetten nuru çıkarır. Nitekim onu zulmet takib ettiği gibi,zulmeti cehalet asrı,arkasından nurlu saadet asrı olan asrı saadet…

Bir çok insanları yutan karanlık geceler,aydın insanlara ve aydınlık günlere gebedir. Pahalı bedeller, değerli insanlar ve harikalar doğurur. Gerçek pahalı nesil,birkaç neslin feda edilmesinden sonra ortaya çıkmaktadır. Büyük kayıp,büyük kazanç…

Sâri hastalık gibi her tarafı saran iki illet;Küfrü mutlak ve Sefâheti mutlaka…

Dünyada özellikle Türkiye de oynanan oyun;küfür ve inkârcılık,onun temsilcisi kominizmle bir netice almak,onunla hedefe varmak. Veya belli bir netice ve sonuca vardıktan sonra sefâheti uygulamak,tam bir serbestlik içerisinde… Ağzıyla ot toplayan sorumsuz varlıklar gibi…

Alternatifsiz yıkmak. Bütün duvarları,haya ve namus duvarını,helal haram duvarlarını ve kavramlarını,hürmet-merhamet hudutlarını aşmak,bizi biz yapacak her şeyden,geçmişten-gelecekten uzaklaştırıp günü gün yapmak,düşünmemek… Batın fabrikası,çocuk üretme makinası,hayvani duyguların tatmini. Hevesi;yatak odası,mutfak,tuvalet üçlü takım hevesi…

Oysa yıkılan,horlanan,çiğnenen bu değerler ve mukaddesatın yerine geçecek ne gibi bir alternatif üretilmektedir? Hangi şeyler onların yerini doldurabilmektedir? Ruh ve kalb ne ile doyurulacaktır? Vah esefâ!!!

ÇARE : ÜÇ MESELE

Bediüzzamanın ifadesiyle üç mesele vardır;İman-Hayat-Şeriat.

Üç inkilap. Biri kişinin şahsi hayatında,diğeri toplum hayatında. Öbürü de siyasi,icra-i,hukuki,idari ve yönetim hayatında…

Müslümanların önünde iki engel vardır;Biri kominizm,temsilcisi Rusya. Diğeri Kapitalizm,temsilcisi batı alemi,özellikle hristiyanlık,İngiltere ve süper devlet Amerikadır.

Hristiyanların da iki büyük engeli vardır;Biri İslamiyet,temsilcisi 46 İslam devleti,özellikle Türkiye. İkincisi Rusya…

Kominizm yani Rusyanın önündeki engeller ise;-ister hak-ister batıl-bütün din temsilcileridir. Çünkü onun düşmanı dindir.

İslâmiyetin yükselişi,kendisiyle beraber bu üç aşamada gerçekleşir:

İMAN: İman meselesi her an tazeliğini koruyan bir meseledir. Kıyamete kadar da devam edecektir. Ancak imanın hayata hayat olmasıyla ayakta durulabilir. Birinci aşamada fertlerin hakiki imana sahip olmalarıyla,ikinci aşamada ise,kominizmin yani inkarcılığın ortadan kalkmasıyla,imanın insanlığın hayatında varlığını icra etmesiyle olabilir.

Şu anda ise bu fiilen yıkılmış görülmektedir. İman küfre hakim olmuştur. Ancak fertlerdeki hakimiyeti tam değildir. İman taklidde kalıp,tahkike geçmemiştir. İman küfre meydan okumuş ve onun kalesi olan kominizm yıkılmıştır.

İkinci ağırlık ve son senaryo ise;Sefâhettir. Bunun temsilcisi ise Avrupadır,Amerikadır. Onlarda kapitalizmle yani masumların kanını içmekle beslenir. Onlar için para,madde her şeydir. Her kapıyı açar. Hakiki saadet onun iledir.

Maddesiyle müslümanlara hakim olur. Maddesiyle sefâhet ve eğlenceye insanları bilhassa gençleri teşvik eder.

O halde;”Düşmanın silahıyla silahlanınız.” hakikatınca,düşmanın en tesirli silahı olan madde ile onu vurmak,maddeyi gaye değil,aracı yaparak… Zira koltuğu başına koyan alçalır,ayağının altına koyan yücelir. Madde ve para da kalbe değil,cebe ve kasaya konulmalıdır.

HAYAT : Müslümanlar,kalabalık olan İslam alemi sefalet içerisinde yaşamaktadır. Hiç birisi dikine ayakta duramamaktadır. Değil kardeşinin derdiyle dertlenmek,kendi derdini aşamamaktadır.

Zengin olan İslâm alemi fakru zaruret içerisinde yaşamaktadır. Oysa bütün zenginlik kaynakları kendisinde,ancak tokmak başkasında. Yoğurt bizim,içtiğimiz ayran batılının.

Kapitalizmin yıkılışı ise,müslümanların zengin olması,zenginliğine sahib olması iledir. Hayatın hayat damarı…[3]

Bediüzzamanın dediği gibi;”Bu zamanda İslâmın terâkkisi maddeten terâkkiye mütevakkıftır.”bağlıdır.

Teknik ve teknolojinin,maddenin İslâmın emrine girmesiyle –tabir caizse- İslâmın tam bir rönesansı ve inkilabı olacaktır.

Cehaletiyle asırları titreten bu asır,saadetiyle de bütün asırlara parmak ısıttıracaktır.

İslâmiyetin işaret ettiği gibi,hristiyanlık ya sönecek veya İslâmiyete teslim olup boyun eğecektir.

Süper durumda olan Amerika kaybettiği perestijiyle,genç neslini yani geleceğini kaybederek 400 milyar dolara ulaşan borç,dışının tantanalı içinin boşluğuyla tam Fatih zamanındaki Bizansı hatırlatmaktadır.

Batı bügün Fatih beklemektedir. Ancak o bir Fatih’in olmadığına şükretsin. Çünkü Fatihler ya daha çocuk,ya da onları doğuracak analarla sefâhet kıskacında hapsolmuş!!!

Eceli gelen caminin duvarına bevledermiş. Batıda İslam alemine bevlediyor. Paran varsa sende bevledersin! Çünkü tuvaletler paralı!!

ŞERİAT : İslâmiyetin dizginleri eline alarak siyasi,idari sahadaki otoritesidir. Kuvvetin hakka değil,hakkın kuvvete hakimiyetidir.

Dünyayı tilkiler idare ediyor. İnsanlığın değil,kendisinin faydasını düşünenlerin idare ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Çobanlar sürüleri değil,sürüler çobanları idare ediyor.

“Ümitvâr olunuz! Şu istikbal inkilabatı içinde en yüksek gür sadâ,İslâmın sadâsı olacaktır.”

10-08-1991

MEHMET ÖZÇELİK

[1] Bakara.36.

[2] Maide.27,31.

[3] Bak. Emirdağ Lahikası. B. Said Nursi. / 9.

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .