ZULÜM VE MAZLUMLAR

ZULÜM VE MAZLUMLAR

Zulüm ve haksızlık etmeyen Allah,[1]zulmü-de yasaklamıştır.[2]Zulümle Allah helâketi netice vermez,insanlar zulme devam etmedikçe,iyiler ortak olmadıkça.

Âyette;” Zalimlere meyletmeyiniz,ateş,cehennem sizi yakalar ve yakar.”[3]

Âyette;” Halkı iyi olduğu halde Rabbin,haksızlıkla memleketleri helak etmez.”[4]Akibet zulmedenlerin aleyhinedir.

Âyette;” (Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli oldu ve size misaller de verdik.”[5]

Zalimlerin vasıfları belirtilirken’Bir haksızlığa uğradıkları zaman yardımlaşırlar’ ifadesiyle,hayırda değil,şerde birleşirler.

Âyette;” Ancak insanlara zulmedenlere ve yer yüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte acıklı azap bunlaradır.”[6]

Kurtuluşa eremeyip,lanetlenmiş olan zalimler,cezasız kalmalarından değil,mühlet ve süre verilerek vaz geçmelerinin sağlanması içindir. Zira ahirette bu zulümlerinden dolayı tekrar dünyaya gönderilmelerini Cenâb-ı Hak-dan isterler. Çünki azap şiddetli ve dehşetlidir.

Aynı zamanda Allah onları dünyada da birbirine musallat eder.

Âyette;” İnsan çok zalim ve cahildir.”[7]buyurulur. İnsanın terbiye edilmemiş yapısında bu zulüm özelliği vardır.

Bu zulüm ilk insanla beraber,Hâbil-in Kâbili öldürmesiyle başlayıp,tarih boyunca da devam etmektedir.

Hadiste;” Küfür devam eder,zulüm devam etmez.” buyurulur. Küfür devam ettiği için ekseriya kâfir ve zalim hemen tokat ve ceza görmüyor. Nitekim büyük suçların cezalarının büyük yerlerde verilmesi gibi,zulüm gibi büyük suçun cezası da ahirete te’hir edilmektedir.

Birkaç yönüyle şu manalar da tecelli etmektedir;

Ya insan bir yönüyle bu zulme şerik olmuştur veya Hadisteki,” Dünya mü’minin zindanı (Ahirete nisbeten),kâfirin cennetidir.(Cehenneme nisbeten)Ehli imanın intibahına vesile olur. Günahlarına keffâret olup,ahirete temizlenmiş,öbürü zalim sıfatıyla çağrılırken,bu mazlum sıfatıyla çağrılır.

Hadiste;” Mü’mine zarar veren veya hile yapan mel’undur.”

Hadiste;” Kim (Mü’mine) zarar verirse Allah-da onu zarara uğratır. Kim de (Müslümana) meşakkat verirse, Allah-da ona meşakkat verir.”

Hadiste;” İşleyene daha dünyada cezası çarçabuk gelmeye en layık günah,zulüm ve sıla-i rahmin koparılmasıdır. Bu cezanın dünyada gelmesi,ahiretteki cezaya keffâret değildir.”[8]

Zulüm hayatın mana ve hakikatının bilinmemesinden ortaya çıkmaktadır. Hayat bir eğlence ve boş ve boşluk dan ibaret değildir. İnsanların boşluğu,hayatı boş görmelerinden kaynaklanmaktadır.

Âyette;” Dünya hayatı boş ve oyundan ibarettir.”[9]buyurulur.

Bunca gelenler gelip gitmekte,az durmaktadırlar. Tıpkı sinemada bir rolde oynayan kötü bir insanın devamlı kötülüğünün seyredilmesi,iyi rolde olanın iyiliklerinin nefrete karşı takdir ve memnuniyetle seyredilmesi sahneleri gibi. Zalim ile mazlum rollerini oynamaktadırlar.

Nitekim bazıları yılanlıklarını ve köpekliklerini yapmaktadırlar. Sırp zulmünde olduğu gibi. Öyle bir zulüm ki; sırtlanlara rahmet okutturacak derece de.

Haçlarla çocukların gözlerini oymak,hamile kadınların karınlarını yarma,canlı canlı yakıp,boğazlarını kesme,kadınlara tecavüz etme,camilerin yerle bir edilmesi gibi [10]zulümler,Hadis de belirtildiği gibi;Denizin dibindeki balıkları dahi şikayet ettirip,rahatını selbettirecek,yer ve göğü hiddete getirecek hareketlerdir.

Eğer Bosna ve Kosova da zulmeden sırba Osmanlı aynı müsamahayı göstermeseydi;bu gün sırp ırkı diye bir ırk ne olur,ne de orada kalabilirdi!

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.

İnsanlık bu gün medeniyet adına yanlış gitmekte,baltayı ayağına değil,kafasına ve kafalara vurmaktadır.

Muîn-i zalimin dünyada erbâb-ı denâettir.

Köpektir zevk alan sayyâd-ı bî-insafa hizmetten.

Sırp köpeğine tükürmem! Acırım tükürüğüme! Zira kirlenir. Ancak mazlum kosovalı ve Bosnalının hatırını ve hakkını korumak için tükürmek lazım.

Tükürün zalimlerin o hayasız yüzüne,tükürün.

Kaç mevsim oldu yollarda zelil ve derbeder.

Gökte uçanlara inat hep emekliyoruz.

Halimiz mezardakilerin halinden beter.

Bir sırlı nur kapısı açılsın bekliyoruz.

Ayaklarımızda zincir,boynumuzda kement.

Sürüm sürümüz,sürüm sürüm bütün insanlık.

Yazık!süründürülüyor bu koskoca millet.

Mukaddesler târ-u mâr,düşünceler karanlık.

İngilizlerin İstanbul boğazının toplarını tahrip ve İstanbulu istila ettiğinde o devletin en büyük dini dairesi olan Anglikan kilisesinin baş papazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden 6 suale 600 kelime ile (şımarıkça) cevap istiyorlar;

Dâr-ul Hikmet-il İslâmiyenin azası olan Bediüzzaman-dan cevap vermesi istenildiğinde cevaben; 600 kelime ile değil,6 kelime ile de değil hatta bir kelime ile dahi değil,belki bir tükürük ile cevap veriyorum. Çünki o devlet ayağını boğazımıza basmış.’

Kimi yamyam,kimi Hindu,kimi bilmem ne belâ.

Hani tâuna da züldür bu rezil istilâ.

Zulüm bir istilâ,tecavüz ve haddini bilmezliktir.

Zulmü anarşi ve anarşist doğurur.

Âyette:”Dediler ki:”Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye’cüc ve Me’cüc bozgunculuk yaparlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?”[11]

Bediüzzaman;”Eskiden mançur,moğol ünvanıyla içtimaat-ı beşeriyeyi zir-ü zeber eden taifeler ve seddi Çininin yapılmasına sebebiyet verenler,kıyamete yakın yine anarşistlik gibi bir fikirle medeniyeti beşeriyeyi zir-ü zeber edecekleri rivayetlerde vardır.”buyurur.

Kehf suresinin 92-98 ve Enbiya suresinin 96-97. ayetlerinde Zülkarneynin halkın isteği üzere anarşistlere karşı bir sed yaptığı anlatılır.

Rivayette:bununda Ermenistan ve Azerbeycan dağlarından iki dağ arasında olduğu,sağlam yapılan bu seddinde kıyamete yakın ve kıyamet günü yıkılacağı ifade edilir.

Ye’cüc ve Me’cücden kasıd;böylece fesat ve karışıklık manasına gelen anarşi ve anarşist demektir.

MEHMET ÖZÇELİK

[1] Al-i İmran.108,182,Nisa.40,Yunus.44,Fussilet.46.

[2] Nahl.90.

[3] Hud.113.

[4] Hud.117.

[5] İbrahim.45.

[6] Şura.42.

[7] Ahzab.72.

[8] Kütüb-ü Sitte.Prof: İ. Canan. 16 / 357-360.

[9] Ankebut.64.

[10] Bkn.Türkiye gaz.28-7-1998,31-7-1998.

[11] Kehf.94,Ye’cüc-Me’cüc için bak.Risale-i Nurun Kutsi Kaynakları.A. Badıllı.255,646,Zülkarneyn için bak.Zafer der.Mart.1986,Mektubat.B.Said Nursi.482,Lem’alar.B.Said Nursi.107-109,390.

No ResponsesOcak 1st, 2015

Yoruma kapalı .