AJANLIK FAALİYETLERİ

AJANLIK FAALİYETLERİ
*Ajanlık faaliyetleri her dönemde çeşitli ad ve uygulamalarla gerçekleştirilmiştir.Bu bir nevi kendi menfaatı için yapılan,düşmanın zararını defetmek amacıyla girişilen haber ve bilgi toplama servisliğidir.Askeri ve güvenlik stratejisinden ibarettir.

Osmanlı bunu en geniş ve en güzel anlamda uygulamış,başarısında bunu etkisi önemli çapta görülmüştür.Bugün dahi Amerika ve israili dünya çapında farklı kılan olay,onların istihbarat birim ve ağlarının güçlü olmasındandır.İstihbaratı yanlış yaptığı yani şahsi ihtiras,makam sevdası gibi eksik ve su-i istimallere dönüştüğü gün o hatanın neticesi olarak devlet ve gücünde de bir düşüş olacak ve olmaktadır.

Nitekim Enver Paşa Trablusşamda bulunduğu sırada Fransa adına casusluk yapan bir kişinin sorgusunu yapmış ve onu cezalandırarak durumu ve Fransanın harb niyetlerini,Suriyeye saldırmalarını Osmanlıya bildirmiştir.Bu kişi ise; Şam’da asılarak idam edilen Emmanuel adlı Fransız Papaz’dır.

-Bazen gizli istihbarat teşkilatları aynen balık avlamak gibi önceden avı atar ve sonradan yakalamaya çalışırlar.Yani olayın gün yüzüne çıkmasını sağlamak için güya bazı belgeleri topluma bizzat kendileri sızdırırlar.hedefe kısa yoldan varmak için bazılarını saklandıkları ve sakladıkları yerden deşifre etmeye matuf uygulamalarda bulunurlar.Bazen de ortaya sunulan belgeyi belge kabul ederek suçlayacakları kimseyi daha kısa ve kolay yoldan yakalama imkanı bulurlar. Böylece tavşana kaç deyip,tazıya tut diyen yine kendileri olmuş olur.

*-Gizli servisler kendi emelleri için gazete ve gazetecileri,bazende interneti kullanarak bunu herkes tarafından duyulup genel bir görüş haline gelmesini sağlayıb bu yolu kullanarak hem bilgi almayı hem de bilgi sızdırmayı onlar eliyle sağlamış olurlar.

*-Mafya ve casuslukta herşey mübah ve serbest kılınmıştır.Onların dünyasında engel ve yasak diğer bir ifadeyle serbest ortam olup günah,kanunsuzluk gibi kavramlar çıkarılmıştır.Kurallı hayatta kuralsız kişilerdir.Onlarla başarısız olmanın bir sebebi de kuralsızlığa karşı kurallı harekettir.Kurallı hareket kişiyi bir çok noktada bağlarken,onların kuralsızlıkları her gayrı meşruyu meşru kılmaktadır.Alanı da böylece geniş tutulmaktadır.Hatta bazen öyle olmaktadır ki;kurallı hareket edenlerin kuralları çiğnememek için kuralsızları kullanmaları,zamanla onları kontrol edememe veya kontrolden çıkmalarıyla onları kontrol dışı bırakmaya kadar götürüyor. Birbirlerini kullanma adına kollamalara kadar gidiliyor.

Nitekim:” SSCB’ni otuz yıl idare eden Stalin. Evet o, çarın casusu olarak siyasete sokulmuş bir kişidir. 1917 ihtilalinin ikinci adamı olan Troçki’yi tasfiye eden Stalin, bu işi çar adına yapmıştı. Güç ve kuvvet eline geçince tabii olarak rotayı değiştirdi. Bir başka çarpıcı örnek de Hitler’dir. O da ordu tarafından görevli olarak Alman İşçi Partisi’ne sızdırılmıştı.”( Siyasette casusluk ve ajanlık-M.Hilmi Yıldırım )

*-Bugün büyük şehirlerde işlenilen suçlara baktığımızda;hem bir yandan büyük çete diğer adıyla mafyaya özenilerek tek suç işlemekten ziyade,toplu ve örgütlü halde suç işlenildiği görülmektedir.Adeta suç işlemek için bir kurum haline gelmek bu işin rajonu haline geldi.Bir dilencilik şebekesinden,bir kapkaç şebekesine,uyuşturucudan silah tüccarlığına kadar her şeyde bir teşekkül oluşturma hızla yaygın hale gelmektedir.Eskiden bir köyde bir ağanın tasallutuna karşı şimdilerde mafya ile ağalar şebekesi teşekkül etmiş oldu.Buda önemli çapta hukukun dejenere olması,uygulanmaması,uygulanır olmaması,farklı uygulamaların,afların devreye girmesiyle büyük bir artış göstermiş oldu.Buda hukuka ve devlete olan güvencin olmayışıyla güç kazandı.Artık hukuka ve devlete gitmekten ziyade,bu şebekelere müracaat söz konusu olmaya başladı.Tıpkı dinsizin hakkından imansız gelir sözünün değişik versiyondaki bir uygulaması…

Ancak hiçbir şebeke yukarıdan destek bulmadıkça varlığını sürdüremez.Buda balık baştan kokar sözünü doğrulamakta ve bu mafya türü şebekelerin kendilerine dayı diyebileceğimiz kimseleri arkalarına almaları ve onları maddi manevi beslemeleri ile sürdürülmeye çalışılmaktadır.

*-Hiçbir zaman İngiliz ajan Lawrensin o çöllerde ve kabileler arasında yaptığı ajanlık unutulacak cinsden değildir.Ve bu ajanın başta İngilizlere olmak üzere batının doğu üzerindeki hakimiyetinde önemli rol oynamıştır.Batı lawrens ile bir yandan Arapları keşfetmeye çalışırken diğer yandan da yerleşmeye çalışmışlardır.

*-Bugün gerek internet ve cep telefonlarıyla ve gerekse de gelişen haber alma cihazlarıyla bu durum daha rahat ve geniş bir alana yayılmıştır.Adeta ajanlık ve haberleşme ile hızlandırılmıştır.

*-İnkar edilemez bir gerçektir ki;1900 yıllarından önce bu işi en iyi yapan Osmanlı idi ve özellikle II.Abdulhamidın tavassutuyla resmi bir kurum haline gelmişti.Ve özellikle Fatih Sultan Mehmet bu duruma hassasiyet gösterir ve sırların dışarı sızmasını engellerdi.Nitekim bir sefer tertib ettiğinde veziri bile seferin nereye olacağını sorduğunda ona verdiği cevapta;Paşa paşa,eğer seferin nereye olduğunu sakalımdan bir kıl bilmiş olsa onu söker atarım yani sen de bilmeye çalışma ihtarında bulunarak,iki kişinin bileceği bir şeyin sır olamıyacağını da göstermiş olmaktadır.Bu gün ise,sıra bazen değişse de İngiliz,İsrail,ABD,Rus,Fransa ve Çin devletleri gelmektedir.Diğer bir ifadeyle;siyasi alanda CIA,FBI,zaten enstitü demek olup kültürel ve hakimiyet alanında MOSSAD,süper devlet olma anlamında KGB gelmektedir.Mossad-ın dünyada 35 bin ajanı olduğu söylenmekle beraber ayrıca destek aldığı özellikle kendi milliyetinden olanların desteğiyle büyük bir güce ulaşmaktadır.

*-CIA ile ilgili olarak: “Amerikan kapitalizminin gizli polisi”; CIA eski ajanı Philip Age yazdığı “CIA Günlügü” isimli kitapta şunları söylemektedir.

“… Ben kapitalizmin gizli polislerinden biriydim. Yoksul ülkelerdeki Amerikan şirketlerinin, hisse senedi sahiplerinin kaymağı yemelerini sürdürmelerini sağlamak için politik barajın sızıntılarını kapatmak üzere gece gündüz çalışan CIA, Amerikan kapitalizminin gizli polisinden başka bir şey değildir. Ki, yoksul ülkelerde CIA başarısının anahtarı, nüfusun kaymağın çoğunu yiyen yüzde iki ya da üçlük kısmının bulunmasıdır.Şimdi çoğu ülkelerde bu sınıfın geliri 1960’tan sonra daha da artmış, ancak bir kenarda bırakılan ve nüfusun yüzde 50 ya da 70’ini teşkil eden sınıfların gelirleri ise daha da azalmıştır.

… CIA, karşı-sindirme öğretisi, milliyetçilik, vatanseverlik kavramlarını ileri sürüp, azınlıkta kalan zenginlere karşı gelişen halk hareketlerini Sovyet yayılımıyla ilgiliymiş gibi göstererek bu uluslar arası çıkarcı sınıflar arasındaki ilişkiyi örtmeye çalışır.

… CIA mafyayla içiçe uyusturucu ticareti, karapara aklama, silah kaçakçılığı gibi birçok karanlık işler çevirmekte ve buradan elde ettiği gelirlerle karşı-devrimci faaliyetlerini finanse etmektedir. City Bank ve Bank Of Boston isimli bankaların tüm yabancı ülkelerdeki müdürleri ya CIA görevlisi ya da CIA ile sözleşmelidirler.

Uyusturucu ticareti ile uğraşan çeşitli ülkelerdeki tüccarlar, mafya ve devlet yöneticileri ile direkt ya da dolaylı bağ kuran CIA aynı zamanda karşı-devrimci safta olan bu güçleri desteklemektedir.”

*-Başta Türkiye olmak üzere özellikle İslam ülkelerindeki darbelerde ve istedikleri ve kendilerine yakın kimselerin gelmelerini sağlamak üzere yaptıkları devrimlerde de büyük katkıları vardır.Nitekim:” Ülkemizde darbe gerçekleştirildikten sonra CIA görevlilerinin CIA Türkiye Masası şefi Hanze’ yi arayarak ”Kutlarız, senin çocuklar başardı” demesi bile tek başına bu ilişkiyi anlatmaya yeterlidir.”

*-Bir faraziye de olsa,özellikle bilgisayar sistemlerindeki açıklar,cep telefonlarıyla yapılan konuşmaların uydular yoluyla ve şebekeleriyle hafızaya alınması ve yönlendirmesi bu ajanların işlerini daha da kolaylaştırmaktadır.Artık heryerde izlenip dinlenme imkanı teknolojiyle ortaya çıkmaktadır.Nitekim aşağıdakı tanım bir derece bu teoriyi doğrulamaktadır.” ECHELON, 5 devletin (ABD, Ingiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda)istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletişim sistemlerini denetlemek için kurdukları ortak projenin kod adıdır. ECHELON projesinin temelleri 1947’deki UKUSA anlaşmasıyla atılmış, ve 1971’de hayata geçmesinden günümüze dek kapsamını ve kullandığı teknolojileri sürekli genişletmistir.Liderligini ABD Milli Güvenlik Dairesi NSA’in yaptıgı ECHELON’un bugün telefon görüşmeleri, emailler, internet bağlantıları, uydu haberleşmeleri gibi akla gelebilecek tüm modern iletişim sistemlerini büyük oranda denetlediğine inanılmaktadır.

ECHELON nasıl çalısır?
ECHELON sisteminin veri toplamak için kullandığı çeşitli yollar vardır.Gelişmiş anten sistemleriyle uydu haberleşmelerini dinlemek (ki çesitli raporlara göre bu antenler ABD, Italya, İngiltere, Türkiye, Yeni Zellanda,Kanada, Avustralya, Pakistan, Kenya topraklarında ve muhtemelen diğer bazı ülkelerde de faaliyettedir), yeryüzündeki telefon hatlarını dinlemek,internet baglantılarını dinlemek (internet ağının anahtar bağlantı-router
noktalarında ECHELON’un veri iletişimini filtreden geçiren sniffer sistemlerinin bulunduğuna inanılmaktadır), kıtalararası iletişim hatlarını dinlemek (ABD’nin okyanus tabanındaki telefon hatlarını kontrol altında tutabilmek için bu kablolara dinleme cihazları yerleştirdiği bilinmektedir,
bu cihazlardan biri 1982’de kabloların bakımını yapan bir Fransız sualtı ekibi tarafından bulunmuştur) gibi çeşitli yöntemlerle, dünya üzerindeki iletişim sistemlerinden geçen veri paketleri ECHELON tarafindan düzenli olarak toplanmaktadır. Elde edilen bu veriler, DICTIONARY (sözlük) adı verilen bir filtreleme sisteminden geçirilir. DICTIONARY, dinlenen veriler içinde ECHELON projesinin 5 ortak devletince belirlenen anahtar kelimeler,isimler, adresler, vs. gibi bilgileri tarayan bir bilgisayarlar ağıdır.Ayıklanan bu “tehlikeli” iletişim unsurları uzmanlarca incelenmek üzere takibe alınır.”Sadece bu iş için, CIA’nin 100 bin ajanı sadece telefon dinliyor ve teşkilat bu iş için 16 milyar dolar harcıyor.Bu da göstermektedir ki;” CIA’nın örgütlediği, yetiştirdiği yeni-sömürge ülkelerin işbirlikçi istihbarat teşkilatlarının da bilim ve teknolojinin tüm olanaklarını kullanarak benzer faaliyetleri devrimci örgütlere karşı yürüttükleri sır değildir. Örneğin MİT, 1990’da Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’ndan (NSA) her biri 10 ayrı faksı kontrol edebilen 50’den fazla “Faks İzleme Cihazı” almıştır. Mehmet AĞAR’ın açıklamalarına göre 20 bin telefon aynı anda dinlenebilmektedir. Ve ANAP milletvekili Eyüp AŞIK’ın açıklamalarına göre sadece Mehmet AĞAR’ın isteğiyle dinlenen telefon sayısı 2700’e ulaşmıştır.”

*-Bugün ABD’nin belkide yıkımında başta CIA olmak üzere istihbaratdaki yanlışlıklar olacaktır.Zira CIA’nın Irak ile ilgili verdiği raporlar,siyasilerin istediği merkezde idi.Doğruları yansıtmayan belgeler olarak dışa yansıdı.Sonraki düzeltmeler ve yanıldık ifadeleri ise bu ayıbı kapatmaya yetmedi ve Vietnam gibi ikinci bir Vietnamda Irak oldu.Yanlış ve kullanılan istihbaratın yönlendirdiği çıkmaz sokak…Gerek Bush,gerekse de Pentagon bu acziyetini 11 Eylül olayları ve Irak savaşı en belirginleri olarak bunu gösterdiler.Daha da deştikçe diğer kirli çamaşırları açıkça görülmekte,kokusu tüm dünyayı sarmakta ve sarsmaktadır.

*-Ajanlıkla ilgili olarak veya bilgi alma yöntemi konusunda Kur’an-ı Kerimde:”Size bir fasık,yalancı bilgi getiren kimsenin haberinin doğru olup olmaması konusunda araştırın,buyurularak,araştırma,inceleme emredilmektedir. İncil’de ise,Hz. Musa’nın “Gidin ve o ülkede gerekli araştırmaları yapın”denilmektedir.Ve Hz.Musanın annesi suya bıraktığı oğlunun firavunun saraydaki durumunu öğrenmek üzere,sarayda bulunan akrabalarını devreye koyarak bilgi alması ve bunu kendi evladına süt anneliği yaparak devam ettirmesi insan yapısındaki hayatını devam ettirmek için gerekliliğini de göstermiş olmaktadır.

*-Fatih’in istanbulu fethetmesindeki ilk adım Bizans içerisine gönderdiği ve Bizans içerisinden desteklenen bilgi elde etmelerle gerçekleşmiştir.Ulubatlı Hasanın surlara diktiği bayrak kadar başarıda önem arzeder.

*-Peygamberimizde Hendek savaşında,önceden anlaştıkları Hayber Yahudilerinin anlaşmayı bozup müşriklere destek olmalarına karşı Medinenin düşmesi söz konusu idi.Böyle bir sırada Müslüman olan Hayberli birisi rasulullaha gelerek,iki taraf arasını açmak için izin ister.Ve hemen o gece Haybere giderek müşriklerin anlaşmadan vaz geçtiklerini,güvenmediklerinden kendilerinden teminat olarak elli kadar Hayberlileri isteyeceklerini,ancak kendilerinin onlardan erken davranarak onların anlaşmadan vaz geçmeleri halinde öldürülmek üzere elli adamlarını istemelerini tavsiye eder.Kendisi hakkında onlara güvence verip oralı olduğuna dair kesin belgelerin olması Hayberlilere tam bir kanaat verir ve hemen bir elçi göndermek üzere faaliyete geçer.O sahabi hiç vakit kaybetmeden aynı teminat ve bilgileri müşriklere de iletip,iki tarafın aynı işleri yapmaları onun doğruluğu hakkında her iki tarafa kesin bir kanaat vermesi üzerine anlaşma bozulur.Böylece Müslümanları önden müşriklerin ve arkadan da Hayber Yahudilerinin kuşatma tehlikesi ortadan kalkmış olur.Müşriklerin bir netice alamayıp gitmesinden sonra Peygamberimiz daha savaş elbiseleri çıkarılmadan Hz.Aliyi Haybere gönderir ve Hayber Yahudileri Hayberden sürülürler.Hadisde de;Harb hiledir,buyurularak,bu hileden faydalanma yollarının en kısa ve kestirme yolu ise,istihbarat bilgilerine ulaşmak ve gereğini yapmaktır.

*-Aslında ajanlık bir nabız tutma hareketidir.Bu kendi halkının nabzı olduğu gibi,dünyanın nabzını da tutmak demektir.Öyle ki İngiltere;devlete karşı dolmuş olan halkını deşarz edip boşalarak rahatlamalarını sağlamak üzere bizzat kendisi sosyal bir realite olarak devlete karşı kışkırtmakta ve böylece boşalan halkın boşalmasından sonra bir müddet daha rahat idarelerini sürdürmektedirler.Bu onlar için sibop görevini görmektedir.Bir anlık hatırlatmadan sonra unutturma ve uyutma faaliyetleridir.Bu ve buna benzer faaliyetler devletler arasında da uygulanmaktadır.Oynanılan role göre yıkmak amaçlıda kullanılabileceği gibi,halkın bilinmesi,tanınıp tesbiti açısından da bir yöntemdir.Deşifre amaçlı…

*-Ajanlık dün olduğu gibi bugünde çok yönlüdür.Askeri açıdan, teknolojik, ekonomik, siyasi, kültürel gibi bir çok alanda bilgi toplama gerçekleşmektedir.

*-Dışa kapalı olan Rusya Leninle beraber kendi farklı ideolojileri olan kominizmi tesis edip dünyaya pazarlamak üzere birinci derecede kendi bünyesinde her bir insanı bile takib ettirerek istihbarat teşkilatını kurdu.Tam bir baskı ve takib politikası uyguladı.İnsanlar gölgelerinden bile korkarak takib edildiklerine inandırıldı.

-Bu korku özellikle milli şef İnönü döneminde de Türkiyede uygulanarak insanlara jandarma korkusu verilip,konuşmaları bir yana düşünmelerine bile ambargo konuldu.İki insan bile,aynı odada,akraba ve yakında olsalar birbirleriyle fısıltı halinde konuşur oldular.Üçüncü bir kimsenin olması halinde ise birinin muhbir ve ajan olabileceği intibaı yaygın hale gelmişti.

*-İstihbarat elemanları haber alma uğruna her kılığa ve her işe girmektedirler.Ayakkabı boyacılığından ayakkabının altına yerleştirmek üzere ayakkabı tamirciliğine,çeşitli kimliklerle rahat hareket imkanı bulma yöntemlerine baş vurmaktadırlar.

*-11-Eylül olayları istihbarat birimlerine farklı taktik,düşünce ve yöntem çeşitlerini düşündürmüş,stratejide bir kımıldama devresine girmiştir.

*-Osmanlının yıkılmasında bu casusluk faaliyetlerinin önemli bir yeri vardır.Fransız asıllı Kont dö Bonval diğer: Humbaracı Ahmed Paşa’nın 18 yıl boyunca Osmanlıda masonluğun kurulmasındaki aldığı rol ile başlamış ve II.Abdulhamidin yine masonlar tarafından hal’i ile sonlanmış,hedefe varılmıştır.

*-Dönmelerinde casuslukta önemli katkıları vardır.Her ne kadar dönmüşte olsa kendi ırkdaşlarıyla olan bir irtibatı devam etmektedir.Herşeyin aslına çektiği gibi…

*-Bu gizli haberleşmeler gizli mürekkeplerle,bazende eritilen kibrit çöplerinin başları ile sürdürülmüştür.

*-Başta CIA olmak üzere gizli birimlerin en taktik manada devletlere yaptıkları oyunlar;Onları Sun’i Gündemlerle meşgul etmek…Zira birbirleriyle uğraşanlar akıllıca iş yapamazlar.Dünyada önemli çapta bol bol sun’i gündemler oluşturulmaktadır.

-Bazen de üstteki büyüklerin birbirleriyle olan kavgalarından,alttakiler ezilme nasiblerini almaktadırlar veya ağır faturalar ödemektedirler.

*-Gizli istihbarat örgütleri işleri kirli ellere yaptırır,daha sonra da o kirli elleri ortadan kaldırırlar. Türkiyede ciddiye alınması gereken 20 faili meçhul cinayet işlenmiştir.Ancak ciddi manada bunların failleri bulunmamıştır.Ya yapanlar ortadan kaldırılmıştır veya bütün istihbarat örgütlerinin ortak bilgi ve menfaatları çerçevesinde olmuştur.Bu faili meçhul cinayetlerde ister sağ olsun ister sol olsun,mutlaka birilerinin kuyruğuna basma veya menfaatına gölge düşürme veyahut da en önemli ve ciddisi sırrını ifşadır.

*-Bugün istihbaratlar yalan üreterek varlıklarını ve güçlerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. En bariz olanı da CIA.Irakta nükleer silahlar bahanesiyle girdi.Böylece Saddamın milyarlar dolarını uera-ya çevirip ABD ekonomisini tehlikeye atmasına bir tokat oldu,diğer yandan Filistine verdiği desteğin önü alınırken,bir en önemlisi de kendisine yıllarca yetecek Irak petrollerinin üretimini birkaç katına çıkararak,daha önce yaptığı gibi ambargo koymak.Silah fabrika ve şirketlerini faaliyete geçirmek,ortadoğuya hakim olmak,İslam alemine göz dağı vermek,bu bahane ile gelmişken İran ve Suriyeyi de ziyaret etmek,İsrailin önünü açarak gelişmeci politikasını desteklemek,Kürt devletine yeşil ışık yakarak yeni bir kıvılcımı ateşlemek,işgal ile diktiği diktatörleri,bu sefer yıkmak üzere işgal etmek,demokrasi vaadi uğruna karmaşa ve belirsizlik ortamı oluşturarak geçmişe özlem duyurmak,belki kaderin müsaadesi yönüyle de kendi sonunu hazırlayıp,kendi ipini kendisine çektirmek…İşte bütün bunlar CIA’nın verdiği bir yalan raporunun senaryoları,hakikatları ve seyir defteridir ve planıdır.

*-Araştırmaya göre Türkiyede bulunan 100 civarındaki mafyanın yıllık cirosu,60 milyar dolar.Bu pastayı kaptırmak istemez ve bunun için her gayrı meşru yol da meşru addedilir.Bunlar daha ziyade hukukun icra edilmediği veya aciz kalıp dar kapsamlı oluşundan kaynaklanır.İşte dağılan Rusyanın dağılmasından sonra bütün pis işlere hakim olanlar Rus mafyalarıdır ki,bunlar devletin yüzde kırkına hakimdirler.Bu durumda devletin tutumu hukuku eksiksiz ve açık delik bırakmıyacak şekilde adilane uygulaması,gerektiğinde –menfi bir yolda olsa-mafyayı birbirine kırdırarak,aralarındaki anlaşmazlığı körükleyerek dağılmalarını sağlamak,iş alanı açıp işsizlerin o gibi yerlerde değilde,meşru iş alanlarında çalışmalarını sağlayacak ortamları hazırlamaktır.En önemli olanı ise;bu insanların üzerinde en büyük emniyet gücü olan maneviyat gücünün tesisini ve yaygınlaşmasını sağlamaktır.

*-MİT’in ister kasıtlı ister söylenti eseri olarak üzerine sıçrayan çamurlardan kendisini temizlemesi gerekir.Bugünlerdeki MİT-Yargıtay-Çakıcı üçgenindeki yalanlamalardan Yeşil olayına,Hizbullah gerçeğine, kontrgerillanın faaliyetlerine, Susurluk olayları ve uzantısı,neden eski DGM savcısı Nusret Demiral, özellikle Uğur Mumcu cinayetinin üstüne gidilmemesini istemişti,eski başbakanlardan Rahmetli Turgut Özal’a kurşun atan Kartal Demirağ’ın dışında yaptıranlara ulaşılmamıştı,aydınlanmayan faili meçhul 20 cinayetin oluşuna kadar,Jitem içindeki olayların özellikle Eşref Bitlisin uçağının düşürülmesi olayına kadar bir çok noktanın aydınlatılmasıyla bir gusül etmesi gerekir.Hükumetleri yıkmak ve vatandaşı rencide etmek için uydurulan ve piyasaya sürülen Fadime Şahin, Müslüm Gündüz piyon olarak kullanıldılar.Halkın değerleri ve şahsiyetleriyle uğraşılması uğruna…Yıllardır halkından dahi benim gibi herkesin duymasına rağmen,Van’da her evde dahi uyuşturucu üretilmiş olması bilinir iken,yenilerde rastgele bir patlak vermenin ötesinde bir neticenin çıkması,kirli işlerin üzerindeki perdelerin aralanmasının istenmediğini göstermektedir.Belki de Çatlının dediği gibi;Eğer açıklarsam devlet yıkılır.Eğer devlet bir adamın sırtında duracak kadar kirlenmişse varsın yıkılsın.Kirli çamaşırlar ortaya çıkarılıp temizlik işleri yapılmadıkça,su ile sabuna dokunulmadıkça bu kirler ve kirliliklerde devam edecektir.

*-İşte Faili meçhullerin raporu: “Faili meçhul cinayetler komisyonu”nun listesi: 1975: 1 tane, 1977: 6, 1978: 46, 79: 81, 80: 98, 81: 2, 83: 1, 84: 1, 86: 2, 87: 1, 88: 2, 89:3, 90: 68, 91:24, 92: 316, 93. 314… Toplam 916. Elbette ki, bu rakamlar komisyon kayıtlarına geçmiş faili meçhuller ve 1993’ten sonrasını kapsamıyor. Dağda, bağda, köprü altında öldürülenlerin kesin sayısı bilinmiyor. 1997 yılı sonu itibariyle, eğer rakamlarla oynanmamışsa; mahkemelerde 14 973 faili meçhul dosyası bulunduğu, 12523 dosya ile Diyarbakır DGM’nin ilk sırayı aldığı biliniyor. Mayıs 1998 ayı itibariyle 20 379 terörist, 3275’i asker; 4501 güvenlik görevlisi, 4268 sivil olmak üzere toplam 29148 kişinin Güney Doğu’da hayatını kaybettiği biliniyor. Kurtuluş Savaşı’nda 7-8 bin civarında şehit verdiğimiz düşünülürse, onun dört katından daha fazla insan telef olmuş.”

Buda göstermektedir ki,İtalyadaki devrilen Gladio,Türkiyede hala ayakta…

*-Ağır bir ifade de olsa doğrulanması veya tekzibi isnad edilene düşer. Emekli Yarbay Talat Turhan,Özel Savaş Terör ve Kontrgerilla isimli kitabında Türkiye’de Gladio Özel Harp Dairesi’dir, diyor.(s.14) ” Talat Turhan, “Bir ülkede siyasi cinayetler işleniyor da failleri bulunamıyorsa fail, büyük bir olasılıkla istihbarat örgütleridir. Bu iç istihbarat örgütlerinden biri veya birkaçı olabileceği gibi, dış istihbarat örgütleri de olabilir. Ya da iç ve dış istihbarat örgütlerinin ortak kararıyla gerçekleşen bir eylem şeklinde de gerçekleşebilir.”diyor. (S. II)

“Bir ülkede bu tür eylemlerde fail bulunmuyorsa eylemler artarak devam edecektir.”(s.III)

Turhan’a göre, örgüt Türkiye”nin NATO’ya girmesinden sonra Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla kuruldu ve sonradan Özel Harp Dairesi adını aldı. 20 yıldır terör ve istihbarat konularında yaptığı çalışmalar ve kitaplarıyla tanınan Turhan, Özel Harp Dairesi’nin talimnamesinde yer alan görevlerini şöyle sıralıyor:

“Adam öldürme, bombalama, silahlı soygunculuk, işkence, kötürüm haline getirme, adam kaçırmak suretiyle tethiş ve olayları tahrik, misilleme ve rehinelerin alı konması, kundakçılık, sabotaj, propaganda ve yalan haber yayma, zorbalık , şantaj” (s.23)

12 Mart, 12 Eylül dönemlerini yaşayanların hayıflandığını duyar gibiyim:

“Biz bunların hepsini gördük. Meğer bunları anarşistler değil de Özel Harp Dairesi mi yapıyormuş?”

Özel Harp Dairesi’nin kuruluş talimnamesi Amerika’dan alınma. “Contrgerilla Operatıon FM 31-16” talimname, Türkçeye tercüme ediliyor. Sadece adı değişiyor:

ST 31-15 Kara Kuvvetleri Sahra Talimnamesi- Gayrı nizami Kuvvetlere Karşı Harekat

Bu talimname Orgeneral Ali Keskiner imzasıyla:ST 31-15, 25 Mayıs 1964 gün ve OPS: 1708-74-64 Mr. Ta.Krl. sayılı KKK emriyle yürürlüğe giriyor. (S.26)”

Özetle: Derin devlet,faili meçhul cinayetler;bu olayların altında çoğu zaman üzerine gidilipte bir türlü neticelerine varılamayan olayların altında yatan işte bu derin devletin izleri görülmekte ve de hissedilmektedir.

Daha öte bir hisle,devletin içerisinde yerleşmiş olan resmi bir birim sürekli olarak rejimi koruma adına himayelikte bulunmakta,gerektiğinde ihtilal gibi olaylar için düğmeye basmaktadır. Kim kurdu?Kimin zamanında kuruldu?Bu gizli birim kimlerden oluşmaktadır.Askeriyede mi,adalet mekanizmasının içinde mi,mit-de mi,emniyetde mi….yoksa hepsinin demi üzerinde…

Uğur Mumcunun öldürülme olayında sisli perdeye dokunması önemli sebeb olarak söylendi ve de yazıldı ancak bir netlik olmadı…Mumcu perdeyi kaldırmak üzere idi.Mesela Hizbullahın kuruluşunda bizzat mit tarafından kurulup kullanıldığı,pkk-ya karşı bir silah görevini görmek için teşekkül ettirilip ancak daha sonra kontrol edilememesiyle birlikte yok edilmeye çalışıldığı bilinen gerçeklerdendi.

Onca dallandırılan hizbullah birdenbire sessizliğe büründürüldü,adeta bir şey değilmiş,bir şey olmamış gibi….

Öyle zannediyorum ki,büyük hizbullah olan el- Kaide de büyük mit cia-nın eliyle kurduruldu.Nitekim bir zamanlar Rusya düşmanlığı ve rakibi vardı ancak şimdi o rakib gidince bir düşman oluşturmak gerekti.Bu düşman önceden ehli kitab-ateist ekseninde sürdürülürken şimdi ise ehli kitab-islam eksenine kaydırılmış oldu.Bunun içinde müşahhas bir düşman oluşturmak ve fiili işlere start vermek gerekti.Bunun için seçilen ve teşvik edilip uygun zemin oluşturulan el-Kaide oldu.Şu anda bütün kavgalar bu eksen üzerine oturtulmuş ve sürdürülmektedir.

Nazlı Ilıcak bir mit görevlisine soruyor:” Damdan düşer gibi sordum: “Kontrgerilla… Gladyo ne zaman tasfiye edilecek?”

Ve tahmin ettiğim cevabı aldım: “Hele bir Avrupa Birliği’nden müzakere takvimi gelsin, AB ile uyum süreci içinde, bu şekildeki sıra dışı yapılanmaların sürmesine imkân yok.” (Tercüman.28-8-2004.)

İstihbaratların istihbarat altına alınması gerek..istihbaratçıların istihbaratlarının yapılması gerek…

30-08-2004

Mehmet ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .