BELÂ

BELÂ
Hayat belalarla doludur.
Hayat belâdır.
Belânın bittiği yerde,hayat da biter.
Bir insanın;ben belâya bulaşmadım diyorsa,belâsını beklesin.
Belâ-m bitti diyorsan,o halde ne diye bu dünyada duruyorsun,denilir.
Belâsı biten öğrencinin kağıdı alınır,dışarıya çıkarılır.
Hayat belâlarla tatlanır,tatlandırılır.
Allah bir kulunu sevdiği zaman onu belaya hatta belâlara mübtela kılar.
Belâ imtihandır.
Belâ,imtihana evet demektir.
Tıpkı çölde kişiye kendisi için hayati olan devesini kaybettirip de sonra onu tekrar buldurması gibidir.
Ruhlar aleminde bir kere Belâ dedik,binlerce belâlara mübtela kılındık.
Bir kere belâ-ya binler bela geldi.
Tıpkı bir günah işleyenin,bin gün-âh çekmesi gibi.
*Belâ esnasında musibetleri sabır ve şükür içerisinde aşma,manileri geçme bir üst seviyeye yükselmeyi gerektirmektedir.
“İşte orada herkes dünyada yapmış olduğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlaları olan Allah’a döndürülür. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmuştur.”
Her bir belâ,başka bir belâya kapı açar.
Öğrenci varsa,belâ olan sınavda vardır.
Dünya hayatı bedava değil,belâ ödemelidir.
Cennet ucuz değil,belâ bedellidir.
*Belâ-nın şartı ve neticesi,kul olmaktır.
Kul olmak ise kül olmaktır.
Ham iken yanmak,yanarak pişmektir.
Kendinde O’nu görmek ve O’nu göstermektir.
*Bir zamanlar elde etmek için her yola başvuran çocukların oyuncakları,belli bir yaştan sonra gülünç vesilesi haline geliyor.
Elde etmek istediği araba için hayatını veren bir kişi,zaman içerisinde bu hevesi kırılıyor veya o arabanın modeli geçiyor ve daha güzeli piyasaya çıkıyor.
Demek ki o elde etmeye,uğruna her şey verilen şey hakikatte hakiki bir değer ifade etmemektedir.İnsan değer kazandıkça.
İnsan değerini kaybettikçe,değersiz olan şeyler değersizlik nisbetinde büyük değer kazanıyor.
İnsan ihtiyarlandıkça veya kemale erdikçe dünyaya karşı bir soğuma hasıl oluyor.Her şeyin gerçek yüzü biraz daha net görünmeye başlıyor.
*Bu dünya zıtlıkları bir araya getirerek,uyumu yakalamak için sürdürülüyor.
Cennet zıtlıkların ayrıştığı uyum yeridir.
Burası ise uyumluluğu yakalamak için bir talim ve belâ yeridir.
* Ne oldun? Öldün mü? Geriye ne bıraktın? Neler yaptın?Pişman mısın?Geriye dönseydin ve de döndün ne yapardın?Yaptıklarından memnun musun?
*Âhirete inanmayanlar,uğruna öldükleri davalarında ölümsüz olacaklarını söylemektedirler.
Bu ne tezattır ki,hem öldükten sonra dirilmeye inanmayacaksın ve hem de ölümsüz olacağını iddia edeceksin!
Seni yaşatacak olanlar da ölecek.Sen unutulduğun gibi,onlar da unutulacak.
Her yönüyle unutulacak bir dava ve gaye için ölmenin ne faydası vardır?
“ Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazanmakta olduklarını da elleri bize söylemekte, ayakları da şahitlik etmektedir.”
“O gün, dilleri, elleri ve ayakları, yaptıklarına şahitlik edeceklerdir.”
MEHMET ÖZÇELİK
07-01-2012

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .