BEN BEN OLUR VE BEN OLARAK KALIRIM

BEN BEN OLUR VE BEN OLARAK KALIRIM

Düşünüyorum da acaba yeniden dünyaya gelme teklifi ile karşı karşıya kalsaydım neyi ve kimi yani kim gibi,kimin durumunda olmayı isterdim?

Bir sporcumu,bir sanatçı mı,gerek şu andaki insan model ve imkanlarına sahib insanlar gerekse de geçmişteki insanlar içerisinde bir tipleme aradığımda yine bana en cazib gelen kendim olur ve kendimi seçerdim.

His ve heves olmaksızın her insan da bunu kendisi açısından düşünecek olsa,öyle zannediyorum ki onlarda o kadar insan model ve imkanları içerisinde kendisini seçer,onu kabul ederdi.

Zira her insanın hayatı boyunca tüm çabası,kendisi olmak,kendisi gibi olana meyletmek,kendisi gibi olanı veya olma durumunda olup kendi yapısını uygun olanı seçmekte ve benimsemektedir.

Yani dünyaya bir daha gelseydim;yinede kendimi seçerdim.Kendimi bulamasaydım veya öğretmenlik yaptığım mesleği elde edemeseydim,olmasaydı,en azından bana ve mesleğime en yakın olanı seçerdim.Öyle inanıyorum ki,siz de öyle yapardınız.

Bu durum gerek kişilik olarak gerekse de meslek olarak aynı şekilde tezahür ederdi.Hiçbir zaman için keşke öğretmen değil de parası çok olan bir sporcu,bir sanatçı veya falan zenginin yerinde olsaydım gibi bir ifade benim için cazib olmamıştır.

Âyette:”O sizi yeryüzünün halifeleri (vekili) yapan,size verdiği şeylerde sizi imtihana çekmek için kiminizi DERECELERLE kiminizin ÜSTÜNE çıkarandır.Şüphe yok ki senin rabbin çabuk cezalandırır.Ve muhakkak çok affedici çok merhamet edendir.”[1]

Cenâb-ı Hak her insanı bir makam ve mevkide imtihan etmektedir.Biz bu imtihanı bir yönüyle kabul ederken bir yönüyle de bizim için biçilmiş ve tayin edilmiş bir imtihan tarz ve şeklidir.Kimse bölümünün dışında imtihan edilmezken,kimseden de kendisine verilmeyen istenilmemektedir.Verilenler imtihanın şiddetini arttırırken,verilmeyenler imtihan ve sorgunun şiddet ve dehşetini hafifletmektedir.Allah kimseye taşıyamayacağı yükün üzerinde bir yük yüklememiş ve yüklememektedir.

“Allah her şahsa,ancak gücü yettiği kadar sorumluluk yükler.Herkesin kazandığı,ya kendi lehinedir,yahut aleyhinedir.(Bundan sonra şöyle dua edin!)Ey Rabbimiz!Unutursak veya hataya düşersek bizi hesaba çekme(yarlığa)Ey Rabbimiz!Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.Ey Rabbimiz!Bizim gücümüzün yetmediği işlerden bizi sorumlu tutma,bizi affet,bizi bağışla,bize acı.Çünki sen,bizim mevlâmızsın.Kâfir kavimlere karşı bize yardım et.”[2]

-“Ey Âdemoğulları,şeytan ana ve babanızı,ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi,sakın sizi de fitneye düşürüp şaşırtmasın!

O ve taraftarları,sizin onları görmediğiniz yerden sizi görürler.Biz şeytanları inanmayanların dostları yapmışızdır.”[3]

Şeytan insanlara ben olmayı,ben kalmayı,benliği bulmayı engellemek için her yola başvurmaktadır.

Tüm günahlar benliği örter ve kaybettirirler.Asıl amaç ben olmak,ben kalabilmek,benliğini bulmak ve benliğini kaybetmemektir.

Münafıkların farkı:”Münafık erkeklerle münafık kadınlar sizden değil,birbirindendirler;kötülüğü emreder,iyilikten alıkorlar,ellerini de sıkı tutarlar;onlar Allah’ı unuttular,Allah’da onları unuttu;onlar yoldan çıkmış olanların ta kendileridir.

Allah münafıkların erkeklerine ve kadınlarına ve bütün kâfirlere içinde ebediyen kalmak üzere cehennem ateşini vaat etti;bu onlara yeter,Allah onları rahmetinden kovdu.Onlara bitip tükenmeyen bir azap vardır.

(Ey münafıklar)siz de tıpkı kendinizden evvelkiler gibisiniz;onlar kuvvetçe sizden daha üstündü;malları evlatları daha çoktu;paylarına düşenden faydalandılar,sizde payınıza düşenden faydalandınız,sizden öncekiler paylarına düşenden nasıl faydalandılarsa ve siz de daha önce dalanlar gibi batıla daldınız.Bunların dünyada da ahirette de yaptıkları boşa çıkmıştır.Husrana uğrayanlar da bunların ta kendileridir.”[4]

Münafık olan bir insanın kâfirden daha dehşetli olmasının sebebi;Kâfirin kendisi olması,kendisi olarak kalıp yaşamasına rağmen münafık olan kimse herkes olmaya çalışırken kendisi olamamakta,kendisini bulamamakta,kimliksiz ve kişiliksiz birisi olarak belirgin bir kimliğe sahib olamamaktadır.

“İnsanlar kendini bilebilseydi
Dünyada haksızlık, kavga olmazdı
İnsan doğan yine insan ölseydi
Belki de dünyada hayvan kalmazdı.”[5]

İbni Mesud radıyallahu anhdan:

Peygamber sallahu aleyhi veselleme:”Domuz ve maymunlar,dönüştürülmüş (insan)lardan mıdır*”diye sordular;şöyle buyurdu:

“Allah bir milleti helak ya da azab edince akabinde (yeryüzünde) onlara bir nesil vermez.Maymunlar ve domuzlar o olaydan önce de vardı.”[6]

İnsanın kendisi olmaması ve olamaması başka suretlere dönüşümünü gerekli kılmaktadır.Nitekim Yahudilerden bir kısmının maymun ve domuz suretine dönüştürülmeleri bu manayı teyid etmektedir.[7]

Yapılan işler insanların sonunu belirlemektedir.Ameller bir derece insanın şablonu mesabesinde olup onun şekillenmesinde en büyük amildir.

Hadisde.“Ameller ancak sonlarına bağlıdır,ya da sonlarına göredir.”[8]

Ocak yandırılıyor,soğumaya bırakılıyor,daha sonra yoğrulan hamur fırına konulup,kendi halinde,kendisi olarak,kendi kendi kendine olmaya bırakılıyor.Toplumdaki farklılık,insandaki farklılık ve değişmelerde herkesin kendi olması,kendi kendine kendisini oluşturmasıdır.

13-11-2003

Mehmet ÖZÇELİK

[1] En’am.165.

[2] Bakara.286.

[3] A’raf.27.

[4] Tevbe.67-69.

[5] Neşet Ertaş.

[6] C.2/-3940-Cem’ul Fevaid.

[7] Maide.60,Bakara.65,A’raf.166.

[8] C.3/-5215-Cem’ul Fevaid.

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .