BİZDEKİ REJİM

BİZDEKİ REJİM
Mehmet Akif’in deyimiyle;’Üç beyinsiz kafa’dediği Cemal-Enver-Talat Paşaların devrinin ve devirenlerin döneminin bitmesiyle her şey bitmemiş belki yeni başlamıştı.
Mustafa Kemal-in 22-Ocak-1922 yılında Bursa-da yaptığı konuşmada:”Kan ile yapılan inkilaplar daha muhkem olur,kansız inkilap ebedileştirilemez.”
Kanlı dönem ve kanlı eller devreye girmişti.Bu da inkilaplar ile devreye konulmuştu.
İstiklal mahkemeleri bu kanlı dönemin kurulan keyfi zulmün kanun kılıfı olmuştur.
Üç Ali-ler ise bu mahkemenin üçlü çete başısıdır;Kel Ali-Kılıç Ali-Necip Ali.
Kurulan üç Aliler divanının celladı ise Kara Alidir.
Cellat Kara Ali,5216 kişiyi astığını söyler.
Cumhuriyetin kuruluş dönemi darağaçlarıyla anılacaktır.
Bolu-da kurulan istiklal mahkemesi başkanı bir sözünde;
”39. ve 40. Sehpalara asacak adam yoktu.İhtiyar bir köylü,yanında oğlu,önünde odun yüklü merkebi geliyordu.Emrettim,ikisini de astılar.
*Şeyh Said isyanı bahane edilmiş,15 bin 382 kişi katledilmiş,337 köy ise yakılmış,yıkılmıştır.
İzmir su-i kastı bahanesiyle Kazım Karabekir gibiler devre dışı bırakılmaya çalışılmıştır.
*Asmanın adı,devrimlerdi.
*Harf devrimi tam bir facia idi.Bir gecede 17 milyon insan cahil kalmıştı.Bin yıllık eserler imha edilmiş.Bulgaristana kağıt fiyatına satılmış ve yakılmıştı.
*Bu gün takılmayan ve takılmadığı için geri kalmamıza sebep olmayan Şapka Kanunu ile;Yahudi iş adamları zengin edilmiş.Erzurumlu Şalcı Bacı Şapka kanunundan dolayı asılmıştı.
Şapka kanunu çıkmadan önce,şapka aleyhinde bir kitap yazan İskilipli Atıf Hoca ise kanunsuzca asılmıştır.
Bununla da hınçlar tatmin olmamış,mezardan çıkarılarak tekrar asılarak cezalandırılmalar yapılmıştır.
*1932-1950 yılları arasında 18 yıl süren Türkçe ezan uygulamasıyla,bin yıllık islamın şeair ve alameti yerinden indirilerek,asırlardır düşmanın yapamadığı,dost eli ve görüntüsüyle! Fazlasıyla yapılmaya çalışılmıştır.
*Camiler Türkiye genelinde anbar haline getirildi.Mesela;
”Eminönü’nde 113, Fatih’te 169 cami ve mescide çeşitli nedenlerle yok olmuş durumda. Yani toplam 281 tarihi eser. Bu iki ilçede ayakta kalan cami sayısı ise 283.
*1930-ların Milli Eğitim bakanının bakanlar toplantısındaki üç teklifinden biri,Kur’an ayetlerini tercüme ettikten sonra,ayetlerin arasına bizim devrimlerimizi de ekleyelim,onu da okusunlar.
İnançların kaldırılması konusunda takipler ve baskılarla yetinilmemiş,bozulması yönünde de çaba gösterilmiştir.
Toplumu en fazla yıkan düşmanın yıkamadığı inancının yıkıma uğramasıydı.
Atatürk-ün deyimiyle; “Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.”

– “Prensiplerimiz, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.”
– “Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini (uydurmalarını) Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler.”
– “Tabiatın herşeyden büyük ve herşey olduğu anlaşıldıkça tabiatın çocuğu olan insan kendinin de büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı.”

Bir Chp-li yetkilinin ifadesiyle;bu memlekete kominizmde,şeriatta gelecekse ancak bizim istememizle,bizim elimizle gelir.
Milli Şef İsmet İnönü dönemi,tam bir baskı ve zulüm dönemidir.Devrimlerin icrası onun eliyle gerçekleşmiştir.
Dini temsil edenler susturulmuş veya ortadan kaldırılmıştır.Böyle olunca sağlıklı kaynaklardan dini öğrenmek müşkilleşmiştir.
*Türkiye genel olarak ehli sünnet olmakla beraber,bütün mezheplerin cirit attığı ve ilerisi için,dünya genelinde bir getirisi olduğuna inanıldığı için çokça ekimi yapılmakta, seçilmeye ve dikkat gösterilmeye çokça ihtiyaç vardır.Ayrık otlarının toplanması ve varlığına dikkat çekilmesi gerekir.
*Ya üstad Bediüzzaman gibi şahsiyetler olmasaydı?Türkiye-de nasıl bir hizmet ve nasıl bir düzen hakim olacaktı?
1970-lerdeki radikalizm ve kominizmin alanı genişleyecekti…İran veya Rusyanın hakimiyeti artacaktı…
*Bediüzzamanın farkı;Hz.Adem-den beri süregelen dinsizliğin Bediüzzaman tarafından şimdiye kadar vurulan darbeler içerisinde öldürücü darbe olması,dinsizliğin bir daha dirilmemek üzere ölmesini gerçekleştirmesidir.Küfrün bir daha doğrulmamak üzere bel kemiğini kırmış olmasıdır.Son darbeyi vurmak ona nasib olmuştur.
*Bu sıkıntı sadece bu vatanın asılları için değil,azınlıklar içinde söz konusudur. Mesela İsmail Hâmi Danişmend tesbitlerinde:
Bizim 624 yıllık imparatorluk devrimizde, 288 sadrazamımızın sadece 88’i Türk’tür. 200 sadrazamımız Türk asıllı değildir. Cumhuriyetimizin ilanından sonra da uygulamalarda bir farklılık olmadı. Dün, Ermeniler, kendilerini kestiğimizi yok ettiğimizi iddia ediyorlardı. Peki biz, yok edeceğimiz bir kavmin mensuplarına, neden 29 sivil paşalık, 12 bakanlık, 30 civarında milletvekilliği, büyükelçilik, müsteşarlık vs. gibi vazifeler verdikti?!.”
*Yapılan yanlışları perdelemek için Türkçülük perde yapıldı.Bu amaçla Kürtçülük tahrik olundu.Oysa Türkler bu milletin aklı,kürtler ise onun bedenidir.
Kendisine kürt denilen Bediüzzaman,Türklerin kaybettiği ve düşürülen akıllarını başlarına almaları için çaba harcamıştır.
*Düşmanın bu memleketten temizlenmesi için her türlü imkân sağlandı.
”İngiltere’deki Foreign Office’te bulunan belgelere göre Vahdeddin, Mustafa Kemal’i Samsun’a Pontus devletine engel olmak ve milli mücadeleyi başlatmak için 40 bin lirayla yolladı”

İŞTE ÖDENEĞİN BELGESİ :

Mustafa Kemal’e hükümet tarafından ödenek gönderildiğini gösteren belge.

*Dünyada hiçbir insan kanun eliyle korunmamaktadır.Atatürkün kanunla korunması çok ibret-âmiz olup,bir çok şüpheleri de akla getirmektedir.
*Millet sadece manen çökertilmemiş aynı zamanda alınan vergilerle madden de çökertilmiş ve bitirilmiştir.
Halk arasında söylenen;Gümrük muhafaza-Orman muhafaza-Allah muhafaza.
Bunların çok örneklerinden mesela;dedem Adıyamanın merkezi Bahçelievlerde bulunan arsasını,kendisine gelen vergiyi ödeyemediği için,adeta gördüklerine yalvararak, vergisini vermek karşılığında arsasını vereceğini söylemiş ve zorla birisine kabul ettirmiştir.
-Bir gün vergi memurları bir eve baskın yaparlar.Yatakta iri yarı birisi yatmaktadır.
Gümrük memurları kim olduğunu sorduklarında ev sahipleri;
-Babamız,kendisi çok hasta,diye geçiştirmiş ve vergi memurlarını başlarından savmışlardır.
Oysa yatakta yatan,bütün işlerini görmekte olan ve vergisini veremedikleri eşekleridir.
*Aynı zamanda bütün bunları yapmanın bir diğer adı da batılılaşma idi.
Nitekim Kanuninin o haşmetli döneminde ibretli bir ders anlatılır;
“Sultan Süleyman Kanunî, kesretli kırk çeşme sularını İstanbul’a getirdiği vakit, Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ona demiş: “Hilâf-ı şeriat kanunları Avrupa’dan getirdiğin cihetle, İstanbul’a öyle bir bok sıçtın ki, o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse yüz senede temizleyemez.”
Şu anda bir asırdır bu kirlilik ve temizlenememe devam etmekte,kavgalar sürmekte,yanlışlıklar saplanmış ve saplantı olmuş bir türlü çıkmamakta ve çıkarılamamaktadır.
Bu yanlışı yapanlar;ister şahıs,ister parti,ister hizip,her ne olursa olsun,onlar hakkında kütüphaneler dolusu kitap yazılsa azdır ve tarih bunu yazacak ve affetmeyecektir.
14-11-2011
MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .