BU OYUN BİTMEZ

BU OYUN BİTMEZ
Kurtlar vadisi dizisi bitmez.Oynanmaya ve oyunlara devam edilir.Oyuncular da bitmez.Ne de olsa meraklısı ve isteklileri vardır,olur da.
Türkiye-deki entrikalar bitmediği sürece bu da devam eder.
Ve bitmeyeceğe de benzemekte ve görünmektedir.
-Nizama adanmış ruhlar-da öyle.
-Tek Türkiye- şimdilik bitti.
Ve bizlerde bunları yazmaya ve kitaplar basmaya da devam edeceğiz.
Türkiye kaypak zemin üzerindedir.
Bir asırlık bu milletin damarlarında kan gibi dolaşan virüsler bu milletin kanını bozmuş,dna-sını değiştirmiştir.
Onu hasta etmiş,hastalığa meyyal hale getirmiştir.
Farklı renklerde ortaya çıkmaktadır.
Türkiye-nin kaymış olan ekseninin düzeltmesine mani engeller her yola döşenmiştir.
Mesela; Ortada tam bir tezad hüküm sürmekte ki; samanyoluhaber-in önceleri topa tuttuğu kişileri şaibeli olmalarına rağmen şimdilerde görüşüne baş vurması ve öne çıkarması gayet düşündürücüdür.Ortada tam bir kirlilik ve şiddetli bir şaibe sürmektedir.
Şu bir gerçektir ki;fitneyi karıştıran nifak odakları,davaları için her vesileyi kullanırken,kullandıktan sonra da ister başarılı olunsun isterse de olmasın,o eli kırar,yalnızlığa itip,tereddüt göstermeden harcarlar.
MİLLET KAZANDI
Cemaat destekli chp-nin seçim sonucunda artma değil düşmenin olması, cemaatın bulunduğu manevi cepheyi terk ederek,maddi iktidar düşüncesinin bir hezimetidir.
Hz.Ali,Hasan ve Hüseyine yaramayan maddi saltanat,bu zamana kadar kendisini göstermiş ve Bediüzzamanın;”Euzü billahi mineş şeytani ves-siyaseti” yani siyasetin ve şeytanın şerrinden Allah-a sığınırım.-hakikatını doğrulamıştır.
Böyle şahsiyetleri diskalifiye eden siyaset,onların eline su dökemeyecek olan kimseleri hayda hayda eleyecektir.
Belli ki bunlardan hala ders alınmış değil.
Manevi saltanattaki yerini terk eden hoca efendi,etrafının da yanlış telkinleriyle maddi köşke talib olmuş,bu da kendisinin ve cemaatının;hayalen,fikren,ruhen,madden ve manen kaybına sebeb olmuştur.
Eğitimde kurduğu sendika denemeleri sonuç vermeyen cemaat,iktidar denemesinde ise daha büyük kaybı yaşamış ve de yaşatmıştır.
Bundan sonraki zaman süresi içerisinde bu durum hırs ve hınca düşmemeli, tekrar manevi hizmete dönülmelidir.
Cemaatın bu maddi kaybı;kendilerinin de ve genelde toplumun da maddi manevi kaybına sebeb olmuştur.
Sonuç olarak cemaat kaybetti,toplum kazandı.
Kirlenmenin yerini arınma almalıdır.
*Haberlerden de gün be gün takip ettim ve kızımdan da üniversitedeki arkadaşlarından aktardığı bilgiye göre;cemaat temiz ve iffetli kız öğrencileri,kirli ve lekeli yollara,sokağa ve menfi propağandaya sevk etmiştir.
Bu affedilmeyecek bir zulüm ve cürümdür.Bir kirlenmedir.
Bunu tükürük bile temizlemez.
Artık muhasebe zamanıdır.
Cemaat siyasetten elini çekmeli.
Kirli ve şaibeli insanlara maddi manevi desteğini bırakmalıdır.
İçindeki kirli ve lekeli insanların,gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasından sonra, bütün bu olayları kaderin bir tecellisi olarak görüp,temiz insanlarla yoluna devam etmelidir.
Bu seçimde ne chp ne mhp kaybetmiş değildir.Kazananda akp olmamıştır.
Kaybeden cemaat birimleri olmuştur.
*Bundan sonraki dönemde ise başbakan kazandığı % 50 başarısını, cumhurbaşkanlığına adayını koyarak % 70-e çıkaracak,yerine de muhtemelen Numan Kurtulmuş-u getirecektir.
Aslında kavganın altında ve cemaatın saldırısında yatan bu planı engelleme olsa gerek…
*Dünya güzel olsa idi doğarken ağlamazdık.
Yaşarken temiz kalsa idik,ölünce yıkanmazdık.
*Bir nar ağacı vardır, bir de dar ağacı; Namerde nar düştü, yiğide dar ağacı…! (N. F. Kısakürek)
“Dünya bir misafirhânedir. İnsan ise, onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levâzımâtı tedârik etmekle mükelleftir. En ehem ve en elzem işler takdim edilecektir. Halbuki, siz ekseriyet itibâriyle şu fânî dünyayı bir makarr-ı ebedî nokta-i nazarında ve gaflet perdesi altında, dünyaperestlik hissiyle işlenmiş bir sûret sizde görülüyor. Öyle ise, hakperestlik ve âhireti düşünmeklik esasları üzerine müesses olan ubûdiyetten hisseniz pek azdır.”
*”Ben nefsimi tebrie etmiyorum. Nefsim her fenalığı ister. Fakat şu fâni dünyada, şu muvakkat misafirhanede, ihtiyarlık zamanında, kısa bir ömürde, az bir lezzet için, ebedî, daimî hayatını ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i aklın kârı değil. Ehl-i aklın ve zîşuurun kârı olmadığından, nefs-i emmârem ister istemez akla tâbi olmuştur.”
MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .