DÜNYAMIZA AÇILAN PENCERE

DÜNYAMIZA AÇILAN PENCERE
İnsan beden evine sıkıştırılmış devâsa bir varlıktır.
Nefese ve teneffüse ihtiyaç duymaktadır.
Bu bazen öfleyerek-püfleyerek rahatlama çabalarıyla olurken,bazen de nefsi memnun etmek suretiyle geçici de olsa bir nefes almış oluyor.
Ancak insan ruhunun sürekli hava gibi,su gibi,gıda gibi teneffüse ihtiyacı,hayatî ve zaruret derecesinde bir ihtiyaçtır.
Geçmişten günümüze insan bu ihtiyacını,kendi aleminden başkalarına veya başka yerlere açtığı pencerelerle gideriyordu.
Bazen dost sohbetleri,seyahatlar,farklı ziyaretler onun o ihtiyacını gideriyor ve dünya standartlarında memnuniyetini sağlıyordu.
Zamanımızda alanların farklılaşması,ziyaretlerin azalması,dostların kaybolması, ve dolayısıyla dost sohbetlerinin olmaması, teknolojinin gelişmesi, birde üstüne üstlük manevi değerlerin kaybolması;insanı kendi dünyasında sıkmaktadır.
İnsan oğlu bu sıkışmışlık içerisinde her zamankinden daha çok olarak teneffüse ihtiyaç duymakta,tabiri caizse,sağa sola saldırmaktadır.
İntiharlardan gayrı meşru yollara,cinayetlerden suç olaylarının artmasına kadar bu sıkışmışlığın bir patlaması olarak topluma yansımış oluyor.
Yüzdelik itibarıyla televizyon seyredenlerin oranındaki yüksek çapta gelişen artışlar,insanın kendi dünyasından,başka dünyalara geçmek için açmış olduğu pencerelerdir.
Televizyon dünyası bu asır insanının kanallar yoluyla açılmış birer pencereleridir.
Kimisi bunu kendisini ifade etmek için kullanırken,kimisi de ifade de kendisini bulduğu için bir rahatlama sağlamaktadır.
İletişim dünyası,insanın bir alemle kalmayıp,çok alemlere açılan pencereleridir.
Hiçbir asırda görülmeyen pencereler bu asrın insanına nasip olmuştur.
Ancak bununla beraber bizleri bekleyen en büyük tehlike,bu kanallardan kanalizasyon akma tehlikesiyle karşı karşıya olmamızdır.
Kanalları rast gele çevirdiğimizde bile oluşacak olan menfilik,kapanmaz yaralar açmakta,evimizi,gönlümüzü kirletmektedir.
Telefon ve internet penceresi ise,bu isteğin aşırı derecede ve aynı zamanda geçmişin eksikliğini ve susamışlığını giderme sebebidir.
Yıllardır maddi imkânsızlıklar içerisinde olan ve maneviyat pencereleri kapanan bu insanlar,elektronik ve iletişim araçlarına fazlasıyla ilgi göstermekte ve harcama yapmaktadırlar.
Yılların birikmişliğinin bir piyasa patlamasıdır bu durum.
*Ölüm bu manada ruhun bayramı,âzad olması ve hürriyetine kavuşmasıdır.
Ölüm en büyük ruhun dışa açılan penceresidir.
Uyku sınırlı boyda açılan,tamamen çıkışı mümkün olmayan ağlı ve bağlı pencerelerdendir.
Bu dünyada mukayyed yani bir çok kayıtlarla kayıtlı ve bağlı olan ruh,uyku ile açık görüşüne izin verilmekte ve tam serbest olacağı ölüm gününü beklemektedir.
Ölüm penceresi herkesin geçeceği geniş bir pencere ve dünyanın nefes borusudur.
Bu pencerelerden bir çok alemleri seyreden bu insan;kabir penceresi,mahşer penceresi gibi pencereleri aştıktan sonra,cennette bütün duygularının,bütün alemlere ayrı ayrı açılan ve hiçbir zaman kapanmayan tam bir ana pencereye kavuşacaktır.
Zira kâinatın tüm pencereleri cennete açılmaktadır.
Cennet tüm kayıt ve bağların çözüldüğü ve on sekiz bin aleme açılan bir penceredir.
Öyle ki Rabbisiyle bile olan perdelerin açılarak,perdelerin kaldırıldığı ve görüldüğü yerdir.
MEHMET ÖZÇELİK
30-01-2012

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .