EHLİ KİTAPLA MÜNASEBET

EHLİ KİTAPLA MÜNASEBET

Müslümanların Hristiyanlarla tanışmaları Medine döneminde başlar.

Peygamber efendimizin 12 yaşındayken Şam’a amcası ile beraber giderken yolda Rahib Buheyra ile karşılaşıp,onun peygamberimizin peygamberliğini müjdelemesi,İlk vahiy geldiğinde ise Hanımı Hz.Hatice’nin akrabası olan Varaka bin NevfelE bu vahyin ilk halini söylemesi üzerine onunda tıpkı Buheyra-i Rahib gibi,kendisine gelen meleğin İsa ve Musa’ya gelen melek Cebrail olduğunu,kendisine peygamberliği müjdelediğini haber vermiştir.

Mekke’de hristiyanlar gayet azınlıkta idi,adeta hiç denilecek kadardı.Bir çok perdeler altında hristiyanlık gizli olaralk yaşanmakta,Hz.İbrahime dayandırılan Allah’ın birliğini ifade eden Haniflerin dışında genelde müşriklerin hakimiyeti altında idi.Şirk her tarafta yaygın ve hakimdi.Öyleki her gün birine ibadet edilecek derecede Kâbede mevcud 365 adet put vardı.

Mekke döneminde birinci derecede Rasulullahın ve kur’an-ı muhatabı müşrikler olup,inen âyetlerde onlara yönelik idi.

Mekkede putperestliği yayan kişi ise Amr bin luhayy’dır.Onun hakkında Peygamberimiz:”Amr bin Luhayy’ı ateşte bağırsaklarını sürür vaziyette gördüğünü ve kim olduğunu sorduğu zaman,’Hz.İbrahim’in dinini değiştiren ve Arap puyçuluğunu ihdas eden adamdır.”şeklindeki cevabını aktarmaktadır.

Medine döneminde ise genellikle Yahudiler hakimdi.Bunlarda münafıklık perdesi altında iş görmekte idiler.

Peygamberimiz onlarla olan diyaloğunda sürekli sulh ve barıştan yana olmuş ancak bu anlaşmayı bozan taraf Yahudiler olmuştur.

Bundandır ki Kur’an bu Yahudileri şöyle tavsif etmektedir:”(Ey Muhammed) İnsanlar arasında inananlara en şiddetli düşman Yahudileri ve (Allah’a) ortak koşanları bulursun.İnananlara sevgice en yakınları da ‘Biz Hristiyanız’diyenleri bulursun.Çünki onlar içerisinde keşişler ve rahibler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.”[1]

“Hepsi bir değildir. Kitap verilenler içinde gece vakitlerinde Allah’ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan doğru bir topluluk vardır.”[2]

Yahudiler bu şiddet özelliklerinden ve uyumsuzluklarından dolayı Müslümanlarla sürekli çatışma halinde olmuşlardır.Buna binaen Medine’de inen âyetlerde önemli bir yere sahib olmaktadırlar.[3]

Yahudilerden Nadir oğulları Müslümanlarla yapılan anlaşmayı bozmuşlar ve büyük bir facia olan ve 70 hafız ve tebliğle görevlendirilen müslümanın öldürülmesine sebeb olan Bi’r-i Maune olayına neden olmuşlardır.

Onbin nüfusluk Medinede 4 bin kadarını bunlar teşkil etmekte idiler.

Müslümanların hristiyanlarla yaptıkları ilk savaş,Mute savaşıdır.Hicri 8.yılda gerçekleşmiştir.

Zeyd bin Harise’nin komutasındaki 3 bin kişilik ordu yüzbin kişilik ordu ile karşılaşmış;Zeyd bin Harise,Ca’fer bin ebi Talib,Abdullah bin Revaha’nin peşpeşe komutan olup şehid edilmesiyle,Halid bin Velid komutayı ele almış ve bir taktik ile geri çekilmesiyle sonuçlanmıştır.

Arkasından Hicri 9.yılda Tebük seferi ki özellikle bu savaşta Müslümanların büyük bir imtihana tabi tutulduğu bir seferdir.

Çünki münafıklarında fitnesiyle Müslümanların bahçelerinde kalmaları, kadınlarına düşkün olmaları,sıcakta savaşa çıkamamaları,düşmanın güç bakımından çok olmaları birer nefsi bahane olarak öne sürülüyordu.[4]

Ancak cesurane bir çıkış yapıp Tebikte 10 gün bekleyen Peygamberimiz düşmanın kalbine salmış olduğu korku ile savaşmaya cesaret edememişler ve bu durum Müslümanların kendilerine diğer toplumlara karşı isbatına ve büyüklüğünü kabullenmeye bir sebeb teşkil etmiştir.

Ebu Amir adındaki meşhur fasık ve münafık Evs’li elli kişiyi yanına alarak Mekkelilere destek olmuş,Bizanslıların geleceğini vaad ederek münafıklarla beraber Medinede bir fitne yuvası olan ‘Mescid-i Dırar”ı inşa ettirmiştir.Peygamber efendimizin emriyle bu mescid yıktırılmıştır.

Âyette:”(seferden geri kalanlar arasında)zarar vermek,nankörlük etmek,mü’minlerin arasını açmak ve önceden Allah ve elçisiyle savaşmış olan (adamın gelmesini) gözetlemek için bir mescid yapanlarda var.’İyilikten başka bir niyetimiz yoktu.’ diye de yemin edecekler.Oysa Allah onların yalan söylediklerine şahiddir.Orada asla namaza durma.Ta ilk günde takva üzere kurulan mescid,elbette içinde namaza durmana daha uygundur.Orada temizlenmeyi seven erkekler vardır.Allah’da temizlenenleri sever.”[5]

İslamiyet müşriklerle münasebeti tamamen keserken,ehli kitapla bazı kıstaslar doğrultusunda devam ettirmektedir.Bunlar;Müslüma olmaları,cizye vermeleri, kestiklerinin yenilebileceği,kızlarıyla evlenebilineceği ve son yol olarak onlarla muharebe edileceği şartlarını getirmektedir.[6]

Peygamber efendimiz devamlı sulh,barış ve diyalogdan yana olmuştur.Bu ise ifrat ve tefritten uzak,vasatı takib etmektedir.Yani ne onları bütün bütün kabul etmek,ne de bütün bütün görmezden gelerek uyum içerisinde yaşamamak…

Her zaman ve dönemde sulh ortamı Müslümanların lehine dönmüştür.Kazançlı çıkıp kendisini ve davasını anlatan Müslümanlar olmuştur.

Elinde kuvvetli deliller olan,kuvveti ve doğruluğu isbatlanmış olan masaya oturmaktan çekinmez.Davasını isbat eden kazansın…

Bugün yaptıkları savaşlarla binlercesini katledip,sadece hiroşimaya atılan bir bomba ile 100 binleri öldürüp,yüz binlercesini de sakat bırakanlar,Müslümanların yaptıkları savaşa bakıp öyle mukayese etsinler.

Nitekim Peygamberimizin yaptığı tüm savaşlar müdafaa amaçlıdır,saldıran taraf kendisi olmamış,müdafaada bulunan taraf olmuştur.

Peygamberimiz zamanında küçüklü büyüklü 60 küsur seriye ve gaza olmuştur.Gaza kendisinin katıldığı,seriye komutan tayin edip gönderdiği.Hepsinde de müdafaada bulunulmuştur.Düşmandan 250 kadar kişi ölmüştür.

Bu da hidayet amaçlıdır.

Rasuli Ekrem buyurdular:”Allahın benim (vasıtam) ile gönderdiği hidayet ve ilim bol yağmura benzer.(Bu yağmur,kâh öyle) bir toprağa düşer ki onun bir kısmı suyu kabul eder de çayır ile bol ot yetiştirir.Bir kısmı da kurak olur,suyu (üstüne) tutar da Allah;halkı onunla faydalandırır.Ondan hem kendileri içerler,)hem hayvanlarını) suya kandırırlar,ekin ekerler.(Bu yağmur) diğer (bir nevi)toprağa daha isabet eder ki düz ve kaypaktır.Ne suyu (üstünde) tutar,ne çayır bitirir…İlah.)”

Mehmet ÖZÇELİK

21-05-2005

[1] Maide.82.

[2] ÂL-İ İmran.113.

[3] Bakara,Âl-i İmran,Nisa,Mâide sureleri…

[4] Tevbe.49,81,107-108,

[5] Tevbe.107-108.

[6] Tevbe.29.

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .