FİTNE KAPISI

FİTNE KAPISI
Hadiste;”Fitne uykudadır, Allah onu uyandıranlara lanet etsin!”
Huzeyfe-den;Hz. Ömer (ra)`in yanında idik: Bize: “Resulullah (sav)`ın fitne hakkındaki hadisini kim hafızasında tutuyor?” dedi. Ben atılıp: “Ben biliyorum!” dedim. “Sen iyi cür`etlisin, nasılmış söyle bakalım!” dedi. Ben de anlattım: “Resulullah (sav)`ı işittim. Demişti ki: “Kişinin fitnesi ehlinde, malında, çocuğunda, nefsinde ve komşusundadır. Oruç, namaz, sadaka, emr-i bi`l-maruf ve nehy-i ani`l-münker bu fitneye kefaret olur!” Ömer (ra) atılıp: “Ben bu fitneyi kastetmemiştim. Ben öncelikle denizin dalgaları gibi dalgalanacak (bütün cemiyeti sarsacak) fitneyi kastetmiştim!” dedi. Bunun üzerine ben: “Ey mü`minlerin emiri! O fitne ile sizin ne alakanız var! Sizinle onun arasında kapalı bir kapı mevcut!” dedim. “Bu kapı kırılacak mı, açılacak mı?” dedi. “Hayır açılmayacak bilakis kırılacak!” dedim. Hz. Ömer (hayıflanarak): “(Eyvah) Öyleyse ebediyen kapanmayacak!” buyurdu.” Ravi der ki: “Biz Huzeyfe (ra)`ye sorduk: “Ömer bu kapının kim olduğunu biliyor muydu?” “Evet,” dedi, “yYarından önce bu gecenin olacağıni bildiği katiyyette onu biliyordu. Ben hadis rivayet ettim; boş söz (ve efsane) anlatmadım.” Huzeyfe (ra)`ye soruldu: “O kapı kimdir?” “Ömer (ra)`dir!” buyurdu.”
*Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Kral Abdullah’ın hatıratında Sultan II. Abdülhamid’i şu çarpıcı satırlarla anması ilginç olmanın ötesinde çarpıcıdır:
“Bence Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra meydana gelen olaylar, Kufe ve Mısırlıların Hz. Osman’a yaptıklarından sonra meydana gelenlere benzer. Hz. Osman nasıl fitneyle Müslümanlar arasındaki sınır idiyse, Abdülhamid de bu çağda insanlarla fitne arasındaki perdeydi. Bu perde yırtılınca fitneler ortaya çıktı.”
O Abdulhamid ki; Bismark onun hakkında şöyle diyor;Dünyada yüz gram akıl vardır;Bunun doksan gramı Abdulhamid-de,beş gramı bende,diğer beş gramı da tüm diğer insanlardadır.”
*Mazhar Osman bir vesile ile görüştüğü devrin başbakanı İsmet İnönü’ye şöyle bir teklifte bulunur: “Paşam! Bizim hastanelerde yer kalmadı! Çok hasta var! Bunların çoğunluğu bizim hastamız da değiller! Eskiden tekkeler vardı, şeyhler vardı. Onlar bunları nefes eder iyileştirirlerdi. Siz tekkeleri kapattınız, hastaları çoğalttınız. Şunu yapın hiç olmazsa: Dergâhları kapatılan bu şeyh efendileri imtihan ederek, onlardan birer, ikişer, üçer kişi verseniz hastanelerimize, hastanede yatan hastaların dörtte üçü iyileşir çıkar!”
İşte gerçek hamiyet-i milliye budur, böyle olur. Bu sözleri dinleyen İsmet İnönü ise, “Ne bunu sen söylemiş ol, ne de biz bunu duymuş olalım!” diyerek meseleyi kesip atar.
İlk fitnenin kapısı cumhuriyetin kuruluşuyla başlamıştır.Yani fitnenin kapısı kırılmış,diğer bir ifadeyle fitnenin kapısı artık açılmıştır.
İhtilallerle bu fitne resmileştirilmiş,pekiştirilmiştir.
*27 mayıs 1960 darbesinde,darbe ilk defa orduya yapıldı.
1960 darbesi halka karşı yapılmadan önce,orduya yapılmış oldu.
Ordudan atılan 7 bin kadar subay ve bunların içerisinde 250-si general, orgeneral, korgeneral,albay,yarbay gibi üst düzey yapılanları tasvib etmeyen komutanlar ordudan atıldılar.
27 mayıs 1960 darbesinden bir gün önce 26 mayısta ordu adeta tasfiye edilip,yeni bir zihniyetin ve fitnenin temelleri atılmış oldu.
Hz.Ömer-in devre dışı bırakılmasıyla fitnelerin önünün açılması gibi, cumhuriyetin kuruluşunda ilk meclis üyeleri olan hocalar ikinci mecliste devre dışı bırakılmış,1960-larda da ordudaki iyi insanlar emekliye sevkedilmiş;Menderes-gillerde idam edilerek,topluma göz dağı verilmiştir.
Bundan sonra olacak olan 1971,80,97,203 ve sonrasında yapılan ve yapılmaya çalışılan darbelerin temeli atılmış oldu.
-1980 ihtilalinden bir gün önce memleket kan gölüne dönmüş iken,bir gün sonra darbe ile beraber memleket tam bir sessizliğe büründü.
Kenan Evrenin ifadesiyle;darbenin olgunlaşmasını bekledik,diye gerçek niyetini ortaya koymuş oldu.
Bir sağdan,bir soldan astık,diyerek de toplumu kendilerinin sürüklediği oyunu izah etmiş oldu.
12 eylülde bir gecede 40 bin insan içeri alındı.
Nereden biliniyordu bu 40 binin kimler olduğu?
Madem biliniyordu,neden öncesinde böyle bir engellemeye gidilmedi?
***************
*”Samanyolu Haber Filistinliler’e terörist dedi.
İsrail savaş uçakları Gazze’nin değişik yerlerine hava saldırıları düzenliyor. Samanyolu Haber İsrail’in hedeflerinin terör örgütleri olduğunu söyledi.”
*”Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Başbakan Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e yönelik Davos’taki çıkışı için Erdoğan’a tepki gösterirken Perez’e övgüler yağdırdı. “
Acaba Sami Selçuk-un bu yüz kızartıcı yorumu,cumhurbaşkanı seçilmesi için bir yerlere verilen mesaj mıdır?
-Sami Selçuk sırf israili ve İsrail cumhurbaşkanını memnun etmek için,dünyanın ve memleketimizin alkışladığı başbakanın –one minute-çıkışını ağır bir dille ve hafifletici bir ifadeyle tenkid etti.
Neden???
Bir yerlere mesaj verip,bir şeyleri almak için illa taviz mi vermek gerekiyor? Kişiliği zedeleyici,hayat boyu utandırıcı çıkışlarda mı bulunmak gerekiyor?
Kişilikli davranmak gerekmez mi?
Türkiye-deki tüm çıkışlar,hep ayrıştırıcı yöntemli davranışlar şeklinde tezahür etmektedir.
Kazanımlara yönelik değil,kayıplara yönelik davranılmaktadır.
*Bir yere gelmek için illa olumsuz bir mesaj vermek veya birilerini rahatlamak veya zulme göz yummak mı gerekir?
Anayasa mahkemesi başkanı Haşim Kılıç cumhurbaşkanları seçimine yakın farklı bir çıkış yaptı.
Birilerine mesaj mı verdi?Bir şeyleri mi umuyor,bekliyordu?
*Diğer yandan;” Aşağıdaki videoda Fethullah Gülen’in “İsrailde,bomba tehdidi altındaki Yahudi çocukları için yüreğimin yağları eriyor,onların başında patlayan bombalar sanki içimde patlıyor.”
Acaba aynı ifadeler mağdur durumdaki Filistin çocukları için ne derece de dile getirilmiştir?Yersiz ve zamansız,ölçüsüz bir ifade.
İsraili güç görenlerin acziyetinin bir ifadesidir.
Belli ki bir kirlenme ve sinsi bir oyun var.Fitne başının önü böylece açılmış oluyor.
Bu ifadeler;gerçekten kirli,çirkin,seviyeden uzak,basiretten beri,ileriyi görmeden yaralayıcı ifadeler.
Bir asırlık ezikliğin,kişilik zedelenmişliğin bir tezahürüdür.
*Cemaatın bir asırdır bu millete kan kusturan Ergenekon gizli terör örgütünü deşifre edip,devre dışı bırakmasına karşı,her şeyi meşru görerek bazı kirli ellerle yerine oturmaya çalışan cemaatı dünya ergenekonu ve içteki ortakları karşı atağa geçerek devre dışı bırakmaya çalışarak,tekrar ortaya çıkmaya mı çalışıyor?
Pislikler temizlenirken,pislik yöntemler kullanıldı.
Bununla yetinilmedi,iktidar sarhoşluğu başta başbakan Erdoğan olmak üzere meşru hükümeti gayrı meşru yolla,gayrı meşru iç ve dış ortaklarda devre dışı bırakmaya, açıkça darbe yapılmaya çalışıldı.
Yanlış duvara toslanıldı.
Şu durumda dış ve iç Ergenekon el birliğiyle hesap peşinde!!!
*Biz hala biz olamadık.Kişiliğimizi bulamadık.Kendimiz olmaya bırakılmadık. Mesela;
“Türk vatandaşı tanımı: İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza muhakemesi kanununa göre yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir.” (Uğur Mumcu-dan)
*******************
*Toplumun ya parçalanması veya eski haline dönülmesi için bazen masumane gibi görülen tüyolar topluma angaje edilmektedir.
Aslında altından gelen koku,hala eski kokulara benzeyen kokulardır.
Bir hak verelim,bir daha verelim,düşüncesiyle toplum adeta deneme tahtası haline getirilmektedir.
Oyunu görmek için az bir basiret yetmektedir.Toplumun alt kesiminde bu var.
Fakat yine de bir basiret bağlanması ve körelmesi yaşanmaktadır.
*Türkiye-ye oluşturulan çatının sürekli üstünün açık olması istenmiş..devamlı yağmur alsın diye..
Rahmet yağmuru mu?
Elbette hayır..Her an müdahale edilmesi için.
Şu anki çatı aday da,öncekinin başının ve idaresinin,başının kapalı ! olmasına tahammül edilmedi.
Çatısı açık! Bir aday arandı ve de bulundu.
Kendisi İslam teşkilatından olsa da,en azından hanımı öncekinin ki gibi kapalı değil ya!!!
Amaç tamamen birini seçmeye,kim olmasına bağlı değildir.Tamamen Erdoğanı devirecek oyuna oynamak.
-Ekmeleddin İhsanoğlu yıllardır İslam teşkilatının başında olumlu bir icraatta bulunmadığı,İslam dünyasının birliğine yönelik bir adım attığı görülmediği gibi, Mısırdaki darbeye karşı da herhangi bir çıkış yapmadı.
-Şaibeli olduğunu düşünüyordum.İlk rahatsızlığı İKÖ-de iken hiç bir şey yapmaması,aslında Ahmet Akgündüz-ün tesbitiyle masonları yerleştirmesiyle meşgulmüş ve de Mısıra suskun kalmasıyla anlamıştım.
“Dünürü Ekmeleddin İhsanoğlu’nu anlattı:

CHP ve MHP’nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu aynı zamanda Türkiye’nin en çok merak edilen ismi oldu. Hakkında çok az şey bilinen İhsanoğlu’nu İzmir’in Tire ilçesinde yaşayan dünürü Bülent Çerçi anlattı: ‘Sabırla dinler, fikirlere önem verir. Yediklerine dikkat eder, sağlıklı beslenir. İbadetini de dinsel değerlerini de kendi içinde yaşar. Namaz kılarken kendisini hiç görmedim.”
-“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”
********************
*İç piyon ve güçleri yeterli derecede kullanamayan kirli eller,Türkiye-yi dışarıdan kuşatmaya çalışmaktadır.
*Kendi içerisinde fıtri olarak doğup da gelişmeyen hiçbir oluşum,sağlıklı ve davam edecek bir oluşum değildir.
Yamalı bir devlet İslam devleti ise,kendi içinden bir ihtiyaç ve normal gelişim içerisinde olmayıp bir darbe ile ve rast gele bir öldürme içerisinde iseler,o meşru değil hatta şaibelidir.
Yama olarak kurulan devlet,köksüz olduğundan çok rahat sökülebilir.
İşid kurgulanmış olup,meşru değildir.Alevi Sünni çatışmasının tetikleyicisidir.
Boşalabilecek sol terör örgütü pkk-nın yerini,sağ görünen diğer bir örgütle doldurma işlemidir.
*3.dünya savaşı iran ve İsrail (abd) arasında geçecek savaştır.Bu onlar arasında kalmayıp yayılma gücü gösterecek;Suriye,,Irak,Ürdünü de kaplayacak.
Yapılan yanlış hesap ve yanlış uygulamalar sonucu iş dini tehdit alacak,Kudüsün altının oyulması sonucu yıkımının gerçekleştirmesiyle Türkiye ve İslam dünyası da işin içine çekilebilir.
İsrailin dengesiz zulmü ile batıdan ve abd-den desteğini kaybederek,tarihten silinebilir.
Aslında Armegedon hesabına göre,İsa-nın gelişini hızlandırmaya çalışan hristiyan dünyası,dünyayı kıyamete zorlayan Yahudi dünyası yaptıklarıyla kıyametlerini hazırlamaktadırlar.
*****
*Abdullah Gül güzel ve uyumluluğuyla beraber,bir kaç kere dikkatimi çekti;ileriye dönük siyaseti düşünerek hareket etmesi,sivil olduğunda halkın içinde rahat hareket edecek kararlara imza atması gerekir.
Devlet amiyane hareketleri kaldırmaz.Mısır darbesini yapan Sisi-yi kutlaması ona hiç mi hiç yakışmadı.Zulme rıza zulümdür.Seviyeli bir davranış değildir.Oysa Sisi kutlamalara Türkiye-yi çağırmadı.Çağrılmayan yere neden mesaj gönderilir ki?
Oysa çağırsa da gidilmeyeceği halde!!!
MEHMET ÖZÇELİK
23-06-2014

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .