GEÇMİŞ ÜMMETLERDE NAMAZ

GEÇMİŞ ÜMMETLERDE NAMAZ
İnsan Allah ile olan irtibat ve ilişkisinde imandan sonra en büyük bağ ibadetin ruhu olan namazdır.
Var oluşun sebebi,devamı ve neticesidir.
Terk etme ise kopuşun önemli sebeblerindendir.Sonuçta imanda zayıflama ile beraber bir kopmaya gitmektedir.
-Namazı terk etmenin getirdiği sonuçları ise Rabbimiz şöyle beyan ediyor:” Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.”
-Namaz her ümmete farz kılınmıştır.” Celâlim hakkı için, biz, her ümmete; “-Allah’a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının.” diye bir Peygamber gönderdik. Sonra içlerinden bir kısmına Allah hidayet etti, bir kısmının da üzerine sapıklık vacip oldu. Şimdi yeryüzünde bir gezip dolaşın da, bakın ki, Peygamberleri tekzîp edenlerin sonun ne olmuştur?”
-Hz.Musa Turi Sinaya ilk çıktığında,ilk aldığı emir;” “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”
Kâbe de bu amaçla kurulan ilk mabeddir.
Geçmiş ümmetlerde de namaz emredilmiştir.
“Temizlenen, Rabbinin adını anıp O’na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
Şüphesiz bu (anlatılanlar), önceki kitaplarda, İbrahim ve Musa’nın kitaplarında da vardır.”
*”Şu insan, Mâbûd-u Ezelînin azamet-i hitabına, hadsiz kalblerden ve dillerden çıkan sesler, dualar, zikirlerle mukabele ediyor. O sesler, dualar, zikirler birbirine tesanüd ederek ve birbirine yardım edip ittifak ederek öyle geniş bir surette Mâbûd-u Ezelînin ulûhiyetine karşı bir ubudiyet gösteriyor ki, güya küre-i arz kendisi o zikri söylüyor, o duayı ediyor ve aktârıyla namaz kılıyor ve etrafıyla, semâvâtın fevkinde izzet ve azametle nâzil olan -emrini, küre-i arz imtisal ediyor.”
*”Bu arzı böyle kendine sâcid ve âbid ve ibâdına mescid ve mahlûklarına beşik ve kendine müsebbih ve mükebbir eden Zât-ı Zülcelâl..”
– Rabbimiz sure başlarında da bu tesbihleri zikretmiştir.
İnsan ibadete hava ve su gibi ihtiyaç duymaktadır.
*” Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil.”
İbadet Allah için yapılır.
*”Ve “İbadet Cenâb-ı Hakka mahsus ve şükür Ona lâyık ve hamd Ona hastır” diye çok tekrarla beyan ediyor.”
-” Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin. Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine girince de Allah’ı tesbih edip namaz kılın.”
-Bu ayetin 5 vakit olduğuna dair deliller mevcuttur.
*” Tesbih ve Tekbir ve Hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında, bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar. Hem, ondandır ki, namazdan sonra, namazın mânâsını te’kid ve takviye için şu kelimât-ı mübâreke, otuz üç defa tekrar edilir. Namazın mânâsı, şu mücmel hulâsalarla te’kid edilir.”
MEHMET ÖZÇELİK
24-10-2014

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .