HARAM SEVMEK

HARAM SEVMEK
Haramı sevmekte menhus bir zevk var.
Ondandır ki,şeytan işini zevkle yaptığı gibi,zevkle de yatırmakta ve insanlar da yapmaktadırlar.
İnsanın nefis cihetiyle yapısında harama meyil vardır.
Tıpkı çocuğa bir şeyi yapma dediğinizde,özellikle çocuk onu yapmaya meylettiği gibi.
İnsan harama ve yasağa karşı merak saikasıyla ilgi duymaktadır.
Şeytan ise insanın bu merak duygusunu sürekli tahrik etmektedir.
Haram insanın yapısını ve hayatı bozmaktadır.
*Tevbe hayatı düzenlemedir.Tevbe için günah şart değildir.
Efendimiz ismet sıfatı gereği günahsız olduğu halde,günde 100 defa tevbe etmekte olduğunu söylemektedir.
İnsanın hayatına format atarak,tekrar fabrika ayarlarına dönmesini sağlar.
*Şeytan meşru yolla evlenmez.Onun ki gayrı meşru ve haram bir beraberliktir.
*Şeytanın zürriyetinde nikâh ve mahremiyet yoktur.
Şeytan zürriyeti,nesebsizler zürriyetidir.Akid yok,hukuk yok,ölçü,emir ve nehiy yoktur.Tüm bağlarını koparmışlar topluluğu oluşturur.
İnsanlar içerisinden de öyle olanları,onların topluluğu gibidir.
Nasibsizler zürriyeti.
Nesebsizlik nasibsizliktir.Nesebsizlik kopukluktur.
Bu ise, İblisin telbisi ve tedlisi..İnsanlık suyunu bulandırmasıdır.
*Helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir.Harama girmeye hiç lüzum yoktur.
Bediüzzaman tesbitlerinde;
“Onların çoğunun günaha, zulme ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. ne kötü bir şeydir o yaptıkları! (Maide- 62.)
“Bazı mukaddesatını rüşvet verip, menhus, bereketsiz bir mal-ı haramı kabul eden düşünsün ki, ne kadar muzaaf bir divaneliktir! “
“Bu acip zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esas lazım ve zaruridir: hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği bırakıp itaat etmektir. “
“Haram sevmekte, bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele görmemek elemi gibi çok ârızalarla o cüz’î lezzet zehirli bir bal hükmüne geçer.”
“Ve madem helâl dairesi keyfe kâfidir. Ve madem haramdairesindeki bir saat lezzet, bazan bir sene ve on sene hapis cezasını çektirir. “
“Kur’an-ı Hakimin sırr-ı icazıyla, hakiki bir tefsiri olan Risale-i Nur, bu dünyada bir manevi Cehennemi dalalette gösterdiği gibi, imanda dahi bu dünyada manevi bir Cennet bulunduğunu ispat ediyor. Ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde, manevi elim elemleri gösterip hasenat ve güzel hasletlerde ve hakaik-ı şeriatın amelinde Cennet lezaizi gibi manevi lezzetler bulunduğunu ispat ediyor. Sefahet ehlini ve dalalete düşenleri o cihetle, aklı başında olanlarını kurtarıyor.”
“Şeriatça bazı savtlar helal, bazıları da haramkılınmıştır. evet, ulvi hüzünleri, rabbani aşkları iras eden sesler helaldir. yetimane hüzünleri, nefsani şehevatı tahrik eden sesler haramdır. şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır.”
“Vacibin mukaddemesi vacip, haramın mukaddemesi haramdır. “
“Kaplan gibi hayvanların halal rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriat-ı fıtriyece haramdır.”
“Müslümanları lehviyat-ı nevmiye mesabesinde olan dünya hayatına davet etmekle, Cenab-ı Hakkın helal ettiği tayyibat dairesinden, haram ettiği habisat mezbelesine teşvik eden adamın meseli öyle bir sarhoşa benzer ki:
Parçalayıcı arslanla, ünsiyetli ehli atı birbirinden tefrik edemiyor. Sehpa ağacıyla jimnastik ağacını birbirinden ayıramıyor. Kanlı yarayı kırmızı gülden temyiz edemediği halde, kendisini mürşid bilerek irşad ve nasihata çıkıyor.”
“Ağyarın malı, ismet-i şeriye için haram olmuştur. İnsanın eti hürmet ve keramet için, zehir zarar için, laşe eti necaset için haram olmuşlardır.”
“Risale-i Nur talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: “Bende unutkanlık hastalığı tezayüt ediyor, ne yapayım?”
Ben de dedim: “Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünkü rivayet var: İmam-ı Şâfiî’nin (r.a.) dediği gibi, Haram-ı nazar, nisyan verir.”
Evet, ehl-i İslamda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su-i istimalâtla israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir. “
“Bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takvâ, böyle zamanlarda, binler günahın tehâcümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vacip işlenmiş oluyor.”
“Nevafilin ihfası çok sevaplı olduğu halde, şeaire temas eden, hususan böyle bid’alar zamanında ittibâ-ı sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde, haramların terkinde takvâyı izhar etmek, değil riya, belki ihfâsından pek çok derece daha sevaplı ve halistir.”
“Şimdi, malda ve rızıkta hilelerle suistimal ile, rüşvetle çok haramkarıştığı ve ekinciler kendi malına hakkıyla sahip olmadığı ve on adamdan iki-üçü tam rahmete müstahak ise, ekincilerin malından istifade edenlerden beş-altısı ya zulümle,haram karıştırmakla, ya şükürsüzlükle rahmete istihkakını kaybediyor. “
“Sa’y, masrafa kafi gelmediğinden, hileye, harama sevk etmekle, ahlakın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Cemaate, nev’e verdiği servet, haşmete bedel; ferdi, şahsı, fakir, ahlaksız etmiştir. “
MEHMET ÖZÇELİK
04-02-2014

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .