HAYA VE HUY

HAYA VE HUY
Başlı başına bir güç,enerji,rüzgar ve güzel koku olan ruh,eşiyle ruh noktasında imtizaç etmesi gerekir ki,beraberlik devam etsin.
Ruh kişinin kendi dünyasında bir bütünlük ve beraberliği sağladığı gibi,eşiyle de adeta bir ruh ve iki beden olarak bütünlüğü ve birliği sağlaması gerekir.
Ruhun bir şubesi olan huyda uyum olmayınca,başta beden olmak üzere başka noktalarda uyumlar aranmaya başlıyor.
Beden beraberliğindeki uyum ve imtizaç yeterli olmayınca veya geçici olunca bu sefer geçici ve suri tedbirlerle uyumluluk aranmaya başlıyor.
Sinemaya veya tiyatroya gitme hevesi bu geçici tedbirin veya uyumun bir yan çözüm yoludur.
Bununda geçici memnuniyetinin geçmesiyle çiftler bu ihtiyaçlarını gidermek için gözlerini memnun edecek ve bir süreliğine hoşlanacakları alış-verişlere yöneliyorlar.
Alış-veriş bir ihtiyaçtan ziyade,bu memnuniyetsizliğin,uyumsuzluk ve imtizaçsızlığın geçici olarak verdiği bir yan etki oluşturmaktadır.
Bu huy haya ile de korunmayınca içte meydana gelen kopukluğa,dıştaki güvensizlik de eklenince,küçükten başlayan tartışmalar büyük boyutlara ulaşıyor.
Önceden kendi aralarında yapılan sulh ve anlaşmalar yerini ince ince geçici olarak bağlanan bağlarında kopmasıyla,daha büyük kopuşlara bırakıyor.
Bu durumda dışarının veya çiftlerin taraflarının devreye girmesi gerekiyor.
Buradan da bir sonuç alınmayınca mahkeme süreci başlamış oluyor.
Burada da son kararı verecek olan merci,ya son kararlarını sorup barıştırıyor veya birbirinden bir daha buluşmamak üzere ayrılmalarına karar veriyor.
Bu karar ilahi kararında tarafların bir daha bütün yolları kapatmaları sebebiyle buluşamayacakları yönünde karara bağlanmış oluyor.
Öyle ki tekrar beraber olmaya niyet etmeleri veya pişman olmaları bile sonucu değiştirmiyor.
Talak demek olan boşayıp salı verme,tekrar beraber olmanın önünü tıkıyor.
Ancak tarafların özellikle hanımın ikinci bir evlilik yapıp da aynı uyumsuzluğu orada da sürdürerek boşanmaları halinde,birinci evliliğe dönmelerine müsaade ediliyor.
Özellikle kadın ve de erkek böylece kendisinin kocasından başkasıyla imtizaç edemeyeceği veya en uygunun o olduğu ortaya çıkmasıyla asgari müştereklerde uyumluluklarını tekrar sürdürmelerine müsaade ve karar verilmiş oluyor.
-Birinci derecede eşler arasındaki huy ve haya tutkalı onları bir arada tutmayınca neseb,güzellik ve mal bağları devreye girerek,onların o aile bağlarını sürdürmelerine önemli sebeb oluşturuyor.
Ancak bu sebebler önemli olsalar bile,birinci,tek ve en önemli ve bağlayıcı güçlü sebebler değildirler.
En kopmaz bağ;ruhtan gelen,hayanın beslemiş olduğu huy bağıdır.
Onun dışındakiler birer teferruattır.
Huy ruhun imtizaç noktasıdır.
İnsanın eşiyle,işiyle,diğer insanlarla olan en keskin bağı onun huyudur.
Onun içindir ki denilmiştir;Huy çıkmayınca,can çıkmaz.
İman huyu korumakta,namaz huyu sürdürmekte,şükür onu mayalamakta,sabır dağılmasını engellemekte,akıl tedbirini almakta,kalb de desteklemektedir.
Musibetleri sabır ve şükür içerisinde aşma,manileri geçme bir üst seviyeye yükselmeyi gerektirmektedir.
Şükür verilene karşı,sabır alınana karşıdır.
Huy ve haya,hayatın ve diriliğin sebebidir.
Hayat huy ve haya ile kaimdir,daimdir,sabittir.
Ruh-da hayat ile vardır.
Böylece;eğer hayattan huy ve haya çıksa gitse hayat gidecek,hayat çıksa ruh gidecektir.
Ruhun ruhu da,iman ve marifettir.
Huy bir karekter işidir.Ruhun tinetidir.İnsanın hamuru ve çamurudur.
“De ki: “Herkes kendi şekline (hüviyetine, karakterine) göre amel eder.” Öyleyse kimin daha çok hidayet yolunda olduğunu en iyi Rabbiniz bilir.”
MEHMET ÖZÇELİK
19-04-2014

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .