İÇ GÜDÜ – SEVKİ İLÂHİ

İÇ GÜDÜ – SEVKİ İLÂHİ

İnsanın zihin altına yerleşmiş olan not defteri..gördüğü,duyduğu hatta hissettiği şeylerin depolama sistemi…
İnsan en çok etkilenen bir varlıktır.Her gördüğü ve işittiği şeylerden hatta bakışlardan önemli çapta etkilenmekte ve bazen bu etki uzun zaman sonra da olsa kendisini göstermektedir.
Hadisde ‘Her doğan İslam fıtratı üzere doğar’hakikatı bizlere herkesin doğuştan zihin altında,ruhlar aleminde eklenmiş,kendisiyle bir sözleşme yapılmış belge ve bilgi zihnin altında mevcut olarak gönderilmiştir.
İnsanın etkilenmesinin en uzun süreni ve en kalıcı olanı ve adeta insanı köle haline getireni,korkudur.
İster başkaları tarafından ve isterse kendisi tarafından zihninin altına yerleşmiş olan o korku sürekli kendisini gölge gibi takip etmektedir.
Dünya tarihinde zalim olan kimseler sürekli insanların zihinlerinin altına yerleşerek ve kendi korkusunu yerleştirerek onlara olan hakimiyetlerini sürdürmüşlerdir.
Peygamberler ise daha kalıcı olan ve uzun ömürlü devam edecek ve bir çok isteğe bağlı fedakârlıkları netice verecek sevgi yolunu takib etmişlerdir.
İnsandaki proğramlama sistemi işte bu zihin altındaki itici güç sonucu ortaya çıkmaktadır.
Bediüzzaman Hazretleri Sâika ve Şâika yani sevk edici ve kamçılayıcı şevk verici duyguların insanda var olup,bunları keşfettiğini söyler.
Alem Allah’ın üç kudretinin bir sonucudur;İlim,İrade ve Kudret.
İnsandaki akıl,kalb ve ruhda bu iç güdüyle harekete geçmekte ve devreye girmektedir.
İnsandaki iç güdü doğrudan doğruya İlahi bir yönlendirme,sevk ve ilhamın sonucudur.
Elektronik bir makine içine yerleştirilen bir proğramla çalışır.
İnsanda dünyaya gelmeden önce kendisine yerleştirilen ilahi ve kaderi proğramla donatılmış olarak buraya gelir ve iradesiyle de onun yönlendirilmesinde etkili olunmuş olunur.
Hayvanlar aleminde bu durum tamamen farklıdır.Onlar yaptıkları işlerinde iradeleri olmadan ve sırf iç güdü veya hakikatta ilahi sevk ve proğramla çalıştıkları için kusursuzdurlar.
İnsan ise kendisini sorumlu kılacak cüz-i iradesini karıştırmasıyla,işleri de karıştırmaktadır.
Müslüman olmayan bir memlekette doğan bir çocuğun Müslüman olan ve namaz kılmaktaki durumunu küçük yaşta gören çocuğun,kısa bir süre sonra onları kaybetmesiyle,onlardan gördüklerini kaybetmemektedir.Elli sene sonra da olsa birinde aynı namaz hareketlerini görmesiyle zihninin altında yerleşen namaz hakikatı kendisini tetikleyecektir.
İç güdü,bir tetikleme gücüdür.İçine dolan veya doldurulan şeyi saçar veya saçmalar.
Küçük yaşta özellikle bir korku ile dehşete kapılan bir çocuk zihin altındaki bu korkunun etkisini ya hastalık olarak veya psikolojik bir rahatsızlık olarak sürdürür.
Hipnotizma bir çeşit zihin altına girip tesbitte bulunmadır.Daha öteye gidildiğinde bir tedavi yöntemidir.
Zihin altının keşfi aslında bir nevi insanlığın keşfidir.
İnsanlar birbirleriyle olan diyaloglarında bu zihin altındakileri tetiklemekle veya ortaya çıkarmakla daha fazla iletişim sağlarlar.
Şartlanmışlık zihin altının bir zorlaması ve zorlanmasıdır.
İç güdü doğru yönlendirilebilirse çok başarılı sonuçlar elde edilebilir.
Kötü yönlendirildiği takdirde de patlamaya hazır bir bombadan daha fazla etkili olur.

*Rüya alemi;zihindeki alemin,misal aleminde yansımasıdır.Tıpkı aynada görünen suretin benzeri olarak,rüyada da olacak olan şeylerin şeffaflığa,yoruma,netliğe muhtaç olarak misal aleminin aynasındaki yansımış halidir.
Bir derece olacak olan şeylerin zihnimizdeki mevcut olan ilk halinin zamanla dışa yansımadır.
Teknolojik olarak insan beynini kontrol altına alma gibi,zihin altına ve insanın rüya dünyasına girilmesiyle de bazı şeylerin açılması sağlanabilir.

“Bir bilgisayar insan üst beynini taklit edebilir, hatta daha fazla bilgi biriktirerek onu yenebilir. Fakat gerek amygdeal nükleusların bir anten gibi çalısarak duygu alıngaçları görevi yapmasıyla gerekse RNA lar kanalı ile atalarımızdan geçmis bilgi sifreleri ile(Ispatlayıcılarına 1989 yılında Nobel kimya ödülü kazandırdı) gerekse Nöro-hormono-transmitter mekanizmalarla refleksif olarak tüm organlarımızı çalıstırma yetenegi ile alt beyin sistemimizi hiçbir zaman hiçbir bilgisayar taklit edemeyecektir.
Baska bir deyisle bizi insan yapan üst beynimizden çok daha fazla alt beynimizdeki evrensel kuyruklu canlıdır. Sizleri bu canlıyı, yani içinizdeki sizi tanımaya ve bu konuda farkındalıgınızı arttırmaya davet ediyorum.
…Malum hepimizin ilk alt beyinsel ögretmeni annecigimizdir. En korunmasız ve zayıf insaat zamanlarımızı onun rahminde geçiriyoruz.
…..Sert bir alt beyin takıntısı üst beyne seksen degisik tercüme hatasıyla yansır.
…….Arastırıcılarına Nobel ödülü kazandıran bilimsel arastırmalarda; atalarımızın üst beyin
bilgileri RNA lar kanalı ile alt beynimizde depolandıgından, kastedilen alt beynimizdir.”

MEHMET ÖZÇELİK
06-10-2008

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .