KARANLIĞI VE PUSLU HAVAYI SEVENLER

KARANLIĞI VE PUSLU HAVAYI SEVENLER

İsli,sisli,pisli ve puslu havayı ancak ondan menfaatı olanlar sever.Gerek dünya genelinde gerekse de Türkiyede bu puslu havayı bir asırdırki sevenler varlıklarını o puslu hava ile sürdürmüşlerdir.

Dünyanın bir savaş ortamı içerisine girmesini elbetteki silah tüccarları ısrarla arzu edip,dünyayı o yöne çekmek için de çaba gösterirler ve de göstermektedirler.

İnsanların uyuşturucudan ölmesi,maddi ve manevi kayıp uyuşturucu tüccarlarını hiç ilgilendirmemektedir.Onlar oradan gelecek birikimi görmekte ve tüm çabalarıyla bunun önündeki engelleri kaldırma yönünde gayrı meşru ve gayrı resmi gayret içine girmektedirler.

Dünya genelinde doların düşmesinden dolar babaları rahatsızlık duymaktadırlar.Tıpkı Türbanın çözülmesini istemiyenler de bundan kendilerine pay çıkarmakta oldukları gibi..Oysa yıllardır Kadın haklarını dillerine dolayıp,ağızlarına sakız yapanlar;neden onların özgürlüklerinin bir simgesi olan başörtüsüne müdahale etmemektedirler.Fuhşa serbestlik,inanca engel eğer bir kadın hakkı ise,böyle bir kadın hakkı da,bunu savunanda batsın.Kafasını takacak askı bulamayanlar,türban askısına takmaktalar..Fakir ve güçsüz kesimin rağmına olarak doların düşmemesi ve sürekli yükselmesi için çaba göstermekte ve kriz havasını sürekli kapalı tutmaktadırlar.Nitekim Türkiyede doların düşmesi üzerine bir kısım bankacı ve dolar zenginleri dünya bankasına bu durumu şikayet ederek,kötü duruma gittiklerini,düşmemesi için önlem almalarını dilekçe ile duyurmuşlardır.Onlarda bir yönüyle haklıdırlar;İnsanların kötü durumda olmaları,alım güçlerinin düşmüş olması onları ilgilendirmemektedir.Onları ilgilendiren milyon dolarlar üzerinden her gün az bir düşmeyle bile milyar ve trilyonları kaybetmek değil,kazanamamış olmak ilgilendirmektedir.

Özellikle Türkiyede her kesimde bunalımların varlığıyla varlıklarını sürdüren insanların mevcudiyeti azımsanmayacak kadar çoğunluktadır.

İlk 50 yıl darbeler ve inkilablarla geçen Türkiye’nin,son 50 yılıda karmaşıklarla,çözümsüzlüklerle sürdürülmüşdür.Bu çözümsüzlükleri çözek,ümid ve umut dağıtan kahramanların! Aranmasıyla devam etmiştir.Hepsi de pembe ümitler dağıtma sözüyle gelmiş,vaadlerde bulunmuş ancak bir çok çözümsüzlükleri de beraberinde getirmiştir.

Demokrat parti yani Adnan Menderese bu umut bağlanmış ve yerinde de olmuştur.Ancak bu umut 10 yıl ancak sürmüş,giderken bazı çözümsüzlükleri de geride bırakarak gitmiştir.Yapacaklarını yerine getirmek için demokrasilerde olmaması gereken tavizler vermiştir.Olmayan bir irtica tablosu ve laiklik koruması ile her şeye öcü olarak bakılmış,insanlar zıt kutuplara ayrılmıştır.O dönemde Atatürkün İstanbuldaki mozalesi Ankaraya taşınmış,Atatürkü koruma kanunu çıkarılmış,dünyada eşine rastlanmayan bir insan kanunla korunur hale gelmiştir.Bu da bir çok menfaat çevreleri için bulunmaz bir tutanak ve dayanak teşkil etmiş,muhaliflerini alt etmek için bu kanuna sığınılmıştır.Atatürkçülük gerçek mecrasından çıkarılarak bir rant savaşına,bir ideolojiye ve bir din haline getirilmeye çalışılmıştır ki bu durum hala varlığını sürdürmektedir.

40 yıldır bu puslu havadan istifade edip iktidarını devam ettirenlerden biride hiç tartışmasız Süleyman Demireldir.O da vadettiği umutları dağıtmaya çalışmış,Menderesin araladığı kapıyı biraz daha açmaya çalışmışsa da pek başarılı olma yolunda bir uygulamada bulunmuştur.Belki onun en büyük başarısı ileriye götürmekten ziyade,geriye gitmeye engel olması birazda yerinde saymasıdır.Eline çok imkan ve yetkiler verilmesine rağmen köklü çözümler üretmemiştir.Adeta belli kesimleri yani sağcı denilenleri devlet ve kendi kontrolünde tutmayı başarmıştır.Nitekim bir çoklarına sizden de milletvekili alacağım demesine rağmen almamış ve almamasını şu zeka çıkışıyla susturmuştur;İşte ben varım ya…

İktidarlar gerçek iktidar çözümlerle elde edilirken,Türkiyede iktidar çözümsüzlüklerle sürdürülmüştür.Kendi kesimine fayda ve iktidar kazandırma çabasına girilmiştir.Milletin menfaatı geri plana atılmış,millete az bir teveccühü millet çok çok fazlasıyla vererek ödemiştir.Ancak verilen ve ödenen tekrar millete dönmemiş veya çok çok az bir miktarına millet kavuşmuştur.

Buna rağmen millet yine de şunu istemiştir;Gölge etme,başka ihsan istemez.Kolumu bağlama veya kolumu bağlayan bağlardan beni kurtar yeter,demiştir.

Kara oğlan bir kurtarıcı olarak tepeden inme milletin önüne sunulmuş,yıllarca onda da umut ve ümit aranmış.Sol kesim de onunla avutulmuştur.Ancak sonunda o da göstermiştir ki;Cumhuriyet tarihinde görülmeyen ekonomik dibe vuruş onun döneminde olmuş,meclisdeki en büyük hakaret onun meclis temsilciliğinde gerçekleşmiştir.

Sağın oylarını bölmek amacıyla CHP’nin İsviçreden bizzat giderek getirttiği Necmettin Erbakan’da insanlar için Menderesden sonra büyük bir umut olmuş ancak onun gelmesi kavgayı daha da ateşlendirmiş,kavgayı farklı geniş mecralara çekmiştir.Milleti dövmek için günah keçisi olarak adeta bulunmaz bir imkan sağlamıştır.İfratlar tefritleri doğurmuş,bir türlü vasat bir ortama gelinmemiştir.Anne babanın terbiye etmediğini zaman terbiye eder,sözü gereği zaman bazı şeyleri değiştirse de yine de temelde de farklılıklar o asliyetteki ifratı ortadan kaldırmamış,çözüm niyetiyle yapılanlar hep çözümsüzlüklere kapı açmıştır.

Her dönemde de insanlar en büyük manevi fakirliğini yaşamış,maddi olarak da 3-5 sente muhtaç hale getirilmiştir.Evet aynen de gelinmemiş getirilmiştir.

Kavgalılar,kavgayı sevenler,kavgayı sürdürenler hep sahnenin önünde bulunmuşlardır.Millet ise hep sahnenin gerisinde kalmış,istemediği halde kendi hesabına kararlar alınmıştır.

CHP ve deniz Baykal ve tüm müntesibleri yeni projeler üretmekten uzak,hep muhalefette kalmışlardır.İktidarları döneminde bile muhalefet yapmışlardır.Üretim partisi değil,tüketim partisi olmuşlardır.

Menderesin araladığı kapıyı açan Turgut Özal olmuştur.Ancak oda iktidar sarhoşluğuna kapılmış,kısa dönemde çok şeyler yapmasına rağmen dümeni teslim ettiği Mesut Yılmaz’la partisinin sonunu getirmiştir.

Sisli dönemin insanları da dönemleri gibi kendileri de üzerlerindeki sisleri koruyarak çekilmişlerdir.

Tayyib Erdoğan’ın yaptığı en büyük başarı ve hizmeti yapacakları olmayıp,yaptıklarıdır.Yani eskilerden olan bu sisli ve puslu insanları devre dışı bırakmasıdır.Hepsini silip süpürerek tek başına,onların üzerindeki yılların birikimini ortadan kaldırmasıdır.Öyle ki bu hizmeti Türkiye ile sınırlı kalmamış bu durum Kıbrıs Türklerine kadar ulaşmıştır.

Rauf Denktaş kültür ve siyaset yönünün ağırlığıyla bilinen bir insan olması yönüyle sevilmektedir.Ancak oda 40 yıldır Kıbrısda çözümsüzlüğe oynamış,kendi iktidarını çözümsüzlükle aramıştır.Son Kıbrıs referandumuda bunu göstermektedir. Kendi halkına muhalif olarak Hayır demiş,Hayır diyen Rum kesimiyle ortak hareket etmiştir.

Adamın birisi iki kızını da evlendirir.Durumlarını sormak üzere yanlarına varır.Çiftçiye verdiği kızının halini sorduğunda kızı,babalarının kendilerine bu sene bol yağmur yağması için dua etmelerini ister.Baba olur der.Öbür kızına varır,onun da durumunu sorduğunda o kızı da babasına,bu senenin yağmurlu geçmemesi için dua etmelerini ve böylece piyasanın erken açılmasıyla inşaat işlerinin erken başlayarak duvar ustası olan kocasının daha fazla para kazanarak borçlarını ödemeleri gerektiğini bildirir.Baba ise ikisinden birisinin mutlaka durumunun kötü olacağını düşünerek oradan ayrılır.

Yağmuru isteyen olduğu gibi,istemeyen de bulunmaktadır.Hayrola,kaderin takdiri ola…Hayrola nice hayırlı sabahlar ola…Gecenin karanlığından umutlananlar kaybola…Allah iyiden yana ola…

Mehmet ÖZÇELİK

25-04-2004

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .