KİLİS HATIRALARI

KİLİS HATIRALARI
Kilis deyince hep aklımıza kaçaklılıkla uğraşılan bir şehir olarak gelirdi.Maddenin öne çıktığı bir kent olarak düşünürdük,bu son ziyaretimize kadar.
Meğer sahabeden tarikat şeyhlerine kadar bir çok maneviyat erlerinin medfun ve uğrak yeri olmuştur.
Kilis münbit bir mekan..girişte suriyeye mücavir bir alanda.
Kilise varmadan Yavuz Sultan Selim-in meşhur savaşı olan Mercidabık-a da sol taraftan yol ayrılıyor.
Kilis peygamberlerin çoklukla bulunduğu bir yer.
Bir hafta sonu Gaziantepden yola çıktığımız Hanifi Çanakçı kardeşimle beraber,tanıdığı bir arkadaşı olan Erdoğan Özbay beylere misafir olduk.
Kısa bir muhabbet ve yemekten sonra bizler orada bulunan sahabelerin kabrini ziyaret etmek amacıyla yola çıktık.
Önceleri Gaziantep Kilise bağlı imiş,zamanla şimdiki halini almıştır.
Yolumuzun üzerindeki Şehitkamil ise,her zamanki kahramanlığımızı bir defa daha bizlere hatırlatmış oldu.
Kahraman Maraş-ta olduğu gibi,burada da Mehmet Kamil,annesinin peçesine fransız askerlerinin saldırması üzerine müdahale etmiş,ve fransız askerlerinin süngüsüyle şehit olmuştu.
Bir rivayete göre üç bin bir rivayete göre de 267 sahabenin Kilis-de medfun olduğunu söyledi ve öğrendik.
Özellikle bunlardan meşhur olan üçünün kabrini ziyaret ettik; Şurahbil, Bedevi,Mansur hazretleri…
Kadiri,Rüfa-i tarikatının manevi şeyhleri ile de süslenmişti.
Aşere-i Mübeşşereden olan Zübeyir bin Avvam ve Talha bin Ubeydullah fethi islamda şehid olan bu zatların makamı da orada bulunmaktaydı.
İlk müslümanların beşincisi olan ve Peygamber Efendimizin halası Safiye’nin oğlu,Hz.Ebubekir-in damadı,birbirine bacanak olan Talha ve Zübeyirden Hz.Zübeyir-in makamı;
Hz.Talha Zübeyir ile teyze oğlu olup,Peygamberimizin diğer halasının oğlu,Hz.Ebubekirin de damadı olmakla,üçlü bacanaklardan bu iki cennet mekan insanların hayalen dahi olsa asrına gittik,feyiz aldık.
**Şibli Numan-ın asrı saadet adlı eserinde anlatıldığı üzere; ”Peygamberimizin vahiy katiplerinden,sahabenin büyüklerinden Şurahbil bin Hasene;meliklere name yazardı.Hicri 24 yılında fütuhat-ı islamda Hz.Ömer zamanında Ebu Ubeydet-übnü Cerrah komutasında Liva komutanı olarak Kilise gelmiş ve şehit olmuştu.
Kitabelerde bunlar hakkında bilgi verilmektedir.
**Tepede geniş bir alana kurulmuş;türbe,cami ve ramazanlarda yapılan etkinliklerle güzel bir görünüm arzetmektedir.
Ashab-ı Kiramdan Muhammed Bedevi Hazretleri hicri 18.yılda Sadullah Riddali fethi sırasında şehid olanlardandı.
Bir çok maneviyat büyüğü gibi,Manen tepede olan bu zat,maddi tepelerde nice gönülleri fethe devam ediyordu.
**Şeyh Mansur ile ilgili Evliya Çelebi`nin Seyahatnamesi`nde şu bilgiler yer alıyor, `Şehrin kıblesinde aydınlık bir kubbe içinde Şeyh Mehmet Simati isminde Hz. Peygamber`in çeşnigir başının yattıar. Hz. Peygamber`in sofrasını / simatını döşediği için kendisine `simati (sofra, yemek masası, sofraya gelen yemekler, ziyafet)` denildiğini, her zaman tekkesine gelen fakirlerin ağırlandıklarını, Hz. Peygamberin ashabından olup, Hz. Ebu Bekir`in halifeliği zamanında şehit oldu. Bu türbenin yanındaki küçük kubbeli bir yapının da Şeyh İzzeddin ve Şeyh Yusuf a aittir` Hz. Peygamber`in çeşnigir başı olan bu zatın, Hz. Peygamberin yanından gelen sahabelere hizmet ettiği ve gelen fakir insanlara da sofra açarak onların karnını doyurduğu söylenmektedir.
Bunlar gibi manevi zenginlik kaynaklarımız çoklukla bulunup,keşfedilmeyi beklemektedir.
MEHMET ÖZÇELİK
29-04-2009

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .