MİLLİ EĞİTİM EĞİTİYOR MU , ÜĞÜTÜYOR MU ?

MİLLİ EĞİTİM EĞİTİYOR MU , ÜĞÜTÜYOR MU ?

Şu geçen 10-15 sene içerisinde beni en çok sevindiren Bürokratik çevrelerde sık sık verilen içkili kokteylerin büyük çapta kalkması veya öyle görünür olması idi. Zira toplantı,şura gibi Türkiye’nin her tarafından Ankara ya çağırılan daire amirleri veya değişik kişiler,birbirlerini mecbur bırakarak “İşret alemleri” düzenlemekte,inancı zayıf olanlarda rahatlıkla bu sele kapılmakta idiler. Ancak bunların büyük çapta kalkması bu kesimi rahatlatmış idi.

Böylece insanımız hem manen,hem de madden korunmuş,ekonomi ve diğer alanlarda da bir mesafe alınmakta idi. 60 sene yerinde saymaya bedel,bir ilerleme kaydedilmekte idi.

İşte kimmiş ilerici,neredeymiş ilericilik?

Şimdiye gelince;devletin ve toplumun beyni ve kalbi durumunda olan Milli eğitim camiasında yaşanıyor. Oda geçmiş sefâhetler canlandırılırcasına…

Şöyle ki;Milli Eğitim bakanlığı 24-Mayıs-1995 Çarşamba günü saat 20’de bir kokteyl veriyor,tabii içkili. Oda”Endüstri Meslek Liseleri Türkiye Birinciliği Beceri Yarışmaları”adıyla…

O da;Ankara’nın göbeğinde,öğretmenlerden kesilmek suretiyle yaşatılan,yine tüm öğretmenlerin malı olan”Ankara Başkent öğretmen Evi”nde..

O da;kız-erkek öğrenci karışımı ve sarhoş kafayla gerçekleştirilmek suretiyle… Varın gerisini siz hesaplayın? Ne gibi rezaletler doğacaktır,siz düşünün?

O da;bunlar bir yarışma amacıyla oraya götürülen öğrencilerle beraber…

O da veliler çocuklarının başarıyla döneceklerini beklerken;bulanık kafa,kokan bir ağızla dönmüşlerdi.

O da;bu işler bakanlık seviyesinde,evlatlarımızı teslim ettiğimiz öğretmenler eliyle oluyordu.

Evlatlarımız üğüdülmeden önce,Milli eğitim eğitilmeye tabi tutulmalıdır.

Evet. 70 yıllık eğitimde evlatlarımız ne kadar eğitilmiş? Ne kadar üğütülmüş? Sormak ve Milli Eğitimin bu konuda kendisini sorgulaması gerek..

Yoksa daha çok okuruz şu sözleri”az gitti,uz gitti. dere tepe düz gitti. Birde baktı ki bir arpa boyu yol gitti.”

Son birkaç senedir bazı özel okulların başarısını milli eğitim değerlendirmelidir. Neden fertlerin arkasında olduğu okullarda başarı görülürken,koca bir devletin arkasında olduğu okullarda aynı başarı alınamamaktadır?

Sebebi ise;Eğitimle beraber terbiye ve maneviyat yüklü olmamasındandır. ne yeterli fen ilmi,ne de yeterli din ilmi..

Bize gelince işte bir çok örneklerinden birisi;”Anadolu Otelcilik Meslek Liseleri”bünyesinde,dersin adı”kokteycilik”yani nasıl içki tutulur,kısaca içki hizmetleri. Tabii bunun uygulaması bir yerlerde veyahut bir çok yerlerde uygulanmaya çalışılacaktır. tıpkı “Ankara başkent öğretmen evinde”,”Türkiye birinciliği beceri yarışmaları”nda olduğu gibi.

Evet.”Bar”dersleri. Buyurunuz. İçki sunmada göstereceğimiz maharetler. Ya diğer maharetler,onlar şimdilik rafta…

Bütün bunlar;batıdan gelecek turistlerin sefih olanlarını memnun etmek için,birkaç kuruş uğruna,sefihliği yaşamak ve uygulamak değil midir?

Beyler lütfen! Bizler vergilerimizi bu gibi yerlere harcanması için vermiyoruz. Evlatlarımızı bu okullara içkide maharet göstersin diye göndermiyoruz.

El-İnsaf. Koca bir okul ve eğitim kurumu,onun içinde –Kokteyl-ve –bar- dersleri ve onu öğrenen öğrenci ve öğreten öğretmen. tam bir tezat.

Birde okulların kapanma günleri olan son gün ve haftalarda;lise ve dengi okulların bazı öğretmenlerin öncülüğünde “Gece-Veda geceleri”tertipleri. Ayrı bir tip…

Geçmiş yıllarda yapılan rezaletler daha hala hafızalarımızdan silinmemiş iken;yeni bir kapı açmak,ona müsaade etmek ve göz yummak tam bir sorumsuzluk olmaz mı? İlgisizlik ve de hissizlik değil midir?

Milli Eğitim Bakanlığı,müdürler ve de öğretmenler,talebelerin babaları mesabesindedirler. Hiç baba evladını ateşe atar veya buna göz yumar mı? bana ne ,ne yaparsa yapsın ve böyle bir çılgınlığa karşı bî-gâne bakabilir mi?

Değerli eğitim camiası… Lütfen bu konularda dikkat ve hassasiyet gösteriniz. Bizlere şunu dedirttirmeyiniz;” Keşke şunlarda bir veda gecesi tertipleseler de,bizlere bir an evvel veda etseler,ayrılsalar,bu dünyadan!!”

Bu gün eğitimde yapılmak istenen prof. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun da Gazi’nin huzurunda ifade ettiği gibi hedeflenen:”Din içtima-i bir müessesedir. Realitede yaşamaktadır. fakat devlet onu mekteblerinde öğretmeye mecbur değildir. devlet terbiyesinin karakteri ancak milli olabilir. İnkilap maarif müesseselerini laikleştirmelidir.”[1]

-İlk olarak eğitim seferberliğini 1834’de İstanbul Beyoğlunda Misyoner okulu,1952’de Harput misyoner istasyonunun,1859’da Harput Amerikan misyoner koleji (Fırat koleji) veya (Ermeni –protestan yetiştiren bu okula –Yeprad koleji-de deniliyordu.

Ermeni seferi[2] ve 1790-1834 yılları arasında Anadolu da 120’ye yakın Ermeni okulu bulunmaktaydı.

Ve 1900 yıllarına gelindiğinde İstanbulda 40,Anadoluda 813 ermeni okulu olup,mevcut öğrenci sayısı 80 binin üzerindeydi.

İmam-Hatipleri denetleme,müsamaha,kaldırma ve onlara gösterilen sertliğin,acaba kaçta kaçı bu Ermeni okullara veya rahibe ve papaz yetiştirilen okullara gösterilmektedir.

Gerçek eğitim hürriyeti Osmanlıdan ders alarak öğrenilmelidir.

Osmanlıda yabancı okulların toplam sayısı 10 bin,öğrenci sayısı ise yarım milyonu bulmakta idi.

Bugün biz bu özel okulu kendi vatandaşlarımıza vermiş ve de verebilmiş değiliz.[3]

Milli Eğitim eğitmeli,üğütmemeli.. Allah baştakilerin başlarına akıl,kalblerine iman versin. O zaman mesele kendiliğinden çözülür.

31-05-1995- MEHMET ÖZÇELİK

[1] Din-devlet İlişkileri.H.H.Ceylan. 1 / 157.

[2] Bak.Büyük İslam Tarihi. (Heyet) 1 / 11, 8 / 277-278.

[3] Bak.Zaman gaz.18-12-1993.

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .