MU’CİZELER VE SIRADAKİLER…

MU’CİZELER VE SIRADAKİLER…
Mu’cizeler peygamberlerin tasdikidir.
Peygamberleri doğrulayan onların insanlara karşı belgeleri durumundaki mucizelerdir.
-Bu memleketin ayrık otları durumunda olan kişiler,sırf mucizeyi kabul etmemek için inkâr ediyor ve arkasından inkârına tekellüflü,akıl ve mantık dışı deliller aramaya çalışıyorlar.
*”(Resûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.”
*40 alimi bir delille yendim/Bir cahili 40 delille yenemedim.
-Kur’an-ı Kerim-de peygamberlerin gösterdikleri mucizeler o kadar açık ve nettir ki, yoruma bile gerek kalmamaktadır.
Cenab-ı Hak (c.c), Neml suresi 12-14. ayetlerinde mealen şöyle buyuruyor:
12-“Hem elini koynuna sok; Fir‘avun’a ve kavmine (gönderilen) dokuz mu‘cizeden biri olmak üzere kusursuz, bembeyaz (parlayan ve ışık saçan bir el) olarak çıksın! Çünki onlar bir fâsıklar topluluğu oldular!”
13-İşte mu‘cizelerimiz onlara (hakikati) açıkça gösterir bir şekilde gelince: “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
14-Kendileri de bunlara (bu mu‘cizelerimize) kat‘î olarak inandıkları hâlde, zulüm ve kibir yüzünden onları inkâr ettiler. Ama bak, o fesad çıkaranların âkıbeti nasıl oldu!
Ve devamı 15-19.ayetlerde mucizeler anlatılmaktadır.
Peygamberlere Allah’ın izniyle ,mucizeler verilmiştir.
Peygamberimizin mucizeleri;Miraç ,Ayın ikiye bölünmesi dir.
-Hz.İsanın mucizeleri, Hz.Musanın mucizeleri, Hz.Davudun mucizeleri, Hz.Süleymanın mucizeleri, Hz.Salihin mucizeleri, dir.
Her peygamber aslında bir mesleğin piri olmalarıyla da beşeriyetin önüne mucize yoluyla bir çığır açmıştır.
************
İlk nazil olanın surenin Fatiha olduğu görüşü zayıf bir görüştür.
“Âyet itibariyle ilk nâzil olan “İkra’ın başından Malem Ya’lem”e kadar beş âyet olduğu şüphesizdir. Sonra Müddessir’in başı veya Nun Velkalem’dir. Tam sûre olarak Fatiha’nın nüzulü ilk olarak gösteriliyorsa da Beyhakî’nin, bu rivayeti mürseldir. Hadîsin senedinden sahabe düşmüştür. Câbir Bini Zeyd de evvel nâzil olan “İkra’ sonra Nun Vel-kalem, sonra Müzzemmil, sonra Müddessir, sonra Fatiha sûresi” olduğunu iddia etmişti. Kur’an’da da bu sıra ile işaret olunmuştur.”
Sebebine gelince,mantıken de anlaşılır ki; -Eğer Fatiha önceden nazil olmuş ise;Neden –oku –emri geldiğinde peygamberimiz ben okuma bilmem desin?Eğer önceden ayet gelmiş ve okuyor idiyse….
-Neden korku,telaş ve heyecana kapılıp eve gelerek hanımı Hz.Hatice-ye,-Üzerimi ört,üzerimi ört-desin?
-Surelerin sıralanışı ilk gelmesi itibarıyla değil,Cebrailin yerlerini belirtmesi iledir.
*****************
SIRADAKİ…..
Soldaki elemanlarını aldığı yaradan dolayı içe çeken Ergenekon,B planı olan elemanlarını sıraya ve devreye koymuştur.
Kaypak olan zemin,eksen bozukluğu,dini kişiliğin oturmaması da bunu adeta mecbur kılmaktadır.
Tıpkı darbeci Kenan Evren-in dediği gibi ki;Bir sağdan astık,bir soldan…
Ne yani!Asmayıpta beslesemiydik!!!
-Ergenekon avı sırasında ümüğü sıkılan,ağzının fermalı kapanan birkaç dini ot-o-riter birden bire susuverdi!
-1980 öncesi furyasında önce kominizm,sonra da İran siyasi rüzgarı ve tehlikesi devredeydi.
Şimdilerde ise,iran zihin ve düşüncesi yani Şiilik ekilmeye çalışılmaktadır.
-O zaman iranın dini lideri Humeyni devredeydi,şimdi ise Mustafa İslamoğlu-nun pederi emekli vaiz Ahmet İslamoğlu-nun oğlu için yazdığı reddiyede de söylediği gibi;Tüm odası iran kitaplarıyla dolu,Humeyninin birinci adamı….-gibi..
Yenilir yutulur cinsden olmayan ağır ithamlarla şeytani oyuna dikkat çekiyor.
Dünkü tehlike Humeyni idi,şimdi ise çömezleri…
-Toplum fikren çözülmeye çalışılıyor.
******************
Bir gün bir arkadaş Mustafa Öztürk nasıl bir adamdır,dedi?
Acele etmedim,hissi davranmak istemedim,susup ihtiyatla yaklaştım.
Daha sonra İstanbul emekli vaiziyle habertürkteki sohbetini indirip izledim.
Emekli vaiz yumuşak bir ifadeyle bazı görüşlerine özellikle katılmadığını ifade ediyordu.
Daha sonraki bir konuşmasında Said Nursi ve Cevşen gibi konularda ileri geri konuşması,ölçüsüz çıkışları haddini bilmezliğinin bir göstergesi olarak kendisini göstermiş oldu.
Demek ki bu adam Sıradaki adamdı.
-Kendisini ne aşırı ne gelenekçi,ikisinin ortasında göstermeye çalışıyordu.
Geçmişi gelenekçilikle itham edip,basite irca ederek sulandırıyordu.
O da belli ki İslamoğlu-nun dümen suyundaydı.Aynı ağzı biraz daha masum görüntüler içinde göstermeye çalışıyordu.
-Mesela anlaşılmayan bir nokta şudur ki;Bir iddia da,cevşenin şimdiye kadar gün yüzüne çıkmamasının sebebi olarak;Hz.Ali silsilesinden ve şia alimlerince nakledilmiş olması gösterilmekteydi.
Şu anda bu şia taraftarı olanlar cevşeni neden tenkid ediyorlardı?
Bu bir tezad değil midir?
O halde mesele cevşen olmayıp,cevşeni öne çıkaran nurlu cemaat hedef alınıyordu.
Toplum dün olduğu gibi bu günde,kokmuş ve kokuşmuş heveslere itibar etmemektedir.
Ondandır ki,bir kısım ilahiyat mensubu,isminin başında simgesi olanlar,güvenilirliğini yitirmiş,toplumu ikna edememiştir.
Yapılanlar toplum cami ve camiasını değil,kendilerini kirletmişlerdir.
Toplumdaki ayrık otları bu İslam bahçesinin gücünü biraz alsa da,meyve vermesine engel olamamıştır.
-Sürekli ihtilafi konuları gündeme getirip,gündemde kalmaya çalışan insanlar;seviyeli insanlar değillerdir.
Geçmişte konuşulup çöpe atılan,ulemanın itibar etmediği görüşleri ortaya atanlar, muteber değillerdir.
Engelleyici görüş,destekleyici görüş değildir.
İmam Hatipler ve İlahiyatlar bulandırılmaya,yaralanmaya çalışılıyor…
-O kadar ittifaki noktaları kör olup görmemek,ilim meclislerinde ve hususi dairede konuşulacak hususları toplumun önünde konuşmak basiretli ve ilmi bir çıkış değildir.
-En önemli çıkış noktası ise;aklı ön plana çıkarmak,doğruluğunun kendi aklına göre ölçümlendirilmesidir.
Ancak o aklın da akıl olması gerekir.
Nitekim bu zat Ye’cüc-Me’cüc konusunda ilk defa farklı ve mantıki yorum getiren Bediüzzamanın;onların anarşistler – olduğu görüşünü benimsemektedir.
Bir müddet toplum bununla ve görüşleriyle meşgul edilip tarihin mezarına gömülecektir.
-Peki bundan sonra sıradaki kim?
Sıradaki gelsin!!!
MEHMET ÖZÇELİK
16-09-2014

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .