NAZAR HAKTIR

NAZAR HAKTIR

Âyette:” O inkar edenler zikri (Kur’an’ı) duyduklarında neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. (Hala senin hakkında): “O bir delidir” diyorlar.
Oysa o (Kur’an) ancak alemler için bir öğüttür.”

“51. Gerçekte o inkârcılar, Allah’ın nimetlerine nankörlük ederek âyetlerine yalan deyip seni yalancı çıkarmaya kalkışan ve durumları ve huyları anlatılan Mekke kâfirleri, o zikri, Allah tarafından öğüt olarak okuduğun Kur’ân’ı işittikleri vakit, az daha seni gözleri ile kaydıracaklardı. Onun yüksekliğini öyle hissetmişlerdi ki kıskançlıklarından az daha nazar değdirecekler, aç ve kem gözlerinin kötülükleriyle ellerinden gelse seni yok edeceklerdi. Demek ki öfkenin bedende bir hükmü ve tesiri olduğu gib i, gözlerin de karşılarındakine bakışlarına göre, iyi veya kötü bir hükmü vardır. Kimi elektrik gibi dokunur, çarpar, mıknatıslar, manyatize eder; kimi tutkun olur, kimi de aldığı etkiyle kıskançlığından bir öfkeye düşer, türlü türlü suikastlara, tuzaklar a kalkışır ki maddî veya manevî bunun hangisi olursa olsun hedefine ulaştığında göz isabet etmesi, göz değmesi veya nazar denilen şey olur. Bunun hakkında uzun uzadıya sözler söylenmiş, inkâr edenler ve böyle bir şeyin olduğunu kabul edenler olmuş ise de b iz detayına gerek duymayarak bu kadarla yetiniyoruz. Nasıllığı ne şekilde olursa olsun gözdeğmesi vardır. Allah korusun, göze batmak tehlikeli bir şeydir. Allah koruyacağı kulları için gözdeğmesine karşı bir siper yapar. İnanmıyanlar bu sûre ile veya bundan evvel Kur’ân’ı ilk işittikleri zaman onun nazmı ve mânâsıyle edebî güzelliğinin yüksekliğini ve peygamberin ona nâil olmasını son derece kıskanmış ve hemen hemen yiyecek gibi bütün bakışlarını ona dikmiş, onu kaydırmak istemişler, bu onların o derece di k kat nazarlarını çekmişti. Öyle iken bir de durmuşlar, o herhalde bir deli diyorlar, şaşkınlıklarından kendi kendileriyle çelişkiye düşüyorlar. Böylece gözlerinin zehirini kendilerine döküyorlar.
52. Oysa o Kur’ân sade onlara ait değil, bir zikir, bir öğüttür bütün âlemler için, bilinç ve algısı olan bütün akıllılar âlemleri için. Yalnız temiz akıllı olmayanlardır ki ondan yararlanacak yerde aleyhinde bulunarak kendilerine zarar vermiş olurlar. Nihayet bir inilti içinde inler inler giderler.
İşte ile başlayan Kalem sûresi, ‘in sonunda yine bir “nûn” ile sona ermiş bulunuyor. Âlemlerin Rabbi olan yüce Allah yazan, okuyan ve dinleyenleri zikretmeye ve düşünmeye muvaffak kılsın.”

Âyetin nüzulü sebebi olarak;
“Kelbî der ki: Kâfirler Hz. Peygamber (sa)’e göz değdirmeye çalıştılar. On-lardan bir adam vardı ki iki veya üç gün bir şey yemez, sonra abasının bir köşe¬sini kaldırır, yoldan geçen develere, davara bakar. Bir deve hakkında: “Bu güne kadar bundan daha güzel bir deve görmedim”; bir koyun hakkında: “Bugüne kadar bundan güzel koyun görmedim.” der ve o hayvan çok gitmeden yere dü¬şer ölürmüş.” İşte kâfirler bu adamın Hz. Peygamber (sa)’e nazar etmesini iste-mişler, o da bu isteğe muvafakat etmiş. Ancak Allah Tealâ, Rasûlü’nü o adamın göz değmesinden koruyup kendisine bu âyet-i kerimeyi indirmiş.”

“1. Göz Değmesinden Dolayı Abdest Almak

1. Sehl b. Huneyfin torunu Muhammed b. Ebû Ümame’den: Babamın şöyle dediğini duydum:
«— Babam, Sehl b. Huney, Harrar’da gusül yaptı. Üzerindeki ciibbesini çıkarmıştı. Amir b. Rebîa da bakıyordu. Sehl, cildi güzel, beyaz bir adamdı.»
Ebû Ümame devamla diyor ki, Âmir b. Rebia ona:
«— Bakirelerin cildi bile bugün gördüğüm gibi değildir.» de¬yince Sehl olduğu yere yıkıldı, elem ve acıları şiddetlendi. Resûlul-lah(s.a.v.)’e:
«— Sehl rahatsızlandı, seninle gidemiyecek.» dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) Sehl’in yanma gidince ona Âmirin ken¬dine bakışını ve dediklerini anlattı.» Resûlullah (s.a.v.) de (Âmire hitaben):
«— Sizden biri kardeşini neden öldürüyor? Allah mübarek kıl¬sın demeliydin! Göz değmesi vakidir; onun için (Sehl için) abdest al.» dedi. Amir de onun (iyileşmesi) için abdest alınca Sehl Resû¬lullah (s.a.v.) ile beraber gitti, hiçbir şikayeti kalmadı, rahatladı.

2. Sehl b. Huneyf in oğlu Ebû Ümame’den: Âmir b. Rebia, Sehl b. Huneyf i gusül yaparken gördü ve:
«— Hiç güneş görmeyen ciltler bile bugünki gördüğüm gibi de¬ğildir, demesiyle Sehl yıkıldı. Resûlullah (s.a.v.)’e gelerek:
«— Ya Resûlullah, Sehl b. Huneyf hakkında yapacak bir şeyin var mı? Vallahi başını kaldıramıyor.» dediler.
Resûlullah (s.a.v.):
«— (Ona nazar eden) birini itham ediyor musunuz?» diye sor¬duğunda:
«— Amir b. Rehia’yı itham ediyoruz.» dediler. Resûlullah (s.a.v.) Amir’i çağırarak kızdı ve:
«— Sizden biri kardeşini neden (gözle) Öldürüyor? Ona bere¬ketle dua etseydin ya! Şimdi onun için yıkan.» dedi. Amir de yüzü¬nü, ellerini, dirsek ve dizlerini, ayak topuklarını ve böğürlerini bir kab içersinde yıkıldı. Sonra (O su) Sehl’in üzerine döküldü. Sehl de iyileşerek oradakilerle beraber gitti, hiç bir şikâyeti kalmadı.
2. Göz Değene Okumak

3. Humeyd b. Kays’dan: Cafer b. Ebi Talib’in iki oğlu Resûlul-lah’m (s.a.v.) huzuruna getirildiğinde onların bakıcılarına (dadı¬larına):
«— Bunları zayıf görüyorum, neden?» diye sordu. O da:
«— Ya Resûlullah, onlara göz değiyor. Uygun görüp görmüye-ceğini bilmediğimiz için onları okutmadık.» deyince Resûlullah (s.a.v.):
«— Onları okutunuz, çünkü eğer kaderin önüne birşey geçecek olsaydı bu, nazar olurdu.» buyurdu.

4. Urve b. Zübeyr (r.a.) den: Resûlullah (s.a.v.) hanımı Ümmü Seleme’nin evine girdi. Orada bir çocuk ağlıyordu. Ona göz değdiğini söylediklerinde Resûîullah (s.a.v.):
«— Ona göz değmesinden (korunmak) için okutsaydı-nız.» buyurdu.

-“Nazar haktır,dağı yerinden oynatır.”

Efendimiz bir hadisde:”En-nazaru yudhilul cemele el-kıdre ver-reculel kabre”Yani;
Nazar deveyi kazana ve insanı mezara sokar.”buyururlar.
Bu konuda Bediüzaman:” Benim katî kanaatim geldi ki, nazar, beni şiddetle müteessir ve hasta eder. Çok defa tecrübe ettim. Ben ruh u canla size her vaziyette arkadaş olmak istiyorum, fakat meşhur kaide ile nazar beni vurur. Çünkü bana bakan, ya şiddetli adâvetle veya takdirle nazar eder. Bu iki nazar dahi, bazı insanların, bir hâsiyet-i isabet sırrıyla bakmasında bulunur. Bunun için mümkün olsa, mecbur etmezlerse sizinle beraber mahkemeye her vakit gelmemek niyet ettim.”

“İslam Yaşar’ın Bediüzzaman beşlemesinin ilkinde, Üstad Bediüzzaman rahatsızlanıyor, bir ağacın dibine oturuyorlar, sonra bir talebesi Yasin okuyor, Üstad’ın burnundan kan akıyor, sonra düzeliyor, rahatsızlığı geçiyor, talebe de sonra ekliyor: “Üstadım sizde nazar var, Yasin okurken adeta esnemekten çatlayacaktım.” diyor. Ben oradan bir bağlantı olabilir diye düşündüydüm. Cidden rahatsızlık verici, tam ibadet edecekken mani oluyor. Hayırlı işlerin çok muzır manileri olur diye boşuna denmemiş.”

Bilimsel olarak nazar;
“Negatif enerjidir. Nazarı iki türlü incelemek gerekir:
Birincisi: İnsanın kendi kendine veya çocuğu gibi çok yakınına hiç bir kötü amaç taşımadan ürettiği negatif enerji şeklidir. Beyinde sürekli kodlanan bir kelime mevcuttur: Maşallah. Bu kelime söylendiği anda nazar değmeyeceğine beyin şartlandırılırsa veya başka bir deyimle kodlanırsa, beyin bu kelime söylendiğinde negatif enerji üretimini yapmamaktadır. Ama o Maşallah kelimesi söylenmediği anda negatif enerji üretmeye başlıyor.
İkincisi: İnsanın bir başkasına nazar etmesi. Beyin kıskançlık duygusu ile hareket ettiğinde yine negatif enerji üretimine yol açar. Bazı insanlarda bu türde kıskançlık duygusu çok yüksek olduğundan o insanların nazarı daha çok değer. Daha doğrusu yaydıkları negatif enerji çok yoğun olur. Bir hayli maddi veya manevi zarar verebilirler. İnsan beyni negatif veya pozitif enerjiyi sadece % 50 kadar üretir.”

Yani göz menfi ışın salgılayarak karşısındakinde olumsuz etki bırakmaktadır.
Birinin size sert,ters,kin ve nefretle bakması halinde sizde oluşacak olumsuzluklar ile,size müsbet ve güler yüzle bakışının oluşturacağı rahatlık gayet bariz olarak görülmektedir.

İnsan büyük bir enerji gücü depolamaktadır.Yönlendirdiği yöne göre etki oluşturur.

Mesela;” Parapsikoloji dilinde “Psikokinezi” denilen nazar, yani göz değmesi bir çeşit büyülemedir. Baktığımız kişilerden veya eşyalardan çok defa gözlerimizi alamadığımız olur. Gözler ruhi fonksiyonları ve beyin gücünü en rahat ve en tesirli şekilde kullanabildiğimiz organlarımızdır. Bilim adamlarının da tespit ettikleri gibi, göz yoluyla bir çeşit hipnoz olayı gerçekleşmektedir. Yılan, fareyi, kuşu veya diğer avlarını böyle yakalar. Gözlerinden gönderdiği zehirli şualar yoluyla avının beyin fonksiyonlarını bozmakta ve talihsiz av, bir anlık göz göze gelmenin bedelini hayatiyle ödemektedir.”

Her şey maddeden ibaret değildir.
“Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir.Göz ise maneviyatta kördür,görmez.”
Mesela cep telefonunun yaydığı ışınların kansere neden olduğu söylenmektedir.Oysa bu maddi değildir.
Rusyada patlayan Çernobilin etkisi sadece şimdi değil,gelecekte de etkisini gösterecektir.

Kötü bakış,kötü niyet,kötü zan,kötü söz hatta kötü hayaller alemde etkisini göstermektedir.

Başta verdiğimiz kalem suresinin 51-52.âyetlerini okuyarak ondan korunmalıdır.
Ayrıca Fatiha,üç ihlas, yedi Âyet-el Kürsi,Felak ve Nas sureleri ile de korunulabilir.

“Her kim izzet istiyorsa, bilsin ki, izzet tamamıyla Allah’ındır. O’na hoş kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azap vardır ve onların tuzakları da hep tarumar (darmadağın) olur.”
MEHMET ÖZÇELİK
29-09-2008

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .