PERDELERİN AÇILDIĞI DÖNEM 2008

PERDELERİN AÇILDIĞI DÖNEM 2008
2008 yılı bir asırlık oynanan oyunların ve gizli kalmış işlerin perdelerinin açıldığı önemli geçiş dönemidir.
‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.’ Uygulamasız sözün gerçekleştiği dönemdir 2008.
*Her ne kadar 2007-de de olsa,ilk defa milletin iradesiyle,bir çok engellemeler sonucu bir cumhurbaşkanı halk tarafından tasvib görüp, çoğunluğun kabulüne mazhar oldu.Bu da ancak 2008-de yerine oturdu.
Yani; Şimdiye kadar Turgut özal hariç hiçbir cumhurbaşkanının halk tarafından,halkın onayına sunulupta iradesiyle getirdiği ve memnun olduğu kimseler olmamasıdır.Özal da zaten farklılıkları görmek için çıktığı o noktada partisinin başsız kalıp iş yapamaz hale gelmesi,kendisine su-i kast düzenlenmesine rağmen kurtulması ancak sonunda zehirlenmesiyle de ideallerini gerçekleştirememesiyle sonuçlanmıştır.Bundan dolayı 2008 –de öne çıkan en önemli iki olay;Cumhurbaşkanının kahir ekseriyetle,bir çok engellemelere rağmen halkın tasvibine mazhar olmuş bir kimsenin gelmesi, diğeri ise asrın davası olan Ergenekon terör örgütünün asırlık çok yönlü,dünya çapındaki başlantılarının ortaya çıkartılmasıyla,italyadaki gladyo operasyonundan daha büyük ağ başlantılarının deşifre edilmesidir.Bütün faili meçhuller,pkk gibi Türkiyenin temel sorunlarının bağlantı noktalarının deşifresine adım atılmış oldu.
*Daha önce başbakanlığı engellenen Tayyib Erdoğanın gelmesinden sonra,her zamanda olduğu gibi,bir türlü iki dönem başbakanlık yapamayan veya yaptırılamayanların yoluna Erdoğan-da eklenmek istendi.
*Yargıtayın google-den veya mesnedi pekde araştırılmayan tamamen şahsi yorumlara dayanan partinin kapatılması ve başbakanın devre dışı bırakılması çabaları,Akıl almaz senaryolar,Anayasa mahkemesinin yetkisi yokken,yetkisini aşarak,Chp ile işbirliği yapması sonucu, meclisde 411 milletvekilinin kararıyla çıkan başörtüsü serbestliğine tepki olarak,Anayasa mahkemesi tarafından kale alınmamış,meclisin üzerine çıkarak,keyfi uygulamalar sonucu bir oyla kapatılmaktan kurtulmuş ancak partiye verilen para kesim cezası ile sonlandırılmıştır.
*Millet rejime feda edildi.Rejimi koruma uğruna,millete rejim yaptırıldı,o da kıtlık derecesinde…Bu konuda askeriye ve hukuk,anayasa mahkemesi perestijinin kaybolmasını da göze alarak,bir yandan yanlışlıklar yapıldı,bir yandan da milletin hassasiyeti dikkate alınmadı.
*Hepsinden de önemlisi zira hepsinin bir asırlık keyfi uygulamaların temelini oluşturan,menfiliklerin şemsiyeliğini yapan Ergenekon 8 yıl önce konuşulmuş iken kapatılmış ancak 2008 yılında üzerine gidilmiştir.
Bunun hakkında:””MÖ 800, Ergenekon- MS 2000, Bolu civarı
Orta Asya’daki eski Türklerin dilinde “sarp dağ yamacı” anlamına gelen Ergenekon’la ilgili destanı bilmeyen yoktur. Türklerin yeniden doğuşunu ve çoğalarak Orta Asya’ya egemen oluşlarını anlatan bu efsanenin adı aynı zamanda Soğuk Savaş döneminde NATO ülkelerinde kurulan gizli anti-komünist örgütün,kontr-gerillanın Türkiye’deki kolunun adı olarak da gündeme gelmiştir,ama şu anda konumuz bu değil.”
*İrinle dolu torbaya susurlukta iğne batırıldı ancak delinme olmadı. Ergenekonda bu irinler dışa akmaya,kokusu etrafa yayılıp herkesi bir yandan rahatsız ederken,bir yandan da ümitlendirmeye başladı.
*Kâfir rusun çektirmediğini Ergenekon terör örgütü ve çetesinde ortaya çıkan zihniyet ve uygulamalar çektirmiştir.
Tam birt şebeke..menfaat şebekesi..para,makam,rütbe,kariyer,üniversite hocalığı,bedava profluk ve makamlar,vaadler üzerine vaadler..kandırmaca ve aldatmacalar…
Kaos uğruna her şey meşru..1970 yıllarının sol zihniyetinin basit ve değişik versiyonu..ortaklık,ortak noktalarda bir-leş-me.
1970-lerin sağ-sol kavgasının bir kısım ve kesimi işi yer altında sürdürmek üzere,yerin altına inme faaliyetidir.Sağın solu,solun sağı vurarak,ortak noktalarda birleşerek millete vurma çabasıdır.
Ne kadar hazin ve düşündürücüdür ki;Ergenekon terör örgütünün içindeki tüm kollar,pkk-yı savunanlar,milliyetçi olduğunu söyleyenler,ve daha sayılamıyacak tüm farklı gruplar;Hep Atatürkçülükten dem vurmaktadırlar. Atatürkçü olduklarını söylemekte ve Atatürkçü olduğu için bunların kendisine yapıldığı perdesini kullanmaktadırlar.
Ergenekonun meşrulaştırılması için bir yerlere dayanıldı ve özellikle Atatürkçülük…
Atatürk en çok solcular tarafından kullanılırken,bir kısım sağcılar, Ergenekoncular,uyuşturucular,devleti soyanlar,kısacası başta her su-i istimale bulaşmış olanların en çok kullanıldığı kişidir Atatürk?
Şaibeli kişilerin her şeylerini getirip ona isnad etmeleri,onun üzerindeki şaibeleri de arttırmaktadır.
*Ergenekon terör örgütünün iskeletinin ayağını ayak takımı,bedenini askeriyeden bir kesim ve para babaları,kafasını ve fikrini sol zihniyet,üniversite ve medya oluşturmaktadır.
Daha evveline gidersek,bir asrı aşan Ergenekon terör örgütü,Osmanlıyı kötülemekle başladı.Şöyle ki;
“Profesör Lowther (Eli Kidor) rapor bahsine şöyle giriyor:
«Osmanlı aleyhtarı peşin hükümler 1880’lerden itibaren İngiliz politikasının temel unsurudur. (Lowther)in mektubu, yeni Osmanlı devlet adamlarının meş’um dalaveracı bir yönetim olduğu inancını desteklemekle bu peşin hükmü doğrulayarak ona yeni bir kuvvet vermiş oluyor… -Asırlık İngiliz politikasının, Türk’ü maddede ve ruhta imha etme gayesi, son merhalesine Lozan antlaşmasiyle ermiş olarak bu satırlarda plânını apaçık ortaya dökmüş bulunuyor.
……..”Bilindiği kadariyle, Türk Farmasonluğu şimdi uyuyor ve muhtemelen de öyle kalacaktır. Tâ ki, halen Türkiye’nin başında olan grup kuvvetten düşürülsün ve gelecek Türk rejimine veya yabancı bir muzaffer kuvvete karşı yeraltı faaliyetlerine yeniden başlansın…”
………Bildiğin gibi, Paris’teki (Jön Türk) hareketi Selânik’lidir. Selanik’te 140.000 nüfusun 80.000 kadarı İspanyol yahudisi, 20.000’i ise dışta müslüman görünen ve Sabetay Sevi tarikatına bağlı Farmason… Roma’nın yahudi belediye başkanı (Natham), Mason localarında yüksek bir mevkie ulaşmıştır ve yahudi Bakanlar (Luzzatti) ve (Sonnino) ve diğer senatör ve milletvekilleri de anlaşıldığına göre masondur. “Kadim İskoç”tan temellendikleri iddiasındalar.
Birkaç yıl önce, Selânik’li yahudi mason (Emannuele Carasso) – ki, halen de Osmanlı Meclisinde Selanik temsilcisi- orada Makedonya (Risorta) isimli İtalyan Farmasonluğuna bağlı bir loca kurdu. Bu adam görünüşte Sultan Hamîd’in casuslarını aldatmak maksadiyle, fakat aslında Türkiye’de yahudi tesirini kuvvetlendirmek için (Jön Türk)leri Farmasonluğu kabule teşvik etmiştir… [6] Evinde onlara toplantı izni sağlamıştır. Abdülhamîd’in casusları bunu haber almış ve 1908 Temmuz ihtilalinden sonra esrarengiz bir şekilde öldürülen İsmail Mahir Paşa, durumu Yıldız Sarayı’na bildirmiştir. Evin dışına yerleştirilen casuslar, girip çıkanların isimlerini kaydetmekle vazifelendirilmiştir. Fakat Farmasonlar casusları “kardeş” ilân edip aralarına almıştır. Selanik’teki hareketin temeli yahudidir…..”
*Çorap söküğü gibi bir asırlık irin ve pislikler dünyayı kokutacak derecede etrafa saçılmış ve yıllarca da saçılmaya devam edecektir.
Ancak gocunanların çokluğu,kirliliğin boyutlarını da net olarak göstermekteydi.
Al kaşağıyı gir ahıra
Yarası olan at gocunsun…
En çok kirletilen yerler;
Ordu…Bazen haberleri okuyunca kahroluyorum fakat bu pislikleri de tarihe havale hatırına sabrediyorum.
‘5’i irticai 24 kişi ordudan ihraç edildi’
İrtica derken adı konulmalı yani namaz kıldığı için,dini inancının gereğini yaptığı için mi?Eğer bunun için ise Allah onu atanı veya cezalandıranı her iki dünyada da rezil,kepaze ve perişan etsin,ıslah değil,kahretsin.Çünkü açıkça ve cahiliye asrının gerisinde kalan bir cehalet ve ahmaklıktır.
Ordudan irtica adına inançlı insanlar ihraç edildi,yeri ergenekona bırakıldı.
*İçki içmeyenler tenkid edildi.Bu durum basına kadar yansıdı.
Hilmi Özkök eski genelkurmay başkanı iken içmediği için arkadaşları tarafından tenkid edilmiş.İşte hazin konuşma;
’Emekli komutanların şarap tartışması sürüyor’
Oysa Bulanık kafayla vatan korunmaz,emanet edilmez.
*Tuncay güney,Ergenekonun kaynağının askeriye olduğunu söylemektedir.Bu da yabana atılacak bir durum değildir.
*Askerin basireti mi bağlanmış?30 yıldır pkk-yı bitiremiyor?İçindeki ele başılarını göremiyor?Subay kademesinden tuğgeneral seviyesine kadar…
*Milli güvenlik kurulunun bir alt kurulu olduğunu,hizbullahı kurduranın askeriye olduğunu Tuncay Güney ifade etmekte ve artık bu da herkes tarafından da bilinmektedir.
*Elbette hepsinin yanlışlığı söz konusu olmamakla beraber yine de ümit varız.
“Rahmet-i İlâhiyeden ümid kesilmez. Çünki: Cenab-ı Hak, bin seneden beri Kur’anın hizme¬tinde is¬tihdam ettiği ve ona bayraktar tayin et¬tiği bu vatan¬daş¬ların muhteşem ordu¬sunu ve muazzam cemaatini, mu¬vakkat ârızalarla in¬şâ¬allah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir…”
“Kılıncını ayağına vurdurmaz, düşmanına vurur. Kur’ana hizmetkâr eder. ağlayan Âlem-i İslâmı güldürür.”
*Hukuk…2008-de en çok yıpranan ve kendini yıpratan iki kurum;1-Türk Silahlı kuvvetleri 2-Anayasa mahkemesi ve siyasallaşan hukuk…
*Yarsav ihsası reyde bulunmuş,yargıtayda böyle bir hataya düşeceği sırada Cemil Çiçek-in uyarısıyla son anda geri adım atmıştır.Aksi durumda Ergenekon terör örgütüne taraf olmuş olacaktı resmen…
*Üniversiteler ise,ilim yuvası olma vasfını yitirmiş,hayatı kazananların değil,kaybedenlerin ve de kaybettirenlerin yeri haline gelmiş ve de getirilmiştir.
Tüm bunlar ile ilgili haberlerin arşivimizde örnek ve belgelerini görebilirsiniz.
*İsrailin filistinde yaptığı katliam ve vahşet,hayvanlara rahmet okutur cinsdendi.
“Zulüm kıyamet gününün karanlıklarındandır””Ez-zulmü zulemâtü yevm el-kıyâme”
Filistinde yüzde 65-i kadın ve çocuk,1200-den fazla insan şehid oldu,beş binden fazla yaralı ve trilyonlarca maddi zarar oluştu.Yakıcı olan Fosfor bombası kullanarak bir yasağı daha çiğnemiş oldu.
Tarihe israilin vahşeti olarak geçti.Hitlere rahmet okutturdu.
“Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Allah onlara gazabetmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!”
“Şüphe yok ki o, düşündü, ve ölçtü biçti. Artık kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
Sonra kahrolası, nasıl ölçtü biçti. Sonra bakıverdi.
Sonra kaşını çattı, suratını astı. Sonra gerisine döndü ve böbürlendi.
Artık dedi ki: «Bu, naklolunagelen, bir sihirden başka değildir. Bu başka değil, ancak insan lâkırdısıdır.
Onu ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.”
*İmam Ebu Davud, Sünen’inde Hz. Peygamber’in azadlı cariyesi Meymûne’den şu rivayeti nakletmektedir:
Birgün Meymûne Hz. Peygamber’e gelir ve: “Ya Rasulallah! Beytu’l-Makdis’e (Mescid-i Aksâ’ya) gidip gitmeme hakkında bize ne buyurursunuz?” der. Allah Rasulü:
“Gidin ve orada namaz kılın!” diye cevap verir. Fakat o zaman orada (Bizans ile Persler arasında) savaş vardır ve bunu dikkate alan Peygamberimiz hemen şunu ekler:
“Şayet oraya gidemez ve orada namaz kılmazsanız, bari oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin!” buyurur. “
İmam Buhari, et-Tarihu’l-Kebir adlı meşhur eserinde “Bişr b. Akrabe el-Filistinî” hakkında şu rivayeti naklediyor:
Babam, Hz. Peygamber ile birlikte katıldığı bir savaşta şehit düşmüştü. Birgün Peygamber (as) yanıma uğradı. Ben, ağlıyordum. (Ey sevimli çocuk!) diye seslenerek benden ağlamayıp susmamı istedi ve bana yasımı unutturacak şu teklifte bulundu:
“Benim, senin baban; Aişe’nin de annen olmasını istemez misin?” Bu teklifi duyar duymaz ben:
– “Anam babam sana feda olsun elbette isterim yâ Rasulallah!” dedim.
İmam Buhari, burada adı geçen Bişr’in “Filistin” olarak bilindiğini de kaydetmektedir.”
MEHMET ÖZÇELİK
19-01-2009

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .