TARİH BOYU ARANAN İLÂH

TARİH BOYU ARANAN İLÂH

Allah insanlık tarihi boyunca hep aranır olmuştur.
O’nu kaybetmekten korkulmuş,korkmakta da haklı olduğu anlaşılmıştır.Zira kaybedenlerin akibetlerinin korkunç olarak sonlandığını görmüşlerdir.
Allah-da bu hikmet ve ihtiyaca binaen sürekli kendisiyle irtibatın sağlanması için din bağlantısı,peygamber elçisi ile o irtibat sağlanmıştır.
Zaman içerisinde O’nu gerçek mânada bulamayanlar bu ihtiyacını gidermek için farklı yollara baş vurmuşlardır.
Tevfik Fikret’in “Beşerin böyle dalâletleri var/Putunu kendi yapar, kendi tapar”der.
İlk put perestlikte öyle olmuştur.
Bu da iki sebebten ağırlıklı olarak gerçekleşmiştir;
Korkudan veya aşırı sevgi ve menfaattan dolayı….

*Kimisi de inanmayışını idrak edemeyip anlayamayışına bağlamıştır.
Nihal Atsız;Allaha inanmadığını şöyle dile getirir;İnanamıyorum.
Bir sebebi ise,Kafatascıdır.

*Kimileride aradaki bağlantıların yetersizliğinden hedefe yanlış yoldan gitmeye başlamışlardır.Nitekim;
*Baba İlyas-ın müridi Baba İshak müridleri tarafından son peygamber olarak kabul edilmeye kadar varmıştır.
Baba ishak ise;Şamlı kabul edilip,Adıyaman yöresinde yaşamış ve propağandalarını yürütmüştür.
*Bedreddin,kominizmdeki ortaklığı savunmuştur.
-Akıl ve iradeyi yanılmaz kabul eder.
-İnsanın tanrıyla birliği,vahdeti vücudu kabul eder.
-İnsan tanrıdan parçadır,der.
-İbadette kural kabul etmez.

*O’nu bulma ve buldurma uğruna bazı yanlışlara da tevessül edilmiştir.
* …Ancak O’nun hedefi, öncelikle bütün insanları rahmet ve şefkatle kucaklayıp, ümmeti arasında da, kelime-i tevhidin ikinci yarısını söylemekten kaçınarak kendisini kabul etmese bile “La ilâhe illallah” diyen herkesi buraya getirmekti. Çünkü O, “Kim, Lâ ilâhe illallah derse, cennete girer.” buyuracaktı. Daha baştan O (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bunun için yaratılmış ve onun için de, ilk yaratıldığı hâlde gelişi sona denk getirilmiş; peygamberlik güftesine kafiye koyacak Son Sultan olduğu için de, bedeniyle ruhunun buluşması risâlet açısından en sona bırakılmıştı.”

Bazen de inanmamak için veya şeytani bir vesveseden dolayı olmayacak bir hedef gösterilmiştir.
Bu inanmak için ve tatmin olma amacıyla sorulmuşsa,faydalı neticeler alınabilir. İnanmamaya bir mesned oluşturmak amacıyla sorulmuşsa,cevabı imkânsız değildir.
-Birisi soruyor,Allah kendinden daha büyük bir taş yaratabilir mi?
Buna evvela şöyle cevap vermeli.Böyle bir taş niçin yaratılsın ? Buradaki büyükten kasıt nedir?
Mesela,iki sonsuz düşünülemez.Eğer bir sonsuz,bir diğer sonsuz tarafından sonlandırılıyorsa,o takdirde öncekine sonsuz denilemez.
Madem Allah zatında ve sıfatlarında sonsuzdur,elbette kendisini sonlandıracak ikinci bir varlık düşünülemez,düşünüldüğü takdirde O’nu sonlandırmak demek olur ki,bu durumda O’nun sonsuzluğundan bahsedilemez.
Hem sonsuz olan O zatı,sonlandırmaktaki amaç,O’ndan daha büyük birini devreye koymanın sebebi nedir?
Bir rakib mi aranmaktadır?

*Kendimize kimi daha yakın hissediyoruz;Allah-ı mı,Rasulullahı mı,her ikisini mi?
Yoksa bunların ötesinde tabiatta korktuğumuz veya sevip fayda gördüğümüz bir şeyi mi?
Allah rasulüne olan sevgi,Allah-a olan sevgiyi azaltmamakta,tam tersine arttırmaktadır.
Her şeyin ifratı zararlı iken,Rasulullaha olan aşırı sevgi,Allah-a olan sevgiyi de arttırmaktadır.

*Allah Teala ef’alini bil-esbab değil,indel esbab halk buyurur.” Mehmet Feyzi Efendi.
Sebeblere kendi yerine geçecek büyük bir rol biçmez,belki sebeblerin oluşumunun yanında olarak var eder.
İnanmayan kişi ise esbabı görüp,onun arkasındaki kudreti görmemekte ve de görememektedir.

*Sofestailer her şeyi Hâlıkı bulamadıklarından dolayı inkâr etmekle kalmaz, kendi varlıklarından daha kesin olan Allah-ın varlığını inkâr etmeye mecal bulamadıklarından dolayı,O’nun karşısında kendilerini inkâr ederler.
Bir Osmanlı paşasının oğlu sürekli hiçbir şeyin var olmadığını ve de kendisinin de olmadığını söyleyince,sofrada yemek yerken bu duruma dayanamayan baba,tabağı alarak oğlunun kafasına vurur.
Büyük bir bağırtıyla acısından feryad eden oğluna;
Madem yoksun,tabakta yok,olmayan şeyden neden elem ve acı duymaktasın?

*Eğer siz ve eşya yok iseniz,ben size ve değer verdiğiniz eşyalarınıza,söylemiş olduğunuz;”Hiçbir şey yoktur,ben de yokum’gibi olumsuz sözünüze neden itibar edeyim.
Bu durumda,siz,sözünüz ve eşyalarınız muteber değilsiniz!demektir.

*Muhyiddin-i Arabî Hazretleri eşya arasındaki farklılıkları, a’yan-ı sabitelerin farklı oluşlarıyla izah eder.

*Batıl dinlerin çoğunda sapkın bir inanış olarak bedene zarar vermek makbuldür.Bazen bu kızların kurban edilmesi,bazen kurbanların putlara adanması şeklinde olur.

*Bilimin sahibinden ve proğramlayıp yaratanından uzaklaşması ve sonuçları neticesiz kalmaktadır.
Her şey yaratanla değerlendirilirse bir kıymet,değer alır ve ilim adı verilebilir.

*Öyle bir yâr ile yâr ol yâr ola her dü serâ
Hurşid-âsâ her zamanda eyleye irşâd seni**

*Geminin Tek Kaptani Olur,
Gerisi Murettebatir…
Yüreğin Tek Sahibi Olur,
Diğerleri Teferruattir…!
MEHMET ÖZÇELİK
12-12-2012

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .