ÜÇ SİLAHLI DİKTATÖR

ÜÇ SİLAHLI DİKTATÖR

LENİN – STALİN – MAO

Lenin işçi sınıfını ele alır ve tüm ideolojisini bunun üzerine oturtturur.Politikalarını bunun üzerine yürütür.Ekim devrimi bunun ilk adımıdır.Bu kesimden de sürü olarak bahseder.Onlara bir çoban gerektiğini ve onun da kendisi olduğunu isbata çalışır.

-Vladimir İliç Lenin (1870 – 1924) 22 Nisan 1870’te Simbirsk kentinde doğdu.Orta halli altı kardeşten ikincisi olarak bir öğretmen çocuğudur.

-Lenin takma adı olup,kendisini çoğunluk anlamına Bolşevik,karşı grubu da Menşevik yani azınlık olarak değerlendirdi.

-“7 Kasım 1917’de Lenin’in önderliğinde Bolşevikler iktidarı ele geçirdi. 8 Kasım 1917’de Halk Komiserleri Kurulu başkanlığına seçildi. 21 Ocak 1924’te Gorki kentinde öldü.” -Adeta avrupadaki milliyetçilik akımlarına alternatif olarak doğan Kominizm-Sosyalizm bir demir yumruk idaresi olarak,başta Türki Cumhuriyetteki farklı ırkları asimile ederek kendi içinde eritmiş,tek potada bu farklılıkları zorbalıkla ve tek tip bir insan olarak tornadan çıkma bir özellikle yetiştirmeye ve idareye çalışmıştır.

Yahudi asıllı olan Troçki’nin(1879-1940)iç karışıklıkları başlatması ve karıştırması Leninin işlerini kolaylaştırıyor ve başarısına katkıda bulunuyordu.

-Batının kapitalizmine karşı ters kutuptaki bir sosyal ve komin hareketidir.Ancak önünde çarlık bir engeldi.Onun kaldırılması için de huruç hareketleriyle halkı isyana teşvik ederek kullanmaya çalıştı.

– “Mihayl Gorbaçov’un 1985’te Komünist Parti Genel Sekreterliği görevine gelmesiyle başlayan SSCB’nin dağılma süreci…”başlamıştır.Reformlar,demokratikleşme,yeni Rusya düzeni,yeniden yapılanma,devletlere kendini idare hakkı verme düşünce ve uygulamaları dev ve demir yumruğun parmaklarının açılmasıyla devletlerin hürriyetine kavuşma süreci de başlamış oldu.Bir devlet yerine 15 bağımsız devlet ortaya çıktı.Bu açıklık ve şeffaf olma süreci rusyayı iç patlamadan kurtararak dışa açtı ve dünyayı tanımaya başladı.Kabuğunu kıran Rusya dışa doğru büyüme ve kendini kabul ettirme çabalarına girdi.

-“17 milyon km² toprağa ve 147 milyonluk nüfusa sahip çok uluslu bir federasyon olan Rusya, 12 Haziran 1990’da bağımsızlığını ilan edip Sovyetler Birliği’nden ayrıl…”dı.Bir asırlık süren hayali yönetim sürdürdüğü zulüm ve öldürdüğü milyonların kanında boğulmuş oldu.

-Rusyaya korkulu rüyalar yaşatan ve düştüğü bataklıkta boğan Afganlı mücahitler olmuştur.Her ne kadar Çeçenler mevzii saldırlarla Rusları tedirgin edip korkutsalar da,Afganlılar yenilmez denilen rusun askeri gücünü yenilir kılmış ve adeta belini kırmıştır.Verdirdiği zayiatla beraber verdiği zayiat azımsanmayacak derecede yüz binleri bulmuştur.

-İnsanlık tarihince belki de ilk defa koyu bir ateizm ve kominizm böyle bir devlet ideolojisi olarak ve uzunca bir zaman varlığını devam ettire gelmiştir.İnsanlara bir çok hayaller vadeden bu ideoloji akla gelmeyecek,tarihte eşine rastlanmayan her türlü zulmü,açlığı,katliamları uygulamış,20.asrı kanla yazmıştır.Asırların silemiyeceği bir leke ile lekelenmiştir.Hayatı kanla yıkadıkları gibi,zihinleri de ateizm,inançsızlığın en koyusuyla bir kabus gibi işlediler.

-İşte örneği: “Maykop yakınlarındaki bir kampta toplanan rehineler -kadınlar, çocuklar ve yaşlılar – çamur içinde ve ekim soğuğunda korkunç şartlarda yaşıyor… Sinekler gibi ölüyorlar… Kadınlar ölmemek için herşeyi yapmaya hazır. Kampı korumakla görevli askerler bu kadınların ticaretini yapmak için bu durumdan yararlanıyorlar.” (Komünizmin Kara Kitabı, Doğan Yayınları, İstanbul, s. 134-135)

Özel mülkiyet hakkını tamamen insanların elinden alıp,devlet eline teslim ederek,halkın iradesini devre dışı bırakan bir rejim acımasızca uygulandı.Sadece bilinen o ki;öldürülen insanların sayısı 60 milyonu bulmaktadır.İşkence ve her türlü zulümlerde cabası…

Monotom ve tek tip bir insan,tornadan çıkma düşünce ve yaşayışda bir insan oluşturulmaya çalışılmıştır.

1917’de başlayan,insanı sürü ve değersiz görme uygulaması fiili olarak 1989 yılına kadar devam etmiş,ondan sonra da kendisinden ayrılan ve kafa tutan Çeçenistan ve Afganistanda yüz binlerce insan heder olmuştur.

Parolaları tek bir şey idi;Devrim..neyi mi?İnsanlığı,inancı,insan haklarını,sermayeyi,zayıf kesimi,insan ahlak ve değerlerini..kısacası insanca yaşamaya dair her şeye karşı devrim..halk adına halka aid her şeyi devirme…

Lenin işin proje ve tesisini yapar ve kurarken,hasta ruhlu adam ve Gürcü asıllı Stalin(1879-1953) de bunun icraat ve uygulamaya geçirmede önemli rol oynamıştır.

Lenin 3 kez felç geçirmiş ve frengiden ölmüştür.Beyni ise bir kavanozda muhafaza edilmektedir.

Ateist ve diktatör olan Lenin nikahını kilisede kıydırır.Eşi Kurupskaya’da kendisinden geri değildir.En büyük yardımcısı ve destekçisidir.Sürgünde gözetimde olmasına rağmen 30 eser ve yazar ve bunları arkadaşlarına postalarken ya çizmenin ökçesinde götürür veya sütle yazıp ışıkta ve ütü sürülerek okunur.

Aynı yöntemin bir benzeride 8 yıl sonra Rusyadaki Kominizmin de etkisiyle Çin’de uygulanmıştır. Mao Tse Tung’un 1949 yılında başlattığı zulüm 1976 yılına kadar sürmüştür.O da en ağır ve zorbaca bir şekilde…Burada da uygulanan kominizm sistemi milyonların hayatına mal oldu.Böylece 20.asır kominizmin kaosu olarak hatırlanacak ve tam bir kayıp olarak tarihe geçecektir.Gelecek bir asır ise onun pisliklerini temizlemekle meşgul olunacak bir asır olacaktır.

Tek çocuğun dışında ikinci çocuğa müsaade etmeyen Çin,1970-den beri uyguladığı bu politikaya aykırı durumda doğan çocuğu ya ailesine öldürtüyor veya kendisi öldürüyor.

Her üç zorbanın uygulamış oldukları tüm uygulama,insan fıtratına zıt kanun ve kuralların uygulamasıdır.İnsan hayatını düzenleyen değil,insan hayatının düzenini bozacak birer insanlık ve insanlığın virüsüdürler.

Bizden de rusyaya bir kominizm hayranı olarak 3 sefer giden Nazım Hikmet anladığı ve kendisine anlatılan kominizm ve sosyalistliği orada göremez,Stalin taraftarları için de:”Bir gram insanlığı olmayan asalaklar”demeyi de ihmal etmez.

Aldanıp aldatıldığını ve anlatılanların bir hayal ve kandırma ürünü olduğunun farkına ömrünün sonlarında da olsa varır ancak bir kere çıkmaz sokağa girmiş ve bırakılmamaktadır.

İkrarında: “Söz gelişi ben, yirmili yılların başlarında Sovyet Rusya’ya gelince, herhangi bir Sovyet yurttaşının bütün haklarına sahip olmuştum. Rus arkadaşlarım gibi Sovyet seçimlerine katıldım. İstediğim resmi görev için adaylığımı koyabilir, bütün cumhuriyetin başkanı bile seçilebilirdim. Kısıtlamalar, yöntemsel farklılıklar, kırk yıl önce bizim için modası geçmiş kavramlardı. Burjuva saplantıları! Her şey ne kadar değişmiş! Ellili yıllar başında Sovyetler Birliği’ne geldiğimde Sovyet vatandaşı olabilmem söz konusu dahi edilmediği gibi, parti üyeliğine adaylığım, devrim uğruna yıllarca sürmüş mücadeleme, devrimcilikten dolayı yıllarca hapis yatmış olmama rağmen “iç tüzük uyarınca” kabul edilmedi. Böyle cevap verdiler bana”

Mehmet ÖZÇELİK

23-04-2004

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .