YORGUN EĞİTİM

YORGUN EĞİTİM
Bir asırlık formatlanmayan,resetlenmeyen,kimsenin rest çekemediği,yorgun bir eğitimle geleceğe yürümeye çalışmaktayız.
*Öğrencinin öğretmene olan ihtiyacını hissetmediği,günü ve işi kurtarma amaçlı bir eğitim sistemi.
Öğretmenin de yeterli derecede idealist olmayıp,geçim derdiyle adam yetiştirme gayretine giremediği bir eğitim sistemi.
*Şu andaki eğitimin gidişatının düzeltilmesi için eğitime çokça bütçe ayıran on tane Erdoğan da gelse,Tevhid-i Tedrisat kalkmadığı yani insanların aynı tornadan çıkar gibi,rejimi ve Atatürk-ü koruma zihniyeti içerisinde devam eden bir eğitimden hayır gelmez,netice de alınamaz.
Temel üretim şablonunda bozukluk olan,sürekli defolu ürün üreten eğitim; pansuman tedbirlerle,gündelik heveslerle,göz boyamalarla düzeltilemez.
Medrese sistemini ıslah etmeksizin geçmişe dair ne varsa söküp atan yeni sistem, sürekli rejimi koruma uğruna insanları öğütmeye gitmektedir.
Tevhid-i Tedrisatla;tek tip insan modeli üretip,insanları kısırlaştırmaktadır.
Herkes rejimin istediği tipte çıkacak!
Böyle bir eğitimden kötü değil,iyi bir insanın çıkması mucize ve anormaldir.
Eğitimin paletleri altında ezilmeden,ufak tefek de değil,ciddi yaralarla çıkıp hayatını devam ettirebilen insan,harika belki de anormal insandır.
En iyi yatırımın yapıldığı bu 12 yılda bile köklü değişim olmamış,rütuşlarla görünüm değiştirilmiş,vitrinde farklı çehreler yer almaya başlamıştır.
Milli eğitim vitrin eğitimidir.
Milli eğitim toplumun değerlerine göre biçimlenen değil,toplumu kendine göre biçimlendiren bir sistemdir.
Atatürk üzerine endekslenmiş bir eğitimdir.
Milli eğitim birleştirici değil,ayrıştırıcı bir yöntem uygulamaktadır.
Deneme yanılma sistemidir.Deneme tahtası…
Sistemi köklü değil yüzeyseldir.
Öğrencileri sınıf ortamında kontrol etme adına,kontroldekileri kontrolden çıkarma yöntemiyle feda etmektedir.
Milli eğitim çoğunluğun azınlığa feda edildiği bir sistemdir.
Milli eğitim Atatürkü aşamayan,aştırılmayan,aşmak istemeyen bir ideoloji sistemidir.
Aslında milli eğitim sistem değil,sistemsizliktir.
Atatürkün dışındaki düşünceye yer verilmeyip mesafeli duran donuk, bulanık, monoton bir yöntemdir.
Milli eğitim memnuniyetsiz gruplar oluşturur.
Yeni hamama eski tasla devam edilir.
Antika! Eğitim sistemi…
*Dini eğitim bir terbiye yöntemi değil,bir kültür olarak verilmektedir.
Yaşanmak ve uygulanmak için değil,bilgi kabilinden verilmektedir.
Bil ama yapma!
-“Tanrıyı ! göğe hapsetme! “ Yere indirmeme sistemi.
Öyle ki,insanların hayatlarıyla ilgilenmeyen bir tanrı!!!
Biraz ateist,biraz sosyalist,biraz materyalist,biraz feminist,biraz terörist,biraz eyyamcı,biraz da iyi çocuk!!!
Yavaş değişen,toplumu hızla olumsuzlukta değiştiren…
Verir gibi görünüp vermeyen,aslında verileni de alan.
Dünyayı aşamayan,ahirete de ulaşamayan bir sistem.
İki arada bir derede…
*Bizdeki din dersi sosyal bilgilerin yumuşatılmış,din yüzlü eğitimi.
Örnekler dini değil,batılı örneklerdir.
Örneklendirici değil,yönlendiricidir.
Milli eğitim hala prangalarla doludur.
Şu an da bile müsbet olarak yapılanlar prangaların kaldırılması değil, gevşetilmesidir.
Çözülmesi değil,ümitlendirilmesi,ümit uyandırılması faaliyetleridir.
Eğitim sistemi yağmursuz bulutlar üretmek,yağmadan gürlemekten ibarettir.
Özetle;Yangından ve selden neyi,ne kadar kurtarabilirsek koşturmacasıdır.
“Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip okul açmaya karar verirler.
Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılan balığı yönetim kurulunu oluşturdu.
Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istemektedir.
Kuş, uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir. Bütün bunları bir araya getirip,bir müfredat programı yaptılar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.
Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu.
Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koşamadı.
Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaç tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu. Kuş, uçmada çok başarılıydı,ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o kadar başarılı değildi.
Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C’ ye düşmüştü. O’ da ağaca tırmanmada çok zorlanıyordu.
Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılan balığı oldu. Ancak eğitimciler çok mutluydu, çünkü herkes bütün dersleri görüyordu.
Ve buna “Geniş Tabanlı Eğitim Sistemi” dediler.”
MEHMET ÖZÇELİK
06-05-2014

No ResponsesOcak 2nd, 2015

Yoruma kapalı .