BAĞDAD YANIYOR

BAĞDAD YANIYOR

B in iki yüz elli sekiz yılı bahtı karalım

A teşlerde pişen yaralı Bağdatım

Ğ adre uğramış yaş-lı Bağdatım.

D enizler medet uman yaşlı Bağdatım.

A naları ağlatan yaslı Bağdatım

T alihi karalı, karalı Bağdatım.

B ülbüllerin öttüğü yurT

A nnelere oldu anA

Ğ ariblere enis ve dosD

D izeleri beliĞ

A şıklara mâşukA

T arihe talih oluB…

Mehmet ÖZÇELİK

BAĞDAT YANIYOR

Bağdat yanıyor pâre pâre

Açtın gönlümde yâre

Söyleyin derdimi yâre

Bulsun derdime çâre

Derdin derdime dert

Kalsam da bir fert

Düşmandaki bu cür’et

Sana zulmeden nâ-mert.

Bağdat yanıyor,dünya bakıyor.

Kimi şaşkın,kimi kanıyor.

İnsanlığın kalbi kanıyor.

Yapanı âdil sanıyor!

Baba Bush,oğul Buş

Bağdatı yıkıyor.

Bir yanda kanlar,

Bir de yaşlar akıyor.

Mazlumun yükselen âhı

Bağdat gitti,kaldı vâhı

İnsanlığın salâhı

Bağdatla olur felâhı.

Hülâgu’yu geçti Buşş.

Karga,Yarasa ikisi de kuş.

Biri baba,öbürü oğul Buşş,

Bağdatı kaplamış yabani kuş.

Bağdat idi ilim merkezi

Şimdi ise filim merkezi

Dilimledi çakallar O’nu

Sözümün beddua olsun sonu…

Mehmet ÖZÇELİK

Dâr-us Selâm diye adlandırılan Bağdat,selamet ve güven yurdudur.

Sanat ve ilim merkezidir.

Nebiler ve veliler yurdudur.

Kâbe (Mekke) dünyanın ruhu,Medine Kalbi ise,Bağdat aklıdır.

Selçuklu,Osmanlı ve kanuni dönemlerinde önemli bir merkez olmuş,başkentlik yapmış,oraya bir çok seferler yapılmıştır.Selçukluların hakimiyetinde 203 yıl kalmıştır.

En acı dönemini 1258’de Moğollar döneminde,tüm kütüphanelerin nehre dökülerek aylarca mürekkeb akmasına sebeb olmuş,âdeta ilim ve kültür ortadan kaldırılmıştır.

Bir diğeri ise 1991’de baba Bush ve 2003 ‘de de oğul Bush-un gadr ve zulmüne uğramıştır.

Bağdat,ortadoğunun ortasıdır.

İngiliz salyasının aktığı yerdir.

Hiçbir yer hakkında bu kadar sitayişle bahsedilen yer olmamıştır.Sayılı birkaç yerden biridir.İşte onun hakkında söylenenler:

“İlk Halifelerin kurduğu uçsuz bucaksız Kütüphaneler, özellikle de Bağdat Kütüphanesi sayesinde bütün büyük kültürlerin, Bizans, Pers hatta Hind kültürünün zenginlikleri özümlenmişti. İslam dinin yayılmasını ve zaferini sağlayan işte bu sebeblerdi.”

Bağdat;” (1055-1200) tarihleri arasında Selçukluların hakimiyetine girdi, Bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Irak, İslam aleminin Moğol istilasına maruz kalmasından sonra, Bağdat 1258 yılında iki asır İranlı Buveyhilerin hakimiyetine girdi. Daha sonraki dönemlerde Irak’ın bir bölümü Akkoyunlu, Karakoyunlu, İlhanlı; Musul’da Zengi, Atabaklar; Erbil’de ve Kerkük’te Atabak gibi Türk Devlet ve beylikleri hakimiyetine girdi. 1508’de Safavilerin hakimiyetine giren Bağdat, 1534 yılında Osmanlı hakimiyetine girdi. Osmanlı hakimiyeti 1918 yılına kadar devam etti.”

Bu dönemden itibaren ise;Başta İngilizler olmak üzere bir çok ayaklanmalara sahne olmuştur.Irak renkli bir topluma sahibtir.

-“ Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534’te Bağdat’ı fethine kadar geçen sürede nasıl yaşadığı bilinmemektedir. Kanuni Bağdat’ı fethedince, “Geldi burc-ı evliyaya padişah-ı namdar” tarih mısraını da ihtiva eden meşhur kasidesiyle beraber padişaha beş kaside takdim etmiş,”-Fuzuli-i Bağdadi

-“ ABD’nin Irak’a muhtemel müdahalesi durumunda, Irak`ta bulunan 510 Selçuklu ve Osmanlı eserinin de “risk altındaki binalar” arasında yer alacağı belirtiliyor. Abbasi İmparatorluğu`nun merkezi olan Irak`ın başkenti Bağdat, doğu kültürünün en önemli tarih ve kültür kentleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Bugünkü Bağdat kentinin dışında olan eski Bağdat, Halife Harun Reşit döneminde, Binbir Gece Masalları’nda anlatıldığı gibi refahın dorukta olduğu zengin bir kent olarak biliniyor.”

-“34 türbe ve külliye de hedefte.Uluçam, Selçuklu döneminden kalan Mustantiriye ve Mercan medreseleri, Mimar Sinan tarafından yapılan Geylani Türbesi ve Külliyesi ile İmam-ı Azam Türbe ve Külliyesi`nden başka çok sayıda İslam büyüklerine ait 34 adet türbe ve külliyenin Bağdat`ta bulunduğunu da ifade ederek, yine Osmanlı dönemi eserlerinden Muradiye ve Asafiye camilerinin önemli tarihi mimari zenginlikler arasında yer aldığını belirtti.”

-. İslam’da felsefi etkinliğin, ilk defa Abbasiler tarafından Bağdat’ta, tercüme ile başladığını da, ayrıca belirtmeye gerek var mı, bilmiyorum. Şöyle söyleyeyim: XIV. ve XV. yüzyıllarda, Venedik ve Floransa, Hıristiyan Avrupa Rönesansı bağlamında ne anlam ifade
ediyorsa, Bağdat, IX. ve X. yüzyıllarda İslam Rönesansı bağlamında, işte tastamam onu ifade ediyor. ‘Koalisyon’un ‘medeni’ barbarları, sıradan bir şehri değil, İslam medeniyetinin sembolik dölyatağını vuruyorlar…”13-4-2003.F.Yavzu.

-“. Bağdatlı Ruhi’nin, Fuzûlî’nin, İmam-ı Âzâm’ın, Abdülkadir Geylanî’nin, İmam-ı Gazalî’nin, Cüneyd-i Bağdadî’nin ve daha nice gönül ve ilim sultanlarının seyrangâhı Bağdat,”

-“Bağdat Seferi

Sultan Dördüncü Murad, İran’ın doğuda yeni işgallere başlaması ve bin bir güçlükle geri alınan Revan’ın kaybedilmesi üzerine, yeniden Bağdat Seferine çıkmaya karar verdi. Osmanlı ordusu İstanbul’dan hareketinin yüz doksan yedinci günü olan 16 Kasım 1638’de Bağdat önlerine geldi. Bağdat kalesi otuz yedi gün boyunca kuşatıldı ve kahramanca çarpışmalar yapıldı. Sultan Dördüncü Murad, genel saldırıya geçilmesine karar verdi. Sabah erkenden başlayan hücum sonunda kale teslim oldu.
Yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla Azerbaycan ve Revan Safevilerde, Bağdat Osmanlılarda kaldı. İki ülke arasındaki Zağros dağları sınır kabul edildi. Bugünkü Türk-İran sınırı büyük ölçüde bu antlaşmayla çizilen sınır esasına dayanır. Bu antlaşmayla On dört sene on bir ay önce bir ihanet sebebiyle Safevilere geçen Bağdad, artık kesin olarak Osmanlı İdaresine geçti. Sultan Dördüncü Murad bu zaferden sonra Bağdat fatihi diye anıldı.”

Ve o zaman Bağdat yağmalanmaz.

-Bağdat kendisi üzerine en çok yazıların yazıldığı bir ülkedir.

-Bağdatın eski adı,dar-us-selamdır.

– Âşıka Bağdat sorulmaz

-Ana gibi yar,Bağdat gibi diyar olmaz.

-Sora sora Bağdat bulunur.

-Yanlış hesap Bağdat’tan döner(“. Bütün bilginlerin ve bilgilerin Bağdat’ta toplandığını, orada her probleme bir çözüm bulunabileceğini, böylece Doğu’nun bilim merkezinin burası olduğunu nasıl da veciz bir şekilde anlatmaktadır.”)

-“ Geylanî, Sühreverdî, Cüneyd, Ebu Hanife, Maruf Kerhi, Seri es–Sakatî, İbn Semmâk, Haris Muhasibî, Ebu Said Harraz, Hallac Mansur ve daha onlarcası. Hepsi Bağdat’ta yaşamış, Bağdat’ta İlahi aşk çerağını yandırmışlar, orada tasavvufu bir hayat tarzı haline getirmişlerdir. Bu yüzden Bağdat’a bir aşk şehri demek gerekir.”

-“ Tarihin dip notları:

Ismarladığın öküzü getirdim.

Son Abbası halifesi Mu’tasım Billah (1242–1258) zamanında Tuslu Nâsır(üddin) adlı bir bilgin bir kitap yazarak halifeye takdim etti. Halife, nehir kenarında oturuyordu. Kitabı aldı, içinden bir yaprak koparıp attı. Sonra da Nasır’a,

– Bu sayfa kirlenmiş, yıkanması lazım, sonra sen bunu bana getireceğine, Tus’tan bir öküz getirseydin daha iyi ederdin, dedi. Bu sözlerden sonra halife kitabın tümünü suya attı. Nasırüddin, yıllarca emek verip yazdığı kitabının bir anda yok olmasına üzüldüyse de korkusundan bir şey söyleyemedi. Boynunu büküp huzurdan ayrılırken halife kendisine,

– Molla nereye gidiyorsun? diye sordu.

Tuslu Nasır da şöyle cevap verdi:

– İstediğiniz öküzü getirmeye!

Nasırüddin Tusî, Bağdat’tan ayrılıp Hülagu Han’ın yanına gitti. Hülagu bu değerli bilgine büyük bir iltifat gösterdi. Nitekim 1258’de Hülagu Han Bağdat’ı alınca Abbasi halifesi de yakalanıp Hülagu’nun huzuruna getirilmişti. Hülagu ve Tuslu Nasır yan yana, altın ve gümüş tahtlar üzerinde oturuyorlardı. Nasır halifeyi görür görmez şöyle dedi:

– Ismarladığın öküzü getirdim, beğendin mi?

(Kotan, Necati, Tarih Fıkraları, s.65) “İ.Pala.zaman.9-1-2003.

-“ Bağdat ve Musul petrolleri, sahip olduğu siyasî ve ekonomik öneminden dolayı bugün dahi dünya devletlerinin dikkatini üzerine çeken bir konuma sahiptir. Osmanlı döneminde Irak petrolleri bizzat kendi adına tapulanmak suretiyle Sultan II. Abdülhamid’in şahsî emlâkı arasına katılmıştır. II. Abdülhamid’in ölümünden sonra varisi olan hanedan mensupları, veraset kanunu gereğince şahsî emlâkın kendilerine ait olduğunu ileri sürmüşler ve Sultan’ın Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan diğer emlâkında olduğu gibi, bu zengin petrol yatakları üzerinde de hak iddia ederek dava açmaya yönelmişlerdir. İngiliz Hükûmeti’ne karşı açılan davalar İngiltere’yi, onun mandası durumunda olan Irak’ı ve dava sonucunu etkileyebilecek kararı verecek olan Türkiye Cumhuriyeti’ni uzun müddet meşgul etmiştir.”

-Türklerin Bağdat’a 400 yıl hakim olmuşlardır.

-“ Farsça ‘Tanrı vergisi’ anlamına gelen Bağdat…”

”Misyonerler, yüzde 98’i Müslüman olan Irak halkına ‘gerçek din’ dedikleri Hıristiyanlığı götürmek üzere alesta bekliyor.. Yeni Dünya Düzeni, bizim bölgemize, kendi dini ile geliyor…”Yeni Şafak.8-4-2003.

800 papazı ıraka gönderiyor.

-”Aytunç Altındal, bugünkü planların 1929 yılına kadar uzandığını söyledi.

1933 yılında da ilk akademik çalışmanın yapıldığına işaret eden Altındal, 1963 yılında da İsrail Cumhurbaşkanı İshak Ben Zwi’nin İsrail planını resmi ağızdan açıkladığını hatırlattı.

İshak Ben Zwi’nin 1963’te “Kurdistan Yahudilerinin (Barzani grubu) 2 bin 500 yıldır toprak hakkı vardır. Bunlar kayıp İsrail kabilesi olarak bilinen insanlardır. Bu insanların bağımsızlığı yüzyıllardır beklenen bir olaydır” dediğini kaydetti.

-“Başta Urfa ve Diyarbakır olmak üzere bizim güney illerimizi de içine alan bir sahiplenme, önümüzdeki yıllarda aynı hahamlar tarafından açıkça dillendirilecek”

-Hahamların fetvalarına kaynak teşkil eden bazı Tevrat ayetleri;

“O günde Rabb, Abramla ahdedip dedi: Mısır Irmağı’ndan büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar, bu diyarı …. Senin zürriyetine verdim” (Tevrat – Tekvin 15/ 18-21)

“.. Üzerinde yatmakta olduğun diyarı sana ve senin zürriyetine vereceğim; Ve senin zürriyetin yerin tozu gibi olacak. Ve garb’a ve Şark’a ve Şimal’e ve cenub’a yayılacaksın.. “ (Tekvin 28/ 13-14)”Milli Gazete.18-4-2003.

-Zenginlik yeri olan Bağdad için:”Mal,mal,gayrısı muhal.”

-“Bağdad,Meliklerin oturma yeridir ve avcı kârilerin (insanları avlamak için Kur’an okuyanların) devesini çöktürdüğü yerdir.”(Bak.Asrı saadetin köprüsü.A.bin Mübarek.M.A.Teymür.13-14.

10-5-2003

Mehmet ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .