CUMHURBAŞKANI OLSAYDIM ?

CUMHURBAŞKANI OLSAYDIM ?

Mehmet dedeniz olarak ahirete giderayak bazı tavsiyelerde bulunayım dedim. Dedeniz olmam hasebiyle bazı babalara,liderlere,belli bir sorumluluk üstlenip de yok mu bize ileriyi gösterecek tavsiyelerde bulunanlarımız?

Bizde son demimizde bir katkımız,geride birazda olsun kalıntılarımız ve kırpıntılarımız olsun diye başladık babalar kralından söze… o ki;hem,hem baba,hem de kurtarıcı. Bugüne bugün altı kerecik! gidip yedi defa haşmetli ve haşmetle gelmiş olan yarım asırlık cumhurbaşkanımız..

Benden soruyorlar,sen cumhurbaşkanı olsaydın ne yapardın? Madem oralarda gözün yok,elinde ne tavsiyelerin var?

Her ne kadar ben sekizinci cumhurbaşkanı olsam da,ilk cumhurun başkanı olan,aday olmayıp aday oldurulan,talib değil matlub yani arayan değil,aranan olan Hz. Ebubekir-i kendime örnek alırdım.

Elbette sizde takdir edersiniz ki;hasta olan bir kimse veteriner-e değil,insan doktoruna gider. Ehliyetliyi ve ileriyi görüp götüreni seçmeli.

Gelmesini bilmek gibi,gitmesini de bilmeli,neticeyi hazmetmeli. Yeni dinamiklere yol açmalı,önlerini tıkamamalı,tecrübe ve bilgilerinden istifadelerini sağlayarak rehber olmalıyım.

Marifetin çok kalıp,asırlık siyasetçiliği isbat etmek olmayıp,az zamanda çok iş yapan insan durumunda olmak,hayır ve takdirle yad edilmek olduğunu bilmeli.

Tıpkı hasenatı ve seyyiâtıyla,herkesin takdirini toplayan T. Özal-ın bazı güzel atılımlarında yaptığı gibi.

“Mahkeme kadıya mülk olmaz.”atasözünü kendime düstur edinip,gençliğin maddi-manevi alanda önünü açmak,ileriyi göstermek..

İnsanlar yaptıklarıyla kalırlar. Yapmadıkları,yapamadıkları ve yapamıyacakları ile giderler ve yokturlar.

Topluma müsbet hareketi tavsiye etmek..müsbet hareket içerisinde olmak..siyaset,siyasi entrikalar ve politika ile değil eğitimle,birikimle,toplumla el-ele ileriye yürümek..

Yapmadan vadetmemek..kendi yükselmemi,başkasının alçalmasına ve alçaltılmasına bina etmemek..hiçbir nokta da milletin değerlerine ters düşmemek,ters düşecek insanların tersliklerini gösterip,düzeltme yolunu tercih etmek..kendim için kimsenin burnunun kanamasına müsaade etmemek.

Adnan Menderes-in 1950-de araladığı, T. Özal-ın 1983-de açtığı kapıyı ben-de genişletmeye çalışır,daha çok insanın geçişini sağlarım.

Gerek makamımdan,gerekse dünyadan gittiğim zaman sadece ve sadece üç-beş çakalla,karanlık sevdaları,hırsızları sevindirip,bir an evvel güneşin batmasını arzulayan karanlık yolcuları,yarasa tabiatlıları sevindirmem..

Her şey güneşle doğar,güneş doğmasıyla her şey hayat bulur. Batışıyla her şey batar,yuvasına yatar,üç-beş fıtratı bozuk kalkar,bu batışı ganimet bilir.

Işık olmak,nur saçmak,karanlığı örtmek,aydınlık nesillere akıl olmak,vicdan olup,göz olmak,hiçbir şey olunamasa da,çok şeyi sünbül veren toprak olmak,üzerinde çiçekler bitirmek,tohumları kucaklamak,insanların rahat basıb geçmelerini sağlamak.

İnsanların sırtına basıb yükselmek değil,çünki bu küçüklerin ve düşüklerin işidir. Değerli insanları sırtlamak,omuzlayıp yüceltmek,böylece yücelen kendimiz bir fert olarak kalmak değil,bir millet olmak.Çıkılacaksa milletle beraber çıkmak,düşülecekse,kendin düşmek,milleti düşürmemek. Hele hele milletin değerlerini hiç mi hiç düşürmemek.

Mevlâna gibi bir kucağa sahip olub insanlığı kucaklamak.mazlum ve mağdurlara sahiblikte bulunmak,el uzatıp,destek bulup,kaynayan veya kaynatılan İslam alemine sükunet ve emniyet kazandırmak..vagonu çok olan şu dünyaya lokomotif olmak.lokomotif bulmak.

Gelişen şu dünyada gelişmeye ayak uydurmak;geride ve gerisinde kalmayıp her alanda tam bir donanım içerisinde olmak.

Cehenneme çevrilmeye çalışılan şu dünyayı,her yönüyle cennete çevirmek,cennet gibi yapmak.

Yoksa Demirel-in;FP ve DYP tekrar iktidara gelirse;”devlet harekete geçer.”sözüyle,demokrasi olsun,ama izinli ve benimki gibi olsun! veya bir yerlere mesaj vererek ,hiç darbe almamış ve darbe görmemiş gibi öncesini unutmak,öncesine davetiye çıkarmak demektir.

Aklı başa almalı,uzaktan kumandayla hareket edip hareket ettirmemeli ve de mantıklı olunmalıdır.

Böylece –inşaallah meseleler halledilmiş olur.

Korkuya,vehme,şüpheye kapılıp,imkânatı vukuat yerinde,olmuş gibi değerlendirmeye gerek yok….

30-08-1998

MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .