DİNİNİ DÜNYAYA SATAN SİHİRBAZ VE SİHİRİ

DİNİNİ DÜNYAYA SATAN SİHİRBAZ VE SİHİRİ
Bazı görünmez güçlerin yardım ve aracılığıyla yapılan gizli işlerdir.
Kökü tarihin ilk dönemlerine kadar gider.
İlk başlangıcı iki Melek olup insanlara yararlı olmak amacıyla yapan Harut ve Marut tarafından yapılmıştır.
Hz.Musa döneminde revaçta olup,Hz.Musa-dan öncede Mısırda uygulanmaktaydı.
Cinlerden yardım almak ve tabiat güçlerini kendi yararlarına kullanmak amacıyla gelişmiştir.
Gücü elinde bulundurmayı amaçlar.
Uzak şarkta yani Çinde,Yunan ve Roma’da,Yahudilikte bunların çokça uygulandığı görülür.
Zamanla onların etkisinde kalan İslam toplumlarında da uygulanır olmuştur.
Batı da sihre yabancı değildir.
En çokta karı koca arasını açmada kullanılmış ve bu olumsuzluk ön plana çıkmış ve nazara verilmiştir.
-Kur’an-ı Kerim-de sihir yapmanın kötülüğü,Harut ile Marut adlı iki meleğin sihir konusundaki yetkileri,Yahudilerin sihirle ilgileri anlatılmakta ,sihir ve büyücülerin kötülüklerinden Allah’a sığınmak gerektiği belirtilmektedir.
*Etkilerinin belirtisi hususunda;

* Uzun zaman sağa sola dönme, uyuyama. Ancak iyice dinlendikten sonra uyuyabilme
* Sebepsiz yere üzüntü, gece boyunca devamlı sıkıntı
* Bazı insanları görünce onlardan sıkılma, korkma, bir yerde bekleme ve yardım görememe
* Çok korkunç rüyalar görme
* Dişlerini sıkma
* Uykuda çok ağlama, gülme veya çığlık atma
* Yüksek bir yerden düşüyor gibi olma
* Garip insanlar görme

– Uyanık Halde Görülen Rahatsızlıklar
* Sebepsiz yere baş ağrısı
* İbadet etmede zorlanma
* Beyin yorgunluğu
* Kasılma ve sinirlenme
* Tembellik
* Doktorların sebep bulamadığı ağrı ve sancı
* Ancak, bunlara bakıp da herkes kendisini büyülenmiş sanmasın.
Sihir yapmanın sekiz çeşitli yolu odup ve bu konuda çokça eserler verilmiştir.”
-Sihrin insan üzerinde olumsuz görülen etkisi vardır.En başta Peygamber Efendimize yapılmış ve olumsuz etkisi görülmüştür.Muavvizeteyn suresi inmiş, Efendimiz onu okumuş,Hz. Aliye yapılan sihrin yerini söylemiş,onu susuz kuyudan getirerek,hem okumuş ve hem açmıştır.Her açışında da rahatlama görülmüştür.
Nitekim yaşanmış ve akrabalarımızdan birisinin başından da şöyle bir olay geçmiştir.
Hamamcı Hayriye-yi eskilerden herkes tanır.Oğlu Cengiz şehre motoru ilk getiren ve en güzel kullanan bir kimsedir.Öyle ki GaziAntepten aldığı lahmacunu soğutmadan Adıyaman-a ulaşır.
Hanımı ile geçimleri iyi iken birden bozulur ve Cengiz bir kamyona arkadan vurarak ölür.
Yıllar sonra birisi bu işlerle uğraşan kör Sıddık-ın yanına gider.Konu açılır ve Cengizin durumu konuşulur.
Sıddık-ın yanına giden bayan onun eşinin kendi akrabası olduğunu söyleyince Sıddık şu itirafta bulunur;
-Öyle mi yav.Onun sizin akrabanız olduğunu bileseydim yapmazdım,der ve açıklar.
Hamamcı Hayriye bana geldi (1970 yıllarında),beş yüz lira verdi ve bunların aralarını açmamı söyledi.Bende yaptım.
Zaten arası çok sürmez ve oğlu adeta intihar eder.
Annesinin de akibeti kötü bir sonuçla sonuçlanır.
-Sihir dinin saydığı yedi büyük helak edici günahlardandır.İnsanları Rabbinden uzaklaştırır,başkalarına karşı içinde düşmanlık beslettirir.
Vehmi bir durumla başlayıp,sihirle inançlarını bozarlar.
Müslümanları dinlerine zarar verecek bu durumdan sakındırmak gerektir.
-Sihir;sebebi gizli ve ince olan şeylere ıtlak olunur.
Bir çok çeşitleri ve yolları vardır.
Sihir bazı terkiplerden,düğümlerden ve işlerden ibarettir.
Kişi sihirle Allah-ı inkâr ve şeytana yaklaşmış olur.Allah’ın izni olmadıkça sihir yapılmış kimsede tesiri olmaz.Ancak Allah bu dünyayı sebebler dünyası olarak yarattığı için,sebepler neticesinde oluşan şeyler gerçekleşir.
“Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.”
Ancak hiçbir peygamber de yoktur ki,sihir yapmakla iftiraya maruz kalmamış olsun.
“İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, “O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar.”
İbni Hacer;sihir Nuh Peygamber zamanında mevcuttu,onlar onun sihirbaz olduğunu zannediyorlardı,der.
İbni İshak’ın bahsettiği üzere,Harut ve Marut kıssası Nuh-dan önce idi.
Sihir bazı kavimlerin nezdinde yaygınlaşırken,bazılarında da az olur.
Musa peygamber zamanında sihir yaygındı.Hz.Musa onların sihirlerine karşı aynı yöntemle mücadele etti.
Musa peygamberin gönderiliş zamanında Babil ve Mısırda çokça sihir var idi.
SİHİR HAKİKAT MIDIR YOKSA HAYAL MİDİR?
Sihir hakikattır ve vaki olmuş olaylardandır.Eşleri birbirinden ayırır.
“”Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!”
Vücudun acı çekmesinde,hastalanarak telef olmasında veya ölmesinde tesiri vardır.
Kişinin tabiatını ve adetini değiştirir.
SİHRİN ZARARLARI:
Bu durum kişinin akidesine zarar verir.Tehlikeli işlerdendir.Bunu sihir yapandan istemek kişinin din ve inancının noksanlığındandır.
Küfre kadar götürür,şeytani bir yoldur.
“Fakat şeytanlar insanlara, sihri ve Babil şehri’ndeki iki meleğe, Harut ve Marut’a indirilen şeyleri öğretmekle kâfir oldular. Ve oysa onlar, “Biz sadece bir fitneyiz (sizin için bir imtihanız).”
-Sihir yapanla sihir yapana giden hükümde aynıdır.
Hadiste:”Kim sihir yaparsa Allah’a şirk koşmuş olur.”(Nesa-i)
Buda onun müşrik olduğunun bir hükmüdür.
Bu bütün dinlerde haram kılınmıştır.
“Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.”
Hadiste:”Helak edici yedi şeyden sakının;
1-Allah’a şirk (ortak) koşmak;
2- Sihir (ve büyücülük gibi göz boyayan, aldatıp oyalayan şeyler)le meşgul olmak;
3- Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak;
4- Yetim malı yemek;
5- Savaş alanından kaçmak;
6- Faiz yemek;
7- İffetli, namuslu, suçtan beri, mü’mine kadınlara zina isnâd etmek”
Sihirde Cin ve şeytanlardan yardım alarak Allahtan başkasıyla korkutmaya yönelik bir davranıştır.Allaha olan tevekkülü kaldırır.Yer yüzünde fesat çıkarmayı amaçlar.
“Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.”
DİNİNİ SATAN SİHİRBAZ
Sihirbaz dinini satmış ve nefsini şeytanın emrine vermiştir.Şeytan ise kendisi için yapılacak az şeye razı olmaz.
“Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı.”
Bunlar Allahın kelâmını necasetle yazarlar.Allahın kelâmını tersine çevirirler.Ya Fatiha-nın,ya İhlas suresinin veya başka surelerde değişiklik yaparlar.
Veya kanla yazarlar veya şeytanlarının kendilerine söyledikleri şekilde bunu gerçekleştirirler.
Nefsini şeytana satan kimse güzel ahlak ve amellerden soyunmuştur.Basireti bağlanmış,kötülükte koşturmakta,hayırdan yüz çevirmekte,dine düşman olup onunla alay etmektedir.Din sahiplerini kızdırmakta,onlara eziyet vermektedir.O bununla habis nefsini memnun etmiş ve ahmakça hevesini tatmin etmiş olur.
Bunda Rahmandan şek durumu vardır.Şeytana kulluk,yer yüzünde fesat çıkarma,Allahtan uzaklaşma,kaostan fayda sağlamaya çalışanlar gibi,fısk ve isyandan faydalanmaya çalışma vardır.
-Allah Ademi topraktan,cini ateşten yarattı.
“Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.”
Allah Ademi cinlere üstün kılmıştır.
“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.”
Böylece kişi bunu yapmakla nefsini kendisinden daha aşağı bir seviyeye indirmiş,zillete düçar olmuş olur.
Cinlerde insanların kendilerinden faziletli ve yüksek seviyede olduklarını bilirler.
ŞEYTANLAR NİÇİN SİHİRBAZI KULLANIRLAR?
Şeytan insanın düşmanıdır.Doğru yol üzerinde oturup bekleyerek,onu doğru yoldan saptırır.Ona her cihetten yol bulup gelir.En önemlisi de insanları Allahtan başkasına ibadet ettirmektir.
“İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi.”
Böylece kişiyi dininden çıkarmakla onu cehenneme atmış olur.Zaten Adem oğlunu aldatmasından maksatta budur.Oysa şeytanın ifsadı ıslahından daha büyük,günahı menfaatından daha fazladır.
Şeytan sihirbazı Allahın kullarına eziyet etmesi,eşleri ve mallarını ayırmak,geçimlerini bozmak,aralarında ayrılık oluşturmak amacıyla kullanır.
-İbni Kayyım:”Sihrin gücü ve tesirinin büyüklüğü gündüz değil gece yapılmasıdır.Onlar yanında bunun tesiri daha kuvvetlidir.”der.
Bunu gece yapmasa da lambaları söndürüp,karanlık bir ortamda yapar.
SİHİR NE İLE OLUR?
1-Yemekle olur.Yemeğine konulan kişi,bilmeden yediği yemekten sonra etkisini gösterir.
2-İçmekten dolayı olur.Herhangi içecek bir şeyin içerisine konulmakla yapılır.Bu midenin duvarına yapışarak,karında etkisini sürdürür.
Her ikisinde de yapılacak olan istifrağ etmektir.
Aksi takdirde midede kokuşma olur ve yengeç kendisini yakalamış gibi olur.
3-Yere atıp serperek,gömerek ta ki kişi ona basarak tesiri görülsün.
4-Bağlayarak.Saç veya elbiseden bir parçayı bağlayıp ona üfleyerek.
Peygamberimize sihir böyle yapılmıştı.
“Hem, nakl-i sahih-i kati ile, muzır bir sâhir olan Lebid-i Yahudi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı rencide etmek için acip ve müessir bir sihir yapmış. Bir tarağa saçları sarmış, üstünde sihir yapmış, bir kuyuya atmış. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Ali’ye ve Sahabelere ferman etmiş: “Gidiniz, filân kuyuda bu çeşit sihir âletlerini bulup getiriniz.” Gitmişler, aynen öyle bulup getirmişler. Herbir ipi açıldıkça, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dahi rahatsızlığından hiffet buluyordu.”
5-İşi şeytana havale ederek.Sihirbaz şeytana bir çok alçaklıklarla yaklaşarak, yardımını almaya çalışır.Allah ise o kişiyi bu durumdan korur.
6-Yazmak suretiyle.Tılsım ve cedvellere yazarak yapılır.Bunun tesiri ise zayıftır.
-Maalesef bir çok insan da bundan umut beklemektedir.
Sihirbazda bununla bir çoklarının haram yolla,ilaç yapacağım,gaybı biliyorum iddiasıyla mallarını ve paralarını alır ve yer.
Sihirbazın zararı umumadır,ferdi değildir.Onda hiçbir cihetle bir hayır yoktur.Eğer bir hayrı olsaydı,kendisine olurdu.Kendisi zengin,mal,mülk ve makam sahibi olurdu!
Sihirbazlar insanların en rezilleridirler.Tabiatı bozuk,ameli rezil,kalbi karanlık kimselerdir.
Karanlık kalbler,şeytanların yerleri,evleri ve sığınaklarıdır.
Sihir yapanlar insanların en ahmaklarıdır.Akılca en azı,fikirce en bozuğudurlar.
Sihirbaz,insanlara zarar vermede şeytana en çok benzeyenlerdendir.
Alusi der:”Şeytanlar,söz,amel ve inanç hususunda,kötülük yapmada ancak kendilerine benzeyenlere yardım ederler.
Sihirbaz,insanların sahip olduğu en aşağı sıfat olan yalancılıkla vasıflanmıştır. Hadiste denildiği gibi;”Yalan söyler,onunla beraber yüz yalan daha söyler.”(Müttefekun aleyh)
Sihirbazlar şeytani bir sıfat olan kibirle insanlara karşı kibir gösterirler.
“Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.”
Sihirbazlar en aşağı derecede cinlere sığınır,yardım dilerler.
“Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı.”
Şeytana zillet gösteren kimse ise,en aşağı ve hakir kimsedir.
SİHİRBAZ SİHİRDEN NE FAYDA GÖRÜR?
Sihirbaz bununla tüm aşağılıklara rağmen yükseklik taleb eder.
Bununla mal ve reislik umar.
Nitekim Fir’avun sihirbazların Musa-ya karşı koymalarını istediğinde,onlar firavundan mal taleb ettiler.
“Sihirbazlar Firavun’a geldiler. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükâfat vardır, değil mi?” dediler.
Firavun, “Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi.”
Fir’avun onlara mal ve aynı şekilde kendisine yakınlık vaadinde bulundu.Zira sihirbazlar malı ve öne çıkmayı severler.
Sihirbaz tamıyla şeytana hizmet ve başkalarına zarar vermek üzere koşturur.
Şeytan tamamen habistir.Elbette ona yaklaşanda onun gibidir.
Böylece şeytan maksadını gerçekleştirmek için sihirbaza bir rüşvet vermiş olur.Tıpkı parayla adam öldürmek veya fuhuş yaptırmak gibi…
SİHİRBAZ MUTLU YAŞAR MI?
Sihirbaz hayatında sürekli olarak şakice yaşar.Dinin tadını kaybeder, alamaz. Kur’an-ı dinlemekten hoşlanmaz.Ezandan korkar.
“Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.”
Sihirbaz insanlardan uzak bir hayat geçirir.Ancak kendisinden sihir taleb ettiklerinde onlarla bir bağlantı kurar.
Pisliğe bulaşmış,yaltaklanarak hayatını geçirir,kabir ve mezbeleliklere gider.Abdest ve gusülden uzak,pis koku içerisindedir.
Sihirbaz hayattan ümitsiz olup,rahat bir uyku uyumaz.Gündüzde huzurlu olmaz.Gecelerini sihrin karanlıklarıyla geçirir,gündüzlerini de sıkıntı içerisinde uyuyarak sürdürür.
“Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.”
“İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.”
Sihirbazın yaptığı tüm amelin vebali kendisine ve kendisinden bunu isteyenedir.
“Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır.”
O nerede olursa olsun kurtuluşa ve rahata eremez.
O kendi bütün iyi amelini yakıp bitirmektedir.
“Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.”
Cehennemlikle müjdelenen bir kimseden kim ne umar?
SİHİRBAZIN CEZASI NEDİR?
İnsanların sihrinden emin olmalarını sağlamak için öldürülmesi yönünde hüküm verilmiştir.
“Cündeb (r.a.) den yapılan rivayette Resûlüllak (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Sihirbazın (ve büyücünün) had cezası kılıçla vurulup (Öldürülmesidir),”
Bücale b. Abade’den yapılan rivayete göre, adı geçen diyor ki: Ahnef b. Kays’ın amcası Ceze’ b. Muaviye’ye kâtiplik yapıyordum. Bu sırada ikinci halîfe Ömer’den (r.a.) bir yazı gel¬di ki, bu onun vefatından iki ay önceye rastlamaktaydı. Yazıda şu emir yer alıyordu: “Bundan böyle sihirbaz olan bütün erkek ve kadınları öldürünüz. Mecûsîlerden kendi mahremleriyle (dinen nikâhı haram olan yakınlarıyla) evli olanları birbirinden ayırınız. Ayrıca mecûsîleri birbirine acaip sesler çıkararak ses¬lenmekten men’ediniz.”(Buhari)

Bunun üzerine üç tane sihirbazı öldürdük ve kendi mahremiyle evlenenleri birbirinden ayırarak evliliklerine son verdik ve bunu ALLAH’ın kitabındaki açık hükümlere göre yerine getirdik.
Hafsa-da doğrulayarak,Sihir yapan bir cariyenin öldürülmesi emredildi ve öldürüldü.
Bu ise dünyevi cezasıdır.âhiretteki cezası ise;
“Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı.”
KENDİSİNE SİHİR YAPILANLAR:
Kim Allah’a yakınsa,o afet ve şerlerden uzaktır.
Zikri çok yaparak,Rabbisini çokça anarak yaklaşan kimse,insi ve cini şeytanların şerlerinden de korunmuş olur.
“Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!”
Her ne vakit ki kişi Allah’ı anmaktan uzaklaşır ve ibadetini az yaparsa,şeytanın onu kullanması ve onunla oynaması kolaylaşır.
Sihir ise,Allah’ı zikir ve taattan boş olan kalplere tesiri daha kolay gerçekleşir.
İbni Kayyım;Sihir kadınlara,çocuklara,cahillere,çölde yaşayanlara,dinden, tevekkülden, tevhidden,evradı ilahiyyeden,dualardan,istiazelerden nasibi az olanlara daha çok tesir eder,der.
Kadınlar zikir ve ibadeti az yaptıklarından onlara daha çok tesir eder.
Çocuklarda ailelerinin ve eğiticilerin onlar üzerinde okumaları gerekenleri yapmamalarından dolayı daha fazla tesir eder.
Fısk,isyan ve kötülüklere düşen insanların durumu da böyledir.
Evlerinde saz ve çalgı aletleri oluşturup,topluluk halinde sürdürenlere de sihir ve nazar isabet eder.Çünkü bunlar nefsin hoşuna giden şeylerdendir.Onlar bunlar vesilesiyle günah işleyip,ibadetten uzaklaşmaları sebebiyle Rahmandan uzaklaşmış, isyana yaklaşmışlardır.
Bu durumda sihrin tesiri daha kolay olur.Elbette Allah için toplanıp,O’nu hatırlamak gibi olmaz.
-Özellikle kadınlar istek ve nefislerinin hoşuna gitmeyen bir durumla karşılaştıklarında,Allah’ın rızasına aykırı da olsa, hemen sihir yapan kimseye giderler.Onlara gidip gelmelerini söyleyerek,çok şeylerini kaybettirirler.
Acizliklerinden sıkıntıya gelemedikleri için bu yola baş vururlar.
Bundan dolayıdır ki hadiste;”Cehennem bana gösterildi,ehlinin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm.”
Bundan dolayıdır ki hasetten kadınlar Takvaya sarılmalı,günahlardan ve günaha itici şeylerden kaçınmaları gerekir.
“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır.”
Dua ile bol bol Allah’a iltica etmeli,ısrarla Allah-dan zararların def’ini istemelidir.
“Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”
SİHİRDEN ÖNCE KORUNMA YOLLARI:
1-Allah’a tevekkül etmek.
Mü’min kalbini Allah’a bağlar ve bütün işlerini O’na havale eder.Bilir ki zarar ona ancak Allah’ın izniyle olur.
Hadiste buyurulur: Eğer bütün ümmet sana fayda vermek için toplansa,Allah’ın senin için yazdığı ve ezelde takdir ettiği menfaatten başkasını sana ulaştıramaz.
Eğer bütün ümmet sana zarar vermek için bir araya gelse ,Allah’ın senin için yazdığı ve sana takdir ettiği şeyden başka sana hiçbir zarar veremez.”(Tirmizi)
Nice sihir yapanlar vardır ki,sihirleri tesir etmemiştir.
“Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi.”
2-Allahı çok çok hatırlamalı.
Kur’an okumayı,istiğfar,tesbih ve diğer evradları arttırmalı.
Bu durum tüm kötülüklere karşı sağlam bir sığınak ve kaledir.
İnsan ne zaman Allah’dan,O’na sığınmaktan ve O’na yönelmekten uzaklaşırsa, sıkıntıları büyür,belaları çoğalır,şeytan ona bir giriş yolu bulmuş olur.
İbni Kayyım:”Bir kalb tamamen Allahı zikretmekle dolu ise,dua, zikir ve istiğfarlarında O’na yönelik ise,kalbi ile dili bir birine mutabık ise,bu durum sihri engellemede ve sihrin kendisine isabetinden dolayı tedavide en büyük sebeb olmuş olur.
3-Günahlardan uzak durmalı.
Özellikle zengin kimselerden faydalanma konusunda geri durmalı.
Kur’an-ı okumaktan ve Allah-ı anmaktan uzak durmamalı.
4-Camide cemaatla sabah namazına devam etmeli.
Hadiste:”Kim sabah namazını kılarsa o Allahın zimmeti,koruması altındadır.”(Müslim)
Kim ki Allahın koruması altında ise,şeytan ona bir yol bulupda giremez.
5-Evde Bakara suresini okumalı.
Hadiste:” Bakara Suresini devamlı okuyunuz. Çünkü onu alıp öğrenmek büyük bir bereket; Terk etmek ise büyük bir kayıptır. Sihirbazların bile onu okuyanlara gücü yetmez.”
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”
6-Sabah ve akşam Muavvizeteyn (felak-nas) surelerini okumaya devam etmeli.
Ukbe b. Âmir (r.a.) Şöyle dedi:
“Ben yolculuk esnasında Resûlullah (s.a.v.)ın devesini yularından tutup çekerdim. Bir keresinde Resûlullah (s.a.v.) bana:
“Ey Ukbe! Allah’a sığınma hususunda en ha¬yırlı iki sûreyi sana öğreteyim mi?” buyur¬du, sonra bana “Felâk ve Nâs” surelerini öğretti. Daha sonra insanlara, sabah nama¬zını, bu iki sureyi okuyarak kıldırdı”.
Yine Ukbe b. Âmir (r.a.) şöyle dedi. “Ben Resulullah’la (s.a.v.) beraber Cuhfe ile Ebva arasmda gidiyordum, birden şid¬detli bir rüzgâr ve karanlık bizi kuşatıverdi. Peygamber (s.a.v.), hemen “Felâk ve Nâs” surelerni okumaya başladı. Bana da: “Ey Ukbe: Bu iki sureyi okuyarak Allah’a sı¬ğın, Allah’a sığınanlardan hiç biri o ikisi gibi başka bir şeyle O’na sığmmamıştır. (Özellikle bu iki sure sığınmanın en iyisidir.)” Da¬ha sonra Ukbe şöyle diyerek sözlerini biti¬rir: “Resûlullah (s.a.v.)ın bu iki sureyi (Felâk ve Nâs) okuyarak namaz kıldırdığı¬nı işittim.”
İbni Kayyım:”Kişinin bu iki duaya olan ihtiyacı;nefsine,yiyeceğine, içeceğine, giyeceğine olan ihtiyaçtan daha büyüktür,der.
7-Kelimatillahit tâmmât ile Allaha sığınmayı çok yapmalı.
“Eûzü bi kelimatillahi’t-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya’rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman.”
Manası:”Bütün yaratıkların şerrinden; gökten inen ve göğe çıkan her şeyin şerrinden; gecenin ve gündüzün fitnesinden; hayra açılan yollar hariç bütün yolların şerrinden, Allah’ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur’an’a) sığınırım. Ey Rahman olan Allah’ım (beni muhafaza eyle).”
Hadiste:”Kimde evine girerken bunu söylerse,evinden çıkıncaya kadar ona hiçbir şey zarar vermez.”(Müslim)
Gecede ve gündüzde,evine girdiğinde,karada ve havada yarattıklarının şerrinden bunun ile korunmalı.
8-Gecenin evvelinde Bakara suresinin son iki ayetini (aşir olarak okunan amener-resulü) okumalı.
Ebû Mes’ûd el Ensarî (r a )’den rivâyete göre, Rasûlullah (s a v ) şöyle buyurmuştur: “Kim Bakara sûresinin son iki ayetini okursa o iki ayet ona yeterlidir ”
9-Uyuma anında Âyet-el Kürsiyi okumalı.
”Yatağınıza yattığınız (yatacağınız zaman), ”Ayetel-Kursi’yi okuyunuz. Çünkü orada bulunduğunuz müddetçe koruyucunuz bizzat yüce kendisi olur. Ve sabaha kadar o yatağın etrafına (çevresine) kesinlikle şeytan yaklaşamaz” buyrulmuştur.
10-Sabahleyin Medinenin Acve hurmasından yedi tane yemeli.
Hadiste:” Kim her gün yedi tane acve hurması (yiyerek) sabahlarsa zehir ve sihir ona zarar vermez” ( Müslim)
11-Sabah ve akşam virdlerine devam etmeli.Mesela:
Âyet-el Kürsi, Bakara suresinin son iki âyeti(Amener resulü), Muavvizeteyn (Felak-Nas), “BİSMİLLAHİLLEZİ la yedurru ma’asmihi şeyün fil ardi ve la fissemai ve hüves-semi’ul alim”
Anlamı:” Yüce Allah’in ismiyle hareket ederim. O yüce Allah ki, O’nun mübârek ismiyle hareket edildiği (O’nun ismi söylendiği) vakit, yerde ve gökte hiçbir şey okuyana zarar veremez. O yüce Allah, her şeyi en iyi işiten ve en mükemmel bir şekilde bilendir.”,
“Euzu bi kelimatillahittammati, min kulli şeytanin ve hamme ve min kulli aynin lamme.”Manası: “Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kötü gözlerden bütün kelimelerin hürmetine Allah’a sığınırım.”
Resulullah (sas), Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i şöyle sığındırırdı: “İkinizi de Allah’ın tam kelimelerine sığındırırım, her şeytandan, kötü kazadan ve kötü gözden.” derdi ve buyururdu ki: “Babam İbrahim oğulları İsmail ve İshak’ı böyle sığındırırdı.”
*Kelimatillahit tâmme-yi yapmalı,yedi kere; Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm, .demeli;
Ebu Davud’un süneninde rivayet olunduğuna göre; Ebu’d-Derdâ Hazretleri demiştir ki, “Her kim sabah ve akşam yedi kere bu ayeti okursa, Allah Teâlâ o kulun önemsediği şeylere kifâyet eder”.
-Allahümme fâtıres-semâvâti vel-ardi âlimel-ğaybi veş-şehâdete Rabbe külli şey’in ue melîkehu eşhedü en lâilâhe illâ ente eûzü bike min şerh nefsi ve şerriş-şeytâni ve şirkihi)

“Ey Allah’ım! Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi ve âşikârı bilen! Ey her sevin Rabbi Şehâdet ederim ki senden başka mabud-u bil-hakk yoktur. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım.” de ve bunları sabaha çıktığında, akşama eriştiğinde ve yatağa girdiğinde söyle buyurdu. (Ebû Dâvud)
*Hergün 100 kere “Lâ İlahe İllallahü Vahdehu Lâ Şerikeleh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Âlâ Külli Şey-ün Kadir” diyen kimse, 10 köle azad etmiş gibi olur, kendisine 100 sevap yazılır, yüz günahı silinir, o gün akşama kadar şeytanın şerrinden emin olur. Hiçbir kimse hiçbir ibadetle bu seviyeye ulaşamaz, ancak ondan daha fazla yapan müstesna. Hadis’i Şerif (Buhari, Müslim) Gezdiği sokakta bir kere söyleyenin bir milyon günahı bağışlanır, defterine bir milyon sevap yazılır ve kendisi için cennette bir köşk inşa edilir. Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)
Sabah ve akşam bunları ihmal edip terk etmek,şeytanın o insana musallat olmasının en büyük sebeplerindendir.
Kişi bunu kendisi için okuyabildiği gibi,ailesi ve bir başkası için de okuyabilir.Nitekim Efendimizde torunları Hasan ve Hüseyine böyle yapıyorlardı.
SİHİRDEN SONRA SİHRİN TEDAVİSİ NEDİR?
Allah sihir yapılmış kimsenin bu sihirden kurtulmak için meşru yollarla tedavisine baş vurmasını meşru görmüştür.
Buda önce de söylediğimiz gibi;yenilen ve içilen şeyleri kusmakla,gömülen yerden çıkarmak ve düğümlerden çözmekle olur.
Peygamberimizden de rivayet edildiği üzere bunun çözümü iki yolladır:
1-Çıkartılması ve ibtali.Efendimizde Rabbimizden istemiş,gösterilmiş ve çıkararak iptal etmiştir.
Sihrin yapıldığı yerde,eziyet verdiği mahalde istifrağ etmektir.
SİHRİN YERİNİ BİLMENİN YOLU:
*Ya Kur’an okunmasından sonra cinnin konuşarak sihir yapılan yeri gösterilerek çıkarılacaktır.
*Ya da Allahın lutf ve ihsanıyla sihir yapılan kimseye rüyasında gösterilecektir.
2-Sihir yapılan üzerine Kur’an-ı Kerim-i okumaktır.Bunlarda;
*Kur’an-ın en büyük surelerinden olan Fatiha suresini okumak.
*Âyet-el Kürsiyi okumak.
*Sihir ayeti olan A’raf suresinin 117-119.âyetlerini okumak.
*Yunus suresi 79-82.âyetlerini okumak.
*Taha suresi 65.69.âyetleri okumak.
*Felak ve Nas surelerini okumak.
İbni Kesir der:Sihrin etkisini gidermede kullanılacak en faydalı yol,bu sihri gidermede rasulüne indirdiği felak ve nas sureleridir.
-Hz. Hatice validemiz şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s) rahatsızlandığı zaman Muavvizeteyni okur ve vücuduna üflerdi. Hastalığı ağırlaştığı zaman ona Muavvizeteyni ben okudum ve bereketini umarak kendi ellerimle vücudunu sıvazladım.”
3-Sihrin çözümü için çokça dua ve tam bir ihlasla Allaha yönelmek.
Buhari ve diğerleri, Hz. Peygamber’in bir Yahudi’nin yaptığı sihirle büyülendiğini şöyle rivayet ederler:
“Ayşe rivayet eder: Zureyk Oğulları’ndan Lebid b. A’sam adında bir adam Rasulullah’a sihir yaptı. Öyle ki, Rasulullah bir işi yapmadığı halde kendisine yapmış gibi geliyordu (feleğini şaşırmıştı). Bir gün veya bir gece yanımdayken uzun uzun dua etti ve bana “Ey Ayşe, çözüm istediğim konuda Allah’ın bana çözüm gösterdiğini anladın mı? Bana iki adam geldi, biri başucumda, diğeri de ayak ucumda oturdu ve biri diğerine “Adamın ağrısının sebebi nedir?” dedi. Ona,”Büyülenmiştir“ dedi. “Kim büyüledi?” dedi. “Lebid b.A’sam” dedi. “Hangi şeyle büyüledi?” dedi. “Bir tarak, biraz saç kılı, erkek hurma kapçığı ile.” dedi. “Sihir nerededir?” dedi. “Zervan kuyusu içindedir.” dedi. Ashabından bazı kişilerle beraber Rasulullah o kuyuya geldi. Dönüşte, “Ey Ayşe, suyu kına suyu ve hurma kapçıkları da şeytanın başları gibidir” dedi. “Ey Allah’ın Rasulü, onu çıkarsaydın ya” dedim. “Allah bana şifa verdi, onun yüzünden halk arasında bir kötülük çıkmasını istemedim” dedi ve sihir malzemesinin toprağa gömülmesini emretti ve gömüldü.”
-Rasulullah burada duayı çokça yaptı,ısrarla yaptı,duanın icabet vakitlerinde yapmalı-gecenin son üçte biri gibi-.
“–Kim bana duâ ederse, ben ona icâbet ederim; kim benden bir şey isterse, ben ona istedğini veririm, kim beden mağfiret dilerse, ben onu mağfiret ederim! …”buyurur.
“Allah-u Azze ve Celle, ilk gecenin üçte birlik vakti geçene dek her gece dünya semasına iner ve: “Her şeyin hükümranı Benim”, “Her şeyin Hükümranı Benim” diye buyurur ve (de¬vamla): “Kim Bana dua ederse, onun duasına icabet edeyim? Her kimde Benden isterse, ona vereyim? Ve kim de istiğfar istiyorsa onu da mağfiret edeyim?” diye buyurur. Bu durum sabahın aydınlanmasına kadar da devam eder.”buyurulur.
“Geceleyin öyle bir zaman vardır ki, müslüman bir kimse o zamana rastlayıp Allah’tan dünya ve âhirete dair hayırlı bir şey dilerse, Allah ona dilediğini verir. Bu her gece böyledir.”
BULUNAN SİHİR NE YAPILIR?
1-Yenilip içilmişse kusularak veya iki yoldan biriyle dışarıya atılır.Zararından da kurtulmuş olunur.
2-Eğer bir kağıda yazılmış ise,Bir su kabında bu yazılar silinir.Ta ki yazının eseri gidinceye kadar.Sonra bu kağıt yırtılır veya herhangi bir yere atılır.Veya herhangi bir yerde suya bırakılır.
3-Eğer düğüm yapılmış ise çözülür.Her çözmeyle beraber felak ve nas suresi okunur.Vücuda üfürülür.Tamamı çözüldükten sonra ip parçalara ayrılır,sonra herhangi bir yere atılır.
Sihir herhangi bir şekilde ateşle yakılmaz.
*Kim bir sihirbaza kendisine bir sihir yapması için giderse,dinini dünyaya satmış demektir.
İşlediği günahla Allahın gadabını üzerine çekmiş demektir.
Sihre gösterdiği rıza ile İslami bağını da koparmış demektir.
Mazlumun duası makbul olduğundan,sihre uğrayan kişinin gece gündüz yapacağı dua kabul olur.
Hadiste:“Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.”(Tirmizi)
Sihirbaz hile yaparsa,Allahın hilesi daha hızlıdır.
“De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.”
İyi insanları koruyup müdafaa edecek olan da Allahtır.
“Şüphesiz, Allah inananları savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.”
Zulmün neticesi şiddetli bir azaptır.
“Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.”
Dünya hayatı kısadır,insanda kabre tek başına girecektir.Sihir yapılan kimse hakkını alacak olsa,yapan orada ne yapacaktır,düşünülmesi gerekmez mi?
Bu duruma düçar olmadan evvel tevbe etmek gerektir.Hem Sihirbaza giden ve hem de sihir yapan için.
Peygamberlerin başına da çok musibetler gelmiştir.Elbette onlara uyanlara da aynı musibetler gelecektir.Bu kulun derecesini yükseltmek içindir.
Sihir yapılan üzülüp mahzun olmamalı zira bu iş Peygamberimize de yapıldı.Allah kulunu kendisine yaklaştırmak için bu gibi musibetlere mübtela kılar.
Kaderi tenkid etmemeli,kazaya rıza göstermelidir.
“Hoşlanmasanız da savaş size farz kılındı. Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur. Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
Dünya hayatı fani,ahiret ise bakidir.
“Size verilen şey, yalnızca dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir. Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine dayanıp güvenenler içindir.”
“İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” bunu çokça söylemeli.Ecrini istemeli ve daha hayırlısını vermesini talep etmelidir.
Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.”
Allahın rahmetinden hiçbir zaman ümit kesmemelidir.
Allah müminlerin dostudur.
Allah kudret ve ceberut sahibidir.Zulme müsaade etmez.
“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.”
Not.Eser ‘Bâiu Dinihi.Dr.Abdulmuhsin bin Muhammed Kasım-ın eserinden özetle hazırlanmıştır.
12-09-2011
MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .