DİYARBAKIR’DAN TATVAN’A

DİYARBAKIR’DAN TATVAN’A

Sevgili peygamberimiz bir sözlerinde;”Ya Ali!Aklına hiçbir şeyi getirmeden iki rekat namaz kıl sana bir deve vereyim.”

Birinci rekatı başarıyla,aklına bir şey getirmeden kılan Hz.Ali,ikinci rekatta düşünür;acaba kırmızı deve mi verecek,diğer deveden mi verecek?diye düşünür.

Zira kırmızı deve çölün Mersedesi ve kıymetli olanıdır.Ve Hz.Ali deveyi kaybeder.

Diyarbakır’lı Hacı Hafız Hoca Ali abide bir hatırasını şöyle anlatır;

Bir ramazan teravih namazını diğer imamlardan farklı kıldırmak amacıyla,Kur’an-dan sonu aynı biten ayetleri tesbit ettim.(Ve hüvel ğafurur-rahim,vel âkibetü lil müttakin gibi…) Ve teravihte de böyle okumaya başlayınca,cemaatımda büyük artış oldu.

Bir gün Ankara’dan Diyanetten imamlık imtihanı için görevli ve müfettişler geldiler.İmtihanın akşamı Müftü beye akşam teravih namazını hangi camide kılacaklarını sorunca müftü bey de;Bir hocamız var ki,çok farklı kıldırmakta,çok da beğeneceğinizi umuyorum,diyerek bizim camiye getirir.

Ben de namazdan önce kıldırmaları için kendilerine teklifte bulundum.Kabul etmeyip,özellikle burada kılmak için geldik deyip,arkamda namaza durdular.

Teravih namazını kıldırırken bir rekatında rükuu yapıp kıyama kalktım.Secdeye gitmek üzere eğildim.Secdeye daha varmadan kıyam ile secde arasında iken bir kardeşimiz gözümün önüne gelerek;Haydi abi,Tatvana gideceğiz,araba hazır,dedi.Ben de kabul edip yola çıktık.İki ilçeye uğradıktan sonra Tatvana vardık.Kardeşlerimizin bulunduğu dershaneye vardık.Bizi görünce çok sevindiler.Kısa sohbetten sonra çay getirdiler,içmeye başladık.Ancak ben işim olduğunu söyleyerek aceleyle çayı içip Diyarbakır’a döndük.

Böylece bir çok yere uğramış,Tatvanda çayımızı içmiş ve dönmüştük.

Birden o anda hatırladım ki ben namazdayım.Hemen secde yaptım,ancak kaçıncı rekatta olduğumuzu unuttum.

Bu kadar uzun yola gittiğimize göre her halde ikinci rekattayızdır diyerek oturdum. Arkamdaki Müftü,Diyanet mensubları ve Müfettişlerde –sübhanallah-deyib beni uyarmamışlardı.Demek ki benimki doğruydu,diye kendi kendime yorum yapmıştım.Ancak yine de şüpheliydim,acaba cemaat ne durumdaydı?Tahiyyatı okumaya başlarken gözüm sol tarafa kaydı.Gördüm ki yüz kadar insan ayağı kalkmış.Gözüm sol tarafa iliştiğinde gördüm ki iki yüz kişi kadarı ayaktalar.O anda anladım ki ben bir rekat kılmışım.Hemen ikinci rekata kalkarak,teravih namazını bu şekilde kıldırdım.

Namazdan sonra Diyanet mensublarını ve Müftü beyi eve çaya davet ettim.Bu esnada onlara hitaben;Hocam,şimdiye kadar hep siz başkalarını imtihan ediyorsunuz,şimdi de ben sizi imtihan edeyim.

Neden namazda beni uyarmadınız?Secdeye giderken arada kaldığım,Diyarbakırdan Tatvana gidip,çay içerek geri geldiğim sürede,neden Sübhanallah diyerek beni uyarmadınız?dedim

Görevlilerden biri;Hocam,o esnada ben Eskişehire gittim.İftara davet etmişlerdi.O yolculuğu ve iftarı düşünüyordum.Birden aklıma geldiyse de her halde hocanın kıldırdığı doğrudur deyip,ses çıkarmadım.

Müftü bey de;Hocam,ben de bir an Elazığa gitmek üzere yola çıktım.Yolda bir yerde konaklayıp,aileme yetişmeyi ve onlarla beraber iftarı düşünüyordum.Ben de şüphelendimse de,her halde hocanın kıldırdığı doğrudur,deyip ses çıkarmadım.

Müfettiş de;Hocam,ben de bugün imtihan ettiğim bir imam adayının ısrar ile beni evine iftara davet ettiğini düşündüm.Çünki düşündüm ki,Ben bu adamı imtihan ettim,daha sonuçlar belli değil.Eğer evine iftara gidersem,kazanamamışsa,bu durumda onu kazandırmak mecburiyetinde kalırım,düşüncesiyle gitmeyişimi,ısrarına rağmen reddedişimi düşünüyordum.Ben de diğerleri gibi bir eksikliğin olduğunu düşündüysem de,herhalde hocanın kıldırdığı doğrudur deyip,ses çıkarmadım.

Hâsılı;her biri de iftara bir yere gidince,cemaatta başsız kalmıştı.İftardan dönmelerini beklemeleri gerekmekteydi.Ve öyle de oldu.

Kim bilir,belki o cemaatta her biri bir yerlere gitmiş,kendi işleriyle meşgul idiler?

Şeyy..aslında bizim durumumuz nasıl?Bizler nerelere gitmekteyiz?Muhakkak bizlerde bir yerlere gidiyoruzdur.Mesela,borçları dağıtmaya ve ödemeye veya ödeyememeye..eve neler alınacak ve neler yapılacaktı?Genel bir muhasebe.

Bir şeyinizi mi unuttunuz?Hemen ya namaza veya (af edersiniz) tuvalete gidiniz.Hemen aklınıza gelir.Namazda gelmesi ise;En çok düşmanın kurşunlarına maruz olan kimse,cephede,önde bulunan kimsedir.Namazdaki kişide cephede olup,her an şeytanın hücumuna maruz kalmaktadır.Önemli olan ucuz yaralarla kurtulabilmek,büyük kârlarla bitirebilmektir.

MERHAMETİN TEZAHÜRÜ

Yine bir hatırasında;

Sabah namazına gitmekteydim.Önüme bir sarhoş çıktı.Ondan kaçmak, uzaklaşmak istedim.Bir an durakladım.Birden hadisteki şu mânayı hatırladım:”Siz yerdekilere merhamet ediniz ki,göktekilerde size merhamet etsin.”buyuruluyordu.

Bunu düşünüp,bununda Allah tarafından yaratılmış olduğunu hatırlayarak ona doğru yanaştım.

O sarhoş bağırarak;beni bu denizden kurtarın,boğulacağım diyor,bir adım bile yürüyemiyordu.

Ne deniziydi?

Ancak önünde çok az bir miktarda su birikintisi vardı.Oda gözünde deniz görünmekteydi.Yanına yaklaşıp,bana sarılmasını söyledim.Hızla ve sıkıca bana sarılmaya başladı.

Fakat gemiye aldım da,birde motoru çalıştırmak gerekiyordu.Motor sesini taklid ederek çalıştırmaya başladım.O hâla beni sımsıkı tutuyordu.Ancak bu defa da geminin yürüdüğünü göstermek üzere düdük sesini taklid ile birkaç adım yürüdüm.

Haydi geldik diyerek inmesini söyledim.Şaşırmıştı ve ne çabuk geldik?diyerek hayretini ifade etmeye başladı.

Ben de;elbette çabuk geliriz,bu Allah’ın gemisi deyip,adamı evine getirip,hanımına teslim ettim.Camiye gideceğimi söyledim ve ayrıldım.

Camiye geldiğimde üstümü çıkardım, çünkü içki kokuyordu.Pijamanın üzerine cübbeyi giyerek namazı kıldırdım.

Bu durum dikkatini çeken cemaat, sebebini sorduklarında,denize düştüğümü söyleyip,geçiştirdim.

Öğlen ve nihayet ikindi vakti.Cemaat çıkmış ancak şık giyimli birisi önde oturmaktaydı.Bu ise o geceki sarhoş adamdı.Başladı başından geçen olayı anlatmaya;

Sabah eve geldiğimde yatmış,bir rüya görmüştüm.Rüyamda her şey yıkılıyor,denizler kabarıyordu.Ben de bu şaşkınlık ve korku içerisinde iken,denizde boğulma durumu ile karşı karşıya idim.Birden birisi belirerek bana elini uzatıp;eğer tevbe eder,içki ve kumarı terk edersen,seni buradan kurtarırım,dedi.

Ben de yemin ederek söz verip,bir daha yapmayacağımı söyledim.Beni oradan çekip kurtardı.Ve hemen uyandım.Böylece artık namaza başladım.

Daha sonra bu kişi ailesi ve çocuklarıyla çok iyi bir insan olarak yaşadı ve birkaç sene sonra bu insan,iyi bir kişi olarak dünyadan göçtü.Rahmetullahi aleyh.

Mehmet ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .