EY RABBİM-EY RABBİMİZ

EY RABBİM-EY RABBİMİZ

Kur’an-ı Kerim-de Rabbi ifadesi 67 kere geçmektedir.Bi harfi cerriyle de 2 kere geçmektedir.

-FELAK:”1-De ki: Felakın -yaratılıp meydana getirilmiş olan şeylerin-Rab’bine sığınırım.”

-NAS:”1-De ki: İnsanların Rab’bine sığınırım.”

-BAKARA:”126. Şunu da zikret ki: İbrahim, Rabbim! Burasını bir emin belde kıl, ahalisini Allah’a ve âhiret gününe îman etmiş olanları da meyvelerden rızıklandır, demiştir.”

-260. Ve o vakti de yâdet ki. İbrahim, Yarabbi!. Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster demiş, -Cenâb-ı Hak da- inanmadın mı?, diye buyurmuştu. O da evet… İnandım, fakat kalbim mutmain olsun için demiş. Allah Teâlâ: Kuşlardan dört tanesini tut da onları kendine çevir sonra her dağ üzerine onlardan birer parça at, sonra da onları çağır, sana koşarak gelirler ve bil ki Allah Teâlâ şüphe yok azizdir, hakimdir diye buyurmuştur.”

-ÂL-İ İMRAN:”35. Hatırla ki, İmranın eşi: Ey Rabbim! Ben karnımda olanı azadlı bir köle olarak sana adadım. İmdi bunu benden kabul buyur. Şüphe yok ki hakkiyle işidici sensin, kemâliyle bilici sensin, demişti.

-36. Vaktaki çocuğunu dünyaya getirdi, dedi ki: Ey Rabbim! Ben onu kız olarak doğurdum Allah Teâlâ ise onun ne doğurduğunu daha ziyade bilir. Halbuki erkek, dişi gibi değildir. Ve ona Meryem adını verdim. Ve ben onu ve onun zürriyetini koğulmuş olan şeytandan senin himayene ısmarladım.

-38. O vakit Zekeriya’ Rabbine dua ederek dedi ki: Ey Rabbim! Bana kendi tarafından pek temiz bir zürriyet bağışla. Şüphe yok ki, sen duayı hakkiyle işitîcisin.

-40. Dedi ki: Ey Rabbim! Bana bir oğul nasıl olabilir ki, bana hakikaten ihtiyarlık yetişti. Eşim ise kısırdır. Buyurdu ki, öyledir. – Fakat- Allah Teâlâ dilediğini yapar.

-41. Dedi ki: Ey Rabbim! Benim için bir alâmet kıl. Buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlar ile bir işaretten başka üç gün konuşamamandır. Maamafih rabbini çokça zikret ve akşam, sabah namaz kıl.

-47. Dedi ki. Ey Rabbîm! Bana çocuk nereden olabilir! Halbuki bana bir insan dokunmamıştır. Buyurdu ki, öyledir. Allah Teâlâ neyi dilerse yaratır. Bir şeyi murat edince ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.”

-MAİDE:”25. Dedi ki: Yarabbi!. Şüphe yok ki, ben kendi nefsini ile kardeşimden başkasına sâhip olamam, artık bizim aramızla o fasıklar olan kavmin arasını ayır.”

-A’RAF:”143. Ne zaman ki, Musa bizim tayin ettiğimiz vakte geldi ve Rabbi onunla konuştu, dedi ki: Ey Rabbim!. Bana varlığını göster sana bakayım. -Cenab’ı Hak da- buyurdu ki: Sen beni katiyyen göremezsin. Fakat dağa bir bak, eğer yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin. Hemen Rab’bi dağa tecelli edince onu parça parça etti. Musa da baygın bir halde düşüp kaldı. Vaktaki, ayıldı, dedi ki: Seni tenzih ederim, sana tövbe ettim ve ben imân edenlerin ilkiyim.

-151. Dedi ki: Ey Rabbim!. Beni de kardeşimi de bağışla ve bizi rahmetine kabul et. Ve sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.

-155. Ve Musa kavminden yetmiş erkeği tayin ettiğimiz vakit için seçmişti. Ne zaman ki, onları yıldırım yakaladı, dedi ki: Ey Rabbim!. Eğer dilese idin onları ve beni daha evvel helâk ederdin. Bizden bir takım beyinsizlerin yaptıkları şey sebebiyle bizi helâk eder misin?. Bu ancak senin bir imtihanındır, bununla dilediğini saptırırsın ve sen dilediğini hidâyete kavuşturursun. Sen bizim dostumuzsun, artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en hayırlısısın.”

-HUD:”45. Ve Nuh Rab’bine seslendi de dedi ki: Ey Rabbim!. Şüphe yok, oğlum benim ailemdendir ve muhakkak ki, senin vâdin haktır ve hakimlerin hâkimi sensin.

47. Dedi ki: Ey Rab’bim!. Ben senden hakkında bilgim olmayan bir şeyi sormaktan şüphe yok ki, ben sana sığınırım ve eğer benim için mağfiret etmez ve beni esirgemezsen ben ziyana uğrayanlardan olurum.”

-YUSUF:”33. -Yûsuf- dedi ki: Rab’bîm!. Benim için zindan, beni kendsine dâvet ettikleri şeyden daha sevgilidir. Ve eğer beden onların hilelerini bertaraf etmez isen onlara meyleder ve câhillerden olmuş olurum.

-101. Ya Rabbi!. Muhakkak ki, sen bana mülkten verdin ve hâdiselerin bir kısım yorumunu bana öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!. Benim dünyada da âhiretde de veliyyi nîmetim sensin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat.”

-İBRAHİM:”35. Ve hatırla o zamanı ki, İbrahim demişti: Ey Rabbim!. Bu şehri emniyetli kıl, ve benî ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak bulundur.

36. Ey Rabbim!. Muhakkak ki onlar insanlardan bir çoklarını saptırdılar. İmdi her kim bana tâbi olursa şüphe yokki, o bendendir ve kim bana isyan ederse artık muhakkak ki, sen çok yarlığayıcısın, çok esirgeyicisin.

40. Ey Rabbim!. Beni ve neslimden olanı da namazı devamlı kılanlardan eyle. Ey Rab’bimiz!. Ve duamı kabul buyur..”

-HİCR:”36. -Şeytan da- dediler ki: Ey Rabbim!. Öyle ise kabirlerinden kaldırılacakları güne kadar bana mühlet ver.

39. -Şeytan- dedi ki: Yarabbi!. Beni azdırdığından dolayı ben de her halde onlar için yeryüzünde süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.”

-İSRA:”24. Ve ikisi için merhametten tevazu kanadını indir ve de ki:Yarabbi!. İkisine de merhamet buyur. Nasıl ki, onlar beni çocuk iken besleyiverdiler.

80. Ve de ki, Yarabbi!. Beni gireceğim yere dürüstlükle girdir ve beni çıkacağım yerden dürüstlükle çıkar ve benim için kendi tarafından bir yardımcı kuvvet -nasip- kıl.”

-MERYEM:”4. Demişti ki: Yarabbi!. Muhakkak benim kemiklerim zayıflattı, başımın tüyü de tutuştu, ve Rabbim!. Sana ne dua ettim ise mahrum kalmadım.

6. Hem bana vâris olsun hem de Yakub hanedanına vâris olsun ve Rabbim!. Onu katında rızaya mazhar buyur.

8. Dedi ki: Yarabbi!. Bana nereden bir oğul olabilir?. Eşim ise kısır olmuştur. Ben de ihtiyarlıktan son yaşa yetişmiş oldum.

10. Dedi ki: Yarabbi!. Benim için bir alâmet kıl. Buyurdu ki: Senin alâmetin, sen sapsağlam olduğun halde insanlar ile üç gece konuşmaya muktedir olamamandır.”

-TAHA:”25. Musa dedi ki: Yarabbi!. Benim göğsüme genişlik ver.

84. Dedi ki: Onlar da beni takibetmektedirler. Ve Rabbim ben senin için acele ettim ki, -benden- razı olasın.

114. Artık şüyhe yok ki, gerçek hükümdar olan Allah Teâlâ pek yücedir. Ve sana vahyedilmesi tamam olmadan evvel Kur’an’ı okumakta acele etme ve de ki: Yarabbi!. Benim için ilmi artır.

125. Der ki: Yarabbi!.Ne için beni kör olarak haşrettin ve halbuki, ben görücü idim.”

-ENBİYA:”89. Ve Zekeriya’yı da -an- o vakit ki, Rabbine nidâ etti. Yarabbi!. Beni yalnız bırakma, sen vârislerin hayırlısısın -dedi-.

112. Dedi ki: Yarabbi!. Hak ile hükmet. ve bizim çok esirgeyici olan Rabbimizdir. Ancak sizin vasf edegeldiklerinize karşı kendisinden yardım istenilecek olan -zat-“Enbiya.

-MÜ’MİNUN:”26. -Hazreti Nuh da- dedi ki: Yarabbi!. Bana yardım et, onların beni tekzib etmelerine karşı.

29. Ve de ki: Yarabbi!, beni bir mübarek yere indir ve sen indirenlerin en hayırlısısın.

39. – O Peygamber de- dedi ki: Yarabbi!, beni tekzib ettikleri için bana yardım et.

93. De ki: Yarabbi!. Eğer onlara yapılan tehdidi bana herhalde gösterecek isen..

94. Yarabbi!, beni o zalimler olan kavmin içinde bulundurma.

97. Ve de ki: Yarabbi!. Ben sana şeytanların vesveselerinden sığınırım!.

98. Ve yarabbi!, sana sığınırım, onların huzuruma gelmelerinden.

99. Nihayet onlardan birine ölüm gelince derki: Yarabbi!. Beni geri gönderin.

118. Ve de ki: Yarabbi!. Mağfiret ve rahmet buyur ve sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.”

-FURKAN:”30. Ve Peygamber dedi ki: Yarabbi!. Şüphe yok benim kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terkettiler.”

-ŞUARA:”12. Dediki: Yarabbi!. Şüphe yok ki, beni yalanlayacaklarından korkarım.

83. Yarabbi!. Bana bir hikmet bahşet ve beni iyilerin arasına kat.

117. -Nuh Aleyhisselâm- dedi ki: Yarabbi!. Şüphe yok ki, kavmim beni yalanladılar.

169. Yarabbi!. beni ve ehlimi onların yapa geldikleri şeyden kurtar.

– NEML:”19. -Hz. Süleyman- Artık onun sözünden gülercesine tebessüm etti ve dediki: Yarabbi!. Bana ilham buyur, bana ve anama babama vermiş olduğun nimetine şükredeyim ve senin razı olacağın iyi amelde bulunayım ve beni rahmetinle iyi olan kullarının arasına kat.

44. Ona denildi ki saraya gir. Ne zamanki onu gördü, onu derin bir su sandı, iki baldırını açıverdi. -Hz. Süleyman- dedi ki: O hakikaten billûrdan döşenmiş, düz, açık bir yerdir. -Kadın da- dedi ki: Yarabbi! ben nefsime zulmettim ve Süleyman ile beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.

-KASAS:”16. Dedi ki: Yarabbi! Ben şüphe yok ki, nefsime zulmettim, artık beni bağışla. Bunun üzerine onu bağışladı. Muhakkak ki, çok bağışlayan, çok merhamet buyuran O’dur, O.

17 Dedi ki: Ey Rabbim!.. Bana verdiğin nimetler hakkı için artık ben suçlular için asla arka çıkmam.

21. Bunun üzerine -Hz. Musa’da- oradan korkarak ve gözetleyerek çıktı. “Ey Rabbim! Beni o zalim olan kavimden kurtar” dedi.

24. Bunun üzerine Musa ikisi için suvarıverdi, sonra gölgeye çekildi de dedi ki: Yarabbi! Şüphe yok ki, bana indireceğin bir hayra muhtacım.

33. Dedi ki: Ey Rabbim!. Muhakkak ben, onlardan bir şahsı öldürdüm, artık korkarım ki, beni öldürürler.”

-ANKEBUT:”30. Dedi ki: Ey Rabbim!. O fesatçılar topluluğuna karşı bana yardım eyle.”

-SAFFAT:”-100. Yarabbi!. Bana sâlihlerden -bir çocuk- ihsan buyur.

SAD:”35. Dedi ki: Yarabbi!. Beni bağışla ve bana bir mülk ver ki, benden sonra hiçbir kimseye lâyık olmasın. Şüphe yok ki, sensin çok bağışlayan sensin.

79. -İblis de- dedi ki: Yarabbi!. Öyle ise bana tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.”

-ZUHRUF:”88. Ve O’nun yarabbi!. Muhakkak ki, onlar îman etmez bir kavimdir, demesi de Allah katında bilinmektedir.”

-AHKAF:”15. Ve biz insana anasına ve babasına iyilik etmeyi tavsiye ettik. Onu anası zahmetle yüklendi ve onu zahmetle doğurdu, onu bu yüklenilmesi ve sütten kesilmesi -müddeti- ise otuz aydır. Nihâyet reşit olacağı zamana erip kırk seneye bâliğ olunca dedi ki: Yarabbî!. Beni muvaffak kıl, bana ve anam ile babama lütuf etmiş olduğun nîmetine şükredeyim ve razı olacağın bir güzel amelde bulunayım ve zürriyyetim hakkında da benim için iyilik nasîp buyur. Şüphe yok ki, ben sana -günahlarımdan- tevbe ettim ve muhakkak ki, ben müslümanlardanım.”

-MÜNAFİKUN:”10. Ve size rızk olarak verdiğimiz şeylerden harcamada bulunun, birinize ölüm gelmesinden, artık Yârabbi!. Beni bir yakın müddete kadar tehir etse idi de sadaka verse idim ve sâlihlerden olsa idim demesinden evvel.”

-TAHRİM:”11. Ve Allah, îman etmiş olanlara, Fir’avun’un eşini bir misâl olarak getirmiştir. O vakit ki, -o kadın şöyle- demişti: Yârabbi!. Benim için ilâhî katında, cennette bir ev yap ve beni Fir’avun’dan ve onun amelinden kurtar ve beni zâlimler olan kavimden kurtar.”

-NUH:”5. Dedi ki: Yârabbi!. Ben kavmimi hakikaten gece ve gündüz dâvet ettim.

21. Nûh dedi ki: Yârabbi.. Şüphe yok ki: Onlar bana isyan ettiler ve malı ve evlâdı kendisine hüsrândan başka bir şey arttırmayan kimseye tâbi oldular.

26. Ve Nûh dedi ki: Yârabbi!. Yeryüzünde kâfirlerden bir şahıs bırakma.

28. Yârabbi!. Bana ve babama, anama ve hâneme mü’mîn olarak giren kimseye ve mü’min erkekler ve mü’mîn kadınlara mağfiret buyur ve zâlim için helâkten başkasını arttırma.”

-Rabbena (üstün-esre-üstün haliyle) Ey Rabbimiz- ifadesi 111 defa geçmektedir.

-BAKARA:”127. Hatırla ki. İbrahim Beytullah’ın temellerini İsmail ile beraber yükseltiyor, ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur, şüphe yok ki sen işitensin ve bilensin, diyordu.

128. Ey Rabbimiz! Bir de bizleri sana iki ihlaslı müslüman kıl. Ve zürriyetimizden de senin için bir müslüman ümmet -vücude getir- Ve bizlere haccın usulünü göster, tövbelerimizi de kabul buyur. Şüphe yok ki sen tevbeleri kabul edensin, merhametlisin diye de duada bulunuyordu.

129. Ey Rabbimiz! Onların arasında onlardan bir Peygamber gönder ki, onlara âyetlerini okusun. Onlara kitap ve hikmet öğretsin. Ve onları temiz bir hale getirsin. Şüphe yok ki sen evet sen azizsin, hikmet sahibisin.

139. -Rasûlüm!- de ki: Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? Halbuki o bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize aittir, sizin amelleriniz de size aittir. Ve bizler ancak onun ihlaslı kullarıyız.

200. Sonra hacca ait ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman babalarınızı zikrettiğiniz gibi veya daha ziyade olarak Allah Teâlâ’yı zikrediniz. İmdi insanlardan öylesi vardır ki: Ey Rabbimiz bize -nasibimizi- dünyada ver der. Bunun için âhirette bir nasip yoktur.

201. Ve insanlardan öylesi vardır ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir iyilik ve âhirette de bir iyilik ver ve bizi ateş azabından koru der.

250. Vaktaki Câlut ile askerlerine karşı meydana çıktılar, dediler ki: Ey Rabbimiz!. Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl ve bizlere o kâfirler güruhu üzerine yardım ver.

285. Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene imân etti, mü’minler de hepsi de Allah Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitablarına ve peygamberlerine imân etti. Biz Allah Teâlâ’nın peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız – dediler. Ve biz dinledik, İtaat da ettik, mağfiretini dileriz. Ey Rabbimiz -diye niyâz ettiler-.

286. Allah Teâlâ bir kimseye gücünden başkasını teklif buyurmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehinedîr. Ve kazandığı kötülük de kendi aleyhinedir. Ey Rabbimiz!.. Eğer unuttuk ise veya hatâ ettik ise bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz!. Ve bize bizden evvelkilere yüklemiş olduğun gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz!. Bizim için kendisine takat bulunmayan bir şey de yükleme. Ve bizden af buyur ve bizim için mağfiret buyur ve bizlere merhamet kıl, sen bizim mevlâmızsın. Artık kâfirler olan kavim üzerine bizlere yardım et.

-ÂL-İ İMRAN:”7. O Yüce Mabud ki, senin üzerine Kur’ânı indirdi. Ondan bir kısmı muhkem âyetlerdir ki, onlar o kitabın aslıdır. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Artık kalblerinde eğrilik bulunan kimseler fitne aramak ve onu tevil arzusunda bulunmak için o kitaptan müteşabih olanına tâbi olurlar. Halbuki, onun tevilini Allah Teâlâ’dan başkası bilemez. İlimde rüsuh sâhibi olanlar ise “Biz ona îman ettik, hepsi de Rabbimizin katındandır derler. -Bunları- tam akıllı zatlardan başkası düşünemez…

8. Ey Rabbimiz!. Bizlere hidâyet buyurduktan sonra kalplerimizi -haktan- saptırma ve kendi Yüce katından bizlere bir rahmet bağışla. Şüphe yok ki çok bağış yapan ancak sensin.

9. Ey Rabbimiz!. Şüphe yok ki insanları kendisinde şüphe olmayan bir gün için toplayan ancak sensin, şüphe yok ki. Allah Teâlâ sözünden dönmez.

16. Onlar ki. Ey Rabbimiz! Biz muhakkak îman ettik, artık bizim için günahlarımızı bağışla ve bizleri o ateş azâbından koru, derler.

53. Rabbimiz! İndirdiğine inandık, ve peygambere tâbi olduk, artık bizleri şahitler ile beraber yaz.

147. Ve onların sözleri başka değil, şöyle demekten ibaretti. Ey Rabbimiz!. Bizim için günahlarımızı ve işlerimizdeki israflarımızı mağfiret buyur ve ayaklarımızı sabit kıl ve bizlere kâfirler gürûhu üzerine zafer ver.

191. Onlar ki, ayakta iken de, otururken de ve yanları üzerine yatarlarken de Allah Teâlâ’yı zikrederler ve göklerin ve yerin yaradılışı hakkında tefekkürde bulunurlar. İşte onlar şöylece tesbih ve duada bulunur dururlar. Ey Rabbimiz!. Sen bunları boşuna yaratmadın, Sen yücesin, artık bizleri ateş azabından koru…

192. Ey Rabbimiz!. Sen kimi o ateşe sokarsan şüphesiz onu hakir ve zelil edersin. Ve zalimler için yardımcılar da yoktur.

193. Ey Rabbimiz!. Biz, Rabbinize imân ediniz diye imâna çağıran bir davetçi işittik, hemen imân ettik. Ey Rabbimiz!. Artık günahlarımızı bize bağışla ve bizim kusurlarımızı bizden ört ve bizleri iyi kullar ile beraber öldür.

194. Ey Rabbimiz!. Peygamberlerine karşı bizlere va’d ettiklerini bizlere ihsan buyur. Ve bizleri kıyamet gününde rezil etme. Şüphe yok ki, sen verdiğin sözden dönmezsin.

-NİSA:”75. Ve sizin için ne var ki, Allah Teâlâ’nın yolunda ve erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan zaafa düşürülmüş olan bir takım bi-çareler uğrunda savaşta bulunmayasınız?. Onlar ki: Ey Rabbimiz! Bizi şu ahalisi zâlim olan şehirden çıkar ve bizim için kendi ta-rafından bir koruyucu gönder ve bizim için kendi katından bir yardımcı tâyin buyur diye niyâz etmektedirler.

77. O kimseleri görmez misin ki, onlara: Ellerinizi çekiniz ve na-maz kılınız, zekât veriniz denilmişti. Vaktaki üzerlerine cihat yazıldı, o zaman içlerinden bir takımı. Allah Teâlâ’dan korkarcasına veya daha fazla insanlardan korkar oldular. Ve onlara: Ey Rabbimiz!. “Ne için üzerimize cihadı yazdın? Ne olurdu bizi yakın bir müddete kadar tehir etseydin” dediler. De ki: Dünyanın faidesi pek azdır, âhiret ise takva sahibi olanlar için elbette hayırlıdır. Ve siz kıl kadar zulme uğramayacaksınızdır.

-MAİDE:”83. Ve Peygambere indirilmiş olanı dinledikleri zaman hakkı bildiklerinden dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: Ey Rabbimiz!. İmân ettik, artık bizi -hakka- şâhit olanlar ile beraber yaz.

84. Ve biz ne için Allah Teâlâ’ya ve bize hak’tan gelene imân etmeyelim? Halbuki biz ümit ederiz ki, Rabbimiz bizi sâlihler olan kavim ile beraber -cennete- soksun.

114. Meryem’in oğlu İsa dedi ki: Ey Allah!. Ey bizim Rabbimiz!. Bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim geçmişimiz ve geleceklerimiz için bir bayram ve senden bir âyet olsun ve bizi rızıklandır ve sen rızık verenlerin en hayırlısısın.

-EN’AM:”23. Sonra onların çâresi, Vallahi ey Rab’bimiz!. Bizler müşriklerden olmadık, demekten başka olmayacak.

27. Ve -onları- ateşin üzerine durdurulup da: “Eyvah bize ne olurdu bir geriye çevrilseydik ki, Rab’bimizin âyetlerini yalanlamasaydık ve mü’minlerden olsaydık” dedikleri zaman bir görecek olsan.

30. Ve -onları- görecek olsan Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman!. Buyuracak ki: “Şu hak değil miymiş?..” onlar da: “evet. Rab’bimize andolsun ki,” diyecekler. -Cenâb-ı Hak’ta- “o halde azâbı tadınız, küfreder olduğunuz şeyler sebebiyle” diye buyurmuş olacaktır.

128. Ve o gün ki, -Allah Teâlâ- onların hepsini bir araya toplayacaktır. Ey cin taifesi!. İnsanlardan birçok kimseler edindiniz -diye buyuracak-. Onların insanlardan dostları olanlar da: Ey Rab’bîmiz!. Bizim bâzımız bâzımızdan faydalandık ve bizim için tâyin ettiğin süreye ulaştık, diyecekler. Cenâb-ı Hak da buyuracak ki: Ateş sizin karargâhmızdır, on’da ebediyen kalacaksınız, ancak Allah Teâlâ’nın dilediği müstesnâ. Şüphe yok ki, senin Rab’bin hikmet sahibidir, bilendir.

-A’RAF:”23. Dediler ki: Ey Rabbimiz!. Biz kendi nefislerimize zulm ettik, ve eğer bizi bağışlamaz ve merhamet buyurmaz isen elbette biz zarara uğramışlardan oluruz.

38. Buyurur ki: Siz de sizden evvel insan ve cinden gelip geçmiş olan ümmetlerin arasında cehenneme giriniz. Her ne zaman bir ümmet girdikçe yoldaşına -kendi dindaşına- lânet eder. Nihâyet hepsi oraya girip birbirine katılınca sonrakiler öncekiler için diyecekdir ki: Ey Rabbimiz!. Onlar bizi sapıttılar, artık onlara ateşten iki kat azap ver. -Cenâb-ı Hak da- buyuracak ki: Hepinize kat kat azap vardır. Lâkin siz bilmezsiniz.

43. Ve biz onların göğüslerinde kinden her ne var ise hepsini söküp atmışızdır. Onların altlarından ırmaklar akar ve derler ki: O Allah Teâlâ’ya hamdolsun ki, bizi hidayetle buna kavuşturdu. Eğer Allah Teâlâ bize hidâyet etmeseydi biz kendi kendimize hidâyete eremezdik. Muhakkak ki, Rabbimizin peygamberleri hak ile geldiler. Ve onlara işte bu cennettir ki, siz buna -salih- amelleriniz sebebiyle vâris oldunuz, diye nidâ olunacaktır.

44. Ve cennet ashabı, cehennem ehline nidâ edip: Rabbimizin bize vâd ettiğini biz şüphe yok ki hak bulduk, siz de Rabbinizin vâd ettiğini hak buldunuz mu?. Diye soracaklar. Onlar da: Evet… Diyecekler. Derken aralarında bir çağırıcı: Allah Teâlâ’nın lâneti zâlimlerin üzerinedir, diye nidâ etmiş olacaktır.

47. Ve onların gözleri ateş ehli tarafına çevrildiği zaman da: Rabbimiz!. Bizi zâlimler topluluğu ile beraber kılma derler..

53. Onlar onun te’vilinden başkasını beklerler mi?. Onun te’vîli geldiği gün ise onu evvelce unutmuş olanlar diyecektir ki: Muhakkak Rabbimizin Peygamberleri hakkı getirmişlerdir. İmdi bizim için şefaatçilerden kimse var mıdır ki, bize şefaat ediversinler veyahut geri döndürülür müyüz ki, yaptığımız şeylerin başkasını yapıverelim. Şüphe yok ki, onlar nefislerini ziyâna uğratmışlardır. Ve o iftira ettikleri şey de onlardan çıkıp gitmiştir.

89. Eğer Allah Teâlâ bizi ondan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek muhakkak Allah’a karşı yalan yere iftira etmiş oluruz. Bizim için ondan dönmek olamaz. Ancak Rabbim olan Allah Teâlâ dilemiş o başka. Rabbimiz herşeyi ilmiyle kuşatmıştır. Allah Teâlâ’ya tevekkül etmişizdir. Ey Rabbimiz!. Bizim aramızla kavmimizin arasında hak ile hikmet, ve sen hükmedenlerin en hayırlısısın.

125. Dediler ki: Biz şüphe yok Rab’bimize dönüvericileriz.

126. Ve bizden intikam alman da başka değil, ancak biz Rabbimizin âyetleri geldiği zaman onlara imân ettiğimizden dolayı. Ey Rabbimiz!. Üzerimize sabır yağdır ve bizleri müslümanla olarak öldür.

149. Ne zaman ki pişmanlığa düştüler ve kendilerinin hakikaten doğru yoldan çıkmış olduklarını gördüler, dediler ki: Eğer bize Rab’bimiz merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa elbette büyük bir ziyâna uğramışlardan olacağız.

-YUNUS:” 85. Onlar da dediler ki: Allah Teâlâ’ya itimat ettik. Ey Rabbimiz!. Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma.

88. Musa da dedi ki: Ey Rab’bimiz!. Şüphe yok ki, sen Firavun’a ve onun cemaatine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rab’bimiz!. Senin yolundan saptırsınlar diye. Ey Rabbimiz!. Onların mallarını mahvet ve kalplerinin üzerini şiddetle mühürle. Tâki: Onlar acıklı azâbı görünceye kadar imân etmesinler.

-İBRAHİM:”37. Ey Rabbimiz!. Ben neslimden bazısını senin Beyti Haremin yanındaki ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz!. Namazı dosdoğru kılsınlar diye. Artık insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyleder kıl ve onlara meyvelerden rızık ver. Umulur ki, onlar şükr ederler.

38. Ey Rab’bimiz!. Şüphe yok ki, sen bizim gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Ve Allah Teâlâ’ya ne yerde ve ne de gökte hiçbir şey gizli kalamaz.

40. Ey Rabbim!. Beni ve neslimden olanı da namazı devamlı kılanlardan eyle. Ey Rab’bimiz!. Ve duamı kabul buyur..

41. Ey Rab’bimiz!. Hesap olunacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla.

44. Ve insanları korkut, o azabın kendilerine geleceği bir gün ile ki, o zalim olanlar diyeceklerdir ki; Ey Rab’bimiz!. Bizi bir yakın vakite kadar tehir et, senin davetine uyalım, ve Peygamberlere tâbî olalım. -Onlara denilecektir ki- “sizin için bir zevâl yoktur” diye siz evvelce yemin etmiş değil mi idiniz?

-NAHL:”86. Ve müşrikler ortak koşmuş oldukları şeyleri görünce diyeceklerdir ki: Ey Rab’bimiz!. Bunlar seni bırakıp da bizim kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. Bunlar da onlara söz atarlar ki: Muhakkak siz yalancılarsınızdır.

-İSRA:” 108. Ve derler ki: Rabbimizi takdis ve tenzih ederiz. Rabbimizin vadi hakikaten yerine getirilir.

-KEHF:”10. O vakit ki, o gençler mağaraya sığındılar da dediler ki: Ey Rabbimiz!. Bize kendi katından bir rahmet ver ve bizim için işimizden dolayı bir muvaffakiyet hazırla.

14. Ve onların kalplerini kuvvetlendirdik, o vakit ki: Kıyam ettiler de dediler ki: Bizim Rab’bimiz, göklerin ve yerin Rab’bidir, ondan başkasına bir ilâh diye tapamayız. Diyecek olsak elbette ki, haktan pek uzak bir söz söylemiş oluruz.

-TAHA:”45. Dediler ki: Ey Rabbimiz!. Muhakkak biz korkarız ki, ya üzerimize şiddetle saldırır veya haddi tecavüz eder.

50. – Hz. Musa- dedi ki: Rabbimiz o zattır ki, her şeye hilkatini vermiş, sonra da doğru yolu göstermiştir.

73. Muhakkak biz Rabbimize imân ettik ki, bizim için hatalarımızı ve bizi üzerine zorladığın sihirden dolayı yarlığasın. Ve Allah hayırlıdır ve ebedîdir.

134. Ve eğer biz onları ondan evvel bir azab ile helâk etmiş olsa idik, elbette diyeceklerdi ki: Ey Rabbimiz!. Bize bir Peygamber göndermeli değil mi idin ki, bir zillete ve rüsvaylığa düşmeden evvel senin âyetlerine tâbi olsa idik?

-ENBİYA:”112. Dedi ki: Yarabbi!. Hak ile hükmet. ve bizim çok esirgeyici olan Rabbimizdir. Ancak sizin vasf edegeldiklerinize karşı kendisinden yardım istenilecek olan -zat-

-HAC:”40. Onlar ki, haksız yere, ancak Rabbimiz Allah’tır, demelerinden dolayı yurtlarından çıkarıldılar. Eğer insanların bazılarını bazıları ile Allah’ın defetmesi olmasa idi manastırlar, kilisler, havralar, ve içlerinde Allah’ın adı çok zikredilen mescitler elbette ki, yıkılırdı, ve elbette ki Allah kendi dinine yardım edenlere yardım eder. Şüphe yok ki, Allah elbette pek kuvvetlidir, pek izzetlidir.

-MÜ’MİNUN:”106. Diyeceklerdir ki: Ey Rabbimiz!, bizim üzerimize azgınlığımız galip geldi ve biz sapıtmışlar olan bir kavim olduk.

107. Ey Rabbimiz!, bundan bizleri çıkar, İmdi bir daha dönersek artık şüphe yok ki, biz zalim kimseleriz.

109. Çünkü kullarımdan bir zümre var idi ki, “Ey Rabbimiz!. Sana îmân ettik, artık bizi yarlığa ve bize merhamet buyur ve sen rahmet edenlerin elbette hayırlısısın” derlerdi

-FURKAN:”21. Ve bize kavuşmayı ümit etmeyenler dedi ki: Bizim üzerimize melekler indirilmeli değil mi idi?. Veya Rabbimizi görmeli idik. Andolsun ki, -onlar- nefislerinde bir büyüklük görmüşlerdir ve büyük bir azgınlık ile azgınlıkla bulunmuşlardır.

65. Ve onlar ki: Ya rabbena!. Bizden cehennem azabını defet derler. Şüphe yok ki, onun azabı, bertaraf olmayan bir hüsrandır.

74. Ve onlar ki: “Ey Rabbimiz”! Bize eşlerimizden ve zürriyetlerimizden gözler aydınlığı ihsan et ve bizi takva sahiplerine iman kıl derler.

-ŞUARA:”50. O iman edenler de – dediler ki: Zararı yok, şüphesiz ki, biz Rabbimize dönücüleriz.

51. Biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı bizim için hatalarımızı Rabbimizin bağışlayacağını ümid ederiz.

-KASAS:” 47. Ve eğer kendi elleriyle takdim ettikleri -günahları- sebebiyle kendilerine bir musibet isabet edip de: Ey Rabbimiz!. Bize bir Resûl göndermeli değil mi idin ki, artık âyetlerine tâbi olup da müminlerden olsa idik, diyecek olmasalardı -onlara Resûl gönderilmezdi-.

53. Ve olara karşı -Kur’anı – okuduğu zaman dediler ki: Buna biz îmân ettik. Şüphe yok ki, bu Rabbimizden -gelen- hak -bir kitaptır. Şüphe yok ki, biz bundan evvel müslüman olmuştuk.

63. Aleyhlerine söz hak olanlar diyeceklerdir: Ey Rabbimiz!. Şunlar kendilerini saptırmış olduğumuz kimselerdir. Biz onları, kendi sapıttığımız gibi saptırdık -onlardan- uzaklaştık. Sana -sığınırız- onlar bize tapar olmadılar.

-SECDE:”12. Görecek olsan o vakit ki, günahkârlar Rab’lerinin huzurunda başlarını eğmiş oldukları hâlde ey Rab’bimiz!. Gördük ve işittik, artık bizi geri çevir. Bir sâlih amel işleyelim. Şüphe yok ki, biz kat’î surette inanmışlarız. -derler-.

-AHZAB:” 67. Ve demiş -olacak- lardır ki; Yarabbi!. Muhakkak biz reîslerimize ve büyüklerimize, itaat ettik. Artık onlar da bizi doğru yoldan saptırdılar.

68. Ey Rabbimiz!. Onlara azaptan iki katını ver ve onları pek büyük bir lânet ile lânete uğrat.

-SEBE’:”19. Fakat onlar: “Ey Rab’bimiz. Bizim seferlerimizin arasını uzaklaştır” dediler ve nefslerine zulmettiler. Artık biz de onları dillere destan ettik ve onları büsbütün parçalamakla parçaladık. Şüphe yok ki, bunda her bir sabr eden, şükr eyleyen için elbette ibretler vardır.

26. Deki: Rab’bimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızı hak ile açacaktır. Ve O, öyle hakîmdir, öyle hakkıyla alîmdir.

-FATIR:”34. Ve diyeceklerdir ki, Hamd O Allah’a olsun ki, bizden üzüntüyü giderdi. Şüphe yok ki, bizim Rab’bimiz, çok yarlığayıcı ve şükrü kabul edicidir.

37. Ve onlar orada feryat ederler ki, Ey Rab’bimiz!. Bizi çıkar, yapar olduğumuzdan başka sâlih amelde bulunalım, -onlara denilir ki:- Ya sizi düşünüp anlayacak kimsenin kendisinde düşünebileceği -bir müddet- kadar yaşatmadık mı?. Ve size korkutucu geldi, şimdi -azabı- tadın, artık zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.

-YASİN:”16. -O elçiler de- dediler ki: Rabbimiz bilir ki, muhakkak bizler sizin için elbette gönderilmiş elçileriz.

-SAFFAT:”31. Artık hepimizin üzerine Rab’bimizin sözü hak oldu. Şüphe yok ki, bizler, elbette -azabı- tadıcı kimseleriz.

-SAD:”16. Ve dediler ki: Ey Rab’bimiz!. Bizim için amel defterimizi hesap gününden evvel çabukça ver.

61. Derler ki: Ey Rab’bimiz!. Bize bunu kim sundu ise imdi onun için ateşte azabı kat kat arttır.

-ĞAFİR:”7. Arşı yüklenmiş olanlar ve onun etrafında bulunanlar, Rab’lerini hamd ile tesbîhte bulunurlar ve O’na imân ederler ve imân etmiş olanlar için af dilerler. Yarabbi!. Sen herşeyi rahmet ile ilm ile kuşatmışsındır. Artık tövbe etmiş, senin yoluna tâbi olmuş olanları bağışla ve onları cehennem azabından koru diye niyâzda bulunurlar-.

8. Ey Rab’bimiz!. Ve onları, kendilerine vâ’d buyurmuş olduğun Adn Cennetlerine girdir ve onların babalarından ve eşlerinden ve zürriyetlerinden iyi olanları da -o cennetlere ulaştır-. Şüphe yok ki, mutlak galip, hikmet sahibi olan sensin, sen.

11. Diyeceklerdir ki: Ey Rabbimiz!. Bizi iki defa öldürdün ve bizi iki defa dirilttin. Artık günâhlarımızı itirafta bulunduk, imdi çıkmak için bir yol var mıdıdır?

-FUSSİLET:”14. Onlara, Peygamberler, Allah’tan başkasına tapmayın diye önlerinden ve arkalarından geldiği vakit dediler ki: Eğer Rab’bimiz dilemiş olsa idi elbette melekleri indirmiş olurdu. Binaenaleyh şüphe yok ki, biz sizin kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyi inkâr edicileriz.

29. Ve kâfir olanlar diyeceklerdir ki: Ey Rab’bimiz!. Cinlerden ve insanlardan bizi sapıtmış olanları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım. Tâki, en aşağı kalanlardan olsunlar.

30. Şüphe yok, O kimseler ki, Rab’bimiz Allah’tır dediler, sonra da dosdoğru yolda yürüdüler, onların üzerlerine melekler ineceklerdir. Korkmayın, ve mahzun olmayın ve size vâd olunmuş olan cennet ile müjdelenin -diyeceklerdir-.

-ŞURA:”15. İşte bundan dolayı sen dâvet et ve emr olunduğun gibi dosdoğru ol ve onların heveslerine tâbi olma ve de ki: Allah’ın kitaptan indirilmiş olduğuna îman ettim ve aranızda adalet yapmakla emrolundum, Allah bizim de Rab’bimizdir, sizin de Rab’binizdir. Bizim amellerimiz bizedir, sizin amelleriniz de size aittir. Bizim aramızla sizin aranızda bir düşmanlık yoktur. Allah aramızı toplayacaktır ve dönüş ancak O’nadır.

-ZUHRUF:” 14. Ve şüphe yok ki, biz Rab’bimize elbette dönüp gidicileriz.

-DUHAN:” 12. Ey Rab’bimiz!. Bizden bu azabı açıver, şüphe yok ki, biz mü’minleriz -diyeceklerdir-.

-AHKAF:”13. Şüphe yok, o kimseler ki, Rab’bimiz Allah’tır dediler, sonra istikamette bulundular, artık onların üzerine bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

34. Ve o gün ki, kâfir olanlar, âteş üzerine arz olunurlar. -Onlara denilir ki- nasıl bu hak değil mi imiş?. – onlar da – Evet.. Ve Rab’bimiz hakkı için -diyeceklerdir- Cenab-ı Hak da -artık siz inkâr eder olduğunuz şey sebebiyle azâbı tadınız diyecektir.

-KAF:”27. Arkadaşı der ki: Rab’bimiz!. Onu ben azdırmadım ve lâkin o uzak bir sapıklık içinde bulunmuş idi.

-HAŞR:” 10. Ve o kimseler ki: Bunlardan sonra gelmişlerdir, derler ki: Ey Rab’bimiz!. Bizim için ve îman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimiz için mağfiret buyur ve bizim kalplerimizde îman etmiş olanlar için bir kin bulundurma Ey Rab’bimiz!. Şüphe yok ki, sen çok esirgeyicisin, çok rahmet sahibisin.

-MÜMTAHİNE:”4. Muhakkak ki: Sizin için İbrâhim’de ve onunla beraber olanlarda bir güzel örnek vardır. O vakit ki, kavimlerine dediler ki: Şüphe yok, biz sizden ve Allah’tan başka tapmakta olduğunuz şeylerden uzak kimseleriz. Sizi inkâr ettik ve yalnız bir Allah’a îman edeceğinize değin bizim aramızla sizin aranızda ebediyen düşmanlık ve öfke başlamıştır. Ancak İbrâhim’in babasına: Elbette senin için istiğfarda bulunacağım. Fakat senin için Allah’tan hiçbir şeye mâlik olamam” demesi müstesnâ. Ey Rab’bimiz. Ancak sana tevekkül ettik ve sana yöneldik ve son gidişte ancak sanadır.

5. Ey Rab’bimiz.. Bizi kâfir olanlar için bir fitne kılma ve bizim için mağfiret buyur. Ey Rab’bimiz!. Şüphe yok ki: Azîz, Hakîm olan, ancak sensin.

-TAHRİM:”8. Ey mü’minler!. Allah’a samimi bir tevbe ile tevbede bulunun, umulur ki: Rab’biniz sizden günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akar cennetlere girdirir. O gün ki: Allah, Peygamberi ve onunla beraber îman etmiş olanları rüsvay etmez, nûrları önleri ve sağ tarafları arasında koşar, derler ki: Ey Rab’bimiz!. Bize nûrumuzu tamamla, bizim için mağfiret buyur. Şüphe yok ki: Sen her şey üzerine hakkıyle kaadirsin.

-KALEM:” 29. Dediler ki: Ey Rab’bimiz!. Seni tesbîh -tenzih- ederiz, muhakkak ki, biz zâlim kimseler olduk.

32. Umulur ki: Rab’bimiz bize ondan daha hayırlısını bedel olarak verir, şüphe yok ki: Biz yönelip Rab’bimizin afvını arzu ediyoruz.

33. İşte azap, böylecedir ve muhakkak ki, âhiret azabı daha bü-yüktür, eğer bilecek olsalar idi.

-CİN:”2. Doğru yola rehberlik ediyor, artık biz ona îman ettik ve Rab’bimize hiç bir kimseyi ortak tutmayacağız.

3. Ve şüphe yok ki, Rab’bimizin büyüklüğü pek yücedir. Ne bir eş ve ne de bir çocuk edinmemiştir.

-İNSAN:” 10. Muhakkak ki: Biz Rab’bimizden korkarız, bir katı yüzlü, şiddetli günden.

Rabbî ifadesi –Ey Rabbim- 100 yerde geçmektedir.

-BAKARA:”258. Sen görmedin mi Allah Teâlâ kendisine mülk verdiği için İbrahim ile Rabbi hakkında mücadelede bulunanı?.. O zaman İbrahim; Rabbim o kudretli zattır ki, diriltir ve öldürür deyince “ben de diriltir ve öldürürüm” demişti. İbrahim: Şüphe yok ki, Allah Teâlâ güneşi doğudan getirir imdi sen onu batı tarafından getir deyince de o kâfir şaşırıp kalmıştı. Ve Allah Teâlâ zalimler gurubuna hidayet etmez.

-ÂL-İ İMRAN:” 51. Şüphe yok ki. Allah Teâlâ benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. Artık ona ibâdet ediniz. Dosdoğru yol budur.

-MAİDE:”72. Andolsun ki; “şüphesiz Allah, o Meryem’in oğlu Mesihtir” diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesih demiştir ki: Ey İsrail oğulları!. Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah Teâlâ’ya ibâdet ediniz. Şüphe yok ki, her kim Allah Teâlâ’ya ortak koşarsa muhakkak Allah Teâlâ ona cenneti haram kılmış olur ve onun varacağı yer ateştir ve zâlimler için yardımcılardan kimse yoktur.

117. Ben onlara senin bana emrettiğinden başkasını söylemedim, benim ve sizin Rabbimiz olan Allah Teâlâ’ya ibâdet ediniz, dedim. Ve ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerine şâhit olmuş idim, vaktaki beni aldın, onların üzerlerine gözetleyici ancak sen oldun ve sen herşey üzerine tamamiyle şâhitsin.

-EN’AM:”15. De ki: Eğer ben Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azâbından korkarım.

57. De ki: Ben şüphesiz Rab’bimden apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin alelâcele istediğiniz şey benim yanımda değil, hüküm ise ancak Allah’ındır. Hakkı o beyan eder ve o doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

77. Ne zaman ki, ay-” doğar bir halde gördü. “Rabbim bu’dur” dedi. Sonra ay batınca da “and olsun ki, eğer bana Rab’bim hidâyet etmemiş olsaydı, elbette ben sapıklığa düşenler topluluğundan olacaktım” dedi.

78. Ne zaman ki” güneşi doğmaya başlar gördü. Dedi ki: “Bu’dur Rab’bim bu daha büyük” nihâyet o da batınca dedi ki: Ey kavmim!. Ben muhakkak sizin Allah Teâlâ’ya ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.

80. Ve ona karşı kavmi delil getirmeğe kalkıştı. Dedi ki: Siz Allah Hakkında bana karşı delil getirmeye mi kalkışıyorsunuz?. O halbuki, o bana hidâyet nasip buyurmuştur. Ve ben ona ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Meğer ki, Rab’bim birşey dilemiş olsun. Rab’bimin ilmî herşeyi kuşatmıştır. Artık siz hiç düşünmez misiniz?.

161. De ki, şüphe yok ki Rab’bim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine. İbrahim’in hânif olan dinine hidâyet buyurdu. Ve o ortak koşanlardan olmuş değildi.

A’RAF:”29. De ki: Benim, Rahim adâletle emretmiştir. Ve her secde yerinde yüzlerinizi doğru tutunuz ve dini yalnız Allah’a has kılarak ibâdette bulununuz. Sizi ilkin yarattığı gibi yine ona döneceksinizdir.

33. De ki: Rabbim ancak kötü şeyleri, onlardan açık olanı da gizlice yapılanı da ve her türlü günahı ve haksız yere tecâvüzü ve ortak koşmaya dâir hiçbir delil indirmemiş iken Allah Teâlâ’ya ortak koşmayı ve bilmediğiniz şeyleri Allah Teâlâ’ya karşı söylemenizi haram kılmıştır.

62. Size Rabbimin vahyettiklerini -dinine ait hükümleri- tebliğ ediyorum ve sizin için öğüt veriyorum ve ben Allah Teâlâ’dan sizin bilmediklerinizi biliyorum.

68. Size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve ben sizin için bir güvenilir öğüt vericiyim.

79. Artık onlardan yüz çevirdi ve dedî ki: Ey kavmim!. Ben size Rabbimin vahyini muhakkak ki tebliğ ettim ve sizin için öğüt verdim. Ve lâkin siz öğüt verenleri sevmezsiniz.

93. İmdi, onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim!. Ben Rabbimin vahiylerini muhakkak ki, size ulaştırdım ve sizin için nasihatta bulundum. Artık kâfirler olan bir kavme karşı nasıl fazlaca acırım.

187. Senden kıyâmetin ne zaman gelip çatacağını sual ederler. De ki: Ona ait bilgi ancak Rab’bimin katındadır. Onun vaktini ondan başkası açıklayamaz. -Bu- göklerde ve yerde ağır = muazzam bir durumdur. O sizlere ansızın geliverir, senden sorarlar, sanki sen ondan hakkıyla haberdar imişsin gibi. De ki: Ona ait bilgi ancak Allah Teâlâ’nın katındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler.

203. Ve onlara bir âyet getirmediği!! zaman “onu kendi tarafından uydurmalı değil miydin” derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahy olunana tâbi olurum. Bu Rabbiniz tarafından basîretlerdir, ve inanan bir kavim için hidâyettir ve rahmettir.

-YUNUS:”15. Onlara bizim açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşacaklarını ummayanlar dedi ki: Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir. De ki: Onu kendi tarafımdan değiştirmek benim için doğru olamaz. Ben ancak bana vahy olunana tâbi olurum, başkasına değil. Şüphe yok ki, ben Rabbime isyan edersem büyük bir günün azâbından korkarım.

53. Ve senden haber almak istiyorlar ki, o doğru mudur?. De ki: Evet.. Ve Rab’bime and olsun ki, doğru bir hakikattir ve siz onu bertaraf edecek kimseler değilsinizdir.

-HUD:”28. Dedi ki: Ey kavmim!. Bana haber veriniz, eğer ben Rabbimden açık bir delil üzere oldum ise ve kendi katından bana bir rahmet vermiş ise, sizin üzerinize ise gizli kalmış ise artık siz onu istemediğiniz halde sizi ona zorlayacak mıyız?.

41. Ve dedi ki: Onun içine yüzüp gitmesi ve durması anında da Allah Teâlâ’nın ismini anarak binin. Şüphe yok ki, Rab’bim çok bağışlayan, pek esirgeyendir…

56. Şüphe yok ki, ben, benim Rab’bim ve sizin Rab’biniz olan Allah Teâlâ’ya tevekül ettim. Hiçbir hareket sahibi hayvan yoktur ki, illâ onun perçeminden tutan o’dur. Muhakkak ki, benim Rab’bim dosdoğru bir yol üzerinedir.

57. Artık siz yüz çevirir iseniz, ben size kendisiyle gönderilmiş olduğum şeyi muhakkak ki, tebliğ ettim. Ve Rab’bim sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona hiç bir şey ile zarar veremezsiniz. Şüphe yok ki, Rab’bim herbir şey üzerine gözeticidir.

61. Semud’a da kardeşleri olan Salih -Peygamber gönderilmiştir-. Dedi ki: Ey Kavmim!. Allah Teâlâ’ya ibâdet ediniz. Sizin için ondan başka bir ilâh yoktur. Sizi yerden o yarattı ve sizi orada o yaşattı. Artık ondan mağfiret dileyiniz, sonra ona tövbe ediniz. Şüphe yok ki, benim Rabbim yakındır, duaları kabul edendir.

63. Dedi ki: Ey kavmim!. Bana haber veriniz, eğer ben Rabbimden açık bir delil üzere isem ve o kendisinden bana bir rahmet ihsan etmiş ise o halde ona isyan eder isem artık Allah’ıma karşı bana kim yardım edebilir? Demek ki, siz bana ziyandan başka bir şey arttırmış olmayacaksınız.

88. Dedi ki: Ey kavmim!. Eğer ben Rab’bim tarafından açık bir delil üzere isem ve beni kendi tarafından güzel bir rızk ile rızıklandırmış ise buna ne dersiniz? Ben size yasak ettiğini şey hususunda size muhâlefet etmek istemem, ben ancak gücüm yettiği kadar ıslâh isterim ve benim muvaffakiyetini ancak Allah Teâlâ iledir. Yalnız ona dayandım ve ancak ona döneceğim.

90. Ve Rab’binizden bağışlanma dileyiniz. Sonra o’na tövbe ediniz. Şüphe yok ki, benim Rab’bim pek merhametlidir çok sever.

92. Dedi ki: Ey kavmim!. Benim kabilem size göre Allah’tan daha üstün müdür?. Halbuki, o’nu arkanıza atıp unuttunuz. Şüphe yok ki, benim Rab’bim, yapmakta olduğunuz şeyleri çepeçevre kuşatıcıdır.

-YUSUF:”23. Ve onu evinde bulunduğu kadın, nefsinden muradını almak için tuzağa düşürmek istedi ve kapıları kilitledi ve “haydi gelsene” dedi. -Yusuf da- dediki: Allah Teâlâ’ya sığınırım. Şüphe yok ki, o benim efendimdir. Benim ikâmetgâhımı güzelce kılmıştır. Muhakkak ki, zâlimler kurtuluşa ermezler.

37. -Hz. Yûsuf’ta dedi ki: İkinizin rızıklanacağınız bir yemek gelmez ki, ancak ben onu daha size gelmezden evvel haber veririm. Bunlar bana Rab’bimin öğretmiş olduğu şeylerdendir. Şüphe yok ki, ben Allah Teâlâ’ya iman etmeyen bir kavmin dinini terk ettim ve onlar -evet- onlar âhireti inkâr eden kimselerdir.

50. Ve hükümdar dedi ki: Onu bana getiriniz. Ne zaman ki ona elçi geliverdi, dedi ki: Efendine dön, ona sor ki, o ellerini kesen kadınların maksatları ne imiş?. Şüphe yok ki, benim Rab’bim onların hilelerini hakkıyla bilicidir.

53. Ve nefsimi temize çıkarmıyorum. Şüphe yok ki: Nefis kötülüğü pek fazla emredicidir. Rab’bimin esirgemiş olduğu müstesnâ. Muhakkak ki: Rab’bim çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.

98. Dedi ki: Sizin için Rab’bimden yakında bağışlanma talebinde bulunacağım. Şüphe yok ki, o, bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.

100. Ve babası ile anasını yüksek bir taht üzerine kaldırdı ve onun için hepsi secdeye kapandılar ve dedi ki: Ey babacığım! İşte bu, evvelce görmüş olduğum rüyâmın yorumudur. Onu Rab’bim gerçekleştirdi ve muhakkak ki, bana ihsanda bulundu. Çünki beni zindandan çıkardı ve sizi çölden getirdi, benim ile kardeşlerimin arasını şeytan bozduktan sonra. Şüphe yok ki, Rab’bim dilediğine lûtfedicidir. Muhakkak ki, çok iyi bilen ve hikmet sâhibi olan o’dur o.

-RA’D:”30. İşte seni öylece bir ümmete gönderdik ki, onlardan evvel de nice ümmetler gelip geçmişlerdi. Sana vâhyettiğimizi onlara okuyasın. -diye- ve onlar rahmanı inkâr ederler. De ki: O benim Rab’bimdir, o’ndan başka ilâh yoktur, ancak o’na tevekkül ettim ve son dönüş de ancak o’nadır.

-İBRAHİM:”39. Hamdolsun o Allah’a ki, bana ihtiyarlık çağında İsmail’i ve İshak’ı ihsan buyurdu. Şüphe yok ki Rab’bim, elbette duayı hakkıyla işiticidir.

-İSRA:” 85. Sana ruhtan sual ederler. De ki: Ruh Rabbimin emrindendir. Size ise ilimden ancak az bir şey verilmiştir.

93. Veyahut senin için altından bir ev olmalı veya göğe derece -derece yükselesin ve senin yükselmene de asla inanmayız, ta ki, üzerimize kendisini okuyacağımız bir kitap indiresin. De ki: Rabbimi tenzih ederim ben bir beşer olan elçiden başka bir şey değilim.

100. De ki: Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olacak olsaydınız, yine harcamak korkusuyla kıstıkça kısardınız ve insan pek cimri olmuştur.

-KEHF:”22. Diyeceklerdir ki: Onlar, üçtür, dördüncüleri köpekleridir ve diyeceklerdir ki: Beştir, altıncıları köpekleridir. -Bu iki söz- gayba taş atmaktır ve diyeceklerdir ki: Yedidirler, sekizincileri de köpekleridir. De ki: Onların sayılarını en ziyade bilen. Rabbimdir. Onları ancak pek azı bilir. Artık onların hakkında zahiri bir mücadeleden başka münakaşada bulunma ve onlara dair bunlardan hiç birinden bir fetva da isteme.

24. Ancak Allah Teâlâ dileyecek olursa = yapacağım de. -Ve unuttuğun vakit Rabbini zikret ve de ki: Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir dosdoğru hayra – bir muvaffakiyete -eriştirir.

36. Ve zannetmem ki, kıyamet kopsun ve eğer Rabbime döndürülür isem elbette bundan daha hayırlı bir merci bulurum.

38. Fakat -ben inanıyorum ki- o Allah benim Rab’bimdîr ve ben Rab’bîme hiçbir ferdi ortak edinmem.

40. Umulur ki, Rab’bim bana senin bağından daha hayırlısını verir ve senin bağın üzerine de gökten bir yıldırım gönderir de orası kayacık bir toprak kesilir.

42. Ve meyvesini -servetini- helâk kapladı. Artık ona sarfettiği şeylerden dolayı iki avucunu ovuşturmaya başladı. O -bağ- ise çardakları üzerine çökmüş ve diyordu ki: Ne olurdu, ben Rabbime bir ferdi ortak koşmamış olsaydım!

95. Dedi ki: Rabbimin beni içinde bulundurduğu -nimetler sizin bana vereceğiniz ücretten- hayırlıdır. Siz bana bir kuvvet ile yardım edin, sizinle onların arasına bir kuvvetli sed = engel yapayım.

98. Dedi ki: Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vâdi geldiği vakit ise onu dümdüz etmiş olacaktır. Ve Rabbimin va’di, bir hak olmuştur.

109. De ki: Eğer Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa elbette Rabbimin kelimeleri tükenmeden deniz tükenir biter. İsterse denizin bir mislini de yardımcı getirecek olsak.

-MERYEM:”36. Ve şüphe yok ki, Allah benim de Rabbimdir, Sizin de Rabbinizdir. Artık yalnız ona ibadet ediniz. Bu, dosdoğru bir yoldur.

47. -Hazreti İbrahim de- dedi ki: Sana selâm olsun. Senin için Rabbime elbetteki, istiğfarda bulunacağım, şüphe yok ki, o benim için çok ikram etmektedir.

48. Ve sizi ve Allah’tan başka tapındıklarınızı bırakıp çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua ile bedbaht olmam.

-TAHA:” 52. Hz. Musa da dedi ki: Onlara ait bilgi. Rabbimin katında bir kitaptadır ki, Rabbim hata etmez ve unutmaz.

105. Ve sana dağlardan sorarlar. Binaenaleyh de ki: Onları Rabbim darmadağın edip savuracaktır.

-ENBİYA:”4. Dedi ki: Rabbim, gökteki ve yerdeki söyleneni bilir ve o, her şeyi tamamen işiticidir, bilicidir.

-FURKAN:” 77. Deki: Sizin ibadetiniz olmayınca Rabbim size ne kıymet verir. Halbuki, siz yalanladınız, artık -bu yalanlamanın cezası size- yakın bir zamanda gelecektir.

-ŞUARA.” 21. Vaktaki sizden korktum, artık sizden firar ettim, imdi Rabbim bana hikmet verdi ve beni Peygamberlerden kıldı.

62. Hz. Musa da – dedi ki: Asla. Muhakkak ki, Rabbim benim ile beraberdir, beni yakında selâmete erdirecektir.

113. Onların hesabı ancak Rabbime aittir, eğer anlayabilirseniz.

188. Dedi ki: Rabbim, yaptıklarınızı pek iyi bilendir.

-NEML:”40. Yanında kitaptan bir ilm bulunan zat da dedi ki: Ben onu daha gözünü açıp kapamadan getiririm. Ne zamanki -Hz. Süleyman-onu -tahtı- yanında yerleşmiş olarak gördü, dedi ki: Bu Rabbimin lütufundandır, tâki beni imtihan etsin ki, şükür mü ederim yoksa nimete karşı nankörlük mü ederim ve her kim şükür ederse ancak kendi nefsi lehine şükür eder. Ve kim de nimete karşı nankörlükte bulunursa, şüphe yok ki, Rabbimin hiç bir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.

-KASAS:”22. Ne zamanki, Medyen tarafına yöneldi dedi ki: Umarım Rabbim beni doğru bir yola iletir.

37. Musa da dedi ki: Rabbim, kendi katında kimin hidayet ile geldiğini ve hayırlı âkıbetin kimin için olacağını daha iyi bilendir. Şüphe yok ki, zalimler, kurtuluşa eremezler.

85. Muhakkak o zat ki, senin üzerine Kur’anı farz kıldı, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, hidayetle geleni de ve apaçık bir sapıklıkta bulunanı da daha iyi bilendir.

-ANKEBUT:” 26. Bunun üzerine ona Lût, îmân etti ve dedi ki: Şüphe yok, ben Rabbime bir hicret ediciyim. Muhakkak ki, mutlak güç ve hikmet sahibi olan O’dur, O…

-SEBE’:”3. Ve kâfir olanlar dedi ki: Bize o kıyamet gelmeyecektir. Deki, hayır gaybı bilen Rab’bime andolsun ki, elbette size gelecektir. Ondan ne göklerde ve ne de yerde bir zerre miktarı ve ondan daha küçük ve daha büyük birşey uzaklaşamaz hepsi de ancak apaçık gösteren bir kitaptadır.

36. Deki: Şüphe yok Rab’bim, rızkı dilediği kimseye genişletir ve darlaştırır. Fakat insanların çoğu bilmezler.

39. Deki: Şüphe yok Rab’bim, rızkı kullarından dildiğine genişletir ve onun için darlaştırır ve birşeyden ne harcar iseniz o, onun karşılığını verir ve o, rızk verenlerin hayırlısıdır.

48. Deki: Muhakkak Rab’bim hakkı ortaya koyar, bütün gayıptan tamamiyle bilendir.

50. Deki: Eğer ben sapıtmış isem şüphe yok ki, kendi şahsını aleyhine sapıtır olurum ve eğer doğru yola ermiş isem bu da Rab’bimin bana vahy ettiği şey sebebiyledir. Muhakkak ki, O -Rab’bim- işiticidir, pek yakındır.

-YASİN:”27. Rab’bimin beni mağfirete eriştirdiğini ve beni ikram edilmişlerden kıldığını.

-SAFFAT:”57. Ve eğer Rab’bimin nimeti olmasa idi, elbetteki, ben de -bu ceheneme- getirilenlerden olacak idim.

99. Ve dedi ki: Şüphe yok ben Rab’bime gidiciyim, elbette beni doğru yola iletir.

-SAD:”32. Dedi ki: Ben Rabbim’in zikrinden dolayı hayrı severcesine -o atları- seviverdim. Nihayet -güneş veya atlar- hicap ile gizlenmiş oldu.

-ZÜMER:”13. De ki: Muhakkak ben Rab’bime isyân eder isem pek büyük bir günün azabından korkarım.

-ĞAFİR:”27. Mûsa da dedi ki: Şüphe yok hesap gününe îmân etmeyen her kibirli kimseden dolayı ben Rabbime ve Rabbinize sığınırım.

28. Ve Firavun’un âilesinden olup imânını saklayan bir mü’min kişi dedi ki: Bir erkeği “Rab’bim Allah’dır” dediğinden dolayı öldürecek misiniz?. Halbuki, size Rab’binizden apaçık mucizeler ile gelmiştir. Ve eğer yalancı ise onun yalanı, kendi aleyhinedir ve eğer doğru ise korkuttuklarının bir kısmı size İsabet edecektir. Şüphe yok ki: Allah, müsrif, yalancı olan kimseyi doğru yola iletmez.

66. De ki: Ben sizin Allah’tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmekten men edildim, o vakit ki, bana Rab’bimden apaçık deliller geldi ve emr olundum ki, âlemlerin Rab”ine teslîm olayım.

-FUSSİLET:”50. Ve eğer ona dokunan bir sıkıntıdan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırırsak elbette diyecektir ki: Bu, benim içindir ve zannetmem ki, kıyamet kopacak olsun. Ve eğer Rab’bime döndürülmüş olsam bile muhakkak, kendim için O’nun yanında bir iyilik vardır. Fakat O küfre düşmüş olanlara ne yapmış olduklarını elbette haber vereceğiz. Ve elbette onlara pek ağır bir azaptan tattıracağızdır.

-ŞURA:” 10. Ve herhangi bir şeyde ihtilâfa düşmüş iseniz, artık O’nun hükmü Allah’a aittir. İşte O Allah’tır benim Rab’bim, O’na tevekkül ettim ve O’na müracaat ederim.

-ZUHRUF:”64. Şüphe yok ki, Allah, o benim Rab’bimdir ve sizin Rab’binizdir. Hemen O’na ibadet ediniz. İşte bu dosdoğru yoldur.

-DUHAN:”20. Ve şüphe yok ki, ben, beni taşlamanızdan Rab’bime ve Rab’binize sığındım.

-TEĞABÜN:” 7. Kâfir olanlar, iddia ettiler ki: Öldükten sonra aslâ diriltilmeyeceklerdir. De ki: Hayır ve Rab’bime andolsun ki: Elbette diriltileceksinizdir. Sonra da yapmış olduğunuz şeyler elbette size haber verilecektir. Ve bu ise AIlah’a göre pek kolaydır.

-CİN:”20. De ki: Ben ancak Rab’bime ibadet ederim ve O’na hiç bir kimseyi ortak edinmem.

25. De ki: Ben bilmem ki: Tehdîd edilip durduğunuz şey, yakın mıdır. Yoksa Rab’bim onun için uzun bir müddet mi koyar.

-FECR:” 15. Fakat insan, ne zaman Rab’bi onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa o vakit der ki: Rab’bim bana ikram etti.

16. Amma onu imtihan edip de rızkını darlaştırdığı vakit de der ki: Rab’bim bana ihanet etti.

– ALLAHÜMME ifadesi Kur’an-da beş yerde geçmektedir:

-Âl-İ İMRAN-26:”De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin.”

MÂİDE-114-:”Meryemoğlu İsa da: “Allah’ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!” dedi.”

ENFAL-32:”Bir vakit de, “Ey Allah, eğer bu Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver” demişlerdi.”

YUNUS-10:” Onların oradaki duaları: “Allahım, sen yücelerden yücesin”; sağlık dilekleri “selâm”, dualarının sonu da “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.” diye şükretmek olacaktır.”

ZÜMER-46:”De ki: “Ey gökleri ve yeri yaratan, görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’ım! Kulların arasında, o ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin.”

21-05-2003

Mehmet ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .