GAYB

GAYB

Gayb;bilinmeyen,örtülü ve perdeli olan,bizden kaybolup,bize meçhul olan,ilmimizde ve müşahedemizde bulunmayan,ihata edemediğimiz şeylerdir.

Gaybın anahtarı,bilgisi,kendisine bildirdiği kimseler hariç,Allah’ın nezdindedir.[1]

Allah bildirmedikçe gaybı peygamberler de bilmez [2],cinlerde bilmez [3],İnsan da bilmez.[4]

Gaybı yalnız Allah bilir.[5]

Kur’an-da müminler vasıflandırılırlarken,gabya iman eden kimseler olarak bildirilirler.[6]

Mugayyebat-ı Hamse yani beş gaybi,bilinmeyen şey olarak belirlenen âyette:”Kıyamet saatinin ne zaman geleceğini yalnız Allah bilir.Yağmuru da O indirir,rahimler de olanı O bilir.Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez.Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez.Her şeyi mükemmel tarzda bilen ve her şeyden haberdar olan Allahdır.”[7]

Bu konularda özetle Bediüzzaman bunların gaybılığına şöyle açıklama getirmektedir:[8]

Kıyametin İlmi tamamen Allah’ın bilgisi çerçevesindedir.

Yağmurun ne zaman yağacağının meteoroloji ile bilinen kısmı,şu görünen,şehadet alemine çıkmış olan hatta romatizması olanlarca bilinen veya keçilerin kuyruklarını bir saat öncesinden bacaklarının arasına almaları birer belirti olup,gaybilikten çıkmıştır.Hem de meteorolojinin ki bir tahmin olup,hava tahmin raporu diye adlandırılır.Bazen iki yan yana olan tarladan birine yağarken,öbürüne yağmamaktadır.Rahmet olarak gerek zaman,gerekse de ineceği yerin ilmi Allah’a aittir.

Ana rahmindeki çocuğun erkeklik ve dişilik yönünü bilinmesi olmayıp,şaki mi,said mi,iyi veya kötü,cennetlik veya cehennemlik mi olacağı ilmi de Allah’a aittir.

Kişi yarın ne kazanacağını,başına nelerin geleceğini,hayatındaki süprizleri bilememektedir.Bazen kazanç olurken,bazen de kayıb olmaktadır.

Kişinin nerede öleceği ise herke tarafından bilinmektedir ki;o bir meçhuldür.Öyle ki bazen kişi öleceği yere kendi eliyle ve isteğiyle gitmektedir.

Peygamberimizin peygamberliğiyle kahinlik olan gaybdan haber vermede son bulmuştur.

Nitekim daha oniki yaşlarında iken amcasıyla beraber Şam’a giderken Buheyra-i Rahibin peygamberliğinden haber vermesi hadisesi…

-Hz.Ebubekir’in ticaret için Mekke’nin dışına çıktığında,kendisinin Mekke’den geldiğini işiten birisi Hz.Ebubekir’e;-Sizin oralarda bu günlerde bir peygamber çıkacak,ondan haber ver-diyen kişiye böyle bir şey duymadığını ve bilmediğini ancak dönüşte Peygamberimizin peygamberliğini ilan ettiğini işitmiştir.

-Vahyin ilk ânında Varaka bin Nevfel’in kendisine gelenin Cebrail olduğunu bildirmekle kalmaması,bir de;-Keşke benimde ömrüm vefa etseydi de,Muhammed mekke’den hicrete mecbur bırakıldığında ben de onun yanında bulunsaydım diye,temennide bulunmuştur.

-İstanbulun fethinin bizzat peygamber efendimiz tarafından haber verilip,müjdelenmesi olayı.

-Kur’an-da;”Ne hoş bir diyar!”[9] âyeti ebced-Cifir hesabıyla 1453’e tekabül etmektedir.

Nasr suresinin peygamberimizin vefatına işaret etmesi.Ve 63 yaşında vefat eden peygamberimizin yine vefatına işaret eden 63.sıradaki Münafikun suresinin son âyetinde:”Allah,eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez.Allah,yaptıklarınızdan haberdardır.”Ve son inen âyette:”Bugün size dininizi ikmal ettim,üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak islamı seçtim.”Bunun üzerine sahabiler,bir rivayette de Hz.Ömer sevinirken,Hz.Ebubekir ağlamış,sebebini soran Hz.Ömer’e,artık dinin ikmal edilmesiyle Muhammed’in görevi bitmiş oluyor.Bu da onun ayrılışının bir haberidir,demiştir.[10]

Rum suresinde haber verilen ehli kitab Bizanslıların putperest sasanilere galib geleceği haber verilmiştir.[11]

Daha önceki yazılarımızda da detaylı anlattığımız gibi;özetle,Peygamberimizin âhirzaman peygamberi olması,âyette:”Kıyamet yaklaştı”[12],Peygamberimizin ümmetinin istikametle gitmesi halinde binbeşyüz yıl yaşayacağı,Kur’an-ı Kerim-in âyetlerinin 6666 olması,kendisinin insanlığın beşbininci yılında gelmesi hatta beşbin yaşında olupta Hz.Âdem-i gören bir cinniyle görüşmesi,işari olarak bu mânaya ışık tutmaktadır.[13]

Bizler kâhin değiliz,gaybdan haber de vermemekteyiz.Gerek Kur’an-dan gerekse de ilmi metotlardan elde ettiğimiz bilgiler ışığında görmekteyiz ki;Dünyanın vasati olarak ikiyüz yıllık gibi bir ömrü kalmıştır.Bu da bir hava tahmin raporu veya doktorun muayene ettiği hastaya koymuş olduğu teşhis nevindendir.

Nitekim fizik alimleri güneşin yakıtı olan enerjisini bitirip,şu anda kendi kendini yemek anlamına gelen Helyum yaktığını ifade etmektedirler.

Güneşin yüzünde bulunan siyah lekenin gittikçe kendisini sarmaya kadar varacak olan büyümeside bunun işaretlerindendir.Âyette:”Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman.”[14]

Kıyametin gerek on büyük gerekse de yüzlerce küçük alametleri hadislerde belirtilmiştir.Zamanımızla mukayese ettiğimizde görürüz ki,önemli kısımları çıkmış ve de çıkmaktadır.

-”Kıyamet 2060’ta

Tarihin en büyük bilim adamlarından Newton’un yeni ortaya çıkarılan araştırmasına göre kıyamete 57 yıl kaldı”

-Ortaya konulan bu gibi şeyler birer tahmin ve bilgi sonucu da olabilir.Nitekim kendisi 1503 yılında yaşayan Papğaz Notradamus;14-12-1503 yılında,st.Remy-de yunan asıllı,yıldızlardan yararlanarak geleceğe dair bazı sırlardan bahsedildiğine inanılan bir hristiyan-kahin olarak tanınır.Özellikle zamanında salgın hastalıklarla mücadele etmiştir.1550-de çıkardığı eserinde geleceğe dair! Bazı açıklamalar olduğu yorumlanır.Asıl eserini ise yüzyılların kehaneti adıyla –Centuries- adlı 1555-de çıkardığı eserinde kehanetlerde bulundu.Ve bu eserini 1558-de tamamladı.Bunlar Kraliçe Katerina-nın kocası II:Henri-nin öldürüleceği ile ilgili olduğu söylenen 35.beyit,-Genç aslan üstün gelecek yaşlısına,

Kavga alanında teke tek düelloda,

Altın kafesinden gözleri delinecek

İki yaradan biri;sonra acılı bir ölüm.

Ve tarihi seyir içerisinde de öyle olduğu görülmüştür.

-141.kehanetinde kendisinin öleceğini haber verip,olması gösterilir.

-11-Eylül-2001 tarihinde New Yorkta olan ikiz kulelere işaret ettiği şu sözlerle uyarlanır:

Gökyüzü 45 derece yanacak

Ateş büyük New City’ye yaklaşıyor,

Hemen ardından dev dağınık bir alev saçıyor.(yüzyıl 6,Dörtlük 97)

-Tanrı’nın şehrinde büyük bir şimşek çakacak,

İki kardeş büyük bir kaosla birbirinden ayrılacak;

İki kale ayakta kalmak için direnirken;

Büyük lider boyun eğecek…

Üçüncü dünya savaşı koca şehir alevler altındayken başlayacak.(1554)

-500 yıl boyunca geçmeyecek sözü

Oysa süsüydü çağının

Ve sonra inme iner gibi açılacak perdeler
Bir çağ boyu ferahlık saçıp,düşmeyecek gözden…

Bununla 2050 yılını anlatmak istediği ifade edilir.”[15]

-Ebced ve Cifir ilmi islamdan öncede kullanılmış bir ilimdir.Bunu en çok Hz.Ali ve onun torunlarından olan asrımızın müceddid-i Bediüzzaman Said Nursi kullanmıştır.Sikke-i tasdik-i gaybi adlı eseri ve diğerlerinde bunun bir çok örneklerini görebiliriz.

-Ebced;Gerçekleşmiş olanın,cifir ise,gerçekleşmesi muhtemel olanın ilmidir.[16]

Bu ilim hesablanırken,şu harflerden yola çıkılır;Ebced,Hevvez,Hötti,Kelemen,Sa’fes,karaşet,dazığılen…

Bu harflerin her biri sırasıyla bir-den dokuza kadar ki sayıyı ifade eder,on-dan sonra on-ar onar,yüz-den sonra da yüzer yüzer sayılır.Mesela Ebced-de;elif bir,be iki,cim üç,dal dörttür.

Hadiste hilafetin 30 yıl süreceği ifade edilmiş ve aynen vuku bulmuştur.

Kur’an ve hadisler matematiksel olark bir çok şifreyi ihtiva etmektedirler.Nitekim bu konuda İbni Abbas ve peygamberimizin sır kâtibi Huzeyfet-ül yemani ve Hz.Ebu Hureyre’nin;-Ben rasulullahdan duyduklarımın yarısını söyledim.Eğer diğer yarısını söyleseydim,insanlar beni öldürürlerdi,buyurması…

Doğuda büyük bir ateşin zuhuru,Fıratın altında büyük bir hazinenin varlığı,Yahudilerin Müslümanlar tarafından sürülmesi,birer işarettirler.

– Said İbnu Cübeyr anlatıyor:”İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)’a dedim ki: “Nevf el-Bekkâli, İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. Musa (aleyhisselam), Hızır’ın arkadaşı olan Musa olmadığını zannediyor.”Bana şu cevabı verdi: “Allah’ın düşmanı yalan söylüyor. Ben Übeyy İbnu Ka’b (radıyallahu anh)’ı dinledim. Demişti ki: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’tan işittim, şunu anlattı:

“Musa (aleyhisselam) Beni İsrail’e hutbe irad etmek üzere ayağa kalktı. Kendisine, “İnsanların en bilgini kimdir?” diye soruldu:O: “Benim” diye cevap verdi. Cenab-ı Hak, “Allahu a’lem (yani en iyi bilen Allah’tır)” demediği için Musa’yı azarladı. Ve: “İki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulum senden daha alimdir” diye ona vahyetti.

Hz. Musa (aleyhisselam):-“Ey Rabbim ben onu nasıl bulabilirim? diye sordu. Kendisine: -“Bir zenbile bir balık koy, onu sırtına al. Balığı nerede yitirirsen o zat oradadır” dendi. Dendiği gibi yaparak yola çıktı. Kendisiyle beraber, hizmetçisi olan Yuşa İbnu Nûn da yola çıktı. Beraberce yürüyerek bir kayanın yanına geldiler. Hz. Musa ve hizmetçisi dinlenmek üzere orada yattılar. Balık kımıldayarak zenbilden çıkıp denize kaydı. Allah ondan suyun akıntısını tuttu. Öyle ki su kemer gibi oldu. Balık için bir kanal meydana gelmişti. Hz. Musa (aleyhisselam) ve hizmetçisi (balık için olduğunu bilmeksizin) bu manzaraya şaşırdılar. Günlerinin geri kalan kısmı ile o gece boyu da yürüdüler. Musa’nın arkadaşı ona, balığın gitmesini haber vermeyi unutmuştu. Sabah olunca Hz. Musa (aleyhisselam) hizmetcisine: “Hele sabah kahvaltımızı getir. Biz bu yolculukta yorulduk” dedi. Ama emrolunduğu yere gelinceye kadar yorulmamıştı. Hizmetçi: -“Hani bir kayanın yanına gelmiş yatmıştık ya! Ben balığı orada unuttum. Onu hatırlatmayı, bana mutlaka şeytan unutturdu. Balık denize şaşılacak şekilde sıvışıp gitmişti” dedi.

Musa (aleyhisselam): “Bizim aradığımız orasıydı” dedi ve hemen izlerinin üzerine geri döndüler.İzlerini takiben yürüyerek kayaya kadar geldiler. Musa (aleyhisselam) orada örtüsüne bürünmüş bir adam gördü ve ona selam verdi. Hızır aleyhisselam ona:-“Senin bu yerinde selâm ne gezer!”

-“Ben Musa’yım.” -“Benû İsrail’in Musa’sı mı?”-“Evet.” -“Sen, Allah’ın sana öğrettiği bir ilmi bilmektesin ki ben onu bilmem. Ben de Allah’ın bana öğrettiği bir ilmi bilmekteyim ki, onu da sen bilemezsin.”

-“Allah’ın sana öğrettiği hakkı bana öğretmen şartıyla sana uymamı kabul eder misin?” -“Sen benimle beraber olmak sabrını gösteremezsin. Mahiyet ve hikmetini bilmediğin şeye nasıl sabredeceksin ki?”-“İnşallah sen beni çok sabırlı bulacaksın. Hem ben senin hiç bir emrine karşı gelmeyeceğim.” -“Öyleyse gel. Ancak, madem bana tabi olacaksın, ben sana haber vermedikçe bana hiç bir şey sormayacaksın!” dedi. Hz. Musa (aleyhisselam): -“Tamam!” dedi.

Hz. Musa ve Hz. Hızır (aleyhisselam) beraberce gittiler. Deniz kıyısında yürüyorlardı. Bir gemiye rastladılar. Kendilerin gemiye almalarını söylediler. Gemi sahipleri Hızır (aleyhisselam)’ı tanıdılar. Ve ücret istemeksizin onları gemiye aldılar.Hızır (aleyhisselam), gidip, geminin tahtalarından birini deldi. Hz. Musa (aleyhisselam) ona: -“Bak, bunlar bizi bedava gemilerine aldılar, sen gidip gemilerini deldin, adamları boğacaksın. Hiç de yakışık almayan bir iş yaptın!” dedi.Hızır:-“Ben sana, “benimle bulunmaya sabredemezsin” demedim mi?” dedi.Hz. Musa: -“Unuttuğum şey sebebiyle beni sigaya çekme. Bu iş sebebiyle bana zorluk çıkarma!” ricasında bulundu.Sonra bunlar gemiden indiler. Sahil boyu yürürken, çocuklarla oynayan bir yavrucak gördüler. Hızır (aleyhisselam) yavrucağı yakaladığı gibi eliyle başını kopararak çocuğu öldürdü. Musa (aleyhisselam): -“Masum bir çocuğu kısas hakkın olmaksızın niye öldürdün. Bu çok yadırganacak bir iş!” dedi.-“Ben sana demedim mi, sen benim beraberliğime sabredemezsin!” diye Hızır (aleyhisselam), Musa’ya çıkıştı. Hz. Musa: -“Ama bu birinciden de şiddetli idi” dedi ve ilave etti: “Bundan sonra sana bir şey sorarsam, beni arkadaş etme, nazarımda bu hususta haklı sayılacaksın” dedi.

Yola devam ettiler. Bir köye geldiler. Halktan yiyecek birşeyler istediler. Ama kimse onları ağırlamadı. Köyde yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar. Hızır (aleyhisselam) eliyle şöyle göstererek: “Eğilmiş” diyordu. Onu doğrulttu. Hz. Musa (aleyhisselam) ona:-“Bir cemaat ki, kendilerine geliyoruz, bize ilgi gösterip, ağırlamıyorlar, yiyecek vermiyorlar. Sen onlara bedava iş yapıyorsun, dilesen ücret alabilirdin!” dedi.

Hızır (aleyhisselam), Hz. Musa’ya: -“Artık birbirimizden ayrılma zamanı geldi. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin te’vilini haber vereceğim” dedi.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu ara ilave etti:-“Allah Musa’ya rahmet buyursun. Keşke, Hz. Hızır’la beraberliğe sabretseydi de maceralarını bize nakletseydi, bunu ne kadar isterdim!”

Ravi devam ediyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Birinci (soru)su Musa’nın bir unutması idi. Bir serçe gelerek geminin kenarına kondu. Sonra denizden gagasıyla su aldı. Hz. Hızır bunu göstererek Hz. Musa’ya, “Bak, dedi. Benim ve senin ilmin ve diğer mahlukatın ilmi, Allah’ın ilminden, şu kuşun denizden eksilttiği kadar eksiltir.” [17]

Gayb konusunda Bediüzzamanın eserlerinde detaylı bilgileri bulmaktayız.Şöyleki:

-Bu dünyadaki iman ve ibadet gibi her şey,gayb alemine gitmektedir.[18]

Orada yani gayb aleminde manevi arşivlerde muhafaza edilmektedir.[19]

-Ve tüm “İn’amlar,İhsanlar,Lütuflar,Keremler,İnayetler,Rahmetler”gayb perdesinin arkasından gelmektedir.[20]

-Meleklerin varlığı,[21]Peygamberler ve Kitablar,[22]Kader ve Kaza,[23] gayb aleminin varlığına delil olup,işaret etmekte,ondan ve o alemin arkasında konuşan bir zattan haber vermektedir.

-Yaratılanların hayatı ve hayatlarının proğramları da gayb alemini göstermektedir.[24]

-Ruhlarla dolu olan alem-i ervah,gayb aleminin bir nev’idir.[25]

-Dünyaya gelen yavruların rızıkları da gayb aleminden gelir. [26]

-Bir ağacın tüm proğramları gaybidir.[27]

-Şu dünya küresi gayb alemine akan ve dökülen bir çeşmedir.[28]

-Dünyada gaybi bir tasarruf sürmektedir.[29]

-Tüm İltifat ve Hitabetler gayb cihetinden gelmektedir.[30]

-Kur’an-da anlatılan Hz.Âdemin melaikelere olan üstünlüğü ve onların Hz.Âdeme secdeleri gaybi olmakla beraber,külli bir düsturu ve hakikatı göstermektedir.[31]

-Nil,Dicle,Fırat gibi üç nehrin suyu da gayb hazinesinden akmaktadır.[32]

-Kur’an istikbale aid gaybi işlerden de haber verip işaret etmektedir.[33]

-Gayb alemi ancak vahye mazhar olan kimselerden başkasına açılmaz.[34]

-Her şeyin sûri vücudları bir ise;mânevî,gaybî ve ilmî vücudları bir çoktur.[35]

-İmam-ı Mübin gaybi aleme bakar.[36]

-Tüm görünen tahavvüller gaybî hakikatları netice veriyor.[37]

-Gayb perdesinin arkasında mutlak Hâkim olan Allah vardır.[38]

-Tüm hayvanî ve insanî ilhamlar da gaybîdir.[39]

-Gayb alemi bir dil ise,şehadet alemi de onun birer tesbihidir.[40]

-Şu cismanî alem,gaybî aleme tenteneli yani tül perde gibi dışarıdan içeriyi göstermezken,içerden dışarıyı gösteren bir perdedir.[41]

-Gayb alemine aid yerleri görmek için ya onları küçültmeli veya gözlerimizi yıldızlar gibi büyültmeliyiz.[42]

-Gayba olan iman,görmekten daha ileri ve üstündür.[43]

-Gayb bir sırdır.O sır kapısından Kur’an-ın,Rasulullahın,iman ve marifetin ayağıyla,gözü ve göstermesiyle girilebilir,gidilebilir.[44]

-Gayb,ancak Allahın bildirmesiyle bilinebilir.[45]

-Ölüm,Ecel,Musibetler hep gaybîdir,bildirilmezse bilinmez.[46]

-İşler gaybî bir el tarafından çevrilmektedir.[47]

-Rüyayı sadıka,gayb alemiyle bir münasebet ve oraya açılan bir penceredir.[48]

-Maddi-manevi hediyeler gaybdan gelir.[49]

-Tevafukta da gaybî bir el işlemektedir.[50]

-Temsiller,gayb perdelerinin aralanmasıdır.[51]

-İnayetler,gaybi desteklerdir.[52]

-Seyrü süluk;gaybî işlemlerden geçmek ve rafine olmaktır.[53]

-Rasulullah,gayba yabancı değil,âşinadır.[54]

-Kur’an-da gaybî haberler binlerdir.[55]

-Kur’an-da geçen yedi kat sema ifadesi,gayb alemini de içine almak şekliyle de anlaşılabilir.[56]

-Lokman suresinin son âyetindeki beş gaybî şeyin gaybiliği,mukaderat ciheti ve de bilinmesi gaybîlikten çıkmış olmasıyladır.[57]

-Buradaki farklı tesbihler,gayb aleminde ittihad etmektedir.[58]

-Kerametler,gaybî ikramlardır.[59]

-Gavs-ı Âzam gibi,gaybın anahtarlarına (Fütuh-ul Gayb) sahib olan zatlar;kalbleri,gönülleri,fikir ve gözleri açmışlardır.Zira ilim ve iman perdeyi kaldırırken,cehalet ve küfür,lafız ve mâna itibariyle örtmekte ve perdelemektedir.[60]

-Geçmiş ve gelecek de,gayb alemindendir.[61]

-Her vakitte bir alem gayba gönderilmektedir.[62]

-“Evet kalblerde, perde-i gaybda ihtar edici bir zâta bakan”bir hatırat-ı gaybiye vardır.[63]

-“Bu maddî ve cismanî olan âlem-i şehadet dahi bir ceseddir, bir lafızdır, bir surettir; âlem-i gaybın perdesi arkasındaki esma-i İlahiyeye dayanır, hayatlanır, istinad eder, can alır, ona bakar, güzelleşir.”[64]

-Her şeyin hakikatı gayb aleminin arkasındadır.[65]

-Şehadet aleminin hazinesi,gayb alemindendir. [66]

-Gerçek kıymet gayb aleminin arkasında görünür.[67]

-Ağaç ve insanın hakikatı gaybi pergerlerle takdir edilmektedir. [68]

-“Kur’an,Âlem-i gaybın tercümanıdır….”[69]

-“Cafer-i Sadık Radıyallahü Anh ve Muhyiddin-i Arabî (R.A.) gibi esrar-ı gaybiye ile uğraşan zâtlar ve esrar-ı huruf ilmine çalışanlar, bu hesab-ı ebcedîyi gaybî bir düstur ve bir anahtar kabul etmişler.”[70]

-“ Yani, nifaksız ihlas-ı kalb ile iman ediyorlar. Veya iman edilen şeyler gayb olmakla beraber iman ediyorlar. Veyahut gaibe veya âlem-i gayba iman ediyorlar.”[71]

“Kezalik pek geniş gaybî âlemlerin de bu küçük arzda içtimaları, mümkündür.”[72]

-“Âlem-i gayb, dünya ve âhiretten daha âli ve daha yüksektir.”[73]

-Bu dünyadaki tüm faaliyetler gaybi dokumalar ve ebede intikal eden gaybi devirlerdir.[74]

-İstidrac’la kerametin farkı;birine inkişaf eden eşyanın gaybi hakikatları kendinden bilip,gafletle izhar eder,diğeri ise Allah’tan bilir.[75]

-“Âlem-i gayb ve şehadetin nokta-i iltisakı ve berzahı ve iki âlemden birbirine gelen seyyaratın mültekası vicdan denilen fıtrat-ı zîşuurdur. Evet fıtrat ve vicdan akla bir penceredir. Tevhidin şuaını neşrederler.”[76]

-“Avalim-i gaybiyenin enmuzeci olan latife-i Rabbaniye…”[77]

-“Beşerin havass-ül hams-ı zahire ve bâtınadan başka, âlem-i gayba karşı açılan pek çok pencereleri var. Gayr-ı meş’ur pek çok hisleri var. Hiss-i sâmia, bâsıra, zaika olduğu gibi, bir hiss-i sâdise-i sadıka olan saika vardır. Hem bir hiss-i sâbia-i bârika olan şaika var. O şevk ve sevk yalan söylemez, yanlış gidemez.”[78]

-“Mefatîh-ül Gayb” olan İmam-ı Râzî’nin geniş olan tefsirine gir ve serir-i tedriste o dâhî imamın halka-i dersinde otur, dersini dinle.”[79]Gaybi hakikatları gör.

-Dünyadaki Tanzim,[80] Hıfz,[81]İhtarlar, [82]Şahidlikler, [83]Cevablar, [84]Müjde, [85]İrade, [86]İstihraclar, [87]Terfi ve Terakki Fermanları, [88]Hakikatlar, [89]Tokatlar, [90]Hatıralar, [91]Hafî Nazarlar, [92]İmalar, [93]hep gaybî ve gaybî imzalar [94] olup, buda Ricalül gayb [95]veya gaybın anahtarına [96]sahib olanlardadır.Bunun da kaynağı Kur’an-dır.

Sikke-i Tasdik-i Gaybî adlı eser, [97]gaybı doğrulayan mühür ve imzalardır.

Bazen Gaybî İcbarlara (Mücbir-i gaybî)[98] şahid olunmaktadır.

-Gaybı bildirmemekte bir Rahmettir.[99]

-Gaibden haber veren bu âriflerden sonra; gaibden ruh ve cinn vasıtasıyla haber veren kâhinler…”[100]’de vardır.

10-5-2003

Mehmet ÖZÇELİK

[1] En’am.59,Lokman.34,Cin.26-27.

[2] En’am.50,Cin.26-28.

[3] Sebe’.14,Cin.10.

[4] Ra’d.8,Lokman.34,İsra.36.

[5] Bakara.33,En’am.59,Hud.123,Nahl.77,Kehf.26,Furkan.6,Neml.65,Lokman.34,Sebe’.48,Fatır.38,Hucurat.18,Cin.26.

[6] Bakara.3,En’am.59,Yunus.20,Nahl.77,Fatır.18,Yasin.11,Mülk.12,bak.K.Kerim Fihristi.N.Yüksel.sh.34,228.

[7] Lokman.34.

[8] Lem’alar.111-112,Şualar.200.

[9] Sebe’.15.

[10] Kur’an ilimleri ve tefsiri açısından Bediüzzaman Said nursi’nin eserleri.Yard.Doç.Niyazi Beki.318-320,Mâide.3.

[11] Rum.1-4.

[12] Kamer.1.

[13] Bak.Barla Lahikası.B.Said Nursi.202-205.Rabbüş Şi’ra (Necm.49) âyetini açıklarken bu Şi’ra yıldızı ise;Müşriklerin taptığı Şi’ra yıldızının Rabbi de O’dur.Bu güneşten 23 kat daha parlak bir yıldız olup,dünyaya 8 yılda ulaşır.Yıldızların insan hayatında etkili olduğuna inanılarak tapılırdı.

[14] Tekvir.1.

[15] Bak .Edebiyat dergisi.Alper ilhan.Mart-2003.sayı.18.

[16] Kur’an Mucizeleri.H.Yahya.75.

[17] Buhari, Tefsir, Kehf 2, 3, 4, İlm 16, 19, 44, İcare 7, Şurût 12, Bed’u’l-Halk 11, Enbiya 27, Tevhid 31; Müslim, Fedail 170, (2380); Tirmizi, Tefsir, Kehf, (3148); Ebu Davud, Sünnet 17, (4705, 4706, 4707).

mürşid.2.0.

[18] Sözler.46,108,633.

[19] Sözler.78, Mektubat.293.

[20] Sözler.101,281,284,286,304,Mektubat.212,Lem’alar.223,Şualar.65,68,151,154,168,171-172,187.

[21] Sözler.104.

[22] Sözler.109,Lem’alar.336.

[23] Sözler.111.

[24] Sözler.110,289,309.

[25] Sözler.110,439,510,Lem’alar.337,Şualar.174,190,İ.İ.197,Mesnevi-i Nuriye.135.

[26] Sözler.137,Lem’alar.361,Şualar.211,603-604,641.

[27] Sözler.139-140,435.

[28] Sözler.178,552,Mektubat.38.

[29] Sözler.180,288,548,680,337,367.

[30] Sözler.242,366,Mektubat.204.

[31] Sözler.245-246,İ.İ.206.

[32] Sözler.250,577,Şualar.109-110,112,Barla Lahikası.226,Mesnevi-i Nuriye.111.

[33] Sözler.267,388,402-406,448,709,716,730,Mesnevi-i Nuriye.54,157,230.

[34] Sözler.389,Lem’alar.282,Şualar.421,579.

[35] Sözler.462.

[36] Sözler.548,Mektubat.36.

[37] Sözler.552,578,Mektubat.233-234,239-240,287,293,295,328,Şualar.17,29,254.

[38] Sözler.567,655,Mektubat.220.

[39] Sözler.658.

[40] Sözler.695,734.

[41] Sözler.698,734,Lem’alar.282-283,Şualar.220.

[42] Mektubat.9.

[43] Mektubat.83,213,218,220,Şualar.132,İ.İ.231.

[44] Mektubat,88,92,96.

[45] Mektubat.96,181,183,185,389,Lem’alar.28-31.

[46] Mektubat.98-112,119,131,134,178,Şualar.650.

[47] Mektubat.177,Şualar.580.

[48] Mektubat..348-349.

[49] Mektubat.357,370,462.

[50] Mektubat.372,375,381-383,442,494,509.

[51] Mektubat.377.

[52] Mektubat.378,395,Şualar.96,107,175,617.

[53] Mektubat.390.

[54] Lem’alar.20-21,94,Mesnevi-i Nuriye.53.

[55] Lem’alar.28-37,119,378,Şualar.612,617,620.

[56] Lem’alar.69.

[57] Lem’alar.111-112,Şualar.200.

[58] Lem’alar.127.

[59] Lem’alar.162,175.

[60] Lem’alar.235,238,Şualar.669.

[61] Lem’alar.337,347,445.

[62] Lem’alar.360,440,Şualar,46-47.

[63] Lem’alar.371,Şualar.56,76,79.

[64] Şualar.76.

[65] Şualar.123.

[66] Şualar.169,266.

[67] Şualar.307.

[68] Şualar.649.

[69] Şualar.686,711,İşarat-ül İ’caz.10,17,93,120.

[70] Şualar.712,713,728,741.

[71] İşarat-ül İ’caz.41.

[72] Mesnevi-i Nuriye.138.

[73] Mesnevi-i Nuriye.180.

[74] Mesnevi-i Nuriye.216.

[75] Mesnevi-i Nuriye.228.

[76] Mesnevi-i Nuriye.246.

[77] Mesnevi-i Nuriye.247,Muhakemat.118,135.

[78] Mesnevi-i Nuriye.254.

[79] Muhakemat.56.

[80] Barla.319.

[81] Barla.243,304.

[82] Kastamonu.26.

[83] Kastamonu.36.

[84] Kastamonu.34.

[85] Kastamonu.86.

[86] Kastamonu.65.

[87] Kastamonu.86.

[88] Kastamonu.113.

[89] Kastamonu.172.

[90] Kastamonu.217.

[91] Emirdağ.1/165.

[92] Emirdağ.2/110.

[93] Sikke-i Tasdik-i Gaybi.164.

[94] Kastomonu.32,213.

[95] Kastamonu.224.

[96] Sikke-i Tasdik-i Gaybi.96.

[97] Sikke-i Tasdik-i Gaybi Ve Barla.381,Kastamonu.222.

[98] Barla.368,Kastamonu.48.

[99] Sikke-i Tasdik-i Gaybi .200,Mektubat.99,137.

[100] Mektubat.174-175,178,185,193,Şualar.629

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .