HİKMETLİ SÖZLER

HİKMETLİ SÖZLER

-Âyet-te:”Her şeyi halk ve icad etmiştir.”buyurulur.

-Bediüzzaman:”En büyük hidayet,hicabın kaldırılmasıyla hakkı hak,batılı batıl göstermektir.”[1]

-“Medar-ı hamd olan şifa,hidayet ve rızık gibi nimetlerin şükrüne başkaların müdahelesinin olamıyacağı.”[2]

-Evet bütün bu hakikatlar göstermektedir ki;Hidayet,doğrudan doğruya Allah’ın bir ihsanı ve ikramıdır. İnsanın istidadıyla münasebettar olarak…

-“De ki:herkes,kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu,Rabbiniz en iyi bilendir.”[3]

-Benim babam dindardı? Hocaydı?”Bu ifadeler ahirette senet olarak kabul edilmez. Zira onun kendi senedi,kendisi için ne derece;bir kurtuluş akçesi olacaktır?

-Peygamberimizin amcası bile olsa?”Ebu Talib,putlara tapan kavminin dini üzere idi”[4]

-“Sen dilediğin kimseyi doğru yola eriştiremezsin,lakin ancak Allah dilediğini doğruya hidayet eder. O hidayete gelecek olanları pek iyi bilir.”[5]

-Hz. Âişeden:”İnsanlar peşi peşine İslama dönmeğe başlayınca,Helal ve Haramları bildiren ayetler nazil oldu.”[6]

-“Ümmetimin seyahati cihaddır.”(Hadis)

-“Kötü tuzak ancak sahibine dolanır.”[7]

-“Öbürleri ise hileler yaptılar,komplolar hazırladılar. Allah’ta onların hilelerini,komplolarını boşa çıkardı. Allah,hileleri boşa çıkarmakta pek güçlüdür.”[8]

-Ahmed bin Hanbele;Neden ashab-ı kiramdan keramet nakledilmemiş de,onlardan sonra gelenlerden çok keramet nakledilmiştir? Sorusu üzerine cevaben;

“Ashab-ı Kiramın imanı kuvvetli olduğundan…”

-Ebu Yezid el-Bestami:”Havada uçan ve suyun üstünde yürüyen birisini görürseniz ona aldanmayınız. Onun Allah’ın emir ve yasaklarına karşı olan durumuna bakınız.”

-Abidlerden sudur eden kerametlerin alimlerinkine nazaran daha çok olmasının sebebini İmam-ı Nevevi şöyle açıklar:”İbadete nazaran ilimdeki ihlasın daha fazla olmasındandır.”

-En büyük keramet istikamet üzere olmaktır.

-Taberani de nakledildiği üzere,İbni Mesud rivayet eder:”Hz. Ömer bir cinniyle güreşir. Üç defa onu yere çarpar.

Cinnin,Âyet-el Kürsiyi okuyor musun? sorusu üzerine Hz. Ömer:”Evet-deyince Cin:Eğer sen bir evde Ayet-el Kürsiyi okuyorsan,orada şeytan duramaz. Eşek anırması gibi homurdanarak çıkar ve sabah oluncaya kadar giremez,der.

-Beyhaki-nin rivayetinde Cabir:Şehitleri mezarından çıkarırken,kazma Hz. Hamza-nın ayağına isabet etti ve ayağından kan fışkırdı,buyuruyor.

-Özel olan değil,güzel olan makbuldür.

-Sözler,özlerden çıkıp,özlü olmalıdır.

-Satırdan değil,sadırdan konuşmalı. Ta ki tesir etsin.

-Diller duyguları söyler. Duygular dilleri dillendirir.

-“Bütün himmeti karnına giren şey olan kimsenin kıymeti de,karnından çıkan şey kadardır.”(imam-ı Şafii)

-Semerkant saykalı rûy-i zeminest.

Buhara kuvveti İslâmi dinest..

-İmam-ı Âzama Kadılık teklif edildiğinde;-Yapamam-deyince Melik;”Yalan söylüyorsun”dediğinde,o halde,zaten yalan söyleyen Kadı olamaz,der.

-Ana rahminden çıktım geldim pazara.

Kefenimi aldım,döndüm mezara.

-Hadis-de:”Ağlama ya Muaz,çünkü ağlamak şeytanın vesvesesinin neticesidir.”[9]

-Saltanat dedikleri ancak cihan kavgasıdır.

Olmaya baht-u saadet dünyada vahdet gibi.”(Kanuni)

-Düşmanların ölmesin,bilakis senden keder verecek şeyleri görünceye kadar yaşasınlar;sen ise,nimetten ötürü hep hasede hedef ol. Bil ki kamil kimse kendisine hased edilendir.”[10]

-Cânı cânan dilemiş vermemek olmaz ey dil.

Ne niza’ eyliyelim ol ne senindir ne benim.[11]

-Aşk ve muhabbet;öyle bir iksirdir ki,her şeyi ve her şeyini maşuk ve mahbubuna feda ettirir.

-Her insan bir kitaptır. Öğretmen bir kütüphane. Herkes kendi kitabını okurken,öğretmen kitapları okur. Bir yandan okur,bir yandan okutur. Bir yandan da dokutur. Oda her nevini. Okur,okutur,dokutur…

-Yıllardır önümüze yığılan-Dikilen-çıkılıp,çakılan barajlar;büyük bir birikimle yıkılmaktadır.

-“Evet sen,iş görmek ve haller irşad etmek vazifesiyle mükellef olarak dünya hapishanesinde bulunuyorsun.”[12]

-Allahım! İlimdeki rızkımı artır. İstikametimi daim kıl. Bu yolda da kaim,sonumu iman ve şehadetle hatimelendir. Amin…

-“En temiz kalb,içinde siyaset olmayandır. En iyi amel,kötü niyet olmaksızın yapılandır. En iyi nimet,alın teriyle kazanılandır.”(Ebul H. Harkani.)

-Birleşmiş Milletler meğer bir- leşmiş. Bir-leşmiş olmamak için, birleşmiş olmak gerek.

-Kul olmayan kül olur. Kül olmamak için kul olmak gerek…

-Eğer tarihe tüm kahramanların isimlerini yazsaydık;tarih çoktan kapanır,büyük zannedilen çok küçüklere hiç mi hiç yer olmaz ve kalmazdı. Ancak bizler sadece büyüklerin başlarındaki büyükleri yazmışız sadece… Yani büyükleri çıkaran büyükler yazılmıştır sadece. Gerçek büyüklerimizi bilmediğimizden ve de tanımadığımızdan küçük kalmışız,küçülmüşüz.. . Teemmel…

-Sevimsiz yetmişli yılları sevdim. Çünkü bana basamak oldu. Sevimli seksenli yılları sevemedim. Çünkü sefâhetiyle ayağıma bağ olup,beni bağladı,değerlerimi dağladı. Nefis sevindi,ruhlar ağladı…

Gerçek sevileni aradım. Önümdeki yıllar bana onu arattı. Leylanın Mecnunu aramasından öte…

-Aldanıyorlar! Bizde bitmeyen kaynak var. Musluklar kapansa da,akıp bitmeyen asıl var…

-Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki;bir yanda çakanlar,öbür yanda çakılanlar…

Hem açılanlar,hem açlar bir arada.

Açılanlar. Açlar.

Hem çalanlar. Hem de çalınanlar.

Çalanların çaldıkları,çalanlardan daha kıymetli. Kıymetsiz,kıymetliyi çalmakta. Varsa,kıymetleri ve değerleri çalınmakta…

Semada oturanlar,arz da gezenler. Biri sabitlerin yeri,diğeri yükselenlerin… Yerdekiler çakılırken,göktekiler,takılı…

Çakıldık,çünkü takıldık.

Astılar,asıldık. Çünkü takıldık.

-Baka baka yaktılar,yandık.

Yana yana baktık,yaktılar.

-Yıldızlar büyük değil,sen büyüksün. Onlar düşük, sen yüce.

Bir yandan da oluşan büyüklük yıldızların büyüklüğünden değil,bizim küçüklüğümüzden…

Bu yıldızlar da ne? Şeyyy…

Yüzüne konuyorlar.

Yüzün ne güzel! Güneşlere inebiliyor…

Tevazuundan çıkabiliyorlar…

-Yıllardır kendimi arıyorum,bulamadım. Kendimi kaybettim,hükümsüzdür…

Bulanların Ben-lik namına,şeyy..adresini bildirmeleri…duyurulur…

-Kaybeden kayıbların,kaybettikleri değerler ve kaybettirdikleri değerleri…

-Dünya;yerdekilerin göktekileri idare ettiği yer.

Bir cihetle de;göktekilerin yerdekileri idareye çalıştığı,çalıştırıldığı,alıştırıldığı yer.

Öyle yer ki;ne yerliği,ne yarlığı,ne darlığı,ne karlığı,ne de kararlılığı ve zararlılığı belli…

-Dünya;yerde-kilerin,kiler-deki yeri.

Karanlıkdakilerin çıkardıkları,neticesiz neticeler…

-Mahkumuz. Çünkü mağlubuz. Sebebi;Ma’lumuz,yani ma’lumunuz. Sonuç;Ma’lumumuz. Netice;Çetince…

-Düşünmeli… Düşündürmeli… Bedel,ne eder?

Zerafet,Letafet,Estetik,Muhabbet,Sevgi,Kardeşlik,İnsanlık,Maneviyat…

-Kaybettiklerimiz,Kaybettirdiklerimizdir. Aramayıp,aranılanlar…

Ne kadar da muhtacız… Aaahh… Büyük acımız. Bir yandan artan sancımız. Doğum yakındır,diyor.

Doğacak,biz-den doğacak. İnşaallah… Biz doğmıyacağız. Öyle mi?

Biz ölürsek,doğacak olan,ölü doğar.

Yalnızlık onu boğar.

Ölmemeliyiz ki,doğum olsun,sağlıklı doğsun,doğan yaşasın.

Bizim yaşamamız,nesilleri yaşatır.

Biz yaşıyorsak,geçmişin yaşayan değerlerindendir.

Geleceğin yaşaması,yaşamamıza,yaşatmamıza;yaşanılmamıza bağlı.

Ara nesil;yaralı nesil. Karalı nesil. Dağları yüklenmiş dağ-lı,dağ-dâr nesil,dağdâr olmuş…

-Kovamız delik,su dolmuyor. İpimiz,ipsizin elinde,bir türlü çıkmıyor. Kuyuya yanaşamıyoruz. Çünkü bizde değil. Bizim değil. O halde biz niye yaşıyoruz? Başkasının eline ipi vermek için mi?

-Hayatı;her an biten,devamı başkasına bağlı olan,kendisi ve sahibi için değil,sahib olanlar için yaşar.

Ne kadar? Nereye kadar?

Sahibini bulamayan,sahiblenilmez. Sahiblenilemez.

-Yitik;var değildir ve var olamaz. Varlığını bulamaz. Varlıktan söz edemez. Varlıktan dem vuramaz. Varlıkla boy ölçüşemez.

-Kayıp;ayıp ve kusurdur.

Kusur ise;dönülürse,ayıb değil,ayıbın kaybıdır.

Ayıb;bir eksikliktir. Yeri doldurulmalıdır.

-İnsan;dolduğu kadar olur.

Doldurulduğu kadar,oldurulur.

-Yollara,yolluklara mahkumuz.

Kim üst? Kimdir üstün?

Alt-lar üste,üstler alta çıkmış! Belki de çıkarılmış…

-Bu son-mu? Son-un habercisi mi? Amma,belli ki,belki sona varıyoruz. Sonuz demiyoruz…

-Son yol..son zaman..zamanın ötesine giden an..son an..an son..son anlar ve anılar…

-Her son bir ölüş değildir.

Nice son-lar vardır ki;ilkin,bir çok ilklerin ilki,ilkinidir.

Nutfe;bir ilktir. Alaka’nın habercisi olması yönüyle ise,bir sondur.

Mudğa,et ve kemik;bir çok ilklerin de sonudur.

Doğmakla yeni bir ilke imza atmaktadır. Doğmadıkça o bir ölüdür.

-Her oluş,yeni bir doğuştan haber verir.

Olmayandan ne bir doğuş,ne de yeni bir doğuş beklenilmez.

-Dünyanın sonu,ahiretin başlangıcıdır.

Ahireti olmayanın dünyası da sondur. Son bulur. Bu bile mutlak son olmayıp,ondan önceki,bir daha başlangıcı olmayan bir sondur.

-Bitenler,kendini bitirenlerdir.

-Fişe takılanların ömrü,fişe takanların ve fişin ömrü kadardır.

-Başkaları tarafından beslenip besleyenler;başkasının zenginliğiyle övünenler gibidir.

-Peygamberler;yaratılışlarından evvel,peygamber olarak gönderilen bu mümtaz şahsiyetlerin istidatları tescil edilmiştir.

Bu sebeble;Vahiy ile beslenir,vahiyle toplumların istidatlarını keşfedip,inbisat ettirerek,madden ve manen beslenmelerini sağlar.

Diğer insanlar;vahiy vanasından,ilham musluklarına aktığı,akıtıp,damlattıkları nisbette,istidada sahib olabilirler.

“Sen olmasaydın,sen olmasaydın,varlıkları yaratmazdım.”Hadis-i Kudsisinin manası böylece tezahür eder.

-Men bende-i Kur’ânem eger can dârem.

Men hâk-i râh Muhammed muhtârem.

-Bu can devam ettikçe,ben Kur’anın kölesiyim.

Ben Muhammed Muhtarın ayağının tozuyum.(Mevlâna)

-Hadis-i Kudsi de:”Sen olmasaydın,sen olmasaydın,Eflâki (mahlukatı) yaratmazdım.”[13]

Deylemi-nin İbni Abbas-dan rivayetinde de Peygamberimiz buyurdu ki;Cebrail bana geldi ve buyurdu ve dedi ki:”Allah-u Taala buyuruyor:Ya Muhammed,sen olmasan cenneti yaratmazdım. Sen olmasan cehennemi yaratmazdım.”

Diğer bir rivayette;dünyayı yaratmazdım”der.

Hülasa,kitabında Sağani,mevzu olduğunu söylemekle beraber,mana bakımından sahih olduğunu söyler.[14]

-O zat Aleyhissalatu vesselam;makamı,makamı mahmuddur. Zira bütün ümmetinin imanına vesile o zattır. O halde ahirette de –essebebu kel fail- sırrınca,herkesten fazla ihsan,ikram ve lezzete sahib olacaktır. İnsanlığın yaratılmasına vesile yine odur. Varlıklarda onun vesilesiyle vücuda çıkmışlardır. En önemlisi;Allah’ın varlığının bilinmesine ve isimlerinin tecellisine vasıta elbette yine odur.[15]

-Basmaya mübarek kademi rûy-i zemine.

Pak etmez idi kimseyi hâk ile teyemmüm.

-Hadis-de:”Sizden hiç biriniz iman etmiş olmaz,hatta ben kendisine nefsinden,ehlinden ve bütün insanlardan daha mahbub ve sevgili olmadıkça…”

-“Allah’ın inayeti işin bidayetinde geçtiği halde,velayet işin sonunda zuhur eder.”[16]

-“Ben işâ (yatsı) namazından sonra,ta sabaha kadar hiç kimseyi yanıma kabul etmemişim.”[17]

-Biri sâlik diğeri mâlik. Hakka sâlik olmadan neye mâlik olunabilir? Mâlik sâlik ile kıymetlidir,değer bulur. Sâliksiz mâlikin kıymeti cüz-i ve geçicidir.

-Her şeyin ifratı kötüdür,muhabbetin de. Ya riyaya,yada kibre sebeb olur. Karşıdakini sevince;ya lâubaliliğe,yada onu sevmesiyle insan üstü görüp,onu da kibre sevk edebilir.

Rasulullah ise öyle değildir. O ne kadar sevilirse sevilsin,manayı harfi cihetinde kaldığından yerinde olacaktır.

-Elif okuduk ötürü.

Pazarlık ettik götürü.

Yaradılanı hoş gördük.

Yaradandan ötürü.[18]

-Behlül Dânâ kafaları üçe ayırıyor:Taş kafa,Boş kafa,Hoş kafa…

-Mü’minin kalbi;Allah’ın iki kudret parmağı arasındadır.[19]

-Güneşi öven,kendini övendir.

-Hadis-de:”Mezardakilerden yardım dileyin.”[20]

-Hadis-de:”Ölmeden evvel ölünüz.”[21]

-İbrahim tek ümmettir.[22]

-Derde kerim,derde kerim.

Mevlâmdır derde kerim.

Çütüm gam,derdim hicrân

Sürdükçe derd ekerim.

Buda beni,buda beni

Kes beni buda beni

Zülfün ejderha olmuş.

Korkarım yuda beni.

Ger ne hale düşmüşem

Beğenmir buda beni.

-Güldüğümü güldüğümü

Görülmüş güldüğümü

Felek gel isbat eyle.

Kim görmüş güldüğümü.

-Hadis-de:”İhtilafı metali’ dolayısıyla dünyada ezansız bir an yoktur.”

-Hadis-de:”Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki,eğer onlar- İnşaallah-demeselerdi,onlar ile o iş arası ebediyyen engellenirdi.”

-Hadis-de:“Ey müslümanlar biliniz ki,her müslümanın evinin etrafından kırk hane komşusudur. Ve yine biliniz ki;komşusunu rahatsız eden,cennete giremez.”

-“Bir evde dûzen olsa,düzen olmaz o evde.”(Keçecizade Fuat Paşa)

-İki hanımın olduğu evde,hânuman olmaz.

-Ehli imanın rüesalarını çürütmemek. İmam-ı Şa’rani;500 müridi olan şeyhe nakıs der. Onu görünce ona hürmet eder. Talebesi neden böyle yaptığını sorduğunda;500 kişi ona kalbini bağlamış,teveccüh etmiş,kırmamak lazım. Yoksa şimdi enkas diyorum,der.

-“Gün doğmadan meşîme-i şebden neler doğar.”

-Keser döndü,sap döndü.

Bir gün geldi,hesap döndü.

-Sevgi;dikenlere gül atma sanatıdır.

-Nefret;Körler memleketinde,şaşıların hükümdar olmasıdır.

-Gel,gel beru savmu salâtın kazası var.

Sensiz geçen ömrü hayatın kazası yok.

-Ağanın malı gider,azabın canı gider.

-Ağanın malı züğürdün çenesini yorar.

-Tahsil cehaleti alır,eşşeklik bâki kalır.

-Postluların post kavgasında,post gidince,kavgada biter.

-Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın,cellatlar tarafından hal’ edilmesi için gelen imamın yanlışlıkla hal’ edilmeye çalışıldıktan sonra zorla kurtularak söylediği, her asırda geçerli olan sözünde;”Ricali devletle hayyen ve meyyiten takarrüb caiz değildir.”

-Ahirete her yerden kalkar. Özel bir yeren gitmek için beklemeye ve oraya gitmeye gerek yok.

-Ağız kör bir kuyudur.

-Hadis-de,Tevrattaki ibare:”Allah şişman olan alimlere buğz eder.”

-“Fikir kitabı (yazısı) Cebir kitabı gibi okunur.”(Cemil Meriç)

-Ölüm;ilmel yakinden,aynel yakin ve hakkal yakine bir geçiştir. Ölümden önce gaybi,ilmi ve imani olan meseleler,ölüm ile müşahede edilmiş ve marifet olmuş olmaktadır.

-Ölüm var ölüm. Ölün de görün.

-Ölüm;bir dereden atlamak gibidir.[23] Yani düz gidilen bir yolda öne çıkan dereyi atlamaktır ölüm…

-“Mutlak hakikatı Allah bilir.”(Peyami Safa) Çünkü mutlak hakikat,hakikatta yine O’dur.

-Dava adamı,mefkure insan,damıtımlı şuura sahib insan;insanların arkasından gittiği insandır. Bu özelliklerin arkasından giden,arkasından gidilendir.

-Mademki gelmişiz köhne cihane.

Derdimizi çeksin şu viranhane.

Gönül ne kahve ister ne kahvehane.

Gönül ahbab ister kahve bahane.

-Yüce Allah meleklere övünmektedir bu insanlarla. Peygamberimiz buyuruyor:”Yüce Allah arefe günü,akşam üzeri,meleklere:”Şu kullarıma bakınız. Toz toprak içinde,her uzak yoldan bana geldiler. Onlar,Rahmetimi umuyor,azabımdan korkuyorlar. Halbuki beni görmüş değillerdir. Acaba,görmüş olsalardı ne yaparlardı?”[24]

-Ğarkeden alimleri bir katre âb-ı mağfiret

Var kıyas et vüs’ati deryayı rahmet.

-Bir kefendir akibet sermaye-i şâh-u gedâ.

Pes buna mağrur olan mecnun değil de,ya nedir?

-Bayram odur cânan ile cânın beraber can ola,

Zevk-i tevhid ile cânın bir taze civan ola.

Bayram odur hubb-i sivâdan fariğ ola gönlümüz,

Hubb-u Mevlâ kalbin dibinde Dürr ile mercan ola.

Mevlâ bizi affede,bayram o bayram ola,

Cürm-ü hatalar gide,bayram o bayram ola.(Alvarlı Efe Hazretleri)

-Kilab-ı zulme kaldı gezdiğin nazende sahralar.

Uyan ey yâren-i şîr-i jiyan bu hâl-i gafletten. (Namık Kemal)

-Düzgünle gerilmez buruşuk bir yüz.

Boyayla incelmez kalın bir dudak.

İnsaf aynasına bir kerre bak da,

Kendini maskara etmeyi bırak.

-Senin dünyan,seni Mevlandan alıkoyan şeydir.

-“Kavmindeki alim,ümmetinin içindeki Nebi gibidir.”

-Sevgiliden sudur eden her şey güzeldir.

-Bir şeyi sevmen,seni kör ve sağır eder.

-Nefsin bineğindir. Ona rıfk ile muamele et.

-Açlık ve tokluğun desiselerinden kork. Açlığın şiddeti,tokluktan daha şerdir.

-Usulü terk edene,vusül haram olur. Ondan mahrum kalır.

-“Rabbin ile aradığın istek gecikmez ve nefsin ile aradığın istek müyesser olamaz.”[25] -“Kimin bidayeti parlak olursa,nihayeti de parlak olur.”[26]

-“O’nun yanında kendi kaderini bilmek istersen,seni nasıl bir işte bulundurduğuna dikkat et.”

-“Allah’ın yanındaki yerini ilmek isteyen,Allah’ın yerinin kalbinde nasıl olduğuna baksın.”

-“Nimetlerin varlıklarında kadirlerini bilmeyen,yokluklarında kadirlerini anlamış olur.”[27]

-“Bil ki;şeytan senden gaflet etmez. Sen de gaflet etme ki,senin perçemin onun elindedir”

-Hadis-i Kudsi-de:”Ey Adem oğlu. Eşyayı senin için yarattım. Seni de kendim için yarattım.”

-Bir anlık küfrün ebedi cezayı gerektirdiği tam bir adalettir. Zira:”Küfür ve dalalet cinayeti,nihayetsiz bir cinayettir ve hadsiz bir hukuka tecavüzdür.”[28]

-Hikmet;Hz. Âdem-le başlayıp,Peygamber Efendimizle (SAM) kemale ererek,zamanımızda da devam etmekte ve etmeye de devam edecektir.

-Bazı ilk-ler:”İlk defa Ömer bin Abdulaziz,mescidin dört köşesine minare yaptırmıştır.”[29]

-Ömer bin Abdulaziz hutbeden Hz. Ali’ye küfrü kaldırıp:”Muhakkak ki Allah adaleti ve ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder,ve hayasızlığı ve çirkin işleri ve zulmü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”[30] ayetini koydurttu.[31]

-İlk Miras taksimi[32],Said Bin Rebi’ hakkındadır.[33]

-Halkı Uzza’ya (puta) ilk tapmaya davet edenler;Amr bin Rebia ve Haris bin Ka’b adındaki kişilerdi.

Uzza’ya tapmayı ilk benimseyen ve Kureyşlilere benimseten de Amr bin Luhay-dı.[34]

-Yeryüzünde ilk yapılan,Adem-in (AS) cesedi olmuştu.

-Kabil bin Adem oğullarından bir adam ilk defa put yapmıştır.

-Süva’ ilk tapılan puttur.

-Vedd,Süva’,Yagus,Yauk ve Nesr;iyi ve ibadette daim kişiler olup,ölümlerinden sonra beşi için put yapılarak ilk önce tazimde bulunuldu.

İkinci çağ gelince öncekinden daha da çok tazimde bulunuldu.

Üçüncü çağ gelince,bunların Allah katında ancak şefaatçı oldukları düşünülerek artık bunlara tapılmaya başlandı. Ve küfürlerini arttırdılar. Bunu üzerine Allah onlara İdris (Ahnuh b. Yared b. Mehlail b. Kaynan)-ı gönderdi. Bu durum Hz. Nuh’a kadar artmakta devam etti.

Nuh tufanında bunlar sellere kapılarak (5 put) Cidde’ye kadar sürüklendi,sular daha sonra çekilip üzerlerine toprak yığıldı. Ancak daha sonra bir kahin olan Amr b. Luhay Mekke’nin idaresini ele geçirip Cürhimileri sürdükten sonra cinni birisi kendisine putların yerini söyleyip onları götürerek,Arapları onlara tapmaya çağırmasını söyler. Amr’da onları yüklenerek Tihame’ye getirip halkı putlara ilk olarak ibadete davet eder.[35]

-Menat-ı ilk diken Amr bin Luhaydır.

-İslâmda ilk Kısas,Leys-lerden birinin Huzeyli-lerden bir adamı haksız yere öldürmesinden dolayı,İslâmda Kısas ile neticelenen ilk kan davası idi.[36]

-Bu gamlar kim benim vardır baîrin başına konsa.

Çıkar kâfir cehennemden güler ehli azab oynar.(Fuzuli)

-Cahilin fahri cem-i mâl iledir.

Arifin izzeti kemâl iledir.(Ahi)

-Ne sâl iledir ne mâl iledir.

Beyim ululuk Kemâl iledir.(Namık Kemal)

-Ulemanın kocayanı kocadıkça koç olur.

Cühelanın kocayanı kocadıkça hiç olur.

-Kimler geldi, kimler geçti bu felekten.

Kalbur ile un elerken, deve geçti bu elekten.

-Bevval-i çeh-i zemzemi lanetle anar halk.

Sen Kâ’be gibi kendini hürmetle benam et.

(Zemzem suyunu kirleten herif gibi olma. Sen kendini Ka’be gibi saygı ile meşhur et.)

-Neş’e ümid ettiğin sağarda senden gamlıdır.

Bir dokun bin ah dinle kase-i fağfurdan.

-Mazi hayal,manzar-ı âti henüz adem.

Hal oynatır şuurumu bilmem nedir bu dem.

-Bir ân imiş meâli kitabı vücudumun.

Ömrüm şu gâhgüsarım olan satrı mürtesem.

-Mecruhu sanma cerhi mücerreddir öldüren.

Âfât-ı bâtiniyedir aslı musibetin.

-Günahlar insanı kabalaştırır ve zulmani kılar. Sevablar ise;letafetleştirir ve nurani kılar.

-“Essebebu kel-fail “sırrınca bir insan;yaptığı bir kötülük sebebiyle,ne kadar insanın bozulmasına sebeb olmuşsa,o kadar insan sayısınca cezaya kendini müstehak etmiş olacaktır.

Hele bir de şu sür’at asrı olan asrımızdaki durum,günahta da sür’at peyda etmesine sebeb olmuş ise,birde buna çeşitli vesilelerle kutlamalarla çeşitli günahların tekrarı eklenmiş ise,o zaman o günahların katmerleşmesine ve cezalarında ona oranla artmasına sebeb olacaktır.

Sevabta da durum aynı olmakla beraber,Kur’an-ın ifadesiyle,asğari bire on ile sevab arttırılarak verilecektir. Zira Allah ihsan sahibidir.

-Melekler,emredilmedikçe ne cehenneme,ne de cehennemi merkezleri mekan ittihaz etmez ve edinmezler.

-Bediüzzamanın da belirttiği gibi;en büyük İngiliz siyaseti;Kur’an-ın ortadan kaldırılması veya müslümanların Kur’an-dan soğutulmaları..şeklinde planlanmakta ve de oynanmaktadır…

Peki,birkaç asırdır tüm şenâet ve denâetlere rağmen ne kadar ve nasıl başarılı olmuşlardır?

Atılan temellerin köklü olmasıdır ki,kökün sağlamlığı bu milleti ayakta tutmaktadır. Büyük çapta sarsan bu sarsıntıların köksüz oluşu tesirini de köksüz kılmaktadır.

Köklülerin köklü hizmetleri. Köksüzlerin köksüz tahribleri…

-“Dâd-ı Hak râ kabiliyet nist.”(Hak vergisi,halkın algısı nisbetindedir. Hak vergisi;hakkın haklıya hakiki,hakkı olan vergisidir.)

-Ölemedim. Çünkü elimde değil. Bu vücudun sahibi ben değilim.

Ölmek istedim. Hem de çok..gayet çok..çooook. Çok,ama ölemedim. Tâ ki dirilecek,tekrar daha güzel bir surette var olup,varlığa çıkacak. Tıpkı toprağa giren bir tohum gibi…

Tohum gibi olamadım. Tohum kadar da olamadım.

Tohum ben olamazken,ben o kadar,onun kadar olamadım. Vâa esefâ. Vah hasretâ…

Esef bitmeli,hasret gitmeli. İnsanlar ölmeli dirilmek için. Dirilere ihtiyaç var.Yaşayan ölülere ihtiyaç yok. Muhtaç da değiliz. Taç-da olamadılar ki;başımızda taşıyalım. Kaba. Tıpkı odun. Taş-da olamadılar ki,evimizin temeline koyalım. Böyle istemiş,böyle olmuş,ne yapalım?

-Benûn ve Hâfe-de:Senin oğulların ki,sana kızanlardır. Hafedelerin ise;sana hizmet edenlerdir.[37]

-Emşac;Erkeğin suyu ve kadının suyu rahimde birleştiği zaman karışık olması.[38]

-Eshâb-ul Meymene:Sağcılar.[39]

-Eshâb-ul Meş’eme:Solcular.[40]

-Samed:Her işte kendisi kastedilen,kendisine yönelinen.[41]

-Bir kâfir Rasulullahdan veya Kur’an-dan her hangi bir şey anlatabilir mi?(Nakil edebilir mi?) Şâfiiye göre;Normal bir insan olarak bahsedebilir. Kâfir olarak bahsedemez.

-“Alimin ölmesi alemin ölmesi.”derler. Evet. Zira bir arap şairinin dediği gibi:”Alemi bir şahsiyette toplamak kudretine zor gelmeyen Cenâb-ı Hakkın marifetinde yükselen ve kemal derecesine varıp,asrın ilmiyle mücehhez olan,bütün insanlara ilimde,şecaatta,ferağatta ve bunun gibi bir çok sıfatlarda denk olan bir zatın ölmesi alemin ölmesi demektir.

-Gökte yıldız ararken nice turfa (budala) müneccim.

Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzârında.(Ziya Paşa)

-Ben bilmez idim gizli ayân hep sen imişsin.

Canlarda ve tenlerde nihân hep sen imişsin.

Senden bu cihan içre nişan ister idim ben.

Ahir bunu bildim ki cihan hep sen imişsin.

-Ararsan Mevlâyı kalbinde ara.

Kudüs’te,Mekke’de,hac-da değildir.

Eğer bir Mü’minin kalbini kırarsan.

Hakka eylediğin secde değildir.(Yunus)

-Eli boş gidilmez gidilen yere.

Rabbim boş gelmedim,ben suç getirdim.

Dağlar çekemezken o ağır yükü.

İki kat sırtımla pek güç getirdim.

-Bî-edeb mahrum bâ-şed ez-lutfu Rab.(Edebden mahrum olan,Rabbın lutfundan mahrum olur.

-Bî-edebrâ edebkerden,edebest.(edepsizlere edepsizlikle mukabelede bulunmak edebdir.)

-Diyâr-ı küfrü gezdim,beldeler,kâşâneler gördüm.

Dolaştım mülk-i İslâmı bütün virâneler gördüm.(Ziya Paşa)

– Sessizce düşünsek duyacaklar bir gün

Olmadıkları oldu sayacaklar bir gün

Onlar bu vehimle ellerinden gelse

Rüyalara sansür koyacaklar bir gün. (A.N.Asya)

Ö Ğ Ü T L E R :

-Kınayan kınanır,küfredene küfredilir,küfretmeyiniz.

-Irzınızı koruyunuz.”Eline-Beline-Diline sahib ol.”(H.Bektaş-ı Veli)

-Amca kızlarını amca çocuklarına verin.(Amr bin Gülsüm)

-Kadınların yerlerini erkeklerden uzak tutunuz,çünki bu durum gözleri koruyucudur,iffete sebebtir. Beraberlikte hastalık vardır.

-Dizginini tutmadığın iş seni üzer.

-Atufkâr olunuz.

-İkrâm ediniz.

-Hayırlı ölüm,hayırlı işte olurken olan ölümdür.

-Gadab ateştir. Ateş ormanları,gadab insanları yakar.

-Hayrı umulmayan,şerrinden korkulan sütsüzdür.

-Sevginizde eziyet etmeyiniz.

-Sabır gösteriniz. Sabır,içilmesi acı,neticesi şifalı bir ilaç gibidir.

-En büyük musibet,kötü haleftir.

-Etrafına yumuşak davran,tâki sevilesin.

-Mütevazi ol,tâki yükselesin.

-Güler yüzlü ol,tâki sana itaat edilsin.

-Büyüklere ikrâmda bulunduğun gibi,küçüklerede ikrâm et.

-Yardım dileyene yardımda bulun.

-Ziyaret edeni,ziyaret et.

-Hikmetli söz emin kılar,kötü söz yaralar.

-İhtiyarlara hürmet et,sen eğer ölmezsen ihtiyar olacaksın.

-Vefasız olma,vefakâr ol.

-Öğütleri tut,öğütte bulun.Öğüt ve iyilikler üzerine ol.

-Allahtan kork,Takva üzere ol.

-Hallerini düzelt,günahtan sakın.

-İzzetli bir ölüm,zillet ve acz-le geçen bir hayattan daha hayırlıdır.

-Ömür;bela ve bolluk üzeredir. Gün;sürur ve ağlama üzerinedir. İnsanlar lehinde ve alehyinde olurlar. Olan ise,olur.

-Denginizle evleniniz. Yoksa bekleyiniz. En güzel olanı,hayası güzel olandır. Ahmak ve zayıf akıllı olandan sakınınız.

-İyilik üzere olmak,kötülükten korur.

-Sılayı rahmi kesmek,sıkıntı ve ihtiyarlık verir.

-Kin iyiliğe manidir.

-Gençliğinizi yeyip,fani etmeyin,Zaman sizi eskitmeden,kendinizi yenileyiniz.

-İyilerle oturun,iyi olun.

-Zaman iki memelidir;Birinden acı,diğerinden tatlı çıkar,sen tatlı olanı sağ.

-Yardımlaşın. Zira iyilik ve yardım paylaşıldıkça artar.

-Dilinize sahib olun. Zira siz söylediğiniz sözünüzün esirisiniz,söylemediğiniz söz sizin esirinizdir.

-Kişinin ölümü iki dudağı arasındadır.

-Bolluk anında şımarmak ahmaklık,zorluk ve belada acziyet akılsızlıktır.

-Çaresi olmayan şeyin çaresi,sabırdır.

-Gülünmeyecek şeye gülmeyiniz.

-İstenilmeyene icabet etmeyin.

-Vakar sahibi olun.

-Geveze,gece odun toplayan gibidir. Elde edemez,eldekini kaybeder,hata eder.

-Hayra delil olan yapan gibidir.

-Ailesi bozulan,suda boğulan gibidir.

-Sözün özü kısa olanıdır.

-İşlerin en doğrusu yanlışların terkidir.

-Israr etmeyiniz,usandırır.

-Susmak muhabbeti kazandırır.

-İşlerin en hayırlısı vasat ve orta olanıdır.

-En hayırlı arkadaş,saliha hanımdır.

-Nefsini ayıplamayana öğüt fayda vermez.

-Edeb,rıfk ve yumuşaklıktır,rıfkda berekettir.

-Binek sahibi olunuz.

-İnsanların en sevgilisi,hak sahibine hakkını verendir.

-Hayat gidiyor,ömürde süratle gidiyor. Aldanmakta fayda yok.

-Dün nerede? Dündekiler nerede? Hani Melikler? Nerede Cebbarlar? Nerede güzel yüzlüler,Gençler ve Gençlikler?Nerede şehirler imar edenler? Kendilerine ne imar ettiler,mamurmu ettiler,mahrum ve harab mı ettiler? Nerede kendisinden sonrakilere mal biriktirenler,sonrakiler ve malları? Hep gittiler ve unutuldular… İbret alınız ey akıl sahibleri…

-Yemeyeceğinizi biriktiriyor,elde edemeyeceğinizi arzu ediyorsunuz!

-Cimriliğin bir kısmı,nifakın şubesindendir.

-Dünya gurur ve aldatma üzerine kurulmuş ve dürülmüştür.

-Dünya,peşine düşülen acuze bir kadın gibidir.

-Sahi olun. Hadisde:”Sahi,Allahın mahbubudur,fasık olsa bile. Bahil ve cimri Allahın düşmanıdır,salih olsa bile…”

31-12-2000

MEHMET ÖZÇELİK

[1] İşarat-ül İ’caz.sh.23.

[2] Şualar.sh.18-20.

[3] İsra.84.

[4] Muhtasar Tefsir-i İbni Kesir.(Arapça) 3 / 650.

[5] Kasas.56,bak.Bakara.272,Yusuf.103.

[6] Kur’an Tarihi ve Kur’an Okumanın Edepleri. Ahmet Cevdet Paşa.. veA. M. ed-Debba.Terc.Y.Doç. A.O.Y. sh.39.

[7] Fatır.43.

[8] Al-i İmran.54,İbrahim.46,Nahl.45,Neml.50,Mü’min.(Ğafir)45.

[9] Hadislerle Müslümanlık. 3 / 935.

[10] Tefsir-i Kebir. Fahreddin-i Razi. 3 / 335.

[11] Hak Dini Kur’an Dili. E. H. Yazır. 4 / 2624.

[12] Mesnevi. mevlana. Terc. Tahir-ul Mevlevi. 1 / 134.

[13] Şualar. B. Said Nursi.sh.521,Mesnevi-i Nuriye. B. S. Nursi.sh.38,El-Acluni,Keşful Hafa. 2/ 22, 2 / 164,No.2123,Mektubat. İmam-ı Rabbani. 2 / 320,Mevzuatül Aliyyül Kari Terc. sh.99,Sonsuz Nur. M. Fethullah Gülen. 1 / 8.

[14] Risale-i Nurun Kudsi Kaynakları. A. Badıllı.sh.368-371.

[15] Bak. Tasavvuf . Mahir İz.sh.59-60.

[16] Cüneydi Bağdadi. T. Kebir. 16 / 240.

[17] Emirdağ Lahikası. B. Said Nursi. 1 / 263.

[18] Mesnevi. Mevlana. 1 / 57.

[19] Mearif.sh.50.

[20] Age.sh.266

[21] Age.290.

[22] Age.315.

[23] Bak. Mesnevi-i Nuriye. B. Said Nursi. sh. 177.

[24] İslam Tarihi. Medine Dönemi. A. Köksal. 10 / 269,Müslim-Sahih. 2 / 983,Hakim. Müstedrek. 1 / 464, Beğavi. Mesabiu-us Sünne. 1 / 128.

[25] Hikem-i Ataiyye. T. A. İskenderani. sh. 20.

[26] Age. sh.21.

[27] Age.127.

[28] Lem’lar. B. said Nursi. 77,76,262, Hak Dini Kur’an Dili. age. 3 / 2112.

[29] İslam Tarihi. Medine Dönemi.age. 1 / 134.

[30] Nahl.90,A’raf.33Maide.8,İsra.26.

[31] İbni Esir. 5 / 39,57.

[32] Nisa.11.

[33] İslam Tarihi. Medine Devri.age. 3 / 808.

[34] Age. 9 / 359.

[35] Age. 9 / 354.

[36] Age. 9 / 450.

[37] Nahl.72,İslam Tarihi.Medine Devri.age. 5 / 184.

[38] İnsan.2,Age. 5 / 184.

[39] Vakıa.8

[40] Vakıa.9,age. 5 / 184.

[41] İhlas.2,age. 5 / 184,bak. Heysemi. Mecmauz-Zevaid. 6 / 303-310, 9 / 278-284.

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .