İMTİHAN

İMTİHAN
“Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar, (fenalık için) kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.”
“Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.”
“Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah’ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.”
Allah her kavmi farklı bir yöntemle imtihan etmiştir.Talut’un kavmini ırmaktan geçirerek onları ırmakla ve su içip içmemekle imtihan etmiştir.Öyle ki insanın nefsinin en fazla arzu ettiği bir şeyi,en hassas bir zamanda ve tamamen nefsinin arzusunu veya ilahi rıza ve emri yapıp yapmamakla bırakıldığı bir andır.İkisinden birisini tercih edecektir.Ancak netice önemlidir.Oda bu tercih ile gerçekleşmektedir.
“Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.”
“Hatırlayın ki, size işkencenin en kötüsünü yapan Firavun’un adamlarından sizi kurtardık. Onlar oğullarınızı öldürüyorlar, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardır.”
“Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk.”
Tam da istenilen ve ihtiyaç duyulan bir anda nefsi tahrik edici bir durumda ortaya çıkmaları,gelde yeme,der gibi güçlü bir imanın tezahürü ile karşı karşıya…
“Onları (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.”
“(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.”
“İşte orada herkes dünyada yapmış olduğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlaları olan Allah’a döndürülür. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmuştur.”
“Hani Musa kavmine demişti ki: «Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kesip, kadınlarınızı (kızlarınızı) bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtardı. İşte bu size anlatılanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardır.»”
“Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.”
“Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.”
“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?”
“ Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.”
“İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.”
“Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı. dedik.”
“Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah’a yöneldi.”
“Andolsun biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik, sonra o, yine eski haline döndü.”
“Ve onlara âyetlerden öylesini vermiştik ki onda açık bir ni’met ile imtihan vardı.”
“Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.”
“Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah’ın kalplerini takvâ ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.”
“Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.”
Allah Musa’nın kavmini daha çok imtihana tabi tuttuğundan Kur’an-da onlardan daha çok bahsedilmektedir.
İbrahim peygamber oğlunu kesmekle imtihan olmuştur ki,bu imtihanın en ağır olanıdır.Ondandır ki peygamberlik makamında en büyük yer alanda O’dur.O’nun neslinden peygamberler gelmiş,salli-barik duasında O temsil ve teşbih olarak verilmektedir.
*Firavunun boğulmasından sonra hanımı Asiye ve sarayda iyiler hakim olmuş,kötü olan yönetimde bulunanlar da başı kopmuş yılan gibi devre dışı kalmışlardır.İmtihan güçlünün değil,güç sahibi Allah’a dayananların olmuştur.
*Eğer çocuklar dünyaya gelmeden önce daha sonra oluşacak olan özellikleri kendilerine gösterilip bir tercih yaptırılsaydı,anne-babaların kaçta kaçı şimdiki çocuklarını tercih ederlerdi?
En ağır imtihan tercihi olmadan önüne konulan evlatla yapılan imtihandır.Tıpkı kadının da aynı zamanda tanımadığı veya erkeğinde huyunu bilmediği bir kadınla imtihan olması gibi.
*Bundan sonra herkes anne-baba-eş ve çocuklarının mezarında 3 gün yatacak.
Veya onları gideceği yere uğurlama bir kanun ve bir vakıa olsaydı;durumumuz ne olurdu?
Allah kimseye taşımayacağı bir yükü yüklememektedir.
*İnsan Allahın yaptığı bir şeye karşı çıkarken,kendi ilmi nedir,boyu ne kadardır,ona bir baksın!Oysa en basit ifadeyle,Allah bu işleri öncesine gitmeden 15 milyar yıldır yapıyor ve sürdürüyor.
Burada insan boynundan ve ilminden büyük konuşmuş oluyor.
İbni Kemal Yavuz Sultanın şeyhulislamı olup, öğrencilere ders vermek üzere içeriye girdiğinde biraz kibir edasında bulunur.
Buna vakıf olan öğrencinin biri sorar;
-Hocam Allahın ilmi yanında sizin ilminiz ne kadardır?
Hiç böyle bir soru mu sorulur deyince, öğrenci farzı muhal olarak deyince büyükçe bir daire çizip onun Allahın ilmi olduğunu ve ortasına da koyduğu noktanın da insanların ilmidir diye cevab verince öğrenci;
Ya hocam acaba sizinki o noktanın neresindedir?
Büyük bir hiççç!
*Şükreden bir kul mu?sabreden bir kul mu?
Böyle bir tercihle imtihan edilseydim,şükreden bir kul olmayı sabreden kul olmaya tercih ederdim.
Diğer bir ifadeyle kaybederek değil,kazanarak,alınarak değil verilerek yapılan imtihan edilmeyi seçerdim.
*Rabbe karşı kendini savunmak!Hiç kabil mi?
Hakim kendi müdde-i olsa kimden kime şikayet edeyim?
Allah beni bu halimle kabul edip benden razı ise,ya ben kim oluyorum ki ondan razı olmayayım?
*Hz.Yunus ve Eyyub’un bir kere söyleyip kurtulmasına ve rızaya mazhar olup Kur’an-da anlatılmasına ve asırlara örnek olmasına rağmen,bizler sürekli onları evrad halinde ve de yüzlerce defa okunduğu halinde bir açılımın olmamasının sırrı şu olsa gerektir;
1-Onlar bu ifadeleri ihtiyaç anlarında,en muhtaç durumda söylediler.Ümitlerin ve sebeplerin bittiği noktada,sebeplerin sahibine sebepler devre dışı iken yöneldiler.
2-Muztar durumda idiler.Zorda idiler.
3-Birde söz aynı söz fakat ağız aynı ağız değil.
*Şimdiye kadar hep makro alemde gezildi.Şimdi ise mikro aleme geçiş yapılmaktadır,oda hızla.Tıpkı âfaktan enfüse geçiş gibi.
Mikro alem,makro alemden geri değil belki daha da zengin ve esrarengiz.
*Ahirette herkes pişman olacaktır.Kimi az yaptığı için,kimi de yapmadığı için.
*Dünyada uzun süre kalmaya yönelik ev yapmaya imar izni verilmemektedir, aksi takdirde yıkılacaktır.
*Hayatımızın –z- raporu her gün için ayrı ayrı alınmaktadır.Bize gösterilmek üzere.
*Hamdım-piştim-yandım…
Hayatın üç mertebe,üç aşaması vardır.Hayat fırınında pişmeyen olamaz.
Buradan bizleri ham gönderme Allahım!
Ya pişilecek..ya pişilecek..ya pişilecek..ya da yanılacak…
*Güzel gören güzel düşünür,güzel düşünen hayatından lezzet alır.”
Hayattaki tüm sıkıntılar görme problemlerinden kaynaklanır.
‘Huz mâ şi’te limâ şi’te.’
“Huz külle şey’in ahsenehu’
Aleme çirkinlikleri yönüyle değil de,güzellikleri cihetiyle bakılmalıdır.
Bardağa boş tarafından değil,dolu tarafından bak.
*Burada insanın başına gelen belalar,yanmalar,her türlü azab,korkutucu haller,ahirette de verileceğinin bir delili ve göstergesidir.
Orada kullarına dehşetli cehennem azabı mı verir diyenler,bu dünyadaki azab ve belalara bir baksın…
*Katır, deveye sordu: «Niçin ben çok kere katarın başında gidiyorum da sen arkada yürüyorsun?» Deve dedi ki: «Ben yokuşun başına geldiğim zaman ileriye bakar sonuna kadar görebilirim. Çünkü yüce başlı yüce himmetliyim, parlak gözlüyüm,bir bakışla yokuşun sonunu, bir bakışta da ayağımın önünü görürüm.»
Mesele geride olmak değil,ileriyi görmektir.
Katır olup önde olmaktansa,deve olup ileriyi görmek daha yeğdir.
*Kus bin Saide:
Eynel âbâ-u ve eynel ecdad
Ve eynel ferainetüş şeddad
Eyne men beğa ve teğa
Ve seyyede ferain
Fekale ene rabbükümül a’la
Tahanehus sera bil kelkelihi
Ve nezzekahum bi tulih.
Meali: Hani âba ve ecdad, hani müzeyyen kâşaneler, hani mamur âbâd?
Nerede kavm-i Lût ve Ad, nerede mağrur Şeddat? Nerede kavm-i Semûd, nerede Firavun, Nemrud? Hani “Ben sizin en büyük rabbinizim” diyenler? Hani cennet diye sedler, surlar, binalar inşa edenler?
-Devran onları değirmeninde öğüttü,
Tuz etti kemiklerini çürüttü…
Her zerresi bir tarafa dağılıp gitti…
Bir kısmının evleri yıkılıp ıssız kaldı.
Bir kısmının yerlerini kelbler aldı.
*Servet ile biz sanırdık ki, rahat artar
Rahat ile umardık ki, taat artar
Bulduk bir ehli tahkik sorduk, hakikatinden
Dedi: Servetle gaflet, rahatla illet artar.
*Sen çıkarsan aradan
Kalır seni yaradan.
*Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar,hiç yaşamamış gibi ölürler.
-O.Yüksel Serdengeçti evini satışa çıkarır ancak kimse satın almaz.Bunu Necip Fazıl’a anlattığında sebebini sorar.Serdengeçti sebebini şöyle anlatır:
Gelen alıcıya evi gezdirir.Ev üç cephelidir.Bir cephesinde bulunan hastaneyi,öbür cephesinde bulunan hapishaneyi ve diğer cephesinde bulunan mezaristanı gösterir ve şöyle der;Hayat bu üçü arasında gelip geçer,deyince kimse de evi almazmış.
*”Zâlime imhal ederim; ihmalim yok dedi Yezdan”
Allah herkese bu dünyada bir ömür mühlet vermektedir.
Hangi güzel yüz ki toprak olmadı
Hangi güzel göz ki yere akmadı
*Ölüm Güzel Şey, Budur Perde Ardından Haber!
Hiç Güzel Olmasaydı, Ölür Müydü Peygamber?..
* “Ben sanırdım âlem içre bana hiç yar kalmadı
Ben beni terkeyledim, gördüm ki ağyar kalmadı” Niyazi Mısri
*Hak teâlâ intikamın, kul eli ile alır
İlm-i hâli bilmeyenler, onu kul yaptı sanır

Cümle eşya Halıkındır, kul eliyle işlenir
Emr-i Bâri olmayınca, sanma bir çöp deprenir.
MEHMET ÖZÇELİK
14-11-2010

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .