K A D I N

K A D I N

Yaratılışı itibarıyla üstün vasfa sahip olup, insan olarak yaratılan;“Vasıfları”[1] itibariyle temiz bir vasfa sahip olan kadınlar, erkekler gibi,hakkı gözetilmesi[2] gerekenlerdendir.
Onlara adaletle muamele etmeyi emreden Allah;[3]Onlar sizin elbiseleriniz,[4] ve tarlalarınız,[5] diyerek birbirlerinin tamamlayıcısı olduklarını belirtmektedir.

İslâmiyet gelerek onların var olan bir haklarını almamış,bilakis onlara bir çok haklar vermiştir.İnsan sayılma haklarından,hukuka kadar bir silsile hakkını hakkıyla vermiştir.Çünki haksızlık mevcud olan ir hakkın alınmasıyla ancak olur.Oysa İslâmdan önce kadının hiçbir hakkı yoktu ki,hakkı alınmış olsun.

Sözlük anlamı olarak Zevc;çift sayı ve ayakkabı çifti anlamınadır. Burada hem sayılar hem de ayakkabıların her bir teki bir diğerini tamamlamaktadırlar. Sağ ayağı sağ ayakkabı,sol ayağı sol ayakkabı tamamlamaktadır. Bir eksikliği değil,tamamlayıcı özelliğiyle bir üstünlüğü ifade etmektedir. Bunlar birbirinin aynı olmamakla beraber birbirinin tamamlayıcısıdırlar. Birini diğerinin yerine ikame etmek olmayacağı gibi,birine iki görevi birden yüklemek de olamaz.

Ayakkabının her bir parçası kendisini harcadığı,başlı başına hareket edip kendisini parçaladığı nisbette kıymetsizleşir ve diğer tekinide kıymetsizliğe sevk etmiş olur.

Ve yine cennetten çıkmada Hz. Âdem-de suçlu olmakla beraber[6],her ikisinin beraber işledikleri de belirtilir.[7]

Hemde bu bir ceza olarak nitelendirilmemelidir.Hz.Ademin cennetten ihracı;Tavzif olarak nitelendirilmelidir.Ulvi bir vazife ile tavzif edilmiştir.

Hz. Âdem ve Hz. Havva kıssası Kur’an-da 6 yerde geçer.[8]

İmana ve Kur’an-a hizmette kadınlar da sorumlu ve yükümlüdürler. Erkeklerden geri kalmamalıdırlar.[9]

Kadın da erkek gibi bir kul-dur.

İbadet,emir ve nehiylere muhatab da müsavidirler.

Kadının erkeğe,erkeğin kadına karşı hukuki bazı görevleri olup;iyiliği emretmek,kötülükten sakındırmak gibi mükellefiyetleri belirtilmiştir.[10]

“Allahın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve erkekler mallarından harcama yaptıkları için erkeklerin kadınların yöneticisi ve koruyucusudur.”[11]Erkeğin kadından bu üstünlükleri şu şekilde sıralanmıştır;Aklın ve dinin ziyadeliği,velayet,şahidlik,cihad,cuma,cemaat, imamet,peygamberlik,hilafetlik,erkek 4 kadınla evlenirken kadın bir erkekle evlenmekte,mirasdan 2 pay alması,mirasda ta’sib,talak,nikah ve ric’atın erkeğin elinde olması,idarecilik,güçlülük,dinin şeairinin ikamesi,oruç ve namazı tam tutması,azimlilik,ezan okuma,hutbe,teşrik tekbirleri,sakal,sarık,ganimet….[12]

Ancak burada mirastaki kadın erkek farkı;cinsiyet farkı olmayıp,mükellefiyetten kaynaklanır.

Prof Gaston Jezz:”Ben,garplı bir aile hukuku profesörü olarak diyeceğim ki,Türk milletinin aile nizamını elinden alınız,geride çok bir şeyler kalmaz.”der.[13]

Şu bir gerçek ve tarihen sabittir ki;Batıda değil kadının varlığı,adının varlığı bile söz konusu olmayıp,milyonlarcası rahatlıkla öldürülmüş,bir meta olarak kullanılmıştır.

Rusyada da durum bundan geri değildir. Bu konuda İbni Fazlan-ın seyahatnamesinde:”Zengin bir adam ölünce cariyelerden ya da kızlardan birisi ona kurban ediliyor. Cariye ölünün yakıldığı gün yakılıyor. Kurban edilecek kız şu şekilde belirleniyor;

Ölünün yakınları cariyelere sorarlar:”onunla hanginiz ölmek ister”diye. Kızlardan biri;”Ben”der. Bunu söyleyince artık bir daha vaz geçemez. Vaz geçmek istese de artık onu bırakmazlar.”[14]

İngiliz papazlarından Dor 1888’deki bir sözünde:”Bundan yüz sene evveline gelinceye kadar kadın;erkeğin sofrasına oturmak hakkını haiz olmadığı gibi,sual sorulmadan söze başlaması da caiz değildi…

Ve Time gazetesinin 1932 yılındaki bir yazı serisinde:”1840 tarihine kadar bir erkek karısını,boynuna bir tasma takarak pazara götürüp satmak hakkını haizdi.”denilir.[15]

Ve hristiyanlık kadını,günahın anası,fitnenin de kaynağı olarak görmektedir.[16]

Evlenmek[17] kadının fıtratının,kadınlık vasfının bir gereğidir.

Haya,kadının süsü ve zinetidir.

Allah’a karşı gösterilecek haya,onun emredip,müsaade ettiklerini anlamak,edeb ve hayayı takınmaktır.[18]

Cemiyete karışmakla kendini eriten kadın,korunmak için zırhı olan tesettürünü takınması gerekir.[19]

Medeniyet adıyla,medeniyetin giyinişini taklid eden kadınlar,ancak gülünç duruma düşmüş olurlar.[20] Zira insan sadece kalıbtan değil,aynı zaman da kalbten de ibarettir. O da unutulmamalıdır.

Kur’an-ın”Teaddüd-ü Zevcat”[21]emrine ve tavsiye ve müsaadesine karşı çıkan şimdiki medeniyet;kadını çok şeylerden mahrum ettiği gibi,ona gösterilecek ve muhtaç olduğu merhametten de mahrum bırakmıştır.

Bir yandan kadını koruduğunu iddia ederken,diğer yandan onları sefil ve sefalete terk etmekle kalmamış, ona doğru yitip atmıştır.

Onunla da yetinmeyip,boşanma yolunu açarak,mahkemeleri onunla meşgul etmiş. Fahişehaneleri açmakla kadını sıfırlamıştır.

Kadın kadınlığını,namusunu,şerefini,kendisini ve gerçek kimliğini İslâmiyet de bulmuş,İslâmiyet ile elde etmiştir.

Teaddüd-ü zevcat da bir çok şartlar getirilmiş,hepsine sevgide ve maddi imkanlarda eşitliği şart koşmuş,aralarındaki çekememezliğe sebeb olacak durumların yolunu tıkamıştır.

Peygamberimiz, Arabdan bir kadınla evlenmiş ve (bu kadını,Hz. Âişenin çekememezlikten dolayı tenbihlediği rivayet edilmektedir.) bu kadın peygamberimiz yanına vardığında kadın dedi:”Senden Allah’a sığınırım.” Peygamberimiz ona dedi:”Öyle sığınacak bir şeyle sığındın ki,ailene git.”diyerek onu boşadı.[22]

Peygamber Efendimizin risaletinin ibtidasından beri en büyük destekçisi olan Hz. Hatice;kadınlığın ve kadınların zirvesinde idi. Mü’minlerin annesi idi aynı zamanda o…

İnsanlık tarihinden bu yana,Fir’avunun iman eden hanımı Hz. Asiye,Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem ve Hz. Hatice bizzat peygamberimiz tarafından övülmüş ve kadınların zirvesinde bulunmuşlar.

Evet,bunlar sadece kadınların ve kadınlığın zirvesinde değil,insanlığın zirvesinde olan pakize ve tahire şahsiyetler idiler…

Hz. Âişe,Peygamberimizin aile hayatını ümmete en güzel yansıtan fakihelerdendir. 2210 Hadis rivayet etmekle hadis alanında Muhaddislere ve ümmete öncü ve problemlerinin çözücüsü olmuştur.

Hâkeza;her alanda zirvede idi o…

Hz. Zeyneb ise onlardan geri değildi. Zira nikahı,ilâhi akde mazhar olmuştu.[23]

İslâmın hedefi de kadınları bu gibi sahabiyelerin seviyesine,kadınlığın asliyet ve zirvesine çıkarmayı hedeflemektedir.

Kadın sahabilerin mescidi haramda toplandıkları bir bayram günü bir yahudi gelerek:”Ey kadınlar,aranızdan bir peygamber çıkması çok uzun sürmez. Sizden hanginizin gücü yeterse onunla evlensin.” Bu söz içlerinde bulunan Hz. Haticenin de nazarı dikkatini çekmiş,oda bekliyordu.[24]

Kur’an-ı Kerim-de onlar ile ilgili bir çok hukuki konu zikredilmektedir. Kadından düşen kısmete rıza gösterme[25],saliha ve itaatkar kadın,[26]Kimlerle evlenilmeyeceği,[27]Fuhuş ve zina,[28]Geçimsizlik[29] ve iki tarafın barıştırılması[30],temizleninceye kadar adetli olana yaklaşılmaması[31] ki,Kitab-ı Mukaddeste de[32] zikredilmektedir

Büyük bir sure olan Nisa suresi onun adıyla yani –Kadın-diye adlandırılmıştır.

Fıtratları gereği zayıf ve şefkatlidirler. Bundan dolayı bazı harici işlerin onlara tevdii,idarecilik gibi görevler onlar için iltifat değil,yıpratmadır. Peygamberimiz:”İşini bir kadına veren bir kavim felah bulmaz.” Hatta bundan dolayıdır ki,İslâm alimleri hilafetin bir şartının da erkek olması gerektiğini belirtmişlerdir.

MEHMET ÖZÇELİK / 4-6-1996

[1] İşarat-ül İ’caz. B. Said Nursi. sh. 145.

[2] Nahl.90.

[3] Nisa.3,129.

[4] Bakara.187.

[5] Bakara.223.

[6] Ta-Ha.121.

[7] Bakara.36-37,A’raf.20-24.

[8] Bakara.A’raf.Hicr.İsra.Kehf. Ta-Ha.

[9] Bak. Tarihçe-i Hayat. B. Said Nursi. sh.164.

[10] Bak. Ma’ruf ve Münker. S. C. el-Amra. Terc. M. İslamoğlu. sh.282-287.

[11] Nisa.34.

[12] (Mecmuatün minet-Tefasir.(Arapça) 2/64-65)

[13] Yeni Asya gazt. 5- 1 1995.

[14] Zaman Gazt.10-3-1995.

[15] Agg.6-12-1990.

[16] Kitab-ı Mukaddes. Tekvin. Bab2-sh.2,sayı.21-22,bak.zaman gaz.15-3-1995.

[17] Bak. Emirdağ Lahikası. B. Said Nursi. II / 48,80, Kastamonu Lahikası. B. Said Nursi.sh.252,231,265, Hanımlar Rehberi. B. Said Nursi. sh. 25.

[18] Bak. Sözler. B. Said Nursi.18.söz.2.nokta.sh.210, Lem’alar. B. Said Nursi.11. Lem’a.7.nükte.sh.48.

[19] Bak. Sözler. age.727,27.söz.482.(üçüncüsü),Emirdağ Lahikası.age. II / 132.

[20] Bak Mektubat. B. Said Nursi.16. Mektub.5.nokta.(Birincisi)sh.69, Tarihçe-i Hayat.age.sh.235.

[21] Nisa.3,129,Bak. Sözler.age.25.söz.3.şua.2.cilve.2.esas.sh.409,Münazarat. B. Said Nursi.sual-cevap,sh.74.

[22] Revabit-ul Beyan tefsir-u ayatil ahkam minel Kur’an. M. Ali Sabuni. (Arapça)sh.17,Kaynaklar. Buhari. 6 / 3 (163),İbni Mace. 1 / II (657), Ahmed Bin Hanbel. 3 / 498.

[23] Ahzab.36-37.

[24] Büyük İslam Kdınları. M. Emre.sh.30.

[25] Nisa.19.

[26] Nisa.34.

[27] Nisa.22-24.

[28] Nisa.2-3,15-16,27,31.

[29] Nisa.128-129.

[30] Nisa.35.

[31] Bakara.222.

[32] Age.sh.118.

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .