KALEM VE KELÂM

KALEM VE KELÂM

Hiçbir şey yoktu,O vardı. O mâsivadan önce de vardı.
Kelâm O’nunla beraber var idi.
Varlık kelâmla,kelâmıyla var oldu.
O’nun yarattığı ilk şey kalem oldu.
Kelâmın gücü kılıcın gücünden daha güçlüdür.
Kalemin gücü kelâmın gücünden ileri gelir.
Tevhid kelimesini yani içinde Allah kelimesi olan Kelime-i Tevhidi faziletçe hiçbir amel geçemez.Feyiz ve kudsiyeti yücedir.Can ve mal güvenliği sağlar.Cennete girmeye sebeptir.
İnsandaki ruhun gücü ve de ebediyeti kelâmın gücünden güç ve kuvvetini almaktadır.
O kelâm kelimesini ve ruhunu insana ve İsa’ya üfledi.
Hz.İsa 30 yaşında peygamber oldu,üç yıllık bir peygamberlik dönemi vardır. Onun bugüne kadar ki gücü,ondaki kelâm ismine mazhariyetin,’Allah’ın Kelimesi’ sıfatına sahip olmasındandır.O mütekellim sıfatına mazhar bir peygamberdir.Ölüleri diriltmektedir.O gücü kelime ve kelâmdan almaktadır.
O güçle daha beşikte iken konuşmuştur.Annesinin iffetli olduğunu söylemiş,ona atılan iftiralardan uzak olduğunu beyan etmiştir.
‘Ve tekelleme fil mehdi sabiyya’
İnsanın hilafetinde kelam ve kalem vardır.Diğer varlıklara karşı kelamıyla ve kalemiyle ön plana çıkmıştır.
İnsan Allah’a kelâmıyla ve kalemiyle muhatap olmuştur.
Bir anlık alemden kelâm ile kalemi çıkardığınız zaman her şey çökecektir.
Devletler kalem üzerine ayakta durmaktadır.
Eğitim kelâm ile sürdürülmektedir.
Kelâm ve kalem aynı duygunun kolları ve ürünüdürler.
İnsanın iç dünyasının dışa açılan kapısı ve penceresidir.
İnsanın kendisini ifade etme aracıdırlar.

[ “ (Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kur’a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.”
“ Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah’ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.”
Allahın ezeli ve ebedi kelâmını sonradan yaratılan kalem bitirememektedir. O’nun kelâmını kalemi bizlere aktarmakta ve bildirmektedir.
“ Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki;”
Hukukta ve içtimaiyatta kutsal ve değerli şeyler üzerine yemin edilir.İşte kalem hatta onun yazdıklarını yemin edilmektedir.
“O, insana kalemle yazmayı öğretti.”
Büyük bir hedef ve görev olarak addedilmektedir.

“Bu ara Adem Rabbinden bir takım kelimeler belleyip O’na yalvardı. O da tevbesini kabul buyurup ona yine baktı. Gerçekten tevbeyi çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak O’dur!”
Tevbenin tahakkuku kelime ile tahakkuk etti.
“Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir zümre, Allah’ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.”
Allah kendisini anlatamamaktan münezzehtir.
“Şunu da hatırlayın ki, bir vakit Rabbi, İbrahim’i bir takım kelimelerle imtihan etti. O, onları tamamlayınca Rabbi: «Ben seni bütün insanlara önder yapacağım.» buyurdu. İbrahim: «Rabbim zürriyetimden de yap» dedi. Rabbi ise: «Zalimler Benim ahdime nail olamaz.» buyurdu.”
Önderliğin yolu kelimelere sahip olmakla mümkün kılınmış ve o şarta bağlanmıştır.
“Mabette namaz kılarken melekler ona seslendiler: «Allah sana Allah’ın emriyle (vücut bulan İsa’yı) tasdik eden, efendi, iffetli, iyilerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler»
İnsanı sevindirip mutlu eden en büyük şeyler kelimelerle elde edilmektedir.
“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa’dır. Mesîh’tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır.”
“Daha önce sana anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız başka peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konuştu.”
Hz.Musa’nın imtiyaz noktası Tur-i Sina’da Allah ile konuşmasıdır.
“Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın elçisi, Meryem’e atmış olduğu kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.”
O kelime ebediyen yaşatan ve insanlara rehber kılan bir ruh olmuştur.
“Andolsun ki, senden önce gönderilen peygamberler de yalanlandılar. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet edilmeye karşı sabrettiler. Allah’ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur! Allah biliyor ya, sana peygamberlerin kıssalarından haber de geldi.”
“Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.”
Allahın kelimesi bir hükümdür,değişmez.
“Ve zayıf, hakîr görülen o kavmini, kendisinde feyz ve bereket vücuda getirmiş olduğumuz yerin şark cihetlerine ve garp taraflarına varis kıldık. Ve Rabbinin güzel kelimesi İsrailoğulları üzerine sabreder oldukları sebebiyle tamam oldu. Ve Fir’avun ve kavminin yapmakta oldukları şeyleri ve yükseltmekte oldukları binaları tamamen helâk ettik.”
Dinlenilmeyen kelime firavunun kavmi için azap oldu,azabı getirdi.
“ De ki: «Ey insanlar, biliniz ki, ben sizin hepinize Allah’ın gönderdiği peygamberiyim. O Allah ki bütün göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O’ndan başka ilah yoktur. Hem diriltir, hem de öldürür. Onun için gelin Allah’a ve peygamberine iman edin. Allah’a ve Allah’ın bütün kelamlarına inanan o okuyup yazması olmayan peygambere de. Uyun ona ki, kurtuluşa erebilesiniz.”
Allah’ın sözleri birbirinden tefrik edilemez,bir bütünlük sağlar.
“Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.”
Allahın sözleri hakkı gerçekleştirmek ve yerleştirmek içindir.
“Ve eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah’ın kelâmını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. İşte bu (müsamaha), onların, bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır.”
Sorumluluk ve dindeki yükümlülük işitmekle başlar.Bu ehemmiyetindendir ki kur’anda kulak görmeden önce zikredilmiştir.
“Eğer siz ona yardım etmezseniz, biliyorsunuz ya, o küfredenler onu çıkardıkları sırada mağarada bulunan ikinin bir iken Allah ona yardım etmişti ki, o, arkadaşına: «Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir!» diyordu. Bunun üzerine Allah ona manevi güç ve huzur verdi, onu görmediğiniz ordularla destekledi ve küfredenlerin kelimesini en alçak etti. Allah’ın kelimesi ise en üstün olandır. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.”
Allah’a aid olan kelimeler ezelden gelmiş ebede gitmektedir.O’na aid olmayan,küfrü ifade eden kelimeler ise bir değer ifade etmezler.
“İnsanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir söz (ezelî bir takdir) geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve işleri bitirilirdi).”
Bütün eserler bir elden çıkıp ustasının yapanının birliğini ve bütünlüğünü gösterdiği gibi,Allah’ın sözü de tüm gönüllerdeki ve hayattaki birliğinde esasıdır.
“Öyle büsbütün yoldan çıkmış fasıklara Rabbinin sözü şöyle gerçekleşti: «Onlar artık imana gelmezler!»”
Allah haktır,sözü hakikattır.
“Onlara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeler vardır. Allah’ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte bu en büyük kurtuluştur.”
Allahın vadi haktır,elbette vadini yapacaktır.
«Ve Allah Teâlâ, hakkı kelimeleriyle izhar eder, velev ki günahkârlar hoşlanmasınlar.»
Hakkın ifade ve zuhuru kelimeler iledir.
“Muhakkak o kimseler ki, aleyhlerinde Rabbin kelimesi tahakkuk etmiştir, onlar imân etmezler.”
Allah’ın kelimesi karar ve hüküm ifade eder.
“Ve yemin olsun ki, Mûsa’ya kitabı verdik. Derken onda ihtilâf olundu. Eğer Rabbin tarafından bir kelime geçmiş olmasa idi elbette aralarında hükmolunurdu. Ve muhakkak ki, onlar ondan ızdıraba düşüren şiddetli bir şüphe içindedirler.”
İnsan kelimelerinin bir mana ve bütünlük ifade etmesi,varlığını sürdürmesi onların mayası ve tutkalı olan Allah kelime ve kelâmıyla mümkün olmaktadır.
“Ancak Rabbinin rahmetle yarlığadığı kimseler başka. Onun içindir ki, onları yarattı. Ve Rabbinin «Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım» sözü böylece tamam oldu.”
Allah sözünden dönmez.Söz bütün sıfatların muhassalası ve neticesidir.
“Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! Onun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. Ve O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.”
Kelimeler okunmak içindir.Ondandır ki ilk emim oku’dur.Kelime okumayı istilzam eder.
“Deki: «Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile.»”
Cennet ebedi kelâma müşerrefiyet yeridir.
“Eğer Rabbinin verilmiş bir sözü ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.”
Allah şeytana kıyamete kadar mühlet verdiği gibi,imtihanı da son kelimenin son mürekkebine ve noktasına varıncaya kadar sürdürecektir.
“Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de mürekkep, arkasından da yedi deniz (mürekkep olup kendisine katılsa) Allah’ın sözleri tükenmez. Gerçekten Allah, çok güçlüdür, hikmet sahibidir.”
Hiç sonsuz okyanus bir bardağa sığar mı?
“Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: «Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir.»”
Allahın sözünün yer yüzündeki mukaddes hamalları peygamberlerdir.
“İşte o nankörlük eden kâfirlere Rabbinin (azab) sözü öyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler.”
Bazen söz azab olarak tecelli eder.Söz kızgınlığın ve gadabın habercisidir.
“And olsun ki Musa’ya Kitap vermiştik de onda ayrılığa düşmüşlerdi. Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, onun hakkında şüphe ve endişe içindedirler.”
Allahın sözü zatının habercisidir.
“Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.”
Hakim tarafların sözünü dinler,kalemini kırar,hükmünü verir.
“Yoksa onlar, senin hakkında: «Allah’a karşı yalan uydurdu.» mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler; batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O kalplerde bulunan şeyleri hakkıyla bilir.”
İyilikler kötülükleri götürdüğü gibi,doğru ve hak söz,batıl ve yalan sözü siler,atar.
“Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur.» Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.”
Kulak verilecek söz,Allahın sözüdür.
“Bir de iffetini pek sağlam korumuş olan İmran kızı Meryem’i (misal verdi). Biz ona ruhumuzdan üfledik; o, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti ve içtenlikle itaat edenlerdendi.”
O’nun sözü tüm sebeblerin üzerinde,her şeye nüfuz eder,hayata hayat olur.
Hayatın kaynağı kelâm,hidayetin yolu yine kelâmdan geçer.

MEHMET ÖZÇELİK
28-10-2010

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .