KENDİNİ YOK EDEN ROBOT

KENDİNİ YOK
Robotun yapımı için gerekli tüm malzemelerin hazırlığına başlanıldı.Uzaktan kumanda ile yönlendirilen bir toplum robotu olacaktı bu robot.Kollar sıvandı,bunun için toplumda grublar oluşturuldu ve onlar beslendi.Gruplara ayrıştırılarak her grup semizlendirildi.Dövüşmeleri için hipodrumlar hazırlandı.

Adına sağcı-solcu,milliyetçi-anti milliyetçi,Ruscu-Amerikancı dendi.Özel getirildi,özel yerlere götürüldü.

Ve uzun yıllar toplum bunlarla meşgul edildi.Uyanınca işin vehameti ve geçen zamanlara esefler edildi.

Sonunda mi?Maşalar imha edildi,maşayı tutanlarca.Hatta maşayı verenlerde imha edildi,planı yapanlarca.

Geriye feryadlar,binlerce ölü ve pişmanlıklar kaldı.Ortada ise suçlu kalmamıştı.Herkes suçluydu veya birileri bu işi çok iyi tezgahlamışlar,herkes işin bir yanından tutarak nefsi müdafaaya geçmişlerdi.Bir cihette haklıydı,geridekiler haksızdı,bu işin oluşmasına sebeb olanlar,devlet,anneler-babalar,onlara hakikatları ve doğruları ulaştırmayan insanlar,birazda kendisinde de vardı var olmasına…

Şu anda hep geridekiler feryat etmedeler;bizler bir ömür boyu,üç nesil bunun için,bunlar için mi çalışmışız,herşeyimizi feda ettiğimiz değerlerimiz bugün çok basite ve ucuza harcanmakta,kapanmakta,kapatılmakta ve gerisin geriye atılmaktadır?

Tekrar çizginin başına geldik,üç nesil kaybettikten sonra…Hedefe bir türlü varılamadı,varmak isteyenlerde yok edildi.Bu yapılırken;bazen önce alkışlandı sonra vuruldu,bazende önce vuruldu,sonra alkışlandılar.Hem hain,hem kahraman,hem kurtarıcı,hemde düşman ilan edildi
Tıpkı üç mazlumlar gibi.1960 ihtilali onlar için yapıldı.1980’den sonraki anıtta onlar için yapıldı.Tezatlar ülkesi…Oysa onlar bir ideal ve hizmet uğruna devlet yükünü yüklenmiş,milletin selametini zayıf omuzlarına alarak tekeffül eden üç mazlum idi.Kara sayfanın üç ak şahsiyeti idi onlar.Akbabalara kurban edilen ak alınlı,mazlum ve mağdur gönül erleri idiler.11 yıldır kırdıkları esaret zincirini milletin boynundan çıkarmış,milleti idamdan kurtarmış,ancak kendilerini idamdan kurtaramayan milletin bu üç şeref madalyası millet tarafından da kurtarılamamıştı.
Milletin yüzüne kapanan kapıyı aralayan bu üç öncü kuvvete,memleket kapıları kapanmış,İmralı sürgün yeri reva görülmüştü.Sizi taltif etmeye gücümüz ve zamanımız yetmez,buyurun Allah’ın sofrasına,şuurunda olunmadan onlara ebedler kapısı aralanmış oluyordu.
Kazan dibin kara,seninki benimkinden de kara.Bir çok örnekleri yaşandı.

Gizli el çok gizli olarak gizliliğini gizledi.Meçhullerdeki bu malum esrar;bazen şahıs,bazen ideoloji,bazen ordu,devlet,laiklik,Atatürkçülük,aşırı dincilik,Hizbullah formalarını giyerek milletin önüne çıkıp müşteri aradı.Bir yandanda eskiyen formaları attı,yanında ürettiği yeni formaları yeni yerlerde kullanmak için üretti…

MİT Müslim Gündüzü kullandı? Çatlıyı kullanan emniyet Müslümü deşifre edince,Müslimi kullanan Mit-de Çatlıyı deşifre ederek misillemede bulundu![1]

Ağacı yine kendisinden olan balta imha eder yada içine girme istidadı gösteren kendi kurdu..kemirerek..emrederek..bilerek..bildirerek..ifşa ile..inşa ile…

Dış ve iç kavgalarla ve münakaşalarla suçluluk psikolojisi içinde olup savunmaktan kurtulmaktan;meselelerimizi konuşup çözmeye vakit bulamamışız.İç muhasebe ve düşünme kapsamı alanı dışında bulunmaktayız.Kapsam alanına girmeye maniler bulunmakta,bir asır ve üç asır boyunca bu bağlantı kurulamamaktadır.Bir dönem kominist ve sosyalist kapsamı içine alınmaya çalışılırken,şimdilerdede marksist bir yapının yapılanmasına acımasızca çekilmekteyiz.Önceden cehennem sunulmaya çalışılırken,şimdi yalancı cennet sunulmaktadır.

Kimse kıblesini koruyamıyor.Değişen kıblemi yoksa kıbleye dönenlermi dönek veya kalb olmuş para gibi sürekli değişmekte mi?Yıllardır savunanlar savunmasız kalıyor,savunulmak veya avunulmak istiyor.

Kaynağından çıkan su tekrar kaynağına dönermiş.Güzel fazilet ancak bir çok rezalet,aldanma ve aldatmadan sonra;özür dilerim,bende aldanmışım,yok yok benden değil,aldatılmışım..suçlu o..maçhuldeki adam..buyur madam..

Çok yanlışlıklar ve keyfilikler yapıldı.”Tabutluk yıllarının canlı şahidi Reha oğuz Türkken:”İniönünün kendilerini cezalandırmak için 1 nolu sıkıyönetim mahkemesinden alınıp 2 nolu sıkıyönetim mahkemesine verilen davalarına karşı yargıtay üyelerini tehdit ederek takdiri karar almalarını istemesine rağmen reddedilmesinden dolayı -keyfi olarak-onların hepsini emekli ettiğini anlatır.[2]

Ancak yapılan tahribler hızla telafi edilmelidir.Nitekim Menfilikte kalan insanlar müsbete geçince hızlı ve aksiyon insanlar oluyorlar. Adeta geçmişi telafi için. Mukayesesi çok.Menfiliğin acısını tatmış,başkasınında tatmasını istemiyor. İstidatlı olduğundan,orada nemalanamayıp,burada neşvü nema buluyor. Pişmiş bir insan oluyor. Tecrübeli ve görmüş bir insan. İşte Hz. ömer,Halid bin Velid.İmamı Gazali felsefeden hikmete ve Bediüzzamanda Hikmetten hakikata ulaşanlardan…Çünki Bediüzzamanın hedefi;Rasulullahın telkini ile iman gözü bir araya gelirse hakikat tezahür eder,[3]diyordu.

Birinci derecede önemli olan İstikamet,istikrar ve sebat etmek olup,ikinci derecede ise;hiçbir şey yapılmayacaksa bile,yanlışlıklar yapmamaktır.Yani sevab işlemek kadar önemli olan,günah işlememektir.

Yeni başrol oyuncumuz madam…Çünki kafalarla çok oynandı,yoruldu,yorgun düştü.Sıra kafa altına,göbek altına geldi,göbeğinden bağlı olanlarca…

Vitrinde kadın,sahnede madam,bu sefer harcanan özel seçilmiş kadın..harcamak için lazımdı şimdilik adı,daha sonra o maşada kırılacaktı.

Fikirler bitirildi,kadın gibi.Fikirlere pranga vuruldu.Düşünen kafa istenmiyordu,kusurları görür diye.Bediüzzamanında dediği gibi;Eğer baştaki başlar akıllarını başlarına alsaydı,mesele kendiliğinden halledilirdi.

Bıçak değse gölgeme

Sımsıcak kanım damlar:

Gel de bir bak ülkeme:

Başsız başsız adamlar…N.F. KISAKÜREK

9 Kasım 1989.. Yani, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı tarih..Bu duvar yıkıldı.Yıkılmaz denen Rusya 1989’da bir asırlık kalıntılarını attı,bizdeki fikre vurulan prangalar hala devam etmektedir.

Varsa yoksa makam,alkış,şan,şöhret ve hepsinin ürünü olan para..Kıble değişmişti,değiştiren ve değişenler gibi…Dış görünüşte harcanmak istenen para idi ancak oda bir maşa idi.

Hz. İbn-i Mes’ud’dan rivayette:”İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, o zamanda adam acz ve fücur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse, fücura aczi tercih etsin.”Böyle bir duruma insanlar terkedildi.

Şeytan vadetmiş ve ahdetmişti;kıyamete kadar tüm kulları saptıracağım diye…Avanelerine bu iş asırlardır yaptırıldı.Gizlenen,gizli olarak bu işi yapan şeytan artık resmiyete bürünmüş ve kendi partisinide kurmuştu;Satanizm…Şimdiye kadar yapılan gayrı resmi üyelikler resmileştirilmeye başlanmıştı.Tüm yolları kendi yoluna bağlamıştı.Her yol ona çıkmakta ve çıkarılmakta idi.

Bu yolları nasıl mı bağladı;Müslümanlar asırlardır manevi boşluk içerisine yitildi.Bir asırdır bizler bunun bocalamasını şiddetle yaşadık.Sonunda az gelmiş olsa gerekki,Mart ve Mayıs ve Eylüllere Şubatlarda eklendi.Bu 28 Şubat bahanesiyle maneviyata darbe vuranlar,onunla bağlı olan maddiyatıda çökerttiler.Ne dünyayı kazandılar nede ahireti.İrtifa kaydeden bu millet,irtica bahanesiyle düşüş ve bitiş içerisine girdi.Çünki maneviyat kaybettirilmeye çalışıldı.Kalb noktasından darbe alan milletin bütün vücudu zelzeleye tutuldu.Tedaviside aynı noktadan mümkün iken,ihmal edildi,göz ardı edildi.

1879 yılı bütçesinde gelirler 14 ve giderler 13 milyon altın görünüyordu. Ancak şişkin görünen rakamlar gerçekte kâğıt paranın düşüklüğü dolayısıyla kof gelirlerdi.

Ve Osmanlıyı yıkan duyunu umumiye gelirlerin % 40-ını ödüyordu,bugün biz % 110-unu ödemekteyiz. üç misli bir duyunu umumiye.

Dünya maneviyata yönelmekte,yöneldikçede maddi zenginliği elde etmektedir.Amerikan psikoloji dergisinde yayınlanan bilimsel bir araştırmaya göre;”Genetik açıdan ve anotomileri incelendiğinde insandaki beyin sinirleri arasındaki bağlantıların dinsel inançlara elverişli olduğunu belirtiyorlar.İlahi ve ayinlerin beyin ritmini rahatlattığını ve huzur verdiğini ve mutluluk duygusunun uyanmasına neden olduğu kaydedildi.dindar olmayan insanların ise bu boşluğunu meditasyon ile gidermeye çalıştıkları belirtildi.[4]

İngilterenin Glasgow şehrinin büyük durağında şu yazılıdır:Everyone of use shall give accont of himself to Gog=Hepimiz Allaha hesab vereceğiz”[5]

Biz ise hesabımızı unuttuk.Cumhuriyet nesli olarak en iyi yaptığımız iş;Geçmişi kötülemek ve yıkmak olmuştur.

Bilimde inanç olmaz,denilerek dünyanın tersine tersine kürek çektik.Ancak inançda bilimin olması onu ikmal ederken,tecrid edilmesi onu tenkis etmektedir.

ABD’nin Kaliforniya üniversitesinde yapılan araştırmada:Suç işleyen insanların işleme sebebinin;”Sosyal kişilikleri bozuk bir grup suçlu üzerinde yapılan araştırmada,suçluların beyninin ön kısmında bulunan ve suç esnasında insana pişmanlık verme,sosyal davranışlar kazandırma,hür irade ve vicdanla kazanılan davranışlardan sorumlu sinir hücresi merkezinin,diğer normal insanlara nisbeten,iki çay kaşığı hacminde,daha eksik olduğu ortaya çıktı.”Bununda ancak erken çocuk çağlarında yoğunlaştırma faaliyetleriyle fayda vereceğini belirtmişlerdir.

Bizler ise önleme değil,artırma yoluna gittik. Ne İsaya yarandık,nede Musaya.Çünki ne olduğumuz ve nereli olduğumuz bir türlü belirlenmedi.Uğur Mumcunun deyimiyle:”Biz Türkler,İsviçre Medeni kanununa göre evlenen,İtalya Ceza kanununa göre hüküm giyen,Fransa İdare hukukuna göre yönetilen,İslâm kurallarına göre Mezara konan bir milletiz.”veya doğum ve ölümümüz islâmi,yaşayışımız ğayrı islâmi!

Bu uğurda hizmet edenler hep suçlu görüldü ve suçlu sayıldı.Oysa”Avrupada 1992 yılında 55 bin denek üzerinde yapılan bir ankete göre İslâmiyeti tercih edenlerin %38-i Mevlana,%32-si Risale-i Nurdan etkilenerek müslüman olmuştur. Avrupada Şazeliyenin bir kolu olan Aleviyye:Amerikada Halvetiyyenin Cerrahiye kolu:ispanyada Endülüste tekrar İslâma dönüş adındaki dernek en yaygın tarikatlar olarak bilinir.”[6]

Biz kendimizi nasıl gösterdik,oysa nasıl göründük ve görünmek istendik?İşte bakın nasıl görünüyoruz;Cidde-deki günlük bir gazetenin muhabiri der:”Siz İslâm dünyasına dirsek çevirdiğiniz müddetçe İslâm dünyası kalkınmaz,ama sizde kalkınamazsınız.Şayet siz el uzatırsanız,İslâm dünyasında yerinizi bulursunuz,bizde kalkınırız.Çünki bu dünyanın size ihtiyacı var.”[7]

İslâm dünyası sürekli suçlandı ve suçladık.Müslümanları ve islâm alemini suçlamak için içi kof olan bahane ve suçlular hazırlandı.Peki ya şimdikilerin suçu ne idi,neden onların suçu ile suçlandılar?Neden eski defterler sürekli borç olarak sunulup borçlandırılmaya,ağır bedeller ödetilmeye çalışıldı ve halada çalışılmaktadır?

İşte karnemiz;Temel dursuna bir zayıfı için,Ahmedin selamı var,de.İki zayıfı için Mehmedin selamı var,de.üç tane için hem Ahmed ve Mehmedin selamı var dersin der.Ancak zayıf çok olunca dursun;tüm ümmeti Muhammedin selamı var,der.

Bizede tüm Ümmeti Muhammed selamını esirgememekte,sağolsunlar.

Ne mi diyelim?Onun gibi diyelim;

Biz kısık sesleriz…minareleri

Sen ezansız bırakma Allahım.

Ya çağır şurda bal yapanlarını

Ya kovansız bırakma Allahım.

Bize güç ver…cihad meydanını

Pehlivansız bırakma Allahım.

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma Allahım.

Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız

Ve vatansız bırakma Allahım.

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma Allahım. A.N.Asya.

Ne mi yapalım?

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes.

Ey kahpe rüzgar her nereden esersen es..N.F.Kısakürek.

MEHMET ÖZÇELİK

[1] (Bak aksiyon der.17-24-1997-sh.7.sayı.151.

[2] Bak.zaman.2-5-1998.

[3] Mesnevi-i Nuriye.22.

[4] Bak.Zaman gazt.21-5-2001.

[5] Bak Zafer dergisi.sayı.74,sh.18.

[6] Doç.A.Yüce.zaman gaz.19-3-2001.

[7] Türk ve İslâm Dünyasının Yeniden Yapılanması.Prof.S.Zaim.sh.146.

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .