ÖZEL HAYAT

ÖZEL HAYAT
Mecelle de “Ezmânın tegayyürü ile ahkâmın tebeddülü inkâr olunamaz”
Hükümler zaman ve zemine göre farklılık arzetmez.
Bir yerde haram olan,namus dışı olan,bir başka yerde namusluluk arz etmez.
Âyette:“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”
*” Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin Bu davranış sizin için daha hayırlıdır Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor

Eğer evde kimseyi bulamazsanız size izin verilinceye kadar oraya girmeyin Eğer size “Geri dönün” denirse hemen dönün Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir

İçinde size ait bir eşya olan oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur Allah açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.”
* Sebebi Nüzulü ise:Adiyy bin sabit den rivayet olunduguna göre Rasülüllah efendimize bir kadin gelerek Ya rasülellah evde öyle bir hal üzere oluyorumki o halimle beni kimsenin görmesini istemiyorum.Fakat birisi ansizin geliveriyor ne yapayim deyince bu ayeti celile nazil oluyor.
*Hz. Ömer bir gece dışarı çıkmıştı. Beraberinde İbn Mes’ud da vardı. Dolaşırken uzaklarda bir yerde bir ışık gördüler ve oraya yöneldiler. Nihayet bir evin önüne geldiler. İçeride önünde şaraplar olduğu halde bir ihtiyar oturmakta ve bir şarkıcı kız da şarkı söylemekteydi. Bunun üzerine Hz. Ömer aniden içeri girerek yaşlı adama “Ben bu gece gördüğüm, ecelini beklemekte olan bu ihtiyarınki gibi çirkin bir manzara görmedim”dedi. Bunun üzerine ihtiyar “Ey Mü’minlerin Emiri! Senin yaptığın benimkinden daha çirkindir. Allah Teâlâ insanların gizli hallerinin araştırılmasını yasakladığı halde sen bunu yaptığın gibi evime de izinsiz girdin!”diye karşılık verdi. O zaman Hz. Ömer “Doğru söylüyorsun”dedi ve sonra elbisesiyle ağzını kapatıp ağlayarak çıktı. Dışarıda kendi kendisine “Eğer Rabb’i onu bağışlamayacak olursa annesi Ömer’in mâtemini tutsun! Bu ihtiyar, yapmakta olduğu işi kendi ailesinden bile gizliyordu. Bundan böyle “Nasıl olsa Ömer beni gördü!”diyerek bu işi hiç terketmeyecektir” diyordu.
Bu ihtiyar bir zaman Hz. Ömer’in meclislerine gelmedi. Nihayet bir gün kendisini gizleye gizleye gelip cemaatın son saflarından birine oturdu. Onun gelişini gören Hz. Ömer “Şu ihtiyarı bana getirin!”dedi. Birisi kalkıp o ihtiyarın yanına giderek ona “Mü’minlerin Emîri! yanına gelmeni istiyor”dedi. İhtiyar, Hz. Ömer’in kendisine bir ceza vermesinden korkarak yavaş hareket ediyordu. Hz. Ömer “Yaklaş, yaklaş!”diyerek onu yanına oturttu. Sonra kulağına eğilip ona “Muhammed’i hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki o gece gördüklerimi hiç kimseye söylemiş değilim. Aynı şekilde o sırada yanımda bulunan İbn Mes’ud da bunlardan hiç kimseye bahsetmemiştir”dedi. Bunun üzerine o da Hz. Ömer’in kulağına şunları söyledi: “Ey Mü’minlerin Emîri! Muhammed’i hak peygamber olarak gönderene yemin ederim ki ben de o geceden beri, görmüş olduğunuz o işe yanaşmadım”. Bunları işiten Hz. Ömer yüksek sesle tekbir getirdi. Ancak halk onun niçin tekbir getirdiğini asla öğrenemedi.
*Elbette bir insanın derdest edilerek yerden yere vurulması akla da uygun değildir..
*Namus dışı davranışlara artık kişisel ve ailevi durum gibi meşru kılıflar giydirilmeye çalışılıyor.
Yapılan hareket namuslu bir hareket değil ki,ailevi hareket olarak kabul edilsin!
Namus-suzluk ne zaman özel hayat oldu.
*Baş örtüsü sırf kötülüklerden korunmak için ve Allahın emrinin yerine getirilmesi amacıyla yerine getirilmesi özel hayat olmuyor da,bir kişinin ailesine ve topluma ihanet edip,toplumsal ahlaksızlığa neden olması özel hayat oluyor?
Ne kadar tezat değil mi?
Bu gayrı meşru insanları benimseyen veya onlara oy verenler ve verecek olanlar acaba hangi yüzle kendilerini savunacaklardır.Onun o halini tasvib etmiş olmayacak mıdır?
Bunun hesabını nasıl ve ne şekilde verecektir?
Gayrı meşruluğun meşru olarak yayılmasına göz yummuş olmayacak mıdır?
Böylece kendisi de gayrı meşru bir pozisyona düşmüş olmayacak mıdır?
*28 şubat çerçevesinde Müslim Gündüz-ün evine ve yatak odasına girildiğinde bunu mahremiyet ve özel hayat olarak değil de,büyük bir başarı olarak değerlendiren medya,bugün kendi yandaşlarının kirli çamaşırlarının ortaya çıkmasını özel hayat olarak değerlendirmektedir.
Bir kısım Medya iki yüzlü daha doğrusu yüzsüzlük yapmaktadır.
*Dinen;araştırmak ve toplumun güven ve selameti için,hukuka dayalı olarak tecessüste ve araştırmada bulunulmasında bir beis yoktur.
Nitekim ordunun içinde çöreklenmiş ve bu sebeble de gizli bilgileri satmakta olan fuhuş çetesinin ortaya çıkarılması nasıl yanlış bir uygulama değilse,siyaseti kirleten insanlarında bu kirli çamaşırlarını tesbit ederek siyasetten uzaklaştırmaya çalışmak,halkın kirli insanlar tarafından yönetilmesini engellemek amacıyla tecessüste bulunmakta anormal bir durum değildir.
Problem bunu etrafa saçıp savurmadadır.
Batıda ar meselesi olan ve istifaya sebeb olan fuhuş görüntüleri,bizde şöhret olarak gösterilmeye,kabullenmeye,sahiplenmeye,neredeyse ayrıcalık olarak gösterilmeye çalışılıyor.
Buda namus duygusunun kaybolmasına veya dumura uğramasına yol açmaktadır.
Kirli hayat veya Hayat! Kadının hayatı özel hayat değildir.
Belki özel hayatlardan çıkarılması gereken hayatı ortadan kaldırıcı çirkin davranışlardır.
19-05-2011
MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .