ŞİFA

ŞİFA

Allahın bir ismi de Şâfi yani şifa veren anlamına gelen ismidir.
Nasıl ki Rahman ismi rızık vermeyi gerektiriyorsa,hakeza Şâfi ismi de hastalıkların varlığını iktiza etmektedir.Tâ ki hasta o isme yapışarak hem Allah-dan şifasını taleb etsin ve hem de o ismin hürmetine o hastalık kendisine Allah-a yaklaştırsın.

Eyyüb peygamberimi imtiyazlı kılan ve O’nun –Sabır kahramanı-olarak tavsif edilmesine sebeb olan olay hastalıklardır.
Hastalıklarla imtihanı kazanmış,Kur’an-ı kerim-de önemli bir makam almış,asırlardır bir yandan insanlar tarafından hayırla yadedilirken,diğer yandan da insanlara sabır konusunda nümune-i imtisal olmaktadır.
O böylece insanlık için farklı bir çığır açmıştır.

En büyük şifa kaynağı Kur’anı Kerim-dir.
‘Ya eyyuhen nasu kad caetkum mev’izatum mir rabbikum ve şifaul lima fis suduri ve hudev ve rahmetul lil mu’minîn.’
“Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.”
“Biz bu Kuran’ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: «Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille söylenir mi?» derlerdi. De ki: «Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır.» İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.”
“Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.”

*İnsanın kıymeti Allah-ın isimlerine mazhariyet cihetiyledir.Hatta cennetten ihracı tavzif olan insanın,Allah-ın Şafi ismi gibi tecellisine makes ve mazhar olacağı bir yer olarak dünyanın seçilmiş olmasındandır.
Nitekim cennette açlık olmadığından Rahman ismi,zulüm olmadığından Âdil ismi,hastalık olmadığından Şâfi ismi ve hakeza,bu isimler orada pişme ve olgunlaşma manasında tecelliyi celb etmediğinden,dünyaya gönderildi.

Allah insanı bu dünyada isimlerine ve sanatına bir model olarak yaratmıştır.
Hastalık bir model olup,Şâfi ismi de ona biçilmiş bir kaftandır.

Hastalıklar maddi ve manevi olarak vücudun yenilenmesidir.Tıbben vücudun yenilenmesi,hastalığın varlığıyla gelişmektedir.Vücut kendini revize etmekte,vücuda maddi-manevi format çekmedir.

Hastalıklar insana ya sermaye olan sevab kazandırmak için veya saykal vurup günahlardan arınması veyahut da intibaha sebeb olarak günahlara mani olması için gelir.

Zira en büyük musibet dine gelen musibettir.Yani insanın manen, kalben, vicdanen ve ruhen hasta olmasıdır.

Çünkü mü’min olan bir kimsenin başına her ne vakit bir musibet gelse,musibeti verene yönelir.
“O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler.”
Yakub Peygamber gibi,Allah-ı insanlara değil,musibeti Allah-a şikayet eder.
“(Ya’kub:) Ben gam ve kederimi sadece Allah’a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum, dedi.”

Musibetlerde evvela kişi bunu kendisinden bilmelidir.Ayağına değecek bir taş da bile,kendi kusurunu gözden geçirmelidir.İlk kusur aranacak kişi kendisi olmalıdır.
“Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: «Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin» diye niyaz etmişti.
Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.”
“(Resûlüm!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti.”
Bundan dolayı Hz.Eyyuba da Allah-ın ihsanı büyük oldu.
*Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Eyyub aleyhisselam üryan (çıplak) vaziyette yıkanırken üzerine altından bir yığın çekirge düştü. Eyyub aleyhisselam hemen onu elbisesine avuç avuç koymaya başladı. Bunun üzerine Rabbi ona nida etti: “Ey Eyyub, ben seni bu gördüğün (dünyalıktan) müstağni kılmadım mı?” Eyyub aleyhisselam: “Evet! Ey Rabbim! Velakin senin bereketine karşı istiğna yok!” diye mukabele etti.

Şifa sadeve ve sadece Allah-ın elindedir.Hastalığı veren O olduğu gibi,veren de O’dur.Nitekim İbrahim Peygamber bu manaya vakıftı.
“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”

Bu gün Avrupa tıp fakültelerinde –El-kanun fit-Tıb-adlı eseri okutulan İbni Sina,koca tıp ilmini iki cümlede topladığını ifade etmiştir:
“Bütün ilm-i tıbbı iki beyitte topladım:“Yediğin zaman az ye, Bir defa yedikten sonra üzerine yemekten sakın. Şifa yediğini hazmedebilmektedir. Bir mide için yemek üzerine yemek sokmaktan daha zor gelen bir şey yoktur.”

Mü’min her şey gibi hastalığında geçici olduğunu bilir,yerine sevabını bırakıp gideceğine inanır.
*”Izdırabın sonu yok sanma, bu âlem de geçer
Ömr-ü fâni gibidir, gün de geçer dem de geçer”N.Tevfik.
Yâdında mı doğduğun zamanlar?
Sen ağlar idin gülerdi âlem.
Bir öyle ömür geçir ki olsun
Mevtin sana hande, halka mâtem…”Kelam-ı Kibar .

MEHMET ÖZÇELİK
28-04-2010

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .