SÎRET VE SÛRET

SÎRET     VE      SÛRET

            Ebu Said el-Hudri-den rivayette Peygamberimiz:” Sizden bir kimse çirkin bir iş görürse onu eliyle değiştirsin,eğer buna gücü yetmezse diliyle tağyir etsin,buna da gücü yetmezse kalben nefret etsin,bu ise imanın en zayıf derecesidir.”[1]

            Âyet-i Kerime de:” Gerçekten siz bilirsiniz ki,Davud zamanında kavminiz Cumartesi günü balık avından men edilmişken,içinizden bu emri çiğneyip geçenlere –zelil ve hakir maymunlar olun-dedik.”[2]

            Rasulullah aleyhisselam’a:” Şu maymun ve hınzırlar meshedilen yahudilerden kalma mıdır?”diye soruldu. Aleyhis Salâtu vesselam:” Allah bir kavmi helak veya meshetti mi artık onlara bir nesil ve devam kılmaz.”diye cevap verdi.”[3]

            “ Biz,o azabı,onlarla bulunanlara,onlardan sonra gelip duyanlara,ibret ve takva sahibi mü’minlere de bir nasihat kıldık.”[4]

            Bu sebt kavminin başına gelen maddi ve manevi değişikliğin gerçek ve tahakkuku ile beraber;şu da Mücahid-den nakledilir:” Onların kalbleri maymun haline gelmiş olup,yoksa kendileri maymunlaşmadılar.”yani”maneviydi”de denilmektedir.[5]

            Farabi eserinde:” Tenasül kuvveti de ikiye ayrılır ki;birisi hakim kuvvettir,diğeri hadım kuvvettir. Hakim kuvvet kalbde bulunur,hadım kuvvet tenasül uzuvlarında bulunur. Tenasül kuvvetini ihtiva eden husyelerden biri,canlıyı vücuda getiren maddeyi hazırlar. Öbürü ise canlıya,kendi nevine mahsus olan suretini veren maddeyi ifraz eder. Maddeyi hazırlayan kuvvet (husyenin) dişilik kuvvetidir. Sureti veren kuvvet ise (husyenin) erkek kuvvetidir. Binaenaleyh,dişi,dişilik maddesini hazırlaması itibariyle dişidir. Erkekte o maddeye kendi nevinin suretini ve kuvvetini vermesi itibariyle erkektir.”[6]

            “Bir zayıf Hadiste,Hz. Musa (AS) devrinde böyle davranan birisinin (Maneviyatı dünya işlerine alet eden),domuz şeklinde meshe uğradığı haber veriliyor. O,her mecliste Hz. Musa-dan ve O’nun büyüklüğünden bahsediyor olmasına rağmen,bütün bunları kendi çıkarlarına alet ettiği için Allah’da onu mahlukatın en habisine tahvil etti.

            Allah,melek,cin gibi tarafımızca görünmeyen,bilinmeyen,tamamıyla anlaşılamaması bizim ihatasızlığımızdan,kısırlığımızdan,çerçeve ve buudlarımızın darlığından ileri gelmektedir.

            Ruh ve duygular sahibi olan insan;sahib olduğu bu değerleri ne kadar ve nasıl tarif edebilmektedir? Ancak yaratıcının tarif ettiği tarif kadar bir ma’rifet…

            Allah-ı bilmek ve ma’rifetullah,nisbeti nisbetince Allah tarafından bilinmenin bir yoludur. Bilinmek ve hatırlanmak için,bilmek ve hatırlamak gerektir.

            Muhabbetullah ise;onda fani olmaktır.

            Beden ölünce,ruh kundağına sarılıp sarmalanarak,çıplak kalmadan latif ve estetik elbisesini giymekte,ona giydirilmekte ve alemi misalde beklemektedir.

            İnsan sadece bir bedenden  ve maddeden ibaret olmadığını da göstermektedir.

            “ İnsanın tabii haline aykırı olan her durum bir anormalliğe sebeb olur. Bu da sadece heyecanlık noktasında takılıp kalmakla ortaya çıkmaz,her iki halde de (meleklikte de) ortaya çıkar.”[7]

            İnsanın terbiye edilmesi,insaniyetini kazanması ve koruması demektir.            

            Hadis-i Kudsi de:” Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı.”[8] Yani insan,ismi Rahmanı,Allah-ın isim ve sıfatlarını,Samediyyetin ayinesi oluşunu en güzel manada gösterir bir mahiyette yaratılmıştır.

            Maddi yiyeceklerin insan üzerindeki tesiri gibi,manevi gıdalarda insanlar üzerinde müessir olmakta,onun manevi yapısını etkilemektedir.

            Hadis-de ahirzamandan bahsedilirken bir kısım insanların helak olup,diğer bir kısmında “Kıyamet gününe kadar maymun ve domuz suretlerine tebdil edecek” ifadesini İbnü’l Arabi bu tebdilin,geçmiş ümmetlerde olduğu gibi hakikat olmak ihtimali bulunabileceği,tebdili ahlaktan kinaye olmak ihtimali de vardır,demiştir.”[9]

            Rasulullah-dan:-Fe Te’tune efvacen- (Ve siz de bölük bölük gelirsiniz.)[10] hakkında soruldu=Buyuruldu ki;Ümmetimden on sınıf muhtelif suretlerle cehenneme sürüleceklerdir.

Birincisi:Maymun. İkincisi:Domuz. Üçüncüsü:Tepe aşağı ki onları,yüzleri üstüne cehenneme sürüyeceklerdir. Dördüncüsü:Kör. Beşincisi:Sağır ve dilsiz. Altıncısı:Dilleri göğüslerine kadar uzamış ve ağızlarından cerahat akmakta bulunmuş olduğu haldeki, ehli mahşer onlardan iğrenecektir. Yedincisi:Elleri,ayakları kesik. Sekizincisi:Ateşten direklere asılmış. Dokuzuncusu:Leşten ziyade kokmuş. Onuncusu:Ateşten elbise giyinmiş olarak mahşere geleceklerdir.

            Ayriyeten devamında da bu gibi durumu hangi günahların gerektirdiği de açıklanmaktadır.[11]

            Kur’an-ı Kerim bu tip insanları;”İçi boş,ruhsuz kütükler”[12]

            İnsan hariçten etkilenmeye müsait bir varlıktır. Hakimiyet nisbetinde,etki gösterirler. Mesela;” Cin insana galib gelir ve ona musallat olursa,insandaki insanlık sıfatı kaybolur.”der Mevlâna.[13]

            Hadiste:” Ruhlar,cünûdu mücennededir,tanıştıkları ölçüde bir araya gelirler.”[14] Yabanilik oldukça,menfilikler zuhur eder.

            İslâmiyetteki Tevhid-in hakikatı olan her şeyde Ma’rifetullaha nazarların çevrilib yönlendirilmesindeki en büyük sebebte ruhun bu üstünlüğünü ve hariçten etkilenmesini azaltmak veya ortadan kaldırmaktır. Kendi yaratılış fıtratında devamını sağlamaktır. Yükselişte hızını arttırmaktır.

            Hadis-de:” Suhayb,Allah-ın ne hoş bir kuludur ki,undan korkusu olmasa bile günah işlemez.”diğerinde;” Ebu Huzeyfe-nin azatlısı Salim,Allah-a aşık olduğundan ondan korkmasa bile günah işlemez.”[15]

            Maneviyatı, ruhu bedenine hakim olan insan –Mevlâna-nın ifadesiyle-devesine binip onu dizginlemiş bir insan gibidir. Bedenin hakim olduğu insan ise,devesi kendisine binmiş insan durumundadır. Onun boyunduruğu altına girmiştir.

            İnsanın bedeni ile ruhu, maddesi ile manası da bununla orantılıdır.

27-02-2000

MEHMET     ÖZÇELİK


[1] Müslim.Riyazü-s Salihin. 1 / 228.

[2] Bakara.65.

[3] Kütüb-ü Sitte. Prof. İ. Canan. 11 / 146-147, 16 / 443-446,368.

[4] Bakara.66,Maide.60,A’raf.166.

[5] Bkn.Hesaplaşma.N. Kutsal. Sh. 128.

[6] el-Medinetü,l Fazıla. Farabi.Çevr. N. Danışman. Sh. 61-62.

[7] İslama Göre İnsan Psikolojisi. M. Kutup. Çevr. A. Nuri.126.

[8] Lem’alar. B. S. Nursi. 92,Kitab-ı Mukaddes. Tekvin.27 ayet. bab. 1. sh. 2.

[9] Sahih-i Buhari Muhtasarı.Tecrid-i Sarih Terc. ve Şerhi. 12 / 45-46.

[10] Nebe’.18.

[11] Mesnevi. Mevlana. Terc. Tahirul Mevlevi. 5 / 1633, Safvetü’t Tefasir. M. A. Sabuni. Terc.Doç. S. Gümüş, Dr. N. Yılmaz. 2 / 117,369,470, Mecmaut Tefasir. Beyzavi. /Arapça) 6 / 441.

[12] Münafikun.4,

[13] Ruh Nedir? M: Kırkıncı. 100.

[14] Fezail-i A’mal. Müslüman Şahsiyeti. M. Z. Kandehlevi.161.

[15] Acluni. Keşfu-l Hafa. 11 / 323, Bkn. İlmihal. İSAM. 1/54.

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .