YILANIN IZDIRABI

YILANIN IZDIRABI

Seyahat meşakkat olmasına rağmen seyahatten yorulmaz,tedirgin olmazdı. Ama bir şey onu tedirgin ederdi;oda namazı kaçırma korkusu.

Nitekim bir gün hanımıyla beraber binmiş oldukları otobüste,yolculardan çok,kesilmiş tavuklar vardı.

Namaz vakti gelmiş,vakit daralmıştı. Şoförden uygun bir yerde,birkaç dakikalığına durmasını,namaz kılacaklarını söylediklerinde aniden sert ve ters tepki gösteren şoför,bahanesini de bir af ve korunma sebebi olarak eklemekten de geri kalmadı. Eğer durursa Tavuklar kokacaktı. Bir an evvel götürmesi gerektiğini söylüyordu.

Bu insanlar her ne kadar kapı ve kapıları kapatsalar da bir kapı açık olurdu,o kapıdan girilir, bu insanlara yaklaşılabilirdi. Aksi takdirde onlar bizden uzaklaşırken,bizde kendimizden uzaklaştırmış oluruz.

Bu düşünceyle yanına yaklaştı ve sordu:

-Şu anda rot çıksa ne yaparsınız?

Soru ağır,ancak cevabı kolay olmakla beraber,biraz da basitçeydi,yani kaçamaklı idi.

-Allah Kerim!

-Ancak Kerim olduğunu söylediğiniz Allah-ın namazını da kıldırmıyorsunuz! Bu nasıl iştir,deyip yerine oturdu. Ancak yerine oturmayan birisi vardı. O da Vicdanı. Boş durmuyor,içten içe şoförün gözünün önünden geçmişten geleceğe uzanan şeridler geçiyordu. Bunlar önceki sözden daha ağır ve acı idi. Onun kadar dayanılması da güç idi.

Çok sürmedi. Bir yerde duran Kaptan,kendisini hiç bu kadar muhasebeye çekmemişti. Biraz minnetle,birazda eziklikle geriye dönüp kendisini irşad edene;

-Haydi namazınızı kılın!

Namazını kılıp otobüse döndüklerinde yılların içerisinde biriktirdiği acıyı dışına vurup,hafiflemek ve rahatlamak istiyordu. Bu düşünceyle;

-Ben faizcilik yapıyorum. Faizcilik yapan adamın namazı olmaz. Babam da faizcilik yapardı. Dört defa da Hacca gittim. Bir gün bir rüya gördüm. Babam dağa tırmanıyordu. Ancak tepesine varmadan tekrar aşağıya yuvarlanıyordu.

Bir yandan da bu durum devam ederken,bir yılan devamlı onu sokmaktaydı.”

Sürekli süren bu senaryonun acısını hissediyor,bu kirli yüzle de Allah-ın huzuruna çıkılamayacağı fetvasını kendi kendine veriyordu. Demek ki,babası gibi kendiside sıkıntıda,akibetinin endişesini adeta yaşıyor gibiydi.

Rüyadan anlaşılan odur ki;babası kötü durumdaydı. Nasihata,yardıma ihtiyacı vardı. Bunun üzerine kendisine,babasına dua etmesi söylenildiğinde,yarası bir daha deşilmiş gibi,diğer sıkıntısını dile getirdi;

-Niye edeyim?? Malını öbür kardeşime verdi,o yapsın!

Günahın ve hesaplaşmanın boyutu büyüktü.

Dünyada iken faizle insanları zehirleyip kanını emenlere,kabirle başlayan yılanın ızdırabı bir hakikat olarak buradakilere de görülmekte ve gösterilmekte idi.

Bu yolculuktan da bir ders ve bir ibret alınmıştı.

Daha kim bilir bizleri bekleyen,alınması gereken nice ders ve ibretler vardı!!!

31-07-1998 – MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesOcak 3rd, 2015

Yoruma kapalı .